YA “ADİL DÜZEN” KURULACAK;
YA “REZİL DÖNEMLERE” KATLANILACAKTI
Türkiye’de “Fareleri kedileştirme sistemi” uygulanıyor!
Adamın evine fareler dadanmış. Aklı evvel bir arkadaşı, “Bunlardan kurtulmak için, fareden kedi yapacaksın!” diye bir teklif yapmış. “Hiç fareden kedi olur mu?” diye sorunca, “Düşün bulursun!” yanıtını almış… Adam tasarlamış, çabalamış, sonunda üç fareyi yakalamış, kafese bırakmış. Ama kafesteki fareleri hiç beslememiş, aç bırakmış. Tam öldü ölecekler duruma gelince, daha önce yakalayıp öldürdüğü farelerin etlerini önlerine atmış ve fareler mecburen hemcinslerini yemeye başlamış. Kafesteki fareler iyice semirince bunları ortaya salmış… Tabii evde cirit atan fareler bu yeni farelerin kedileştiğini bilmediğinden onlardan kaçmamış; kısa sürede de evde bir tek fare kalmamış!
Meraklısına not: Kimi ülkeler, göz koydukları ülkeleri ele geçirmek için, o ülke insanını kullanır, işbirlikçilerini sömürü canavarı yapıp azgınlaştırırmış!.. Ve işin garibi, o kullanılan insanlar, kendi ülkeleri için çalıştığını sanırmış!..
Krizler alt gelir grubunu eziyor!
Milli gelir (üretilen mal ve hizmetlerin parasal değeri) sürekli geriliyor. Tüketim harcamaları azalıyor. Kayıtlı (resmi) işsiz sayısı, bankalara borçlarını ödemeyenlerin sayıları ve ödeyemedikleri borç rakamı, protesto edilen senetlerin, ödenmeyen çeklerin sayısı ve miktarı artıyor.
Açıklanan rakamlar yaklaşık 80 milyonun durumunu yansıtıyor. Fakat 80 milyonun tamamının geliri-gideri aynı değil. Gelir dağılımı çok bozuk. Bu ülkede bir yıl içinde elde edilen toplam gelirin %5,8’ini en fakir 14 milyon insan paylaşırken, en zengin 14 milyon insanın toplam gelirden aldıkları pay %46,9 oranında. (Bunlar TÜİK 2007 rakamlarıdır. Yeni rakamlar daha da ürkütüyor!)
Nüfusumuzun üçte ikisi bir yılda elde edilen gelirin (katma değerin) sadece %30’u ile yaşarken, geri kalan bölümü toplam gelirin %70’lik bölümüne sahip oluyor. Bunun da %80’ini bin aile paylaşıyor. Yani 80 milyonun büyük çoğunluğu insanca bir hayat süremiyor, sadece sürünüyor, halkımızın önemli bir kesimi ise maalesef açlık sınırında can çekişiyor.
Adil Düzen tek ve gerçek çare olarak ortada duruyor.
‘Kapitalizm, komünizm, sosyalizm, liberalizm’ gibi “izm’ler” hepten ve bütünüyle yanlış değiller; içlerinde bazı doğrular da bulunuyor ve o doğruları sebebiyle bir müddet ayakta kalabiliyorlar. İşte tam da bundan dolayı, Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen, bu izm’lerin doğrularını içinde barındırıyor. Ancak, nasıl ‘iki nokta arasındaki doğru tek’ ise; bir bütün olarak tek doğru sistem vardır, o da “Adil Düzen / Adil Ekonomik Düzen”dir. Çünkü Adil Düzen: Sosyalizmin, kapitalizmin, liberalizmin ve halk ekonomisinin doğru ve olumlu yanlarını bünyesinde toplayan ilmi, insani ve İslami bir sistemdir.
– Adil Düzen’de liberalizmin yararlı yanları vardır. Halk, devletten faizli kredi ve destek almaksızın küçük müteşebbisler halinde “karz-ı hasen” kredisi ile kendi işini kurabilir.
– Adil Düzen’de kapitalizmin faydalı tarafları vardır. Sermaye, tekel oluşturmamak ve faizli muamele yapmamak üzere büyük işletmeler açabilir, ticaret yapabilir.
– Adil Düzen’de sosyalizmin akılcı ve paylaşımcı kısımları da vardır. Devlet, vakıflar veya halk kooperatifleri kurarak “kamu tekeli” içinde faaliyet yürütebilir.
– Adil Düzen’de halk ekonomisi vardır. Küçük ve orta müteşebbisler, halk ekonomisi sisteminde kooperatifler şeklinde organize olabilir, kamudan aldıkları faizsiz kredi ve genel hizmet desteği ile küçük ve orta işletmeler de kamu destekli liberalizmi yaşayabilir.
Özetle: Batı dünyasındaki yoksulluk, kapitalizme yani sermaye tekeline götürüyor… Doğu’daki işsizlik, yoksulluk ve anarşi ise feodalizme götürüyor… Zulmü alkışlamak sadakat kabul ediliyor; oysa adalete sadakat gerekiyor… Zulüm düzeninde devlet, ancak zulümle yönetilir; zulüm düzeninde adaletle yönetim vaadiyle halk aldatılıyor. “Adil Düzen”e geçilmesi için her şeyden önce halkın adalete inanması lazım geliyor. Evimize çekilmek değil; “Adil Düzen”i anlamak ve uygulayarak halkımıza anlatmak görevi bizi bekliyor. Eski kötülüklere, eski ilgisizliklere, eski bilgisizliklere, eski cehaletlere kefaret için çalışmamız icap ediyor. Çünkü barış ve adalet, halkın kendi kimliğine saygılı olmakla gerçekleşiyor… Adalet için çaba sarf etmeli ve adaleti hak etmeliyiz…
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

