“KÜRESEL LİDER” İHTİYACI
VE
TÜRKİYE’NİN POTANSİYEL ŞANSI
Dünyanın Büyük Lider Arayışı!
Siyaset Bilimcilere göre, bugün yeryüzünde karşı karşıya kalınan sorunların ortak noktası; sadece bölgesel anlaşmazlıklar sayılmamaktaydı. Dünyadaki krizleri yönetebilecek, tarafları aynı masada buluşturabilecek ve uzun vadeli çözümler üretebilecek “küresel lider eksikliği” de dikkat çeken başlıklar arasında yer almaktaydı. ABD küresel sistemdeki ağırlığını korusa da; dengeler ihtiyacı ve dış politika açığı farklı çevrelerde tartışılmaktaydı.[1]
Ortak Yönetim Krizine Vurgu Yapılmaktaydı!
Gazze’deki soykırım, Ukrayna-Rusya çatışması, İran ile Batı arasında sık sık tırmanan savaş, Tayvan Boğazı’ndaki askeri yığınak ile Kızıldeniz ve Hürmüz’de küresel ticareti tehdit eden durumlar, dünyanın aynı anda birçok krizle karşı karşıya bulunduğunu ortaya koymaktaydı. Uluslararası ilişkiler uzmanları ise bu krizlerin birbirinden bağımsız görünmesine rağmen ortak bir yönetim boşluğuna işaret ettiği görüşünde birleşiyorlardı.
Avrupa’da Bürokrasi, Siyasi İradenin Önüne Geçmiş Durumdaydı!
Analizlere göre; özellikle Avrupa Birliği’nin karar alma süreçleri aksamaktaydı. Winston Churchill, Charles de Gaulle, Konrad Adenauer ve Angela Merkel gibi kriz dönemlerinde öne çıkan liderlerin ardından, AB’nin bugün çok katmanlı bürokratik yapısı nedeniyle ortak politika üretmekte zorlandığı vurgulanmıştı. AB’de, savunma, enerji ve dış politika gibi alanlarda ortak hareket kabiliyetinin giderek zayıfladığı ifade edilirken, İngiltere’nin Brexit sonrası yaşadığı siyasi istikrarsızlık da bu karamsarlığı yoğunlaştırmıştı.
Türkiye, NATO üyeliği ile Rusya’yla sürdürdüğü diplomatik temasları bir arada yürütebilecek, İslam ülkelerine yeniden öncülük edecek ve dünya dengelerinde etkin rol üstlenecek ülkelerden biri olmasına rağmen yetersiz ve dirayetsiz yöneticiler elinde perişan durumdaydı.
ABD, Saygınlığını ve Ağırlığını Yitirmiş Konumdaydı!
ABD, küresel sistemin önemli aktörlerinden biri sayılsa da, Afganistan, Irak ve Vietnam savaşlarının oluşturduğu “savaş yorgunluğu” ve özellikle kuduz ve katil İsrail’e arka çıkması ve İran Savaşı’nda yenilgiye uğraması, kendisine olan güveni sıfırlamıştı. Ukrayna Savaşı’nın sona erdirilememesi ve Gazze konusundaki tutumunun uluslararası kamuoyunda eleştirilmesi de ABD’nin küresel liderlik kapasitesine yönelik tartışmaları artırmıştı.
Çok Kutuplu Dünyada Krizler Daha Zor Çözülmeye Başlanmıştı!
Uluslararası sistem artık tek bir güç merkezi etrafında şekillenmekten çıkmıştı. ABD’nin yanı sıra Çin ekonomik ve teknolojik gücüyle, Rusya ise askeri kapasitesiyle küresel dengelerde söz sahibi olmuşlardı. Ancak uzmanlara göre günümüzde krizler tek bir aktörün müdahalesiyle çözülemez noktaya taşınmıştı. Bu durum uluslararası rekabeti artırırken, “liderlik boşluğu” tartışmaları da derinleşmeye başlamıştı.
Ortadoğu ve Afrika’da İstikrarsızlık Vardı!
Suriye, Libya, Yemen ve Gazze başta olmak üzere birçok bölgede kalıcı siyasi çözümler üretilemiyordu. Devlet otoritesinin zayıfladığı alanlarda silahlı grupların etkinliği giderek artıyordu. Afrika’da ise darbeler, kaynak rekabeti ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle birçok ülke kronik krizlerle mücadele ediyordu.
Bölgesel Güçlerin Etkisi Artmıştı!
Küresel güçlerin etkinliğinin tartışıldığı bu dönemde Türkiye, Hindistan, Brezilya, Endonezya gibi ülkeler bölgesel diplomasi ve ekonomi alanında daha görünür bir konuma yükseliyordu. Söz konusu ülkelerin, kendi bölgelerinde kriz yönetimi ve arabuluculuk faaliyetlerinde daha fazla sorumluluk üstlendiği değerlendiriliyordu. Tahıl Koridoru Anlaşması ve arabuluculuk girişimleri, Türkiye’nin uluslararası diplomaside üstlendiği rolün önemli örnekleri arasında gösteriliyordu.
Türkiye’nin “Dengeli Diplomasi” Potansiyeli, Gündelik Politikalara Kurban Ediliyordu!
Ankara’nın hem NATO üyesi olması hem de Rusya ile diplomatik ilişkilerini iyi tutması, Türkiye’yi farklı kriz başlıklarında önemli bir aktör konumuna taşısa da… Tahıl Koridoru Anlaşması, Rusya-Ukrayna arasında yürütülen diplomatik temaslar ve bölgesel arabuluculuk girişimleri, Türkiye’nin uluslararası diplomasi alanındaki rolünün somut örnekleri arasında yer alsa da… Gazze konusunda uluslararası platformlarda yürütülen diplomasi, Hürmüz hattındaki gerilimde diyalog kanallarının açık tutulmasına yönelik girişimler ve savunma sanayiinde atılan yerli ve milli adımların da Türkiye’nin küresel dengelerdeki etkisini güçlendirdiği konuşulsa da… Türkiye’nin “Dengeli Diplomasi” potansiyeli yeterince ve gereğince değerlendirilemiyordu…
Uzmanlara göre küresel sistemde giderek belirginleşen “lidersizlik krizi”, önümüzdeki dönemde uluslararası siyasetin en önemli tartışma başlıklarından biri olacaktı!..
Mevcut Liderlerle Dünyanın Sorunları Aşılamazdı!..
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…
