AKP İKTİDARININ TAHRİBAT POLİTİKALARI!..
İçeride Kürdistan Hazırlığı!..
Öcalan’ın “Negatif Aşamadan Pozitif İnşa Aşamasına Geçiyoruz” Mesajı
DEM Parti, PKK’nın feshi çağrısının yıl dönümünde basın toplantısı yapmıştı. İmralı Heyeti, Katliamcı Öcalan’ın güya demokratik siyaset ve hukuk temelli yeni sürece dair mesajını paylaşmıştı. Öcalan mesajında; negatif isyan döneminin geride kaldığını ve şiddete dayalı siyaset anlayışının artık bırakıldığını vurgulamış; “Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmemiz gerekiyor. Yeni bir siyaset ve strateji dönemine kapı açılıyor” ifadeleriyle, demokratik toplum ve hukuk temelli bir sürecin başlatılacağı mesajı yayımlamıştı. (Yani terörle kuramadıkları Özerk Kürdistan’ı şimdi siyasetle başaracaklardı.)
İmralı açıklamasında; demokratik siyasetin, silahın terk edildiği bir zeminde gelişeceği vurgulanmıştı. Öcalan, mesajında Türk-Kürt birliğinin tarihsel özgünlüğünü de hatırlatmış; “Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir” ifadeleriyle, uzun yıllar süren çatışma ve ayrışmaların yerine ortak bir demokratik yaklaşımla amaca ulaşılacağını vurgulamıştı. Öyle ya; siyaset yoluyla sinsi amaçlara ulaşmak varken silahla uğraşmak ahmaklıktı!..
“Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt Olmaz” Diyen Öcalan’ın Sinsi Hesapları!
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın yıl dönümünde Ankara’da açıklama yapılmıştı. Yılmaz Güney Sahnesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte Abdullah Öcalan’ın mesajı dört dilde kamuoyu ile paylaşılmıştı. Kürtçe, Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak paylaşılan mesajın Kürtçesini Veysi Aktaş, Türkçesini ise DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan okumuşlardı.
Terörist Başı Öcalan:“Amaç, (hedeflenen özerk yapı için) inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkmalıdır. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması lazımdır. Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemli ve anlamlıdır. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifi aranmalıdır. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılmaktadır. Demokratik toplum çözümü için, siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisi şarttır.
Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi, demokratik bir hukukun olmayışıdır. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümü esas alınmalıdır. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız vardır. Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devlet bağı esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas almalıdır. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de dayatılmamalıdır. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğü kapsamında bir anayasal vatandaşlık ilişkisi; dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını tanımaktır.” sözleriyle “Özerk bir Kürdistan’a hukuki bir resmiyet kazandıracak altyapıyı” hazırlama çabası yoğunlaşmıştı.
Öcalan’ın mesajı öncesi açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları şunları aktarmıştı:
“Sayın Öcalan’ın cesur çağrısını; örgüt olumlu yanıtlamış, hedef doğrultusunda karar almış, silah bırakma ve diğer taktiklerle bu çağrının gereklerini yapmıştır. Bizler de parti olarak bir yıldır bu gelişmelerin olumlu bir barışa dönüşmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mahalle mahalle, ev ev, sokak sokak, şehir şehir görüşmeler gerçekleştirdik. Yaklaşık iki bin beş yüz toplantı ve buluşma yaptık. Yüz binlerce yurttaşımızla açık ve şeffaf bir süreç içerisinde bu süreci tartıştık, değerlendirdik. Dünyadaki bütün çatışma çözümü deneyimlerinde olduğu gibi katılımcı ve şeffaf bir toplumsal zemin oluşturmaya hep birlikte gayret ettik. Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır. 27 Şubat çağrısının içeriğine ve tarihsel ağırlığına uygun kararlar artık alınmalıdır. Gecikmeden politika üretilmeli, net bir yol haritası belirlenmeli, somut ve güven verici adımlar atılmalıdır. Barış iradesi kurumsal karşılığını net bir biçimde bulmalıdır.
27 Şubat çağrısı; demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde Türkiye siyasetinin önüne konmuş açık bir programdır. Mücadelenin silahla değil, siyasetle yapılacağının güçlü ve net beyanıdır. Demokratik entegrasyon ne bir asimilasyondur ne de bir teslimiyettir. Demokratik entegrasyon; her kimliğin tanındığı, her yurttaşın eşit kabul edildiği, özgürlüklerin anayasal güvence altına alındığı ortak bir yaşamın adıdır. Bu aşamanın hayata geçmesi artık siyaset kurumunun tarihsel sorumluluğudur.” Yani; eğitim ve hukuk dili KÜRTÇE olan… Genişletilmiş ve güçlendirilmiş yerel yönetim modelinin fiili özerkliğe evrildiği bir sürecin yasal zemini hazırlanmalı, Kuzey Irak’taki Barzani Kürdistanı örneği bir yapı oluşturulmalıdır!?
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…
