Anasayfa » TV 5 MÜLAKATI

TV 5 MÜLAKATI

Yazar: yonetici
0 Yorum 134 Görüntüleyen

TV 5 MÜLAKATI

 

 


Prof. Dr. Necmettin Erbakan`ın 25 Mart 2004 Tarihinde TV 5 Televizyonu`nda Mustafa Kurdaş İle Yaptığı Kıbrıs Konulu Mülakat
Mustafa Kurdaş: Doğu Akdeniz`e, Ortadoğu`ya, Kuzey Afrika`ya ve Anadolu`ya hâkim bir konumda olan Kıbrıs, İslam dünyası için, size göre, ne anlam ifade ediyor; Kıbrıs`ın önemi nedir?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Önce, TVS`e hayırlı olsun diyorum, milletimize ve bütün insanlığa en hayırlı hizmetleri yapmasını diliyorum. Sizleri tebrik ederim; bu hizmetleri yapmak için, gerçekten, televizyonu hayır yolunda kullanmak için bu atılımı yapıyorsunuz; Allah en büyük muvaffakiyetler nasip etsin, size başarılar dileyerek sözlerime başlıyorum.
Mustafa Kurdaş: Sağ olun.
Kıbrıs`a Huzuru Biz Götürdük
Prof. Dr, Necmettin Erbakan: Bu pazar günü Türkiye`de seçim var. Bu seçim, bir hayat memat meselesidir. Ülkemizde 43 milyon insan sandık başına gidecek. Oy verirken, neye oy verdiğimizi çok iyi bilerek hareket etmek mecburiyetindeyiz; çünkü, tarihin en önemli kritik bir noktasındayız. İşte, oyumuzu bu seçimde Saadet Partisi`ne vermemizin en mühim sebeplerinden biri de Kıbrıs konusudur. Bu sebepten dolayı, seçime böyle kısa bir zaman kalmışken, bu kadar hayatî bir konuyu dile getirip, milletimizin aydınlanmasına yardımcı olduğunuz için ayrıca tebrik ediyorum ve teşekkür ediyorum.
Bir dünya haritasını önümüze alalım, bakalım. Ne görüyoruz bu dünya haritasında? Dünyanın tam ortasında Türkiye var; bu, anavatandır. Onun altında yavru vatan var; Kıbrıs ta dünyanın tam ortasındadır ve Akdeniz`in ortas;ndadır. Ondan dolayı, Kıbrıs, asırlar boyu, bütün dünya meseleleri bakımından fevkalade büyük stratejik önem taşımıştır. Bunun için, Müslümanlık dünyaya hak ve adaleti yaymak için çalışmalarına başladığında, daha o devirde, Emeviler devrinde Kıbrıs`a gelinmiş ve Kıbrıs`a hak ve adaletin getirilmesi için bütün bu bölgeye huzurun temin edilmesi için, o günden bu adanın önemi idrak edilmiştir. Biliyorsunuz, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam`ın muhterem halaları Larnaka`dadır. Biz, Kıbrıs Barış Harekâtı`na bu bakımdan da bilhassa Larnaka`ya kadar gidilmesini ısrarla istemiştik. Dolayısıyla, Kıbrıs`ın İslam alemiyle ilişkisi, hem derin bir tarihe dayanıyor hem de şu söylediğim haritaya dayanıyor; çünkü, bütün Müslüman ülkelerin ortasında bulunan bir adadır.
Kıbrıs, asırlar boyu Müslümanların elinde kalmıştır; fakat, 14, 15, 16 ncı Asırlarda Venedikliler ve Cenevizliler denizcilik bakımından gelişince ve korsanlık bakımından da bütün Akdeniz`i ta Osmanlı tarafından engelleninceye kadar hâkimiyetleri altına almaya kalkıştıkları içindir ki, Kıbrıs`a gelmişlerdir ve Kıbrıs`ta kurdukları üs vasıtasıyla bütün Akdeniz`i kontrol etmeye kalkışmışlardır korsan olarak. Bu durumdan Osmanlı rahatsız olmuştur. Dünyanın her yerine hak ve adaleti götürmek görevini üstlenen Osmanlı, kendi faaliyet bölgesi ortasında böylesine bir yabancı işgali altındaki adaya tahammül edemezdi. Onun için, işaret ettiğiniz gibi, üçbuçuk asır önce, büyük gayretlerle, birçok şehit verilerek Kıbrıs kurtarılmıştır ve bütünüyle Osmanlı`nın bir parçası olmuştur; böylece, Akdeniz`e ve Ortadoğu`ya huzur gelmiştir.
Asırlar boyu böyle devam ederken, dış mihraklar, İsrail`i kurabilmek için Osmanlı`yı yıkmak, Sultan Hamid`i tahtından indirmek, arz-ı mev`udu almak planlarını tatbik mevkiine koymak istedikleri zaman, Osmanlı`yı yıpratmak için çeşitli bahanelere başvurdular, çeşitli savaşlar çıkardılar. Bu savaşlar esnasında, Sultan Hamid, Kıbrıs`ı İngiltere`ye belli şartlarla ve belli bir süre için kiraya vermek mecburiyetinde kaldı bütün dünyayla boğuştuğu için; ancak, o kira anlaşmasının altında dahi “Zatı şahaneme ait haklar mahfuz kalmak üzere” kaydını koymak üzere bu anlaşmayı imzalamıştır. Bu anlaşma, belli bir ücret karşılığında Kıbrıs`ın belli bir süre İngiltere`nin elinde kalmasını öngörüyordu, hiçbir zaman Kıbrıs`ın Osmanlı`dan çıkarılması, verilmesinin manasını taşımıyordu, o dönemin zaruri şartlan karşısında atılmaya mecbur kalınmış olan bir adım idi. Ancak, İngilizler, bunu fırsat bilerek, sizin de işaret ettiğiniz gibi, Ada`nın nüfus yapısını değiştirmeye gayret ettiler. Tamamen Müslümanların yaşadığı bu adaya birçok yerlerden Rumları getirdiler sonradan.
Mustafa Kurdaş: Bir Girit politikası… Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Aynı şey.
Getirdiler ve böylece, nasıl Filistin`e dünyanın çeşitli yerlerinden Beni israil ırkına mensup insanları getirip topladılarsa belli maksatları gerçekleştirmek için, Kıbrıs adasına da dünyanın çeşitli yerlerinden Rumları getirdiler, koydular ve böylece, adanın yapısını değiştirmeye gayret ettiler. Bu durumdan yüz bulan, şıma-ran Ada`daki Rumlar, bilindiği gibi, sürekli olarak, Ada`da belli bir çoğunluğa eriştikten sonra, oradaki Türk soydaşlarımıza, Müslümanlara her türlü zulmü reva görmüşlerdir, devamlı katliam yapmışlardır, devamlı huzursuzluk çıkarmışlardır.
Biz, 1974`te hükümet olduğumuz zaman, Kıbrıs adasını, böylece, hakikaten, huzursuzluklar içerisinde, katliamlar içerisinde bir ada olarak bulduk. Bizden önce, biliyorsunuz, Sayın İnönü Başbakandı. Kıbrıs`ta büyük katliamlar oldu. “Ben, solcu görüş sahibiyim” diyordu. Bu katliamlar karşısında sadece bir uçak u-çurdu. Oluk oluk kanlar akarken hiçbir şey yapamadı. Onun arkasından Sayın Demirel geldi. O, uçağı da uçuramadı. Ama, ne vakit, 1974`te Millî Görüş, hükümete koalisyon ortağı olarak dahi olsun iştirak edince, Ada`da katliam başladığı zaman, Sampson, ensesinde hakkın, adaletin, Millî Görüş`ün pençesini buldu ve o gün yapılmış olan Barış Harekâtıyla, gerek Kıbrıslı mücahitler gerekse kahraman ordumuzun üstün başarıyla, çünkü, Kıbrıs Savaşı, denizde, havada ve karada yapılmış kombine bir savaştır; modern savaşın en ileri örneklerini ordumuz orada bütün dünyaya parmak ısırtacak şekilde uygulamıştır. Parlak bir askerî hareketle Kıbrıs kurtarılmıştır. O günden bugüne kadar da Kıbrıs`ta, artık, o daha önceki dönemde oluk oluk akan kanlar durmuş, Ada`ya huzur ve barış gelmiştir.
Bilhassa Batılılar, emperyalizmin, dış mihrakların kontrolü altındadır. Dış mihraklar ise, hepimizin bildiği gibi, Cenabı Hak`kın asıl kullan biziz, dünyaya biz hâkim olacağız, diğer ırka mensup insanlar bize köle olsun diye yaratılmışlardır, Allah`ın bize vaadi vardır, biz arz-ı mev`udu alacağızki, Kıbrıs, arz-ı mev`udun içindedir- böyle bir dünya hâkimiyeti teessüs edeceğiz diye inanıyorlar beşbin yıldan beri, böyle bir ırkî taassupları var. Bunu gerçekleştirmek için ellerinden gelen gayretle çalışıp, büyük bir altyapı kurmuşlardır. Gerek Batı ülkelerinin yöneticilerini gerekse Amerika`nın yöneticilerini, böylece, bu maksatları için taşeron gibi kullanmaktadırlar asırlardan beri kurdukları altyapı vasıtasıyla. Dolayısıyla, İngilizlere, Birinci Cihan Harbi`nin arkasından Osmanlı yıkıldığı zaman, Filistin, İsrail`in kurulması için taksimatla verilmiştir. O da, otuz senede, çeşitli yerlerden insanları toplayarak İsrail`i kurmuştur. Aynı şekilde, Kıbrıs`taki davranışları da hep bu etkilerle olmuştur; çünkü, Kıbrıs`ın, siz, İslam âlemi için stratejik önemine işaret ediyorsunuz; evet, haritaya baktığınız zaman, bütün İslam âleminin ortasında, merkezinde, dünyanın en önemli, en hassas bölgesi olan Ortadoğu`nun tam kalbindedir. Şimdi, böyle bir Ada`nın, elbette, İslam âleminin emniyeti bakımından çok büyük bir önemi vardır.
Ne yazık ki, bu Ada, şimdi, dış mihraklar tarafından İsrail`in emniyetini sağlamak için kullanılmak isteniyor. Şu yaşadığımız Kıbrıs olayları, Kıbrıs`tan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kaldırılsın, Müslümanlar çekilsin, köle olsun, ezilsin, hiçbir ilgileri kalmasın; böylece, Kıbrıs`ı bütünüyle elimize geçirelim, oradaki Dikelya`yı bir Amerikan üssü yapalım; bu üs vasıtasıyla, İsrail`in emniyetini koruyalım; çünkü, İsrail, her ne kadar kurulmuş ise de, bir buçuk milyarlık İslam âleminin ortasında bulunduğu için, hep korkulu rüyayla yaşıyor; bir gün bunlar birleşir, beni denize dökerlerse; bunun tedbirini almayı her şeyden önemli sayıyor. Ondan dolayı da Kıbrıs adasına çok büyük önem veriyor dış mihraklar. Kıbrıs adasında İsrail`i koruyacak en modern üssü kurmak istiyorlar.
Kıbrıs, tamamen arz-ı mev`udun bir parçası olarak gösterilmiştir ve bunun gösterilmesinin de sebebi, Kıbrıs`ın bir buçuk milyarlık etrafındaki İslam âlemine karşı savunmasının sağlanması için orada çok modern bir üs yapılmasının istenmesidir. Öyle bir üs yapılsın isteniyor ki, en modern füzelerle, uçaklarla şu anki İslam âleminden, kurulacak olan büyük İsrail`e herhangi bir yerden bir saldırı, bir tecavüz vaki olacak olursa, o takdirde, iki saat içerisinde oralara füzelerle, uçaklarla gidilsin icabında atom bombası dahil- bu tecavüz önlensin. Böylece, büyük İsrail emniyet altına alınsın; anaplan, anafikir budur. Bu sebepten dolayıdır ki, bu fikir, yeni değildir, besbin yıllık fikirdir. Bu fikirden dolayıdır ki, İngilizler bu Kıbrıs`ı bize kiraya verin diye zorlamışlardır. Bu kiraya vermek basit bir kira anlaşması değildir. Bütün bu hileleri gerçekleştirmek için yapılmıştır. Onun için, kira yapılır yapılmaz, hemen süratle Rumlar oraya taşınmıştır. Ondan sonra, oradaki Türklerin imha edilmesi için kaç defa katliam yapılmıştır ta Türkiye`de Millî Görüş hükümet ortağı oluncaya kadar.
Mustafa Kurdaş: Kıbrıs`ın stratejisini konuşuyoruz ve önemini konuşuyoruz. Kıbrıs, bu projenin önemli bir adımı olarak. ..
Prof, Dr. Necmettin Erbakan: Hiç şüphesiz, büyük İsrail projesidir, Büyük Ortadoğu Projesi dediğiniz, yani, arz-ı mev`uddur, arz-ı mev`udun İsrail`e bağlanması ve dünya hâkimiyetinin tesis edilmesidir. Bunun bağlanması yetmiyor, emniyeti de sağlanmak isteniyor. Bunun için, ta Fas`tan Afganistan`a kadar bütün bu bölgenin kontrol altına alınması lazım. Bu kontrolde de İsrail`in en yakın destek merkezinin Kıbrıs olması öngörüldüğü içindir ki, Kıbrıs`a çok büyük önem verilmektedir. Otuz yıldan beri, ille Kıbrıs, Kıbrıs, Kıbrıs; Kıbrıs demelerinin temelinde yatan sebep budur.
Kıbrıs`ın Stratejik Önemi
Mustafa Kurdaş: Türkiye açsından stratejik önemi nedir Kıbrıs`ın?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Bunun için, tabiî, şöyle haritaya bir kere bakmak kâfidir. Kıbrıs, görüldüğü gibi, Karpaz Yarımadasıyla Türkiye`nin bağrına uzatmış elini, Türkiye`nin koynunda, kucağında bulunan bir adadır. Bu Ada, maazallah, yabancıların elinde olacak olursa, buradan Anadolu`ya sıçramak, buradaki hava üslerinden Anadolu`nun her yerine süratle ulaşmak çok kolaylıkla mümkün olur. Hatta, buradaki orta menzilli füze rampalarıy-la, Anadolu`nun çeşitli yerlerini tahrip etmek çok kolaylıkla mümkün olur. Kıbrıs, Akdeniz`in ortasında yüzen büyük bir uçak gemisine benziyor. Bunu ele geçiren Akdeniz`e hâkim olur. Bu sebepten dolayıdır ki, Türkiye için hayatî önemi haizdir. Şimdi, Kıbrıs`ın, Allah muhafaza buyursun, bugün kazanılmış olan haklardan, yani, huzurunu temin eden esaslardan en ufak bir taviz verilmeye kalkıldığı takdirde, bu, çorap söküğü gibi, önce Kıbrıs`ın elden gitmesini doğurur ve burada kalmaz, arkasından Ege der, arkasından Doğu Anadolu der, arkasından Ermenistan der, Pontus der, Bizans der ve bütün bunların hepsinin gerçekleştirilmesi için de, Kıbrıs, böylece, bir tehdit unsuru bir üs olarak arkada en önemli rolü oynar.
Mustafa Kurdaş: Kıbrıs, Türkiye`nin bütünlüğünün bir sigortası olarak mı görülmeli?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Hiç şüphesiz.
Onun için, Kıbrıs demek, Türkiye demektir; önce, bu gerçeği kavramak mecburiyetindeyiz. Bundan dolayı, Kıbrıs`taki denge, gerek Ortadoğu barışı için gerek İslam âleminin huzuru için gerekse Türkiye`nin korunması için fevkalade büyük önemi haizdir; Önce, bunu kavramak mecburiyetindeyiz.
Biz, Kıbrıs Barış Harekâtı`nı yaparken, bütün bunları dikkate alarak, hem katliamı durduralım hem iki tane toplum ayrı ayrı yaşasın, birbirlerini öldürmesinler hem de Anadolumuza bakan tarafın mutlaka Türklerin elinde bulunması suretiyle, ülkemizin korunması açısından bu stratejik önemli mevki, mutlaka Türklerin elinde bulunsun hususuna büyük önem verdiğimiz için bunu yaptık ve ondan dolayı ta Larnaka`ya kadar gidelim ve kesin bir barış yapmak için, icap ederse, bazı yerleri geri veririz; ama, yeşil hattan bir tek zerre geri dönmeyiz. Kıbrıs politikasını daha ilk harekete başlarken bu şekilde tespit ettik. Yeşil hatta kadar mutlaka Kıbrıs bölünecek ilk gece, böylece harekete geçtik. Bildiğiniz gibi, önce, birinci harekât yapıldı. Bu birinci harekâtta Birleşmiş Milletler toplandı, harekâtı durdurun dediler. Neler yaptığımızı biliyorsunuz. O zaman Sayın Ecevit`le koalisyon ortağıydık. Birleşmiş Milletler durdurun diyor, durduralım dediği zaman; hayır, G-5, beşinci gün ulaşılacak hedefler var. Bu hedeflere ulaşmadan hiçbir zaman durduramayız, karar aldık, dönemeyiz diye ısrar ettik. O hedeflere ulaşıldı ve birinci harekâtı, ikinci harekâtı mutlaka yapmak şartıyla durdurduk, sonra ikinci harekât yapıldı. Bu ikinci harekâtta, tekrar ifade ediyorum, biz, Larnaka`ya kadar alınmasını istiyorduk. Yan yolda harekât durdurulmuş bizden habersiz.

Mustafa Kurdaş: O dönemde, sanıyorum, çok büyük dış baskılar da söz konusuydu.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Hiç şüphesiz.
Biz bu kararları alırken, Amerikan temsilcisi Sisco, yukarıda, Sayın Ecevit`in odasında bekliyordu. Sayın Ecevit, o merdivenleri, Başbakanlığın içinde, Bakanlar Kurulu toplantı salonu altta, kendi odası yukarıda, on kere, yirmi kere inip çıkmaya mecbur kalmıştır; çünkü, biz, Bakanlar Kurulu`nda müzakere ediyoruz, millî menfaatlere uygun bir karar alıyoruz. Şimdi bunun Sisco`ya tebliğ edilmesi, edilince, o bir başka şart söylüyor, tekrar koşup Bakanlar Kurulu`na geliyor. Bir gecede on kere o merdivenleri koşup gelmeye mecbur kalmıştır; çünkü, Sisco yukarıda bekliyor. Ancak, işte, bizim otuzbeş seneden beri belirtmeye çalıştığımız bir husus var; Millî Görüş. Millî Görüş hâkim oldu mu, kırk tane Sisco beklese hiçbir şey ifade etmez. Nitekim, Sisco`ya “Harekât başladı” bile denilmiştir. O da, hemen palas pandıras havaalanına koşup Atina`ya gitmiştir.
Mustafa Kurdaş: Mitli Görüş, aynı zamanda, sanıyorum, hükümet ortağı CHP`yle de büyük mücadeleler verdi, bu harekâtı sağladı ve amacını…
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Koalisyonlar içerisinde, tabiî, her iki partinin birbirinin aynı olması mümkün değildir. Koalisyonlar içerisinde birtakım fikir ayrılıkları olur; ancak, o hükümet, Kıbrıs Harekâtı`nda örnek bir çalışma yapmıştır. Halk Partili bakan arkadaşlarımızla her konuyu görüşmüşüzdür ve hepsinde yüzde 100 mutabık kalmışızdır. Her yönüyle münakaşa ettiğimiz halde, böylece, çok güzel bir uyum içerisinde bu millî meselede sonuna kadar gidilmiş ve tarihî bir olay başarılmıştır, Kıbrıs Barış Harekâtı beraberce, müştereken başarılmıştır.
Mustafa Kurdaş: Efendim, günümüze seldiğimiz vakit, Avrupa Birliği`nin Kıbrıs`ta çok Özel bir ilgisi olduğunu görüyoruz. Avrupa ülkelerinin, Kıbns politikasında, her zaman Yunanistan`dan yana tavır koymasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Efendim, şunu bir kere daha ifade edeyim. Yunanistan da, Avrupa da, aslında, dış mihrakların birer taşeronudur, bunlar zatülhareke (hareketin sahibi) değildir, bunları yönetenler vardır. Asıl önemli olan bunlardır. O yönetenler, biz, büyük İsrail`i kuracağız. Kıbrıs`ı mutlaka İsrail`in koruma merkezi yapacağız diyor. Bunu yapmak için de, en büyük teh olarak Türkiye`yi görüyor. Kıbrıs`ın Türkiye`yle alakası kesilmesi lazımdır diyor. Yunanistan`a vermiş göstereyim diyor. Yunanistan`a vermeyecek onu, öyle gösterecek. Dikelya`yı İsrail`in korunması için bir üs halinde tahkim edecek. Öbürü şekilden ibarettir. Bunları asıl yürüten dış güçlerdir. Şimdi, işin acıklısı, dış güçler, böylece, Avrupa`yı etkilerken, onlar hep Yunanistan`dan tarafa tavır takıyor. Niçin; bize karşı olmak için, yani, İsrail`in emniyeti için.
Teşhisi doğru yapmazsa bir insan, tedaviyi başaramaz. Onun için, olayların asıl sonuna kadar nüfuz etmek lazım. Bu sebepten dolayıdır ki, hep dua etmemiz lazım, ya Rabbi sen bize hidayet ver, sen bize feraset ver, sen bize dirayet ver; çünkü, bunlarla insan ancak doğruyu, yanlışı ayırt edebilir. Bunları ayırt ettiğiniz zaman, kalp gözünüz açık olduğu zaman gerçeği görürsünüz, doğru teşhis yaparsınız, doğru tedavi imkânım bulursunuz. Şimdi, Kıbrıs meselesinin sonunda İsrail meselesinin bir parçası olduğunu bilmek mecburiyetindeyiz. Bu mekanizma, Avrupa`yı hep Yunan`dan tarafa itiyor. Yunan`ı sevdiği için değil, Türkiye`den kaçındığı için. Türkiye`nin dediği olmaz, Türkiye`nin alakası kesilsin, Türkiye yumuşak lokma yapılsın, öğütülsün ve arz-ı mev`ud o-larak İsrail`e katılsın; anafikir bu. Bu fikir olduğu için, taşeron olarak Avrupalılar`ı kullanıyor, onları hep Yunanistan lehine hareket ettiriyor.
Mustafa Kurdaş: Kıbrıs politikası var Türkiye`nin, bir devlet politikası. Bu, yıllardır selen, 1974`de bir şekil verilen ve busun de farklı bir noktaya doğru siden yeni gelişmeler var. Son Selişmeleri devlet politikası açısından bir değişiklik olarak sürebilir misiniz ya da niçin böyle bir değişime Adildi?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Çok önemli bir noktaya temas ediyorsunuz. Kıbrıs politikası, daha 1974`te, o günkü bizim koalisyon hükümetimiz Barış Harekâtı`nın başlatılmasına karar verdiği anda kesin olarak tespit edilmiştir. Yeşil hat ayıracak, üs taraf ayrı bir bölge olacak, iki taraf birbirlerini böyle katletmeyecekler, bu kesin ayırım yapılmış olacak ve üst taraf Londra ve Zürich Antlaşmalarının gereği olarak, Ada`nın tamamı alt taraf da dahil, garantimiz altında bulunacak huzur ve barış bakımından. Bu temel politika daha harekât başlanırken millî bir politika olarak tespit edilmiş, harekât buna göre başlatılmış, yapılmış. Bunun gerçekleşeceği noktaya kadar ikinci harekât da yapılmış ve Ada`da, böylece, bu söylenen yere kadar askerî harekât başarıyla tamamlanmıştır.
Bu askerî harekâttan sonra, bilindiği gibi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu; bu, çok isabetli bir harekettir ve böylece, Kıbrıs`ta iki tane ayrı devlet teşekkül etti. Bizim millî politikamız, bu devletleri muhafaza etmektir. Bu, bugüne kadar muhafaza edilmiş olan devlet politikamızdır. Şimdi, değişen nedir; değişen, büyük İsrail`in kurulması vakti gelmiştir, büyük Ortadoğu projesi bütünüyle gerçekleştirilmelidir. Onun emniyeti için, Kıbrıs mutlaka bir an evvel Türkiye`den arındırılmalı, temizlenmelidir diyor dış mihraklar. Onlar harekete geçiyor. Öyleyse ne yapalım; hazır bu Türkiye`nin birtakım yöneticileri ne olursa olsun Avrupa Ortak Pazan`na, Avrupa Birliği`ne girmek istiyorlar, bunu bahane edelim, Kıbrıs`ı vermezseniz, sizi Avrupa Birliği`ne almayız diyelim oyununu oynuyorlar. Bu oyun içerisinde, buna bizim hükümetimiz, bildiğiniz gibi, hiçbir zaman konuşulmadı bile, lafını bile ettirmedik, 54 üncü Hükümet`ten bahsediyorum, bizim zamanımızda hiç böyle bir mesele yoktu. Biz, ondan dolayı buna yanaşmayacağımız için, diğer sebeplerin yanında, çeşitli entrikalarla işbaşından uzaklaştırıldık dış mihraklar tarafından. Yerimize getirildi bu acayip, komik koalisyon hükümetleri. Buna rağmen dahi, onlar ekonomiyi IMF`ye teslim etmelerine, her bakımdan Türkiye`yi dışarıya bağımlı hale getirmelerine rağmen, Sayın Ecevit, Kıbrıs Barış Harekâtı`nı beraberce yapmış idik biliyorsunuz, Kıbrıs`ın onlara verilmesine taraftar olmadı. Olmayınca, öyleyse, bunu değiştirmemiz lazım dediler. Bu genel dünya politikasını yürütmek için, bildiğiniz gibi, çeşitli oyunlar oynandı.
Sayın Kemal Derviş, efendim, erken seçimin ne zaman yapılacağı belli olmalıdır gibi laflar söylemeye başladı. Bu, Ecevit Hükümeti`nin değiştirilmesi lazımdır manasını taşıyan sözlerdi. Değiştirilecek; ama, yerine ne konulacak? Ha, işte bizim çocuklarımız, AKP`nin yöneticileri hazır bekliyorlar. Öyleyse, bunları alalım, bunların yerine koyalım, bunlar vasıtasıyla planlarımızı, programlarımızı çok daha rahat yürütürüz dediler. Bütün güçleriyle Refah Partisi`ni böldükten sonra, AKP yöneticilerini kendi maksatlarına uygun gördükleri için onları desteklediler, 3 Kasım rüzgârını üfürdüler, ayağa kalkan tozlarla bugünkü AKP iktidarını kurdular. Kurulduğundan beri, onaltı aydan beri, gördüğünüz gibi, önce Irak harekâtı için taşeron gibi istifade ettiler; Türkiye`ye, Türkiye`nin yumuşak lokma haline getirilip İsrail`e katılması gayesini gütmek üzere, 60 000 Amerikan askerinin gelmesini bunlara kabul ettirdiler. Bu meyanda da şimdi Avrupa Birliği`ne gireceğiz efendim, ne yapalım şart koşuyorlar. Çözümsüzlük çözüm değilmiş. Şu çocukça Laflara bak sen. Böyle birtakım yuvarlamalarla… Ne yapıyorsun sen yahu? Ne yapıyorsun? Kıbrıs, Türkiye`nin canı, ciğeri, hayatı, mematı, emniyeti. Böyle birtakım laflarla, yuvarlak laflarla Kıbrıs tutular da bir yere verilir mi? Ama, benim ne dediğimi biliyorsunuz, bunlar büyülendi. Bunlar, tıpkı Amerikan filmlerinde gördüğümüz gibi, hafızaları silindi, tarih bilgileri kayboldu, inançlarına gölge düşürdüler; görüyoruz, laik İslam bilmem ne gibi birtakım laflar yapmaya çalışıyorlar ve arkasından, kumandalı bir robot haline getirdiler. Şimdi, çıkmışlar, çözümsüzlük çözüm değildir, ille çözüm bulacağız diyorlar. Neymiş bu çözüm; efendim, Annan Planı, oturalım da, biz uyuşuyormuşuz gibi gözükelim de Yunanlılar uyuşmuyormuş gibi gözüksün diye çocuk aldatacak…
Bana bak arkadaş, sen o masaya oturdun mu hapı yuttun. Kim bu karşındaki, sen bunları bilmiyor musunuz; bunlara sen küçük parmağını verirsen, kolunu yutarlar insanın. Böyle bir planla bu masaya oturulur mu? Neymiş, toprak verilecekmiş. Neden yahu, neden? Neymiş, bilmem seksenbin, yüzbin Rum Türk bölgesine geçecekmiş; ne münasebet… Bizim oradaki garantilerimiz kalka-cakmış. Londra, Zürich Antlaşmaları ortadan kalkacak… Şuraya bak sen Ne olacak, ondan sonra ne yaparsan yap. Biz onları tanımıyor muyuz, alıp Ada`yı yutacaklar ve büyük İsrail projelerinin gerekleri yerine getirilmiş olacak. Dolayısıyla, şimdi, bunları bu etkiler altında tutarak, bu konuşmaları yaptırıyorlar, masanın başına oturtturuyorlar, ille bu adımları atacaksın diye zorluyorlar. Bunlar da, yok efendim, biz hiç Kıbrıs`ı verir miyiz, bilmem ne e-dası altında tıpış tıpış tıpış dış güçlerin emirlerine uyuyor. Denk-taş`tan da ders almıyorlar. Bunların zoruyla, Denktaş, peki, istiyorsunuz, oturayım. Ne oldu, hiçbir şeyden anlaşmanın imkânı yok; çünkü, Kıbrıs`ı vereceksiniz diyor. Enosisi gerçekleştiriyoruz diye adam açıkça söylüyor.

Kıbrıs Politikası Kapalı Kapılar Arkasında Belirleniyor
Mustafa Kurdaş: Yani, Türkiye`nin Kıbrıs politikası birtakım yerlerde kapalı kapılar ardında belirlenip, sonra uzaktan kumandayla AKP Hükümeti tarafından yürütüldüğünü mü söylüyorsunuz?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Yürütüldüğünü söylüyorum ve bu yürütülen politika da bizim bu kadar yıllık millî politikamıza taban tabana zıttır, Kıbrıs`ta mutlaka iki bölge olacak. Biz, bir tek zerre toprak tavizinde bulunamayız, bu yeşil hat baştan çizilmiştir, en ufak bir tavizde bulunamayız. Hiçbir zaman oradaki garantilerimizden, Londra, Zürich Antlaşması`nın bize vermiş olduğu görevlerden vazgeçmeyiz ve böylece, Ada`da mutlaka mevcut olan durum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti muhafaza edilecektir. Bunların hiçbirinden zerre kadar taviz veremeyiz. Bunları konuşalım, edelim diye masaya da oturulmaz. Oturursanız, millî politikalara ters düşersiniz ve adım adım adım, bir de bakarsınız ki, ütülmüşsünüz.
Biz bunu neye benzetiyoruz; diyoruz ki, bak, bizim çocuklarımız. Biz bu sözleri kendilerine kızdığımız için değil, şefkat için söylüyoruz, uyansınlar, ayıksınlar diye söylüyoruz. Evin yaramaz çocuğu. Evden kaçmış. Gitmiş kumar oynuyor. Benzetmekte hata olmasın, yani, olayı, hadiseyi kendilerine anlatabilmek için bunları söylüyoruz. Şimdi, önce evin buzdolabını, halısını ütüldü. Nedir bu; özelleştirme. Evin nesi varsa, bunları götürdü, peşkeş çekti IMF`nin emirleriyle. Şimdi, dış güçlerin emriyle evin tapusunu kumar masasına koyuyor. Kıbrıs görüşmesinin manası bu. O o-turma masası var ya, kumar masası. Şimdi, kumar masasında evin tapusunu oyuna koyuyor; çünkü, Kıbrıs bizim için anavatan kadar mühimdir. Onun için pazarlık yapmak demek, evin tapusunu vermek demektir. Ee, evde buzdolabı bırakmadınız, halı bırakmadınız, evde hiçbir şey bırakmadınız, sadece herkesi, aç, çıplak, işsiz hale getirdiniz, bunlar yetmiyormuş gibi, şimdi parça parça parça ülkeyi bölüp vereceksiniz. Bu olacak iş mi? Ne yaptıklarının farkında değil. Bir şey yapıyoruz zannediyor. Yaptığı bu.

Ne olacak; işte ben söze başlarken, size onun için teşekkürle başladım ki, bak dört gün sonra seçim var. Bütün bunların hepsinin mesuliyeti sonunda millete aittir. Şimdi, bu milletin bu gerçekleri dikkatle incelememiş, duymamış olan evlatları şaşırır da gider hâlâ AKP`ye oy verecek olursa, bunun manası, Kıbrıs, Yunanın olsun demektir. Bu kadar açıktır. Bunu muhafaza etmek istiyor muyuz; bu, nasıl Millî Görüşle alınmış ise, Millî Görüşle muhafaza edilir. Muhafaza edilmesini istiyorsan, oyunu Saadet Parti-si`ne vereceksin. Zaten bundan dolayı, bu seçimde Saadet Partisi ile AKP, yani, aslı ile kopyası, bunlar birbirleriyle çarpışıyorlar Türkiye`nin her yerinde ve 3 Kasımda yapılan propagandalarla etki altında kalmış olan insanlar bunun için şimdi fevç fevç tekrar yuvalarına dönüyor, bunun için fevç fevç Saadet Partisi`ne geliyor; çünkü, onaltı ayda gerçekleri görüyor. Bir de bakıyor ki, yahu, bunların işsizlik, açlık, ülkeyi geri bırakmaktan başka bir şey yaptıkları yok; üstelik de, lime lime lime lime vatanı parçalayacaklar. Hayır, ben kesinlikle bunlara alet olamam diyor ve işte bütün meydanlarda Saadet Partisi`nin mitinglerindeki büyük coşkular, büyük patlamaların temelinde milletin bu sağduyusu, bu sezgisi yatıyor. Böylece, millet şimdi kendisini dış güçlerin bu oyunundan kurtarıyor AKP`ye gereken dersi vermek suretiyle. Bu seçim bu bakımdan çok büyük önem taşıyor. Yoksa, bunlar, bu işleri, gökten zembille inip oturup yapmıyorlar, 3 Kasımdaki oylarla yapıyorlar. Şimdi, o oylar tersine dönecek ve böylece, Kıbrıs verilmekten kurtarılacak.
Mustafa Kurdaş: Efendim, bu seçim su açdan da önemli ötüyor; Kıbrıs ve Türkiye açsından bir dönülmez noktaya $idişe dur demenin…
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Demenin bir fırsatıdır, bir seçimidir ve bu milletin sağduyusu bu gidişatı görüyor, dur diyecektir. Kıbrıs, maazallah, elden çıktıktan sonra dizini dövmenin ne faydası var. Bekleyelim efendim, hayır, biz, millî menfaattan bir şey vermeyiz diyor. Millî menfaattan bir şey vermeyecek insan masaya oturur mu? O masaya oturduğun zaman sen, adım adım a-dım adım bunların hepsini senden kopartıp alacaklar. Öyle masaya oturulmaz.
Mustafa Kurdaş: Kendileri de oturmakla kalmıyorlar, aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ı da bu masaya oturmak için zorluyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: İşte zorluyorlar; ama, tabiî, tecrübeli bjr devlet adamı olduğu için, bunlar ne manaya geldiğini bildiği için “Hayır, ben cenazeye gitmem” dedi ve bir cümleyle meseleyi özetledi, bunları da ikaz etti. O gitmezken bunlar niçin gidiyor, niçin gidiyor? Öyleyse, şimdi, 28 Martta, millet, bunların ipini kesecek, istediğin yere uç; ama, memleketi, milleti beraberce sürükleyemezsin diyecek.
Mustafa Kurdaş: Türkiye`ye, Kıbrıs`a bir dayatma var, Avrupa Birliği tarafından yapılan bir dayatma bu, Kıbrıs ön şartı. Bu dayatmayı Kıbrıs açısından nasıi değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Demin söyledim, bu dayatmaların arkasındaki rejisör dış mihraklardır. Onların bir tek meselesi vardır, inançları büyük İsrail`dir. Onun emniyeti için Kıbrıs`ın orayı koruması lazım. Kıbrıs`ın, İsrail`in koruma merkezi olması için, Türkiye`nin Kıbrıs`tan çıkarılması lazım. Madem bunlar böyle, bu kadar hevesle, ne pahasına olursa olsun Avrupa Birliği`ne gireceğiz diyor, öyleyse, bunu koz olarak kullanalım, burayı verin, ondan sonra düşünürüz diyelim; yaptıkları muamele budur. Bunlara, tabiî, çocuk gibi aldanmamak mecburiyetindeyiz. Tarih bilgi -.miz lazım; silindiyse, yeniden başımıza hafıza koydurmamız lazım. Bu milletin bin yıllık Millî Görüşünü bilmemiz lazım, inancını bilmemiz, tarihini bilmemiz lazım ki, bu olayların ne manaya geldiğini çok açık bir şekilde görelim. Bunu görmemek mümkün değil, bunların hepsi açık, bilinen olaylardır. Hiçbiri de yeni olaylar değildir. Asırlar boyu haçlı seferleri niçin yapıldıysa, niçin bu kadar Osmanlı yeryüzüne hakkı, adaleti korumak için çalıştığı halde, ona karşı haksız tecavüzler yapıldıysa, bugün aynı sebepten dolayı, şimdi durup dururken barış içerisindeki bir adayı, böylece, tıpkı Balkanlardaki gibi, tıpkı Kafkaslar`daki gibi curcunaya çevirip, ille buradan Türkleri uzaklaştırmanın oyunu oynanmak isteniyor kendi inançları, kendi dünya planlan için. Buna müsaade etmeyecek bu millet asırlar boyu etmediği gibi.
Mustafa Kurdaş: Bugüne kadar Birleşmiş Milletler e-nel sekreterlerinin hemen hepsi Kıbrıs`la ilgili bazı planlar ortaya koydu. Bunlar hep isimleriyle anıldı Annan Plan`ında olduğu gibi. Sanıyorum bu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri`nin özel ilgisi de, bu sizin anlatmış olduğunuz olayları gösteren bir durum.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Hiç şüphesiz.
Çocuklara aspirini yutturmak için, üzerini çikolatayla kaplarlar. Bu söylediğiniz genel sekreterlerin hepsi aspirinedir. İlle o acı ilacı içirtecek. Çocuk aldatmak için de, ilacın üzerini çikolatayla kaplıyor. Efendim, Avrupa Birliği`ne gireceksiniz, zaten girdiğiniz zaman ha sizin olmuş ha onların olmuş bir fark kalmayacak, şöyle olacak, böyle olacak, bin bir tane ambalaj. Baktığın zaman, içeride, hep aynı plan, aynı gaye, aynı oyun asırlardan beri. Bu milletin çocukları bu işi çok iyi bilmektedirler, hiçbirisi al-danmazlar. İşte, 28 Mart, aynen İstiklal Savaşı`m yapan Millî Görüş gibi, bugün bir kere daha vatanın kurtulması için yapılan bir şahlanış olacak inşallah.
Mustafa Kurdaş: Sayın Başbakan, verdiğiniz bilgiler için çok çok teşekkür ediyoruz. Son olarak söylemek istediğiniz bir konu varsa, buyurun.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan: Sağ olun, çok teşekkür ederim.
Sadece aziz milletimizin bütün evlatlarına oy vermenin çok büyük mesuliyet taşımak olduğunu bir kere daha hatırlatıyorum ve bu vermiş olduğunuz oyla, sakın ha, vatan parçasının, şehit kanıyla alman vatan toprağının parayla satılmasına, çikolatayla aldatılmasına, parlak sözlerle oynanmasına müsaade etmeyin. Siz, parlak bir tarihin evladısınız; hakkın, adaletin korunması için asırlar boyu nasıl vazifenizi yaptıysanız, bugün de Ada`nın korunması, Ortadoğu`nun korunması, dünyanın korunması için görevinizi aynı şuurla yapacaksınız. Milletimize, böylece, bu sözleri bir re daha duyurduktan sonra, bunu yapacak olan bu aziz millet tün tarih boyunca nasıl hep alnından öpülecek işler yaptıysa, 2İ »rtta da tarihimize yeni bir altın sayfa ilave edeceklerine inanı-ırum. Bu inançla, size bir kere daha teşekkür ediyorum, milleti-izi de muhabbetle kucaklıyorum.

 



 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi