Yazar: yonetici
0 Yorum 11 Görüntüleyen

AZİZ ERBAKAN HOCAMIZIN
MANA ÂLEMİNDEKİ VECİZ ÖĞÜTLERİ

Erbakan Hocamızın buyurdukları gibi: “Allah’ın eli, gerçek Allah dostlarının elidir! Ricalûllah olan Allah erlerini tanıyın ve onlara yaklaşıp yararlanmaya bakın… Allah’tan istemekten, halinizi Allah’a arz etmekten çekinmeyin!.. ‘Ey yerlerin ve göklerin Sahibi, dara düştüm. Ellerimi sıkı sıkı tut, bırakma’ (de ki felaha ulaşasın)!.. Allah’ın rahmet ve merhamet eli her an Kendisini seven kullarının üzerindedir; bunu asla unutmayın. Düşmanların çokluğuna ve güçlü sanılmasına aldanıp umutsuz ve mahzun da olmayın, fakat Allah için hüzün insanı olgunlaştırır. Hüzün bir insanın yüreğine değdiyse, ya Mevlâ’sını özlemiştir veya Mevlâ’sı onu özlemiştir. Mevlâ’yı özleyen gönül ya hüznü bekler veya her an hüzündedir. Bela, gam ve keder Mevlâ’nın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır; vurdukça Kendine çeker. Varış Mevlâ’ya olduktan sonra gam olsa ne olur, bela olsa ne olur?!.. Haydin bakalım, kalkın, vakit; Rabbe sığınmak vaktidir. Vakit; dua vaktidir. Vakit; gayret vaktidir. Vakit; kardeşlik vaktidir. Vakit; zikir… Vakit; şükür… Vakit; hamd ve fikir vaktidir!”

“Allah bazen senin planlarını yıkar; planların seni yıkmasın diye!..”

“Allah niyeti hayır olanın da, şer olanın da karşılığını bire binle ödeyecektir.”

“Allah, bile isteye hatalarınızı tekrar etmediğiniz sürece sizin yanınızda olacaktır. Zira Allah yorulanların da Rabbidir, yanılanların da Rabbidir, yenilenlerin de Rabbidir!..”

“Allah’ım, rızana ulaştırmayanları ve davana hayrı olmayanları bizlere nasip etme…”

“Allah her an yanınızdadır, unutmayın, O tüm yaptıklarınızı görür, konuştuklarınızı duyar. Yetmez, Allah sustuklarınızı da işitendir…”

“Allah’ın rızasına kavuşmak için, hiçbir iyiliği küçük görme! O’nun gazabı ise günahlar içinde saklı olduğu için hiçbir günahı da küçük görme! (Ki takva ehline katılasın…)”

“Siyaset; ülkeye, millete ve mazlum kesimlere en etkili ve yetkili şekilde hizmet etme mesleğidir. Allah; hem dinini-davasını, hem de Kendi rızası ve insanların yararı için sa’yü gayret gösteren kullarını, görünen ve görünmeyen orduları ile destekleyecektir. Bu dünyanın kuralı (yani Sünnetullah) böyledir. Dünya durdukça da böyle devam edecektir! Amma, siyaseti hıyanet fırsatı görenler, şahsi makam ve çıkar aracı olarak değerlendirenler ise, en suçlu ve sorumlu kimselerdir!”

“Mustafa Kemal Atatürk; hayatını, rahatını ve tüm imkânlarını, ülkesi ve milleti için harcayan ve tüm mal varlığını başta Kahraman Ordumuza ve devletin hayır kurumlarına bağışlayan ve son nefesinde ‘ve aleykümüs-selam’ diyerek ruhani ve nurani varlıkların selamını alan mü’min ve seçkin bir şahsiyettir!..”

“Allah’ım! Secdeye karşı muhabbetimizi artır. Haramın çirkinliğini, helalin lezzetini hissettir. Kardeşlerimi rızan ile sevindir…”

“Hâşâ; Allah’ın, önüne koyduğu, Rabbinden daha çok ilgi ve sevgi duyduğu ne varsa her şey insanın putudur! Sor bakalım kendi kendine; senin putun nedir? Malın-mülkün, araban, eşin, annen, baban, çocuğun, işin, makamın, mevkiin vesaire… Senin putun nedir? Senin ilahın kimdir? Allah’tan başka ilah edinenler bilsinler ki, bu insanlar dünyada da ahirette de asla mutlu ve huzurlu olamayacaklardır.”

“Allah sizin karşınıza, her zaman istediğiniz ve arzuladığınız insanları değil, bazen imtihan için ihtiyacınız olan insanları çıkaracaktır. Öyle ki bu insanlar; bazen size yardım edecek, bazen sizi incitecek, bazen size acı verecek, bazen sizi terk edecek, bazen de sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacak, sizi olgunlaştıracaklar. Bazen de Allah, sizi ve davanızı korumak için bazı insanları hayatınızdan çıkaracaktır… Artık bunlara, zaten içeriğini ve ne manaya geldiğini pekâlâ bildikleri video, makale, rüya paylaşımları yapmaya devam etmeyin, peşlerinden koşmayın…”

“Allah-ü Teâlâ bir kulunun iyiliğini isterse ona; iyi şeyleri unutursa hatırlatacak, hatırlamış ise yapmak hususunda yardımcı olacak samimi bir dost bahşeder…” (Hadis-i Şerif)

“Akıllı; herkesten öğrenendir… Kuvvetli de; hırslarını yenendir… Zengin ise; halinden memnun olabilen, helal ve meşru kazancına kanaat edebilendir!”

“Arkanda bıraktığın köprüleri yık (geçmişe takılıp kalma) ki; ilerlemekten başka çaren kalmasın! Azim; yani kararlılık, tutarlılık ve devamlılık paha biçilemez bir hazinedir. Çok zeki veya çok becerikli olduğunuz için değil, sorunlarla uğraşmaktan asla vazgeçmediğiniz için başarılı olursunuz.”

“Rabbiniz Teâlâ’dan sürekli ve samimi olarak ‘Afv’ dilediğiniz, dua ettiğiniz ve şükrettiğiniz kadar varsınız!”

“Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir! Gördüğün hiçbir şey gördüğün gibi değildir. Baktığın şeylere, arkasında ve önünde olanları da görmeye çalışarak bak!”

“Ben sizin fikri ve manevi Hocanızım, ama zahiri ve fiili Hocanız Ahmet Akgül’dür!”

“Biz sizi ne zaman yanılttık, ne zaman kandırdık ki (vaatlerimize ve öğütlerimize şüphe ile yaklaşılmaktadır)?!”

“Bazen susarak ve tefekküre dalarak; çoğu zaman Rabbinize, sevdiklerinize, dava kardeşlerinize vakit ayırarak rıza-i İlahi’yi kazanmaya çalışın. Hiç kimse asla söylediği kadar meşgul değildir. Sadece öncelikleri farklıdır. Mesele sıraya koyma meselesidir. Rabbine, davana, dava kardeşlerine müsait olmak veya olmamaktır. Ama unutmayın; Allah, Kendine müsait olmayana asla müsait olmaz!..” 

“…‘Benim günlük yoğunluğum çok, üç sayfa Kur’an-ı Kerim metnini ve Meal-i Kerim’i bile zor okuyorum’ diyordunuz. Peki 24 Şubat’ta, burada (Makam-ı Şerif’te) Ahmet’in duasını ettiği hatimleri bir aya varmadan nasıl okudunuz, nasıl bitirdiniz? Demek ki isteyen okur, isteyen yazar, isteyen çizer, isteyen gelir, isteyen gider, isteyen vakit bulur, isteyen sever, isteyen istediğini yapmaya kuvvet bulur! Asıl mesele istemek veya istememek meselesidir!”

“Bir rüya âleminde, yani birkaç saniye içerisinde; öldüresiye mahzunluğu ve yine tarifsiz bir mutluluğu yaşatan Rahman’a sonsuz teşekkür etmek gerekir. Rahman’a teşekkür de ancak O’na kulluk ederek (yasaklarından çekinip buyruklarını yerine getirerek) yapılır!” 

“Bazen yıl ay olur, ay hafta olur, hafta gün olur, gün saat olur, saat dakika, dakika da saniye olur! (Yani zamanı daraltmak ve uzatmak Allah’a kolaydır…)”

“Bir mü’min feraseti ile (yani İlahi basiret gözü ve Tevhid nuru ile) baktığı zaman; dağları yerinden oynatır, okyanuslarda tsunamiler oluşturur!”

“Biz bugüne kadar hiç kimseden zararlı bir şey yapmasını istemedik!”

“Bizler Allah’ın izniyle her zaman sizinle beraberiz ve (Rabbimizin avnü inayetiyle) Hakk kiminle beraber ise ancak onlar galip gelir, kimse onlara galip gelemez, elhamdülillah!”

“Biz insanlara ve dostlarımıza gerçeği gösterir, sonra; (imtihan gereği herkesi tercihine) bırakırız. Onu anlama ve yaşama isteği karşıdakinindir.”

“Biz (Allah’ın izniyle dava dertlisi) her birinizin kalbine uğrayıp, sürekli sizi dinlemeye ve düzeltmeye geliyoruz!”

“Biz (Allah’ın izniyle) ve tavsiyelerimizle sizi Siyonizm’den ve şeytani düşüncelerden koruruz, ama sizi kendinizden (yani nefsi dürtülerinizden) koruyamayız kardeş! Başkalarına ibret olmadan evvel, yaşananlardan ibret almaya bakın! (Yani herkesin sizi kınayacağı ve kötü durumunuza düşmekten sakınacağı hatalara bulaşmadan önce kendinizi toparlayınız.)”

“Cehennemi iğne ucu kadar görmüş olsaydınız, alnınızı secdeden kaldırmazdınız…”

“Candan geçmek; canından önce Cananı ve onun canını sevmektir, yani sevdiğinle bir bütün olmaktır!”

“Dava kardeşini her zaman kendine tercih et. (Ki tercih edilesin!..)”

“Doğrudur, kuluz, eksiğiz, noksanız, hatalıyız… Peki, Müslüman ne yapmalı? Yaptığı her hatada üç şeyi yapması gerektiğini unutmamalı:

1- Hatasını kabul etmeli!

2- Hatasından ders alıp üzülmeli ve pişmanlık göstermeli!

3- Hatasını asla tekrar etmemeli! Bu konuda nefsine taviz vermemeli!”

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

 

 

Yorum Yap

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi