Askeri Hastane ve Liselerin Kaldırılması Hıyanetinin Sonuçları
ve
GATA TAHRİBATI
Malumunuz 15 Temmuz 2016 alçak FETÖ kalkışmasının akabinde 31 Temmuz 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 669 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bütün Askeri Liseler (Kuleli (1845), Işıklar (1845), Maltepe (1928) ve Heybeliada Deniz (1852) Askeri Liseleri), Astsubay Hazırlama Okulları, Harp Akademileri kapatılmış, bütün; Kara, Hava ve Deniz Harp Okulları ise bir şekilde statü değiştirip Milli Savunma Üniversitesi adı altında toplanmıştır. TSK’nın komuta kadrosunu yetiştiren ve eğiten bu ana omurga, bu kalkışma sanki fırsat bilinerek yok edilmeye çalışılmıştır. Ama bundan daha vahimi de vardı. Belki “Her Türk (Zaten) Asker Doğar” diyerek bu hıyanet ve basiretsizlik bir şekilde stratejik olarak sineye çekilebilirdi; ama “Maalesef Her Türk; ‘Askeri Doktor’ olarak doğmuyordu”. Sivil ortamlarda, savaş şartlarının özel ve öncelikli pratiğine ulaşmak mümkün olmuyordu! Yine bu kararname ile başta, o her daim istismar ettikleri II. Abdülhamid tarafından 1898 yılında Gülhane Seririyat Hastanesi adı altında kurulan GATA; sayıları 22’yi aşan askeri hastane ile birlikte kâğıt üzerinde Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi adı altında diğer hastanelerle birlikte sivilleştirilmiş ama gerçekte ise kapatılmıştır.
Doktor ve Askeri Doktor kavramlarına girmeden evvel bazı kavramların açığa kavuşturulmasında fayda vardır.
Hastanelerin acil bölümlerinde temelde 4 ayak vardır. 1- Triyaj (Karşılama ve Önceliklendirme-Kırmızı, Sarı ve Yeşil Kodları veren sağlık görevlileri) 2- Muayene ve İlk Müdahale (Dahili ve Genel Acil Tıp Uzmanları) 3- Acil Cerrahi (Hastalık Kaynaklı Akut Müdahaleler -Vücudun içinde gelişen ve ameliyat gerektiren durumlar- Apandisit, mide delinmesi vs.) 4- Travma Cerrahisi (Dış Etken Kaynaklı Ağır Yaralanmalar – Dışsal yaralanmalar, kaza, iş kazaları, ateşli ve kesici silah yaralanmaları)
Acil müdahalede genel prensip; durumu en ağır olana öncelik vermek ve sorunu stabil hale getirene veya eks olana (ölene) kadar gerekli tüm müdahaleleri zaman mefhumu gözetmeksizin yapmaktır.
Hazarda, yani barış zamanı, ya da sivil hastanelerde durum ve prosedür bu şekildedir… Ama seferde, savaş şartlarında ise durum bambaşkadır. Barış zamanında 4 ayrı birimin yaptığı bu işler muharebe sahasında 1 kişinin sırtındadır. Yani askeri sağlık görevlisi çoğu zaman, triyaj, ilk muayene ve acil ve travma cerrahının yaptığı işleri bir şekilde tek başına yapmak zorunda kalacaktır.
En kritik aşama “taktik triyaj” anıdır. Taktik triyaj, kısıtlı zamanda çok sayıda yaralının geldiği durumlarda, “en ağır olana” değil, “mevcut imkânlarla kurtulma şansı en yüksek olan ve bir an önce birliğe dönebilecek” personele öncelik verilmesini içeren askerî tıp stratejisidir. Mevzu vatan savunması olduğunda cephede silah tutacak olan askere öncelik verilmesi, askerî disiplinle yetişmemiş bir sivil doktordan beklenemez. Bu zorlu psikolojik kararı ancak askerî disiplinle doktorluk kimliği birleşmiş insanlar verebilir. Durumu anlayabilmek için Çanakkale Destanı’nda yaşanmış şu hayat dersi yeterlidir:
Hatırlatacağımız; Tıbbiyeli Doktor Tarık Nusret’in hikâyesidir. Bu olay, savaş cerrahisinin en katı kuralı olan taktik triyajın (önceliklendirme) tarihteki en acı verici, en trajik ve en asil örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Doktor Tarık Nusret, saniyelerle yarışarak, uykusuz ve bitkin bir halde sahra çadırında yaralıları muayene etmekte, kurtulma şansı olanları ameliyata sevk ederken, tıbben yapacak bir şey kalmayanları ise acılarını dindirmek üzere ayırmaktadır. Ama o sırada çadıra getirilen ağır yaralılar arasında kendi öz oğlu da vardır. Göğsünden ve batınından ağır şarapnel darbeleri almış olan oğlu, can çekişmektedir.
Taktik Triyajın En Acı Kararı
Doktor Tarık Nusret, oğlunu görür görmez tanır. Ancak bir savaş cerrahı soğukkanlılığı ve askeri hekimlik yemini ile hareket etmek zorundadır. Oğlunun yaralarını hızla muayene ettiğinde, hasarın çok büyük olduğunu ve o anki sahra şartlarında cerrahi olarak kurtarılma şansının kalmadığını (tıbbi tabirle geri dönülmez aşamada olduğunu) görür. Hemen yanı başında ise müdahale edilirse yaşama şansı çok yüksek olan, uzuvları parçalanmış diğer vatan evlatları sıra beklemektedir. Doktor Tarık Nusret, gözyaşlarını içine akıtarak oğluna bakar ve yanındaki sıhhiyelere şu tarihi emri verir: “Bu çocuğu bir kenara gölgeye kaldırın. Onun için artık yapabileceğimiz bir şey yok. Durumu daha hafif olan, kurtarabileceğimiz diğer yaralıyı getirin.”
Sonrası ve Veda
Doktor Tarık Nusret, kendi evladını bir kenara bırakıp, kurtulma şansı olan diğer askerlerin hayatını kurtarmak için saatlerce ameliyat yapmaya devam eder. Siperden gelen yaralı akışı biraz hafiflediğinde ve üzerindeki acil cerrahi baskı azaldığında, saatler sonra oğlunun kaldırıldığı gölgenin başına gider. Ancak oraya vardığında oğlu çoktan şehit olmuştur. Doktor Tarık Nusret, ancak o an bir baba olarak dizlerinin üstüne çöker, oğlunun cansız bedenine sarılır ve ağlar.
Bu yaşanmış ibretlik olay, Çanakkale Ruhu’nun ve askeri tıp etiğinin en yüksek mertebesini gösteren, “vatan coğrafyasındaki tüm evlatları kendi evladından aziz bilme” anlayışının anıtlaşmış bir vesikasıdır. Bu olay bile Askeri doktorların/cerrahların nasıl bir çelikten askeri irade ile hem asker hem de doktor olabildiklerinin vesikasıdır. Bu yüksek ahlâki ve stratejik duruş, harp cerrahisinin sivil hekimlikten ayrılan felsefi sınırlarını net çizgilerle belirler.
Savaş Cerrahisinin Temel Özellikleri ve Askerî Cerrahlık
• Balistik ve Patlama Yaralanmaları: Sivil hayatta nadiren görülen, ancak harp ortamında ana odak olan kinetik enerjisi yüksek mermilerin dokuda yarattığı kavitasyon (şok dalgasıyla doku parçalanması) ve şarapnel parçalarının neden olduğu çoklu, kirli ve enfeksiyona açık yaralarla ilgilenir.
• Kısıtlı İmkânlar ve Sahra Şartları: Ameliyatlar tam teşekküllü steril hastaneler yerine; sahra hastanelerinde, yer altı sığınaklarında veya mobil cerrahi ünitelerinde, kısıtlı elektrik, su, tıbbi malzeme ve kan stokuyla gerçekleştirilir.
• Hasar Kontrol ve Kademeli Tahliye: Sahra şartlarında saatler süren estetik veya kesin tedavi ameliyatları yapılmaz. Amaç sadece kanamayı durdurmak, hava yolunu açmak ve kontaminasyonu (bulaşmayı) önleyip yaralıyı güvenli bir geri bölge hastanesine sevk edilebilir (transportable) hale getirmektir.
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…
