BÜTÜN MİLLETVEKİLLERİNE;
“MEKKE ANLAŞMASI’NA HAYIR” ÇAĞRISI
TBMM’de bulunan ve hepsi de iz’an ve vicdan sahibi olan bütün Milletvekillerimize tarihi çağrımızdır: Başta Türkiye’miz, diğer bazı ABD güdümlü Sünni İslam ülkeleriyle, komşumuz ve D-8 ortağımız İran’ı ve Yemen’deki yandaşlarını savaştırmayı amaçlayan MEKKE ANLAŞMASI tuzağına lütfen kapılmayın, bunun büyük günahına ve korkunç sonuçlarına ortak olmayın!.. Dört yıldır; Kutsal Kudüs’te, Filistin’de ve Gazze’de yüz binlerce masum insana soykırım uygulayan ve taş üstünde taş bırakmayan katil İsrail’e yönelik ciddi ve caydırıcı adım atmayanların, şimdi “Hicaz’daki kutsal beldelerimize saldırı var!” bahanesiyle, sonuçta Siyonizm’e ve emperyalizme yarayacak ve bizi Husiler üzerinden İran’la kapıştıracak yanlış kararlarına katılmayın! Amerika’da yaklaşan yerel seçimlerde, Müslüman kökenli rakip adayların, isimlerinin önüne “MUHAMMED” adını koyarak, açıkça ve küstahça Hz. Peygamberimize hakarette bulunan ve tüm İslam âlemine nefret kusan TRUMP’ın sahip çıktığı bir sinsi oluşumun resmiyet kazanmasına karşı çıkın.
Kiralık Dostluklar, Münafık Düşmanlıklar!
“Söyle dostunu, söyleyeyim kim olduğunu!” atasözümüz çok gizemli bir gerçeğe ayna tutmaktadır. Özenle gizlenmeye ve olduğundan başka türlü görünmeye çalışılan ikiyüzlü (münafık) davranışlarda bu samimi dostların farklı tavır sergilemeleri, aslında kendi gerçek karakterlerini ele veren yaklaşımlardır. Bu sene 22-27 Eylül 2026’da yapılan BM Genel Kurulu 81. Dönem açılışında Kuduz ve Katil Netanyahu konuşma yaparken, birçoğu gayrimüslim 70 kadar ülke temsilcisi haklı ve onurlu bir tepki koyarak BM salonunu terk edip ayrılmışlardı. Ama hayret, Sn. Erdoğan’ın “Sevgili Gardaşım!” buyurdukları İlham Aliyev‘in temsilcisi ile yine… Sn. Erdoğan’ın “Kıymetli Arkadaşım!” diye çağırdıkları BAE Başı Şeyh Muhammed Bin Zayid Al Nahyan’ın temsilcisi, salonda kalarak Netanyahu katiline saygılarını ve İsrail’e bağlılıklarını ispata çalışmışlardı. Bu kahpe ve kalleş tavır bize Bakara Suresi 14. ayetini hatırlatmıştı:
“(Bu münafıklar) İman edenlerle karşılaştıklarında (sadık din ve dava ehliyle bir arada bulunduklarında): ‘Biz de iman etmiş kimseleriz (ama İslam’a hizmet için kâfirlerle zahiren işbirliği görüntüsü vermekteyiz; sakın bizden şüphelenmeyiniz!)’ derler. (Ancak) Şeytanları (ve şer odaklarıyla gizlice buluşup) baş başa kaldıklarında (ise); ‘Şüphesiz biz (asıl) sizinle beraberiz, (sizin hedeflerinize hizmet etmekteyiz.) Biz (mü’min ve Müslüman kesimleri sadece idare ve) istihza etmekteyiz’ (zira ‘onların desteğini almak mecburiyetindeyiz’)derler.” (Bakara: 14)[1]
Üstelik bu BAE, güya muhtemel bölgesel saldırılara, ama gerçekte İran’a karşı kurdurulan ve süper fitne ABD, hatta Haçlı AB ülkelerince hoş karşılanan ve sahip çıkılan Mekke Anlaşması’nın, resmen olmasa da fikren ve fiilen ortağı sayılmaktaydı. Bu Siyonizm güdümlü HAÇLI’ların Müslümanlara ve özellikle Türk halkına nasıl baktıklarını Elâzığlı Hacı Ramazan Yıldırım kardeşimizin bir anısı ile aktaralım. Rahmetli Erbakan Hocamızın bir Almanya konferansında, Dortmund’da on binlerce katılımcının huzurunda enteresan bir olay yaşanmıştı. Milli Görüş camilerinden birinde imamlık yapan Yozgatlı FADIL Hoca, Alman Eğitim Müfettişlerince “Bu çocuk geri zekâlıdır, kaydını bu tür eğitim veren özel okula kaydırmalıdır!” dedikleri 9 yaşındaki Türk öğrenciyi alıp 45 günde hafız yapmıştı. O meşhur konferans salonunda üstün zekâlı hafız evladımız, seçkin hocalar huzurunda, Kur’an-ı Kerim’in farklı sayfalarından sorulan ayetleri ve devamını şakır şakır okuyarak herkesi hayran bırakmışlardı. İşte “demokrasi havarisi ve insan hakları hürmetçisi” geçinen Batılıların gerçek amacı ve Müslümanlara bakış açısı bu olayda saklıydı.
Bir İslam mütefekkiri, bir insanı tanımaya yardımcı olacak 3 özelliğini şöyle sıralamıştır:
1) Art niyetli bakışları… 2) Samimi dostları ve arkadaşları… 3) Çok beğenip alıntı yaptığı ve örnek aldığı şahısları…
Mekke Anlaşması’nın ve Güya Sünni İttifakı’nın Perde Arkası!
Türkiye, Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke İttifakı, ABD ve İsrail’in bölgede uzun süredir üzerinde çalıştığı, kimi zaman Arap NATO’su, kimi zaman Ortadoğu NATO’su, kimi zaman da Sünni Koalisyonu diye adlandırdığı projelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. En başından itibaren Milli Çözüm Dergisi, onlarca makalesinde bu gerçeği gündeme taşımıştır. Bu arada Yemen HUSİLER’inin, gizlice ABD ve İsrail’le irtibatlı olduklarının saptanması da kafaları karıştırmıştı. Yani Mekke İttifakı’yla İran’ı çatıştırmak için her şeytanlık uygulanmaktaydı!
Siyonist İsrail’in Sünni İttifak Arayışları!
– İsrail İç İstihbarat Örgütü’nün (Şin Bet) eski Başkanı Ami Ayalon, 2012 yılında “Sünni İttifak” kurulması gerektiğini ortaya atmıştı. “Türkiye önderliğindeki koalisyona İsrail’in varlığını kabullendirirsek Ortadoğu’da büyük çatışma Sünni-Şii çatışması olur, Filistin-İsrail çatışması değil. Kuracağımız Sünni Koalisyon, ABD ve bizim tarafımızdan destek görecek ve İsrail, İran tehdidine karşı bir güç oluşturmuş olacak. İsrail için önümüzdeki 10 yıl içinde Sünni Koalisyonun kurulması çok önemli bir adım olacak. Eğer İsrail İran’a karşı tek başına hareket ederse başarılı olamaz ama Sünni Koalisyon çatısı altında İran tehdidini yok edebilir.” şeklinde önerilerini paylaşmıştı.
– 2015’te, Suudi Arabistan öncülüğünde “Teröre Karşı İslam İttifakı” kurulmaya çalışıldı ancak işlevsel olamadı. Ardından ABD ve İsrail’in, bir Sünni İttifak için nasıl adım adım, aşama aşama ve koordinasyon içinde çalıştığını gösteren şu gelişmeler yaşandı:
A- ABD Savunma Bakanı James Mattis, İran’a karşı İsrail ve Körfez ülkelerinden oluşan “NATO tarzı bir bölgesel ittifak” kurmak istediklerini açıklamıştı. (Israel Defense, YDH, 28.4.2017)
B- ABD yönetimi, Ortadoğu Stratejik İttifakı (MESA) projesini başlatmıştı. Sünni Müslüman müttefiklerin çatı yapısını oluşturacağı projeye, Beyaz Saray ve Ortadoğu’daki kaynaklar Arap NATO’su adını takmışlardı. (TRT Haber, 28.7.2018)
C- Beyaz Saray; Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin, ABD’nin “başlıca güvenlik ortağı” olarak tanındığını duyurmuşlardı. (Cumhuriyet, 16.1.2021)
D- İsrail’in “dörtlü savunma ittifakı” kurmak için Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile müzakereler yürüttüğü ortaya çıkmıştı. (I24News, Sputnik, 26.2.2021)
E- ABD Başkanı Donald Trump, ABD Avrupa Komutanlığı (EUCOM) görev alanında yer alan İsrail’in İran’a karşı iş birliğini teşvik etmek amacıyla artık Ortadoğu ülkeleriyle birlikte ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) çatısı altına alınması talimatı yayımlatmıştı. (WSJ, Sputnik, 15.1.2021)
F- Önce İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, İsrail’in, ABD öncülüğünde kurulan “Ortadoğu Hava Savunma İttifakı” adlı bir oluşuma katıldığını açıklamıştı. Ardından Ürdün Kralı II. Abdullah, ABD yayın organı CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Ortadoğu NATO’sunu destekleyecek ilk insanlardan biri ben olurum” itirafında bulunmuşlardı. (Deutsche Welle, 3.7.2022)
Son Adım: Mekke İttifakı!?
Ve 7 Ağustos 2026’da Mekke İttifakı’nı kurmuşlardı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın kurduğu ittifakı ilk kutlayan ABD olacaktı!.. Cumhuriyetçi Senatör Joe Wilson, “Şimdi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Husiler’i yok etme vakti” diyerek ittifakın kuruluşunu kutlamıştı. Mekke İttifakı ABD’liler tarafından “Trump’ın Ortadoğu stratejisinin” bir parçası olarak yorumlanmıştı. Trump’ın Mekke İttifakı’na destek açıklamasında bunun işareti vardı: “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın yakın zamanda ve nihayet Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalamış olmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Bu anlaşma, Ortadoğu’nun nasıl bir araya geldiğini ve ülkelerin nihayet kendilerini daha anlamlı bir şekilde savunabileceklerinigösteriyor.” buyurmuşlardı!?
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…
