MEKKE MUTABAKATI MIYDI; SUUDİ AMERİKA MIYDI?
“Mekke Mutabakatı” mı, Özel ABD-İsrail Tatbikatı mı?
Pakistanlı Paşalardan Husiler’e Uyuz Çıkış: “Kutsal mekânlarımızı koruyacağız!”
Suudi Arabistan Mekke’ye yönelik uyduruk İHA saldırıları bahanesiyle Yemen’deki İran destekli Husiler’i sorumlu tutarken, Pakistan’dan dikkat çeken bir açıklama yapılmıştı. Pakistan Savunma Bakanı Havace Asif, Türkiye’nin de imza attığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı hatırlatmıştı. “Ortada bir anlaşma olmasa bile, şayet kutsal mekânlarımız saldırıya uğrarsa, onları korumak adına ebedi bir anlaşmayla yükümlüyüz. Allah’ın Evi ve Medine-i Münevvere; buraları korumak bizim dini vazifelerimiz arasındadır!..” (17 Eylül 2026 Gazeteler) diye horozlananlar, acaba Kuduz İsrail’in kutsal Kudüs katliamlarına karşı niye suskunlardı?
“Mekke’ye İHA Saldırıları” Yalandı!
Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki, Kraliyet Hava Savunma Güçlerinin 15 Eylül 2026’da Husiler tarafından fırlatılan bir İHA’yı Mekke’deki yasaklı hava sahasına girmeden tespit ettiğini, İHA’nın kentin güneyinde engellenerek imha edildiğini açıklamıştı… Husiler’in Askeri Sözcüsü Yahya Seri ise yaptığı açıklamada, Mekke’nin hedef alındığına ilişkin iddiaların kesinlikle gerçeği yansıtmadığını hatırlatmıştı. Yahya Seri, Suudi Arabistan’a yönelik operasyonlarında sadece petrol tesisleri ve askeri üsleri hedef aldıklarını, kutsal mekânları hedef dışı tutan bir strateji uyguladıklarını vurgulamıştı.
Suudi Amerika’daki silah depolarına ve üs alanlarına yönelik saldırıları MEKKE’ye ve KÂBE’ye yapılmış gibi gösterip İran’a sataşmak ve İsrail-ABD’nin işini kolaylaştırmak isteyen bu ucuz KAHRAMANLAR, neden 3 yıldır Kutsal Kudüs ve civarındaki Filistin’de soykırım uygulayan, resmi 100.000, gerçekte 300.000 cana kıyan ve Gazze’yi tamamen yıkan kuduz İsrail’e karşı, niçin ciddi ve cesaretli hiçbir adım atmamışlardı. Riyakârlık ve münafıklığın böylesine hiç rastlanmamıştı!
Kaldı ki Husiler tarafından atıldığı iddia edilen İHA’ların, İran ile Mekke Mutabakatı’nı (NATO’nun İslamcı kanadını) vuruşturmak isteyen ABD ve İsrail tarafından kasıtlı olarak havalandırılmadığını kim kanıtlayacaktı? Biz Milli Çözüm Dergisi olarak aylardır bu tuzağa dikkat çekip, ilgilileri ve yetkilileri uyarmıştık!..
Suudi Arabistan’la İsrail arasında diplomatik ilişkiler bulunmadığı halde; Suudi Arabistan üst düzey bir askeri temsilcisini İsrail ve ABD güdümlü bir özel toplantıya yollamıştı. Toplantıdan sızan bir istihbarat daha vardı… Dışişleri Bakanlığı’nın Instagram sayfasından ilginç bir paylaşım yapılmıştı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13-14 Eylül 2026 günleri Şam’a yaptığı ziyaretin görüntüleri enteresandı.
Bazı Kişilere Giden 21 Eylül 2026 New York Davetiyesinin Sırrı
O günlerde Ankara’da ve New York’ta bazı kişilerin önünde bir davetiye vardı. 21 Eylül akşamı New York’ta, Cipriani’nin dev salonunda “Türk-Amerikan ilişkilerinin 100’üncü yılı dolayısıyla bir toplantı yapılacaktı.” Davet eden ev sahipleri şunlardı: Amerikan Ticaret Odası, Türk Amerikan İş Konseyi… Bir de New Yorklu bir çift. Louise ve Hamdi Ulukaya.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu davete katılıp katılmayacağı konusunda henüz resmî bir açıklama yoktu, ama tahminlere göre katılacaktı. Tabii Türk-Amerikan ilişkilerinin 100’üncü yılı olunca şu soru da akla takılmıştı: ABD Başkanı Trump da katılacak mıydı? Katılırsa, Mekke Anlaşması sonrasında ilk buluşmaları olacaktı. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı 20 Eylül’den itibaren New York’ta bulunacaktı… Bu arada BM Genel Kurulu’nda yapılacak hamasi konuşmalar bize Bakara Suresi 14. ayetini hatırlatmıştı: “(Bu münafıklar) İman edenlerle karşılaştıklarında (sadık din ve dava ehliyle bir arada bulunduklarında): ‘Biz de iman etmiş kimseleriz (ama İslam’a hizmet için kâfirlerle zahiren iş birliği görüntüsü vermekteyiz; sakın bizden şüphelenmeyiniz!)’ derler. (Ancak) Şeytanları (ve şer odaklarıyla gizlice buluşup) baş başa kaldıklarında (ise); ‘Şüphesiz biz (asıl) sizinle beraberiz, (sizin hedeflerinize hizmet etmekteyiz.) Biz (mü’min ve Müslüman kesimleri sadece idare ve) istihza etmekteyiz’ (zira ‘onların desteğini almak mecburiyetindeyiz’) derler.”
Biz bu ziyareti beklerken 6 jet; İsrail ve Türkiye’nin iki adım ötesinde tatbikat yapmıştı!
Biz bu Şam ve New York ziyaretlerini tartışırken, aynı bölgeden son 2 hafta içinde çok önemli iki istihbarat alınmıştı. Ağustos ayının son haftasında Mısır semalarında 6 jet uçağı saptanmıştı. Hava kontrolü yapan askeri istihbarat kuruluşları için tam anlamıyla sürpriz bir olaydı. Çünkü Mısır hava sahasında uçan 6 jet bu bölgede ilk defa görülen savaş uçağı tipleriydi. “J-16” adı verilen uçaklardı. Bunlar Çin Hava Kuvvetleri’ne ait, en yeni nesil savaş uçaklarıydı.
Uçakların altısı da ağır silahlar taşımaktaydı. Bu uçakların giriş nedeni de enteresandı: Mısır’la birlikte ortak tatbikat yapılmaktaydı… Ve bu tatbikat İsrail’in bir adım ötesinde yapılmıştı. Tabi ki bizim de iki adım ötemizde bulunmaktaydı. Çin Hava Kuvvetleri ilk defa bu kadar uzak bir bölgeye de uçmuşlardı. Peki Çin uçakları 6 bin kilometrelik mesafeyi uçarak nasıl ulaşmışlardı? İki yolla… Ya yol boyunca YY-20 Çin yapımı tanker uçaklarla, ya da Pakistan’ın Karaçi şehrine inip yakıt ikmali yapmışlardı. Yani bizim “Mekke Anlaşması müttefikimizden” birinin topraklarına konmuşlardı…
Çin ve Mısır, Batılı Bir Uçakla İlk Gerçek İt Dalaşı Tatbikatı Yapmışlardı!..
6 Çin uçağı bu manevra sırasında kendileri açısından çok önemli bir de eğitim yapmıştı. Fransız yapımı Rafale uçakları ile karşılıklı savaş tatbikatı imkânı bulmuşlardı. Yani NATO üyesi ülkelerin envanterinde olan bir uçakla karşı karşıya savaş tatbikatı yapılmıştı. Bunu da Mısır Hava Kuvvetleri’nin elindeki Rafale’lerle gerçekleştirmiş oldular. Kısaca 6 Çin J-16 uçağın pilotları evlerine, bu gerçek “İt dalaşından” topladıkları bilgilerle dönüyorlardı.
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…
