Yazar: yonetici
0 Yorum 19 Görüntüleyen

NUSRET (YARDIM) ALLAH’TANDIR
VE ZAFER YAKINDIR! (Saff: 13. Ayet)

Ümidini asla yitirmeyenler, sabır ve sadakatle direnenler kazanacaktır!

Va’ad edilen kutlu ve mutlu haberleri bekleyip gözlemek ve buna yönelik hazırlık ve hizmetlere yönelmek; hayırlı ve başarılı neticeleri istemek Allah’a güvenmenin ve O’nun sonsuz kudretine itimat ve ümit etmenin göstergesidir. Böyle inanıp güvenerek, Kur’an’ın va’ad ettiği galibiyet ve zafer günlerine kilitlenmek; “İnşaallah bugün, yarın veya gelecek ay, önümüzdeki yıl… Ama mutlaka Hz. Peygamberimizin (SAV) müjdeleri gerçekleşecek!..” kanaati ve azmiyle kutlu hizmet ve hedeflerine devam etmek, gerçek ve yüksek bir imanın meyvesidir.

Kasas Suresi 5 ve 6. ayetlerinde;

“Biz ise yeryüzünde (her yerde ve her devirde) zayıf düşürülen kimselere (aciz ve çaresiz hale getirilip ezilen; inanç, itaat ve cihad ehline) lütufta bulunup (nimet ve faziletimizi tattırmak), onları (devlet, hükümet ve siyaset) önderleri kılmak istiyorduk; ki böylece (ülkelerindeki ve yeryüzündeki imkân ve iktidarlara onları) mirasçı yapmayı (amaçlamıştık).

Ve (yine istiyoruz ki) onları (sebat ve sadakat ehli kullarımızı) kuvvet ve hâkimiyet sahibi olarak yeryüzünde (ve iktidar mevkiinde) yerleştirip (onurlandıralım, böylece) Firavun’a, Haman’a ve bunların ordularına (zalim hükümet ve hükümdarlara, hain bürokratlara ve bunların keyfi ve şahsi menfaati için halka baskı ve barbarlık yapan kiralık asker ve polis şefleri takımına en çok) korkup kaçındıkları (iktidarlarını kaybetmenin acısını onlara) gösterip başlarına getirelim. (Ezdikleri ve hıyanet ettikleri mü’min mücahitlerin zafere erdiklerini, kendi devlet ve düzenlerini ele geçirdiklerini görüp kahrolsunlar ki, böylece intikamımızı alıverelim.)”[1] buyuran Allah’a güvenmemek ve kulluk – cihad görevini yerine getirmemek; gaflet ve cehaletten de öte, bir iman zafiyetidir.

Buhari’nin Rikak bahsinde; “(Ey ümmetim) Sevinip müjdeleşiniz ve (ileride) size mukadder ve müyesser olacak ve şeref kazandıracak şeyleri ümit ve temenni ederek bekleyiniz.” hadisine uyarak, Hak yolda sabır ve sebatla müjdeli sabahları gözlemeliyiz.

Azlığımızı, zayıflığımızı ve imkân noksanlığımızı hatırlatıp bizi küçümseyenlere; Tevbe Suresi 52. ayetini okumalıyız;

“De ki: (Ey inkârcılar ve münafıklar!) ‘Siz bizim başımıza, ancak (dünyada zafer ve saadet, ahirette ise cennet gibi) iki güzellikten birinin (dışında herhangi bir şeyin) gelmesini gözleyebilir misiniz? (Hayır, çünkü Allah, mücahit ve müstakim mü’minler aleyhindeki kurgu ve kuruntularınızı sonunda boşa çıkarıverecektir. Bu nedenle) Biz ise, şüphesiz Allah’ın Kendi katından veya bizim ellerimizle size bir azap indirmesini (zaten) gözleyip beklemekteyiz. Öyle ise (şimdilik) bekleyin bakalım, çünkü biz de sizinle beraber (Allah’ın va’adini) gözetleyip duruyoruz.’” [2]

“Boş hayaller ve kof beklentiler içinde faydasız çabalarla uğraştığımızı” söyleyenlere Hud Suresi 93, 121 ve 122. ayetlerini aktarmalıyız;

“Ey kavmim, (artık) yapabileceğiniz her şeyi yapın (hiç çekinmeyin). Şüphesiz ben de (var gücümle) çalışacağım, (yapmam gerekenleri elbette yerine getireceğim. Sonunda) aşağılatıcı azap kime gelecektir ve asıl yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. (Haydi) Siz de gözetleyip durun, (çünkü) ben de sizinle birlikte gözetleyip beklemekteyim.’

(Artık) İman etmeyenlere de ki: ‘Elinizden geleni geri koymayın. Zira, Biz de (inancımız ve amacımız doğrultusunda elimizden geleni) kesinlikle yapacağız.’

‘Ve (sonunuzu) gözleyin bakalım. Çünkü Biz de (başınıza gelecekleri merakla ve umutla) bekleyip durmaktayız.’” [3]

Hatta Allah’ın va’ad ettiği, bizim de inanıp beklediğimiz; “Zalimlerin hezimetini ve Mücahit Mü’minlerin zaferini”, bizler görmeden ölsek bile, Rabbimizin mutlaka gerçekleştireceğini haykırmalıyız.

“Şayet Biz Seni (ölümle) alıp götürürsek (bile), elbette onlardan (yine) intikam alacağız.

Ya da (henüz Sen hayatta iken) kendilerine va’ad ettiğimiz şeyi Sana gösterip (onları cezalandıracağız) ki, Biz gerçekten onlara karşı Muktedir durumdayız.

Şu halde, Sana vahyedilene sımsıkı-tutun (Kur’an’a ciddiyet ve samimiyetle sarılıp Allah’a sığın); çünkü Sen dosdoğru bir yol üzerinde bulunmaktasın.” [4]

“Şiir ve makale yazmakla, süper Şeytani güçlerle başa mı çıkacaksınız?” diye, kendi aklınca alay edenlere, Şuarâ Suresi 227. ayetini hatırlatmalıyız:

“Ancak iman eden, (ibadet ve istikametle) salih ameller işleyen ve Allah’ı çokça zikreden ve kendilerine (ve dinlerine) zulüm (ve hakaret) edildikten sonra, (rakiplerine karşı İslami bir gayretle) üstün gelmek (ve Din düşmanlarını zelil ve aciz düşürmek üzere) yardımlaşıp savunmaya girişen (mü’min şairler ve yazarlar) müstesnadır. (Ne var ki; haksızlığı ve ahlâksızlığı yaymaya çalışan zorbalar, din istismarcısı ve yozlaştırıcısı iktidarlar ve onları alkışlayan riyakâr ve ucuz kahraman şair ve yazar takımı olan bütün) Zalimler ise nasıl bir inkılâba uğrayıp hangi dönüşümle devrileceklerini yakında bileceklerdir.” 

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

Yorum Yap

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi