Yazar: yonetici
0 Yorum 32 Görüntüleyen

OSMANLI TOPRAK NİZAMI
VE
İNGİLTERE İLE İRTİBAT KURULMASI

Osmanlı Toprak Sisteminde Arazi Kaç Bölüme Ayrılırdı?

Osmanlı Devleti’nde toprak dağılımı ve yönetimi tarih derslerinde üzerinde durulan önemli konulardan birisi sayılır. Osmanlı Hanedanı’nın o dönemki siyasi ve ekonomik atmosferi hakkında bilgi sahibi olmak için Osmanlı toprak sistemini öğrenmek lazımdır. Peki, Osmanlı toprak sisteminde arazi kaç bölüme ayrılır? Detaylı yanıtlar ve Osmanlı Devleti toprak politikasına dair merak edilenler yazımızda yer almaktadır.

Kendinden önceki Türk-İslam devletlerinin toprak sisteminden faydalanarak kendi toprak sistemini kuran Osmanlı Devleti, tarih konularında bu özelliğiyle de ilgi görmektedir. Fethedilen ve kendilerine ait toprakları, belirli amaçlarla kullanmak ve daha kolay yönetmek için oluşturulan Osmanlı toprak sistemi nedir? Bu sorunun yanıtlarına, ayrıca Osmanlı Devleti’nin toprak dağılımı ve yönetimi hakkındaki detaylara kısaca değinmek gerekir.

Osmanlı Toprak Sistemi Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Osmanlı Devleti özellikle yükseliş döneminde oldukça geniş topraklara hükmeden bir devletti. Yönetimi altındaki toprakları hukuken ve işlenmesi yönünden en uygun şartlarla yönetmek için bir sistem uygulamıştır, bu sistemin adı Osmanlı Toprak Sistemidir. Tarihe baktığımız zaman bu sistemin; Osmanlı Devleti’nden önce varlığını sürdürmüş diğer Türk-İslam devletleri tarafından da uygulandığı, Osmanlı Devleti’nin de bazı eklemeler ve geliştirmeler ile bahsi geçen toprak sistemini sürdürmeye devam ettiği görülmektedir.

Osmanlı Toprak Sisteminde Arazi Kaç Bölüme Ayrılır?

Osmanlı toprak sisteminde devletin sahip olduğu topraklar 3 ana bölüme ayrılmaktadır. Bu 3 ana bölümden oluşan araziler; Miri, Mülk ve Vakıf arazisi olarak isimlendirilmiştir.

“Miri Arazileri” ve Kapsamı

Mülkiyeti Osmanlı Devleti’ne ait olan arazilerdir. Bu arazilerin kullanımı kira bedeli karşılığında tarımla uğraşan halka verilmiştir. Toprağı işleyen çiftçi elde ettiği mahsulden gelen gelirin onda birini (öşür) vergi olarak vermektedir. Miri arazi kendi içinde 6 bölüme ayrılır:

Dirlik: Has, zeamet ve tımar olarak üçe ayrılan bu araziler, Miri araziler içinde en geniş topraklardır.

Arpalık: Saray adamlarına ve ilmiye zümresinden kişilere maaşlarına ek olarak verilen topraklardır. Bu kişiler emekli olduktan sonra da arazilerden elde edilen geliri almaya devam etmişlerdir.

Paşmaklık: Hünkârın annesi, kız kardeşi yahut kız evlatlarına verilmek üzere ayrılan topraklardır. Bu topraklardan elde edilen gelir, bahsi geçen saray kadınlarına aittir.

Malikâne: Fetih ve seferlerde devlete yardımcı olan önemli komutan, ahi ve dervişlere tahsis edilen arazilerdir.

Yurtluk ve Ocaklık: Herhangi bir toprağın Osmanlı Devleti’ne bağlanmasına yardım ederek sadakatini ispatlayan mahalli beylere verilen arazilerdir.

Mukataa: Bir vergi toplama yöntemi olan mukataa, gelirleri doğrudan devlet hazinesine aktarılan arazilerdir.

“Mülk Arazileri” ve Kısımları

Bu arazi türü Miri arazilere göre oldukça az olmakla birlikte önemli bir yere sahiptir, bunun nedeni bu arazilerin mülkiyetinin devlete değil kişiye ait olmasıdır. Daha önceden hükümdar tarafından kişilere verilmiş ya da fethedilen bölgede daha önceden de kişisel mülk olarak kullanılan yerlerin sahiplerine bırakılmıştır. Mülk araziye sahip olan kişiler topraklarını hibe etme, satma ya da bağışlama haklarına sahiptirler. Mülk araziler kendi arasında 2 kısımdır;

Öşri: Yeni katılan bir bölgede yer alan herhangi bir arazinin sahibi Müslüman ise ya da fetih sırasında İslam dinine geçerse sahip oldukları topraklara öşri arazi denmektedir. Bu kişiler topraklarından elde ettikleri gelirin 1/5 ile 1/2 kadarını öşür vergisi olarak devlete vermekle yükümlüdür.

Haraci: Sahipleri gayrimüslim olan topraklardır; bu toprakların sahibi kişiler, devlet tarafından belirlenen haraç vergisini ödedikten sonra toprağı işleme hakkına sahip olur, elde ettiği gelirin 1/5 ile 1/2 arasında tutarı vergi olarak vermekle yükümlüdürler.

“Vakıf Arazileri” Uygulaması

Hayırsever mülk sahibi kişilerin; cami, mescit, medrese gibi sosyal ve ilim amaçlı kurumların yapılması için gelirlerini bağışladıkları arazi türü olmaktadır. Bu araziler yine halk tarafından işlenmektedir ancak ödemekle yükümlü olduğu vergiler yukarıda bahsettiğimiz hayır işleri için kullanılmaktadır.

Devlet yararı ve kararıyla ve padişah fermanıyla, yabancılara bazı limanlardan ve gümrük kapılarından faydalanma imkânı.

Halkın yararı, devletin çıkarı ve ticaretin canlandırılıp, bazı malların daha ucuza topluma ulaştırılması amacıyla; birtakım limanlardan ve gümrük kapılarından yabancı ülke gemilerinin ve tacirlerinin faydalanmasına yönelik kararlar alınmış ve uygulanmıştır. Bu kapsamda bazı yabancılara özel ayrıcalıklar ve gümrük muafiyetleri de sağlanmıştır. Osmanlı’nın İngiltere ile ilk ticari ve diplomatik ilişkileri de böyle başlamıştır. Hatta bu uygulamaların, zamanla kapitülasyonlara yol açtığı anlaşılmaktadır.

Osmanlı-İngiltere Yakınlaşması ve Kapitülasyonların İlk Adımları

Londra’daki National Portrait Gallery’nin (NPG) Kraliçe Victoria döneminin ünlü kişilerinin sıralandığı Şöhretler Duvarı’nda asılı Sultan Abdülaziz fotoğrafı bize 630 yıllık Osmanlı İmparatorluğu tarihinde bir Osmanlı padişahı tarafından Avrupa’ya yapılan ilk geziyi hatırlatmıştı. Bunun ardından İngiltere ile Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesinde ilk defa irtibata geçip, iki devlet arasında ticari ve siyasi ilişkilerin kurulduğu günlere ait bir yazı yayımlanmıştı. Yazıya konu olan olaylar, hayatı defalarca filme alınmış olan Kraliçe 1. Elizabeth döneminde yaşanmıştı. Ne var ki dönemin bu kısmına filmlerde rastlanmamıştı. Konuya geçmeden önce Tudor dönemine kısaca göz atıp, bu yakınlaşmanın arka plan bilgilerine kabaca sahip olmamız lazımdı.[1]

İngiltere’de, Aşk Uğruna Katolik Kilisesinden Kopuş Başlamıştı!

Tudorlar, 7. Henry’nin, 12 ila 15. yüzyıllar arasında İngiltere tahtının sahibi Plantagenet Hanedanı’nı yıkmasıyla tahtı ele almışlardı. Tahtta sadece 118 yıl kalmalarına rağmen, İngiltere tarihinin gördüğü en etkili iki hükümdar olan 8. Henry ve kızı 1. Elizabeth ile hem İngiltere, hem de dünya tarihine yeni bir yön verip, yeni bir yapılanmanın yolunu açmışlardı. Bu yeni yapılanmayı meşhur Tudor Kralı 8. Henry başlatmıştı.

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

Yorum Yap

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi