2 M’LİK KALASI YUTANLAR
VE
SİYONİZM’İN APO MAŞASINA TUTUNANLAR VARDI!
1973’lerde, o dönemde; CIA ve MOSSAD’ın, MİT’teki elemanları üzerinden, Kürtleri manipüle etme ve iç savaşı körükleme gayesi ile sinsi Siyonist sisteme entegre ettikleri, dinsiz ve güya tam Sosyalist Abdullah Öcalan’a, yıllar boyu kışkırtılıp kullanıldıktan sonra, “Silahlı terör yerine SİYASET” yaptırma kararı almışlardı. Yine CIA ve MOSSAD ajanlarınca Suriye’de yakalanıp önce Yunanistan’a, ardından Moskova’ya, sonra Korfo Adası’na, oradan da Nairobi’ye (Kenya) taşımışlardı. Türkiye’deki asker ve MİT elemanlarını çağırıp, APO’yu paket teslimatı yapmışlardı. Bülent Ecevit bile:
“APO’yu bize neden verdiler, hâlâ anlamış değilim!” buyurmuşlardı.
APO, “Kendisini Türk görevlilere teslim ederlerse, idam edileceğini ve bundan sonra hiç kimsenin CIA ve MOSSAD’a güvenmeyeceğini” söyleyip sızlanmaya başlayınca, Amerikalı ajanın ona şunları hatırlattığı konuşulup yazılmıştı:
Biz Türk halkına 2 m’lik kalas yedirip oyalayacağız. Seni yeni bir MANDELA yapacağız, İmralı’ya “terörist başı” diye sokup, yıllar sonra “Atakürt” olarak ve barış kahramanı sıfatıyla tekrar gündeme taşıyacağız!..
“Kalas yedirme” hikayesine gelince; iki samimi arkadaştan ve iş ortağından birisi, “asıl işi kendisinin kotardığını, bilgisini ve becerisini kesince işlerin bozulacağını” dile getirince diğeri ona: “Yahu ben sana 2 m kalas yediririm de haberin bile olmaz!” diye takılır. Aradan birkaç ay geçtikten sonra, bunları söyleyen arkadaşına; “Hani ne oldu, hâlâ bana 2 m kalas yediremedin?” diye hatırlatınca; “Yahu ben o kalası özel makinalarda öğütüp toz haline getirdim. Yemeklerine ve içeceklerine azar azar katıp sana hepsini yedirdim de haberin bile olmadı!” deyince şaşırıp kalır.
Evet iktidara taşıdıkları yetkililer eliyle; solcu, sağcı ve İslamcı bilinen yazar ve yorumcular marifetiyle, Abdullah Öcalan baş anarşisti ve her iki taraftan 40 bin kişinin katili, millete toz olarak ve dozu ayarlanarak öyle yedirildi ki, şimdi en Türkçüler ağzıyla “Atakürt – Kürtlerin Kurucu Atası” olarak karşımıza çıkarıldı, üstelik barış ve bereketin kahramanı yapıldı!?.
“Selanik Yahudileri TÜRKLEŞTİRİLDİ… Barzaniler gibi, Musul Yahudileri ise KÜRTLEŞTİRİLDİ!” itirafını, rüşveti kelam olarak sunan APO, aslında Türkçülüğün de, Kürtçülüğün de arkasında SİYONİST YAHUDİLERİN bulunduğunu ve Milli Çözüm’ün yıllardır savunduğu bir gerçeği de gündeme taşıyordu. Bu arada İmralı’ya giden, resmi devlet görevlilerinin de bulunduğu heyete BAŞKAN edasıyla: İ… K…’na: “Sizin arkanızda MOSSAD gölgesini seziyorum, diyecektim, vazgeçtim!” buyurmuşlardı. Bu ucuz ve uyuz kahramanlık bize, kızdığı arkadaşına: “Sen ne hava atıp duruyorsun? Benim annem senin anneni genelevinde görmüş!..” diye çıkışınca diğeri kendisine; “İyi de senin annen orada ne arıyormuş?” hikâyesini hatırlatmıştı. Çünkü öyleyse, ikisi de aynı Siyonist merkezlerin hizmetkârıydı…
Özetle “Terörsüz Türkiye” masalı, PKK’ya ve Öcalan’a; silahlı eşkıyalıkla başaramadıklarını, şimdi SİYASET ve DİPLOMASİ(!) yoluyla sunma fırsatıydı. Kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen kanun teklifinin, 467 oyla Meclis’ten çıkarılması, LOZAN’ın ilgasına ve SEVR’in hortlamasına yönelik tarihi(!) bir adım olmasındı?!..
SDG, Suriye Devleti’nin parçası; PKK-YPG militanları ise, Suriye ordusunun komutanları yapılacaktı!..
Yani, Suriye PKK’sı artık bir devlet temsilcisi olarak iktidarlarımızın… SDG-PKK militanları ise, Suriye ordusunun Generalleri olarak bizim komutanlarımızın muhatapları olacaklardı!..
Güya SDG feshedilip, YPJ, Suriye İçişleri Bakanlığı bünyesine alınacaktı. Mazlum Abdi’ye “Kürt Dosyasından Sorumlu Danışmanlık ve Başkan Yardımcılığı” sunulacaktı! Çünkü DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan: “Mazlum Kobani, Ahmet Şara’nın sadece danışmanı olmadı, Suriye Cumhurbaşkanlığının kurumsal yapısına katıldı. Yani yönetimde Kürtlerin temsilcisi yapıldı.”[1] gerçeğini Urfa’da ağzından kaçırmıştı.
Şam yönetimi ile Kuzeydoğu Suriye heyeti arasında devam eden görüşmelerde kritik başlıklarda uzlaşmaya varıldığı açıklanmıştı. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Demokratik Suriye Güçleri’nin (SDG) bağımsız bir askeri güç olarak varlığının sonlandığını, ama bu güçlerin Suriye ordusuna entegrasyon sürecinin tamamlandığını vurgulamıştı. Görüşmelerde YPJ’nin Suriye İçişleri Bakanlığı bünyesine alınması konusunda da uzlaşı sağlandığı aktarılmıştı. Görüşmelerin ardından Şam yönetiminin Mazlum Abdi’ye Suriye Cumhurbaşkanlığı bünyesinde “Kürt Dosyasından Sorumlu Danışman ve Özel Başkan Yardımcılığı” görevi teklif ettiği anlaşılmıştı. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’e de Suriye yönetimi içerisinde üst düzey bir görev verileceği aktarılmıştı.[2]
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed başkanlığındaki heyet, 29 Ocak 2026’da varılan anlaşmanın uygulanması ve yeni döneme ilişkin düzenlemelerin ele alınması amacıyla Şam’da günlerce temaslarda bulunmuşlardı. Heyette YPJ Genel Komutanlığı üyesi Newroz Ehmed ile Doğu Bölgesi İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Semir Asu da yer almıştı. Heyet, temasların ilk gününde Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani ile buluşmuşlardı. Görüşmelerin ikinci gününde ise Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir görüşme yapmışlardı. Halk Sarayı’ndaki görüşmenin ardından açıklama yapan Mazlum Abdi, SDG’nin bağımsız bir askeri güç olarak varlığının sona erdiğini ve Suriye ordusuna entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıklamıştı. Zaten daha önce Suriye PKK’sının 5 Tugay ve 2 Kolordu şeklinde Suriye ordusuna katılacağı duyumları alınmıştı.
Türkiye’de de DEM Parti Yerine, APO’nun Güdümünde: “Demokratik Cumhuriyet” Koduyla Yeni Parti Kurulacaktı!
Terörsüz Türkiye ve silahsızlanma sürecinde İmralı’dan gelen “Demokratik Cumhuriyet” palavrası, siyaset sahnesini baştan aşağı değiştirmeye hazırlanmaktaydı. Yeni parti için DEM Parti’nin 6 Eylül’deki kongresinde düğmeye basılacaktı. Öcalan’ın, mevcut yapının ötesine geçerek “Demokratik Cumhuriyet” ve “şerefli ortaklık” kavramları etrafında yeni bir hukuki ve siyasi harekete ihtiyaç duyulduğunu belirtmesinin ardından, gözler doğrudan DEM Parti kanadına çevrilmiş durumdaydı. Kendisine kalas yutturulan kalabalıklar, sazan misali bu tuzağa da balıklama atlayacaklardı!
YPG/PYD’den “İsrail’e Karşı Savaşmaya Hazırız!” Palavrası!
PYD-YPG’nin Ayn el-Arab (Kobani) sorumlusu Mahmut Berhudan, İsrail’in Suriye’deki ilerlemesinin kabul edilemeyeceğini vurgulayıp, “İsrail’e karşı savaşmaya hazır olduklarını” açıklamıştı. Yani topluma kalas yutturma operasyonları tam gaz yol almaktaydı!
İsrail, Suriye Üzerinden Aslında Türkiye’ye Saldırmıştı!
Hatırlayacaksınız, İsrail savaş uçakları, Türk güçlerinin güdümünde olduğu belirtilen İdlib’deki havalimanını defalarca vurmuşlardı. Haber kaynaklarına göre İsrail savaş uçakları, Suriye’nin İdlib ilinin doğu kırsalında yer alan Ebu ez-Zuhur Askeri Havalimanı’na dört hava saldırısı yapmıştı. Bazı kaynaklarda, Türk güçlerinin havalimanında konuşlu olduğu ve saldırıların doğrudan askeri pisti hedef aldığı vurgulanmıştı.[3]
İsrail açıkça Türkiye’yi hedef alacak kadar küstahlaşmıştı!..
Eski İsrail GKB Yair Golan, “Netanyahu’nun Suriye’de eski bir havaalanını bombalatması ve bazı Bakanların Erdoğan’ı hedef alması; bizi sonu belirsiz bir maceraya itebilir!” diye uyarmıştı. Ama bizim Genelkurmayımız, “İsrail’in Suriye’ye saldırılarını kınıyoruz!” şeklinde cılız açıklamalar yapmıştı. Oysa Rus siyaset bilimci ve stratejist Aleksandr Dugin bile bu olayı: “İsrail, Suriye saldırıları ve Erdoğan karşıtı kışkırtıcı çıkışlarıyla fiilen Türkiye’ye savaş açmıştır!” şeklinde yorumlamıştı.
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…
