Anasayfa » AKP VE CEMAATİN YALANI, TÜRKİYE’NİN TALANI

AKP VE CEMAATİN YALANI, TÜRKİYE’NİN TALANI

Yazar: yonetici
0 Yorum 310 Görüntüleyen

AKP VE CEMAATİN YALANI, TÜRKİYE’NİN TALANI

 

Cemaat ve İktidarın ortak tahribatları

Sözde çözüm süreci, PKK’yı özümseme sürecine dönüşüyordu. Başbakanın palavraları aksine, PKK’lı teröristler silahlarıyla birlikte İran, Irak ve Suriye’ye çekiliyordu. Murat Karayılan eşkiyasının açıklamalarından ve Batılı müttefiklerimizin tavırlarından, PKK’nın teröristlikten çıkarılıp, meşruiyet ve resmiyet kazanmış bir “halk ordusu”na dönüştürüleceği anlaşılıyordu. Böyle bir yapılanmanın, “istendiği anda ve oranda, Türkiye ve komşu ülkeler aleyhine çok daha rahat kullanılacağı” gerçeğini nedense hiç kimse gündeme getirmiyordu. Ve zaten AKP yalakası ve Yenişafak yazarı İbrahim Karagül, “Kahramanlık taslarken hırsızlığını anlatan Kıpti” misali, 25 Nisan 2013 tarihli “PKK’yı Kürt Petrolü Bitirdi” yazısında, Kuzey Irak petrollerini tamamen kontrol altına almak isteyen güçlerin PKK’yı Türkiye dışına çıkarıp, yeniden yapılandırmaya çalıştıklarını ağzından kaçırıyor, yani Erdoğan ve Öcalan’ın sadece bu sürece figüranlık yaptıklarını dolaylı itiraf ediyordu.

Bilindiği gibi Güneydoğu’da 220 bin asker görev yapıyor, bu sayı son yıllarda 170 bine indiriliyordu. İmralı müzakereleriyle birlikte durum değişiyor, asker mevcudu 130 bine düşürülüyordu. Türkiye’deki terörist sayısı konusunda sağlıklı bir bilgi yoktu. Kışı topraklarımızda geçiren terörist sayısının bin 500 civarında olduğu devlet yetkilileri tarafından belirtilirken, teröristlere göre ise bu sayı 800’ü bulmuyordu. Şimdi bunların çekilip çekilmeyeceği, çekilirse nasıl çekileceği tartışılıyordu. Teröristler çekilse bile sınır ötesinde siyasi ve askeri eğitimlerini sürdürecekleri belirtiliyordu. Çünkü, Kürt vatandaşlar için özerklik verilmesi halinde bunlardan o bölgenin silahlı gücü olarak yararlanılacağı ve bunun için kendilerine maaş da bağlanacağı konuşuluyordu…

Ayrıca bazı askeri uzmanlar teröristlerin bütün unsurlarıyla sınır ötesine çekilmeyeceğini ve güvenlik güçlerinin giremediği bazı yerleri terk etmeyeceğini söylüyordu. Böyle kritik önemdeki yerlere işler tersine gittiğinde yine ihtiyaçları olacağı belirtiliyordu. Türkiye’den çekileceği söylenen 800 teröristten sadece çeşitli katliamlara bulaşmış ve hakkında kesin yakalama emri çıkarılmış olan 300 PKK’lının yurt dışına çıkacağı, diğer 500 kişinin ise silahlarıyla kendi evlerine dönmeye başladığı anlaşılıyordu.

Evet, Türkiye bir terör örgütünden öte, sanki PKK devletiyle pazarlık yapıyor ve yeni Kürdistan’ın temel taşları döşeniyordu! “Büyük Kürdistan Türkiye’nin himayesine verilecek” palavrasıyla Türkiye göz göre göre bölünmeye hazırlanıyordu. Peki, Bulgaristan ve Yunanistan’daki Türk azınlıklar niye “Biz özerklik ilan edip Türkiye’nin himayesine gireceğiz” diyemiyordu ve sahip çıkılmıyordu?

ABD’nin Mısır Üzerinden Türkiye Mesajları Recep Bey’in ve Gülen’in Son Çırpınışları

İktidarın ve Cemaat’in Mısır’daki askeri darbeyle ilgili tavırlarında çok açık bir terslik ve samimiyetsizlik sırıtıyordu. Bu darbeyi bizzat ABD’nin planlayıp arka çıktığını Amerikan basını bile itiraf ediyor, ama Ahmet Davutoğlu ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile görüşüp durumu düzelteceğini sanıyordu. Barack Obama buna darbe bile demiyor, ama kankası Recep Erdoğan demokrasi havarisi kesiliyordu. Ne yazık ki bu horozlanmaların ardından AKP iktidarı, askeri darbe ile gelen yeni Mısır yönetimi ile her türlü ilişkiyi devam ettirme kararı alıyor, yani Mursi’yi ve demokrasiyi resmen satıyordu. Avrupa ülkeleri, İslamcı Hükümet devrildi diye bayram ediyor, ama AKP kurmayları ve yalakaları hala AB’ye alınmak için çırpınıyordu.. Ve hele Fetullah Gülen, insana pes dedirten bir çelişki ve pişkinlik sergiliyordu. Çünkü henüz bir yılını bile doldurmadan gerçekten efsane hizmetler başaran ve dünya çapında atılımlar başlatan Erbakan Hükümetine karşı, televizyonlara çıkıp aleyhte kampanya açan ve bir nevi darbeye davetiye çıkaran Fetullah Gülen şimdi “Demokratik seçimle gelmiş Mursi’ye icraat yapma ve kendini kanıtlama fırsatı vermeden “sen bunu başaramadın” demek haksızlıktır, halka saygısızlıktır. Çünkü insanın bir yılda ağzını burnunu, sağını solunu tanıması bile imkânsızdır” anlamında laflar ediyor ve arka çıkıyordu. Acaba Erbakan’a yaptıklarından pişmanlık duyup günah mı çıkarıyordu? Yoksa….. Mısır’da iç savaş çıkmasını ve bu ülkenin parçalanmasını isteyen Yahudi Lobilerinin özel ricasıyla İhvanı Müslimin’i kışkırtmak için mi böyle davranıyordu? Ve bu bahane ile Mısır ordusu da iyice yıpratılıp, İsrail’in eli güçlendirilmek mi isteniyordu? Ve tam da böyle bir süreçte Rusya’nın İngilizce yayın yapan resmi kanalı RT’ye konuşan güvenilir bir kaynak, İsrail’in Suriye’nin Lazkiye askeri tesislerini vurmak için Türkiye’deki üsleri kullandığını belirtiyordu! Yani malum merkezler Recep Beye: “Bizim istediklerimizi yap, ama kendi istediğin gibi konuşup hava at!”demişler gibi davranılıyordu. Ve Sn. Erdoğan Mursi’ye destek mitingini kendisi yapmaya cesaret edemiyor, bu işi Saadet partisine bırakıyordu.

Önce Mısır’da sahnelenen oyun ne ilk, ne de son oluyordu. Ayrıca oynanan oyunun gerçek adı “demokrasi” değil, “demokratur” oyunuydu.

 

..

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi