Yazar: yonetici
0 Yorum 445 Görüntüleyen

HAMAS’I YALNIZ BIRAKAN HAM KAHRAMANLAR!

Londra’da Yahudi-Kürt Konferansı: Soykırım Savunucusu İsrailli Akademisyene ‘Kürtlerin Anası’ İltifatı!

İngiltere’nin başkenti Londra’da 6-7 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen Uluslararası Yahudi-Kürt Konferansı’nda, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın gönderdiği video mesaj dikkat çekmişti. Sa’ar, İsrail’in Yahudiler ile Kürtler arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini desteklediğini belirtmişti. Öte yandan, konferansta Gazze’ye yönelik tartışmalı açıklamalarıyla gündeme gelen soykırım savunucusu İsrailli akademisyen Ofra Bengio’ya ‘Kürtlerin anası’diye iltifat edilmişti.[1]

Siyonist Sa’ar’dan “siyasi bağımsızlık” mesajı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar da konferansa video mesaj göndermişti. Yahudi Sa’ar mesajında; Kürtlerin; Türkiye, İran, Irak ve Suriye olmak üzere dört ülkede yaşayan bir halk olduğuna işaret ederek bugüne kadar siyasi bağımsızlığa ulaşamadıklarını söyleyip Kürtlere devlet vaadini yinelemişti. Şimdi sormak lazımdı; bu dış güçlerin de desteklediği “Terörsüz Türkiye” süreci, Kürdistan projesinin bir kılıfı değil miydi?

Londra’dan Verilen Mesaj: Kürtler İsrail’in Yeni Stratejik Muhatabı Olacaklardı!

Londra’da 6–7 Eylül 2026’da düzenlenen Yahudi-Kürt Konferansı’na İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın gönderdiği video mesajı, ilk bakışta bir konferans selamlaması gibi görülebilirdi. Ancak Ortadoğu’nun bugünkü güç dengeleri içinde bu mesajın sembolik değerinin ötesinde sinsi ve Siyonist bir anlam taşıdığı kesindi. Siyonist Sa’ar’ın, konuşmasında Kürtlerin; Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de yaşayan büyük bir halk olduğunu, ancak henüz siyasi bağımsızlığa ulaşamadıklarını vurgulaması Türkiye’nin parçalanmaya hazırlandığının ifadesiydi.

Almanya’dan İsrail’le Savunma Ortaklığı![2]

Berlin Hükümeti “Almanya’yı muhtemel saldırılardan korumak için” İsrail’le Savunma İşbirliği kararı almıştı. İki ülkenin yürütecekleri ortak projelerle “Sabotaj Önleme Kalkanı” ve “İHA’lara Müdahale Programı” oluşturacakları açıklanmıştı. Herhalde bu tedbirleri öncelikle Rusya’ya karşıydı. Kur’an’a inanan bir mü’min olarak, Siyonist Yahudilerle ve İsrail’le yapılan hiçbir anlaşmaya güven duyulamazdı.

“(Yahudiler) Ne zaman bir ahitte bulundularsa (kiminle anlaşma yaptılarsa), içlerinden bir bölümü onu bozmadı mı? Doğrusu, onların çoğu iman etmez (sapkınlardır). Ne zaman onlara Allah katından, (kendi) yanlarındakini doğrulayan (onları Hakka ve hayra çağıran) bir elçi gelse, kitap verilenlerden birtakımı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabını arkalarına atıp (aykırı davranmışlardır).” (Bakara: 100-101)

Bu arada, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın, “Türkiye ve bölge ülkelerinin; ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına perde arkasından destek verdiği” iddiası son derece kafa karıştırıcıydı. Öncelikle bu iddia ile ilgili yetkili makamlardan bir an önce açıklama yapılması lazımdı. Türkiye, komşularına yönelik saldırıların bir parçası olamazdı, bölgemizi ateşe sürükleyen hiçbir senaryoya açık ya da örtülü destek çıkamazdı. Emperyalizm ve Siyonizm’in bölgemiz üzerindeki savaş, zulüm ve işgal planlarının açıkça ortaya çıktığı bir dönemde ABD’ye destek vermek; ne reel politikayla, ne devlet aklıyla ne de aziz milletimizin şanlı tarihi sorumluluğuyla bağdaşırdı. İktidara açıkça soruyoruz: JD Vance’ın açıklamalarına karşı yalanlama yapacak mısınız? Eğer sükût ile ikrar edecekseniz; Türkiye adına ABD’ye hangi taahhütlerde bulunmuşlardı? Milletimizden gizlenen bir iş birliği söz konusu ise bu açığa çıkarılmalıydı! Türkiye’nin dış politikası Washington’un çıkarlarına göre mi ayarlanmaktaydı? İktidar, bu vahim iddia karşısında sessiz kalmamalı; milletimize derhal ve hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklamalar yapmalıydı.”[3]

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Filistin’deyiz, Gazze’deyiz!” Sözlerine Filistinli Gazetecinin Cevabı:

“Evet, Gazze’desiniz!..

Onun için videolarda gördüğümüz gibi Gazze’deki mücahitler, en gelişmiş ve en etkili silahlarla savaşmaktadır!? Evet, siz Gazze’desiniz… Bu yüzden dünyanın özgür insanları, on binlerce kilometre uzaktan, Batı’dan deniz yoluyla Gazze’ye ulaşmak zorunda kalıyorlar; oysa Gazze, size denizlerinizden sadece 11 saat uzaklıktadır!.. Sanki; Gazze’de hiçbir şehir, canlı yayında ve gözlerinizin önünde yerle bir edilmemiştir! Çünkü siz varsınız orada!..

Sanki; Gazze’de 19 bin çocuk, canlı yayında vahşice öldürülmemiştir! Herhalde; Gazze’de olduğunuz için kimse onu yapamadı!.. Gazze’de 10 bin kadın, canlı yayında acımasızca yok edilmemiştir! Asla siz varken bunu yapan olamaz değil mi?

 

…

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

 

Yorum Yap

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi