Anasayfa » UYGARLIK MI, BARBARLIK MI?

UYGARLIK MI, BARBARLIK MI?

Yazar: yonetici
0 Yorum 141 Görüntüleyen

UYGARLIK MI, BARBARLIK
MI?

Bütün bu olup bitenlerden sonra hala Batıya yönelmek, Batıya güvenmek
gafletten de öte hıyanettir. Çünkü Batı, hiçbir zaman uygar olmadığını ve
olamayacağını bin kere göstermiştir. Ve hele, bu körü körüne batı teslimiyetini
ve taklitçiliğini Kemalizm’in gereği gibi göstermek, Atatürk’e en büyük iftira
ve hakarettir.

Şu anda geri ve gelişmekte olan ülkeler de, hala bir buçuk milyar insan
yeterli ve temiz içme suyundan bile mahrum yaşıyorsa… Yeryüzünde her yedi
çocuktan birisi okula gidemiyorsa… 940 milyon insan, açlık sınırında
kıvranıyorsa ve bir buçuk milyar insanın günlük geliri, 1 doların altında
bulunuyorsa, ben bu dünyaya uygardır diyemem..

Dünyanın en varlıklı iki kişisinin, Siyonist Rosthchilt ve Rockefeller’in
toplam serveti, bütün az gelişmiş ülkelerinin toplam gelirinden çok daha
fazlaysa… Ve çoğu Yahudi olan en varlıklı 200 kişinin serveti, tüm dünya
nüfusunun yarısının gelirinden daha yüksek bulunuyorsa, ben bu medeniyete
uygardır diyemem..

Asya ve Afrika’daki açlık ve sefalet sorununu acilen çözmek için, ilk
etapta 25 milyar dolarlık bir yatırım yeterliyken, Avrupa ve Amerika’da sadece
parfüm ve süs malzemesine yılda 35 milyar dolar harcanıyorsa…

Hong Kong caddelerinde 1 dolara, Londra sokaklarında 1 sterline çocuk
fahişeler; patronlarına para yetiştirmek için, her gece dört beş erkekle yatmak
zorunda bırakılıyorsa… Ve dünyada 2 milyon çocuk fuhuş bataklığında
boğuluyorsa… Analığa ve sıcak aile yuvasına hasret, bahtı kara bir sürü
kadın, ülkemde, parayla satılıp ruhları zinayla kirleniyorsa ve Türkiye’deki
vesikalık fahişe sayısı yüz binlerle ifade ediliyorsa, ben bu döneme ve bu
düzene uygardır diyemem..

Kimileri hafta tatilini geçirmek üzere, on milyarlar harcayıp Avrupa ve
Amerika’ya gittiği halde, bazıları çaresizlikten yüz milyona böbreğini
satarken… Villalardaki zengin sarhoşların naraları, yoksulların viranelerine
taşarken… Lüks yatlarda eğlenenlerinin çığlıkları, fakir yuvalarında
oturanların kulaklarını hırpalarken.. Birileri kedi-köpekleri için milyarları
harcadığı halde, ötekileri bebekleri için mama bile bulamazken… Ben bu
sisteme ve siyasete uygardır diyemem..

Kuzey Kutbunda buzlar arasında sıkışan birkaç balinayı kurtarmak… Ve
Karetta kaplumbağalarını korumaya almak için sergilenen sahte merhamet
gösterilerinin ve gayretlerinin binde birini toplu soykırıma uğrayan ve kıtır
kıtır doğranan Irak’lı, Bosna’lı, Çeçenistan’lı, Afganistan’lı ve Keşmir’li
Müslümanlardan esirgeyen Batı dünyasına ve onların uşaklarına ve hele Irak’taki
soysuz ve sorumsuz işkencelere hala destek çıkanlara, ben insandır bile
diyemem..

Ve bugün dünyanın gözü önünde mazlum ve Müslüman Filistin halkına karşı
vahşileri bile utandıran bir soykırım başlatan Siyonist İsrail’i değil de
Arafat’ı suçlayan Amerika’ya… İşkenceyi meslek, İsrail’i örnek edinmiş kuduz
ayılara, uygar değil, vahşi aygır bile diyemem..

Eşcinsellerin, anarşistlerin, mafya çetelerinin haklarına sahip çıkan,
ama ülkemizdeki on binlerce başörtüsü mağduru kızımızın feryadına kulak
tıkayan… “Ey insanlık öldünüz mü, menfaatçilik ve nemelazımcılık mezarına
gömüldünüz mü?” diye haykıran Iraklı mağdurların hıçkırıklarını duymayan,
duyarsız Müslüman’ına da, ahlaksız Avrupa’sına da, onların çifte standartlı
dünyasına da, ben uygardır diyemem..

Ve bütün bu haksızlık ve ahlaksızlıkları uygarlık diye yutturanlara ve bu
ruhu karanlık ve vicdanı kiralık Batıya hala hayranlık duyanlara, ben aydındır
diyemem…

·   Bu dengesiz ve değersiz düzene Atatürkçülük kılıfı
geçirerek, devam ettirmek isteyenlerin seviyesine inemem..

·   Bu “halkı sömürme ve karşı çıkanları sindirme”
temeline kurulan sistemi, Atatürkçülüğün gereği gibi gösterenlere, asla
güvenemem.. Yağcılık yapıp yüzlerine gülemem..

·   Bu sefalet ve rezalet rejimini aziz Atatürk’le
özdeşleştirmeye çalışan çapulculara ve başlarına çuval geçirenlere çömezlik
yapanlara, asla boyun eğemem…

·   Ve bu barbarlık ve bayağı zihniyetine dayanan Batı
medeniyetini, Atatürk’ün hedefi ve hevesi gibi yutturmak için yırtınan
sahtekarların safsatalarını dinleyemem..

·   Bu haksızlık ve ahlaksızlık düşüncesine… Bu yobazlık
ve zorbalık düzenine “Atatürkçülük” demek kadar, Atatürk’e yapılabilecek daha
büyük ve daha beter bir iftira düşünemem…

Allah aşkına söyleyin: Bütün bu vahşet ve rezaletler:

·   Eğer uygarlıksa, barbarlık nedir?

·   İnsanlık buysa, canavarlık nedir?

·   Adalet buysa, gaddarlık nedir?

·   Terörle savaş buysa, peki şeytanlık nedir?

·   Irak’taki işgalcilere ve işkencecilere dua etmek ve
destek vermek:

·   Eğer kahramanlıksa, kahpelik nedir?

·   Bu Müslümanlıksa, münkirlik nedir?

·   İlericilik, aydınlık buysa, yobazlık, hainlik nedir?

Uyuyanlar uyansın. Tanımayanlar tanısın Bunlar bugün Irak’ta
yaptıklarının aynısını, Kurtuluş Savaşında, Kıbrıs’ta, Kosova’da, Bosna’da da
yapmışlardı. Unutanlar utansın..

Önce Amerika’nın Irak’ı işgaline davul zurna ile destek çıkan ve şimdi
bütün bu cinayet ve rezaletlere sessiz ve seyirci kalan hükümet utansın

Din kardeşimiz ve çoğu akrabamız olan komşumuz Irak’ta bu vahşetler
yaşanırken Cuma hutbesinde Trafik dersi anlatan Diyanet utansın

Süleymaniye’de subaylarımıza çuval geçiren; işgalci ve işkenceci “laik ve
demokratik güçler” Irak’taki zahmet ve hakaretler için özellikle Sünni ve
dindar Müslümanları ve başörtülü kadınları seçerken:

Hala bizde görevleri ve yetkileri dışında kalan “İmam-Hatip ve başörtüsü”
konusundaki hasmane demeçleriyle kahramanlık sergileyenler utansın..

·   İşte Batı budur, Bağnazlık budur

·   Vahşi Kapitalizm budur, sinsi Siyonizm budur

·   Anlamadınız mı hala, Gâvurluk budur

Evet, İslam’a bağlı olduğumuz dönemlerde Osmanlı Sultanlarının atının
üzengisini öpen; ama şimdi Başbakanlarımızı müsteşar yardımcılarının kapısında
bekleten… Hoşgörüden değil sadece güçten anlayıp hizaya gelen Batı budur..

 


Şiir

Felluce’li Fatma’ya sor, Conileri O tanır

Generalin en gâvuru, barış diye atanır

Kuduzlara destek veren, domuzdan aşağıdır

Hainlere domuz deme, domuz duyar utanır..

 

Sorunların asıl nedenlerini bırakıp, sadece acı sonuçlarını tartışmak,
hastalıkların mikroplarıyla değil, dışa vuran çıbanlarıyla uğraşmak, toplumu
oyalamaktır…

Unutmayalım ki, bu dünya iyilerle kötülerin mücadele meydanıdır ve bugün
küfrün ve kötülerin temsilcisi Siyonizm olmaktadır. Ve AB bir Siyonist
organıdır.

Öyleyse insanlığın huzuru, ülkenin kurtuluşu için, bu bozuk düzen mutlaka
değişmeli, bu zulüm dönemi artık bitmelidir. Yeni bir dünya ve yeni bir dönem
mutlaka gelecektir.

15 milyon insanımız açlık ve sefalet içinde kıvranırken, işçi ve
memurların çoğu fakirlik sınırında, geçim sıkıntısı çekerken… Faturalarını
ödeyemediklerinden 1,5 milyon aile telefonunu, 500 bin aile televizyonunu
kapatırken… Birkaç yüz ailenin bir gecede katrilyonları hortumlayıp yurt
dışına kaçırdıkları ve trilyonluk villalarda saltanat hayatı yaşadıkları bir
düzen; uygarlık değil, cazgırlık düzenidir..

Köylerde yaşayan, çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan milyonlarca
vatandaşımız, çoluk çocuk yıl boyu çırpındıkları halde, hala karınlarını
doyuramadıkları ve hiçbir sigorta ve sağlık hizmetinden yararlanamadıkları…
İlaç ve doktor parası bulamadıkları… Bebeklerin ve cenazelerin hastanelerde
rehin kaldıkları… Şehirlerin varoşlarında binlerce insanın, çöplüklerden
ekmek ve yemek artığı topladıkları… Memur ve emeklilerin, 50 bin lira daha
ucuz diye, halk ekmek kuyruğunda sabahladıkları ve nice garibanların sokaklarda
ve barakalarda soğuktan donup kaldıkları bir ortamda… Birkaç bin
rantiyecinin, tatil için kışın İsviçre dağlarına, yazın Havai adalarına
gittikleri bir sistem, batıcılık değil, barbarlık sistemidir..

Gizli hıyanet merkezleri Mason Locaları ve Moon tarikatları açık
tutulurken, Kur’an Kurslarını ve İmam-Hatip okullarını kapatan Mafya babaları
serbest dolaşırken, İslami ve insani gerçekleri konuşanları zindanlara tıkayan
bir zihniyet, demokrasi değil, dayatma rejimidir

Çirkef televizyon ve gazete yayınları ve çarpık eğitim anlayışıyla,
toplumun temel taşı aile yuvamızı dinamitleyerek, 11–12 yaşındaki erkek
çocuklarımızı sigara, tiner ve uyuşturucuya alıştıran… 13–15 yaşındaki
kızlarımızı, güzellik yarışmaları adı altında rezillik bataklığına bulaştıran…
Ekonomik yetersizlik ve kültürel yozlaşma sonucu, yüz binlerce kadınımızı
vesikalı fahişe olarak sokaklarda dolaştıran..

Ve bütün bu haksızlık ve hıyanetleri anlaşılmasın diye, toplumu “irtica
kampanyaları ve AB palavralarıyla” uğraştıran ve kamplara ayırıp, birbiriyle
boğuşturan bir düşünce, çağdaşlık değil, şeytanlık düşüncesidir.

Ama her şeye rağmen dünya dönmekte ve devran değişmektedir. Şimdi, aynen
İslam’ın doğuşu öncesi şartlara benzer bir durum söz konusudur. Yani, yeni bir
devrimin ve hayırlı bir değişimin ayak sesleri duyulmaktadır.

Asrı Saadet öncesi Batıda, bu günkü kapitalist Amerika ve Avrupa’nın
yerinde Bizans imparatorluğu bulunmaktaydı…

Doğuda ise, yıkılan komünist Rusya’nın benzeri İran’daki Sasani
imparatorluğu vardı… Ve her ikisi, zahirde rakip gibi görünse de, aslında
gizli bir ittifak içinde, bütün dünyayı hâkimiyeti altında tutmaktaydı. Çünkü
bir İran Pers İmparatoru Bizans hükümdarına yazdığı mektupta şöyle diyordu:

“Bizans ve İran, Tanrının tek başındaki iki göz gibidir…”

İşte Hakkaniyet ve adalet esasına dayanan Muhammedi İnkılâp, nasıl bu
zulüm düzenlerini ve süper güçlerini temelinden sarsmışsa; uzun zaman
Amerika’yı ve Rusya’yı sağ ve sol kolu gibi kullanan Siyonizm’in saltanatı da,
Türkiye merkezli Milli bir dirilişle son bulacaktır. Ve tüm insanlığı kurtarıp
kucaklayacak olan, yeni bir Saadet ve Selamet medeniyeti oldukça
yakındır. 

Bozuk Karne

İşte AKP’nin ve emrine girdiği Siyonist sömürü sisteminin karnesi:

Yeryüzündeki yaklaşık 6 milyar insanın 2.5 milyarı yani 40 kadarı; 31
trilyon dolarlık yıllık dünya gelirinin sadece 1 trilyon dolarını alabiliyor..

950 milyon olan gelişmiş ülkelerdeki sadece 5’i oluşturan yüksek gelirli
bir kesim de, bu 30 trilyon doların 45 ini yani 13 trilyon dolarını alıyor,
geri kalan 95’lik kesim ise geri kalanı paylaşıyor… Hatta bu gelişmiş ülkelerde
bile, alt kesimle üst kesim arasındaki gelir dağılımı farkı 400 katına
çıkıyor..

Ve son 25 yıldır, yatırım ve üretim kapitalizmi, yani reel ekonomi,
yerini giderek finans kapitalizmine yani faiz ve rantiye ekonomisine bırakmış
bulunuyor..

Türkiye’nin durumuna gelince:

1983 yılında 30 milyar dolar olan iç ve dış borç toplamı bugün 500
milyar’a ulaşmıştır.

AKP’nin bu üç yılda aldığı yeni borç miktarı; 200 milyar dolardır.

Geçmişte, kendisinden önceki DYP-CHP-ANAP iktidarı 17 milyar dolar olan
faiz ödeme oranı, Refah-Yol döneminde 15 milyar dolara çekilmiş ve Erbakan
hükümetinin kalkınma hızı 9’a yaklaşmıştır.

Ama 28 Şubat’ın ardından ANAP hükümetinde faiz ödemesi birden 112 milyar
dolara fırlamış, AKP’nin ilk bir yılında ise, 60 milyar dolar olduğu
açıklanmıştır.

Bunun bir günlük karşılığı 120 milyon dolardır.

Elazığ Ferro-Krom fabrikasının, 2004 yılında 58 milyon dolara
özelleştirildiği dikkate alınırsa, Türkiye, IMF hortumuyla Siyonistlerin
kasasına her gün 2 fabrika faiz ödediği anlaşılmaktadır.

30 Bin talebesi ve 7 bin öğretim üyesi bulunan ODTÜ Üniversitesi’nin bir
yıllık bütçesi ise 80 milyon dolardır.

AKP iktidarı 2004 bütçesini 150 katrilyon olarak bağlamıştır. Bunun 50
katrilyonu zaten açıktır… Geri kalan 100 katrilyonun 65 katrilyonu faize
yatırılmıştır. Son dört ayda, 20 katrilyon, o da işçi, memur ve dar gelirli
esnaftan vergi toplanmış, ama hepsi yani 20 katrilyon’un tamamı faize
aktarılmıştır.

Refah-Yol döneminde, işçi, memur ve esnaf’a ve yatırıma bütçenin 60’ı
ayrılırken, şimdi AKP hükümetinde bu oran sadece 14 kadardır.

Türkiye, bu taklitçi ve işbirlikçi zihniyetler elinde, hızla iflasa ve
uçuruma yuvarlanmaktadır.

Tayland gibi bazı ülkeler bu uçurumdan, ancak uçkurunu çözerek… Yani
ülkesini ucuz fuhuş pazarına çevirerek kurtulmaya çalışmışlardır.

Peygamber efendimizin “Ahir zamanda, ümmetim için en çok korktuğum,
fakirliğin kâfirliğe dönüşmesidir.” Mealindeki hadisinin tecelli ve tezahürleri
yaşanmaktadır.

Evet, artık akılcı, kalıcı ve köklü bir devrim ve değişim kaçınılmazdır.

Yarın, belki çok geç olacaktır..


BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi