Anasayfa » ŞİRKİN SEBEPLERİ VE ALAMETLERİ

ŞİRKİN SEBEPLERİ VE ALAMETLERİ

Yazar: yonetici
0 Yorum 162 Görüntüleyen

KUR’AN’A GÖRE: ŞİRKİN SEBEPLERİ VE
ALAMETLERİ

Giriş: Şirkin tarifi

a) Müşrikler Allah’ın varlığını değil,
sıfatlarını ve hükümranlığını inkâr ederler.

“De ki: 'Göklerden ve yerden sizlere rızık
veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve
ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip-çeviren kimdir? Onlar: 'Allah'
diyeceklerdir. Öyleyse de ki: 'Peki siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız?” 
(Yunus: 31)

“Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah
anıldığı zaman yürekleri ürperir. O'nun ayetleri okunduğunda imanlarını
arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler.”
 (Enfal: 2)

“Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı)
bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen
O'dur.”
 (Tevbe: 33)

b) Zorluk sıkıntı ve sarsıntılar gelince
müşrikler de Allah’a yalvarıp dua ederler.

“De ki: 'Düşündünüz mü hiç; eğer size
Allah'ın azabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa, Allah'tan başkasını
mı çağıracaksınız? Eğer doğru sözlüler iseniz (çağırın bakalım.)

Hayır, yalnızca O'nu çağırırsınız, dilerse
kendisini çağırdığınız şeyi açar (giderir) ve şirk koşmakta olduklarınızı
unutursunuz.”
 (Enam: 40-41)

“Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik;
Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu
boğacak düzeye erişince (Firavun): 'İsrailoğullarının kendisine inandığı
(ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım' dedi.

Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan
etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın.”
 (Yunus: 90-91)

c) Müşrikler Allah’a karşı ve din adına yalan
uyduruverirler.

“Allah'a karşı yalan uydurup iftira
düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o
zalimler kurtuluşa eremezler.

Onların tümünü toplayacağımız gün; sonra
şirk koşanlara diyeceğiz ki: 'Nerede (o bir şey) sanıp da ortak koştuklarınız?'

(Bundan) Sonra onların: 'Rabbimiz olan
Allah'a and olsun ki, biz müşriklerden değildik' demelerinden başka bir
fitneleri olmadı (kalmadı.)”
 (Enam: 21-22-23)

“Ayetlerimizi yalanlayanları ise, onları
bilmeyecekleri bir yönden derece derece (günahları yükletip azaba)
yaklaştıracağız.”
 (Araf: 182)

ç) Müşrikler Allah’la beraber başka
ilahlar edinirler.

“Allah dedi ki: 'İki ilah edinmeyin: O,
ancak tek bir ilahtır. Öyleyse benden, yalnızca benden korkun.'

Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden
bir grup (hemen) Rablerine şirk koşar;

Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük
etmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz.

Artık Allah'a benzerler aramaya
kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.

O şirk koşanlar, şirk koştuklarını
gördükleri zaman: 'Rabbimiz, seni bırakıp bizim taptığımız ortaklarımız
bunlardır' diyecekler. (Onlar da bunlara:) 'Siz gerçekten yalan
söyleyenlersiniz' diye sözü (geri çevirip) fırlatacaklar.”
 (Nahl:
51-54-55-74-86)

d) Müşrikler pisliktirler.

“Ey iman edenler, müşrikler ancak bir
pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram'a
yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, Allah dilerse sizi
kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet
sahibidir.”
 (Tevbe: 28)

Şirkin başlıca çeşitleri ve yansıma
şekilleri:

1- Allah’a tam iman ve teslimiyet göstermemek

“Onların çoğu Allah'a iman etmezler de
ancak şirk katıp-dururlar.”
 (Yusuf: 106)

2- Allah’a ortak koşmayı benimsemek

“İşte böyle; Çünkü Allah’a vahid (yegâne
yardım umulacak ve korkulup sığınılacak Zat) olarak (imana) çağrıldığınızda
inkâr ettiniz. (Ama) Ona ortak koşulduğunda ise inanıp kabullendiniz.”
 (Mü’min: 12)

3- Tağut’a ve Cibt’e ulûhiyet payı vermek

“Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri
görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer inkâr edenler için:
'Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır' diyorlar.”
 (Nisa: 51)

“Allah ile beraber başka ilahlar edinme,
yoksa kınanmış ve kendi başına (yapayalnız ve yardımcısız) bırakılmış olursun.”
 (İsra: 22)

4- Gerçek anlamda yararı ve zararı Allah’tan
başkasından bilmek

“De ki: 'Bize yararı ve zararı olmayan Allah'tan başka
şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, şeytanların
ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: 'Doğru yola, bize
gel' diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi
döndürülelim?' De ki: 'Hiç şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz
âlemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk.'”
 (En’am: 71)

“Allah'ı bırakıp kendilerine zarar
vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: 'Bunlar Allah
katında bizim şefaatçilerimizdir' derler. De ki: 'Siz, Allah'a, göklerde ve
yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan
uzak ve yücedir.'”
 (Yunus: 18)

“Allah'tan başka, kendisine ne zararı
dokunan, ne yararı olan şeylere yakarır. İşte bu, en uzak bir sapıklıktır.

(Ya da) Zararı, yararından daha yakın
olana tapar; ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaştır.” 
(Hac: 12-13)

“Yardım görürler umuduyla, Allah'tan başka
ilahlar edindiler.

Onların (o ilahların) kendilerine yardım
etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş
askerlerdir.”
 (Yasin: 74-75)

5- Hanımı, evladı ve malı Allah’ın rızasına
tercih etmek

“Ama O, onlara (Adem'in çocukları erkek ve
kadınlara) salih (bir çocuk) verince, kendilerine verdiği şey konusunda O’na
ortaklar kılmaya başladılar. Allah, onların şirk koştuklarından yücedir.”
 (Araf: 190)

6- Kulları veli edinmek

“İnkâr edenler, Beni bırakıp kullarımı
veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kâfirler için bir
durak olarak hazırlamışız.”
 (Kehf: 102)

“Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye,
Allah'tan başka ilahlar edindiler.”
 (Meryem: 81)

“De ki: 'Allah'ın dilemesi dışında kendim
için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı
bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük
dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde
vericiden başkası değilim.'

Allah'tan başka taptıklarınız sizin gibi
kullardır. Eğer doğru iseniz, hemen onları çağırın da size icabet etsinler.”
 (Araf: 188-194)

7- Allah’a bir ucundan ibadet etmek

“İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan
ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer
kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı
kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.”
 (Hacc: 11)

8- En şiddetli ve tehlikeli düşman olarak
Siyonist Yahudi’yi görmemek

“Andolsun, insanlar içinde, mü'minlere en
şiddetli düşman olarak Yahudileri ve müşrikleri bulursun. Onlardan, iman
edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: 'Hıristiyanlarız' diyenleri
bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların
gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir.”
 (Maide: 82)

9- Kâfir ve zalimlerin zahiri gücünden korkup
cihadı terk etmek

“Onlar, kendilerine insanlar: 'Size karşı
insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun' dedikleri halde imanları
artanlar ve: 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir' diyenlerdir.

İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını
korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Ben'den korkun.”
 (Al-i İmran:
173-175)

10- Allah’ın dışında ortak sevgi-perestlik
bağları edinmek (futbolcu, sanatçı gibi)

“(İbrahim) Dedi ki: 'Siz gerçekten,
Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları
(ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkâr
edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Barınma yeriniz ateştir
ve hiç bir yardımcınız yoktur.'”
 (Ankebut: 25)

11- Riyakârlığı meslek edinmek

“De ki: 'Şüphesiz ben, ancak sizin
benzeriniz olan bir beşerim; yalnızca bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu
vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun
ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın.'”
 (Kehf: 110)

12- Allah adına yalan uydurup fetva vermek

“Allah’a karşı yalan söyleyen (ayet ve
hadisleri eğip bükerek yanlış fetva veren) ve kendisine (hakikat) gelip (gösterildiğinde)
doğruyu tekzip (ve tahrif) edenden daha zalim kimdir?” 
(Zümer: 32)

“Yalanı, yalnızca Allah'ın ayetlerine
inanmayanlar uydurur. İşte yalancıların asıl kendileri onlardır.”
(Nahl: 105)

“Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden
başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman
seni dost edineceklerdi.”
 (İsra: 73)

13- Hakkı Batıl ile örtmek

“Hakkı batıl ile örtmeyin (veya
karıştırmayın) ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz.

Artık vay hallerine; kitabı kendi
elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için 'Bu Allah
katındandır' diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay
kazanmakta olduklarına.”
 (Bakara: 42-79)

“Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile
örtüyor ve bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz?”
 (Al-i İmran: 71)

14- Ayetleri menfaat için değiştirmek

“Yanınızda olan (Tevrat)ı, doğrulayıcı
olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin; onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın
ve ayetlerimizi az bir değer karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca benden
korkun.

Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü
bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa
karşılık, üzerlerine gökten iğrenç bir azab indirdik.

Allah'ın indirdiği Kitaptan bir şeyi göz
ardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların
yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü onlarla
konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır.”
 (Bakara:41-59-174)

“Allah'a karşı yalan uydurup iftira
düzenden veya kendisine hiç bir şey vahyolunmamışken “Bana da vahy geldi' diyen
ve 'Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim' diyenden daha zalim
kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin
ellerini uzatarak onlara: 'Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın,
bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden
büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık
göreceksiniz' (dediklerinde) bir görsen…”
 (En-am: 93)

“Onlardan zulmedenler, sözü kendilerine
söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler. Biz de bunun üzerine zulmetmeleri
dolayısıyla gökten 'iğrenç bir azab' indirdik.”
 (Araf: 162)

15- Cehennem azabın sayılı gün dokunacağını
ileri sürmek

“Dediler ki: 'Sayılı günlerin dışında,
ateş asla bize değmeyecektir.' De ki: 'Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki
Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi
söylüyorsunuz?'

Evet; kim bir kötülük işler de günahı
kendisini kuşatırsa, (artık) onlar, ateşin halkıdırlar; orada süresiz
kalacaklardır.”
 (Bakara: 80-81)

16- Hak kitapları ve Kur’an-ı değil,
yorumlarını temel kabullenmek

“Onlara: 'Allah'ın indirdiklerine iman
edin' denildiğinde: 'Biz, bize indirilene iman ederiz' derler ve ondan sonra
olan (Kur'an)ı inkâr ederler. Oysa o (Kur'an), ellerindeki (Kitabı) doğrulayan
bir gerçektir. (Onlara) De ki: 'Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye
Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
 (Bakara: 91)

“Onun tevilinden başkasına bakmazlar mı?
Onun tevilinin geleceği gün, daha önce onu unutanlar, diyecekler ki: 'Gerçekten
Rabbimizin elçileri bize hakkı getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek
şefaatçiler var mıdır? Veya geri çevrilsek de işlediklerimizden başkasını
yapsak.' Gerçek şu ki onlar, kendilerini hüsrana uğratmışlardır, uydurmakta
oldukları şeyler de kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır.”
 (Araf: 53)

17- Dünyayı ahirete tercih etmek

“İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını
satın alanlardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım
edilmez.

De ki: 'Eğer Allah katında ahiret yurdu,
başka insanların değil de, yalnızca sizin ise, (ve) doğru sözlüyseniz, öyleyse
hemen ölümü dileyin.'

Andolsun, onları hayata karşı (diğer)
insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulursun. (Onlardan) Her
biri, bin yıl yaşatılsın ister; oysa bunca yaşaması onu azabtan kurtarmaz.
Allah, onların yapmakta olduklarını görendir.”
 (Bakara: 86-94-96)

“Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini
isterse, onlara yapıp ettiklerini onda tastamam öderiz ve onlar bunda hiç bir
eksikliğe uğratılmazlar.

İşte bunların, ahirette kendileri için
ateşten başkası yoktur. Onların orada (dünyada) bütün işledikleri boşa
çıkmıştır ve yapmakta oldukları şeyler de geçersiz olmuştur.”
 (Hud: 15-16)

“Bu, onların dünya hayatını ahirete göre
daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da inkâr eden bir topluluğu
hidayete erdirmemesi nedeniyledir.”
 (Nahl: 107)

18- Mü’minlerin zaferini ve galibiyetini istememek

“Kitap Ehlinden olan kâfirler ve
müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler. Allah
ise, dilediğine rahmetini tahsis eder. Allah büyük fazl sahibidir.”
 (Bakara: 105)

19- Yahudi ve Hıristiyanlığı hakikat ve ehli
cennet bilmek

“Yoksa siz, gerçekten İbrahim'in,
İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan
olduklarını mı söylüyorsunuz?
 De ki: 'Siz mi daha iyi
biliyorsunuz, yoksa Allah mı?”
 (Bakara: 140)

“Hiç şüphesiz din, Allah katında
İslam'dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra,
aralarındaki 'kıskançlık ve hakka başkaldırma' (bağy) yüzünden ayrılığa
düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkâr ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah,
hesabı pek çabuk görendir.”
 (Al-i İmran: 19)

“Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a
ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram
tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi
kendi elleriyle verinceye kadar savaşın.”
 (Tevbe: 29)

20- Atalar dinine ve gelenek-göreneklere göre
hareket

“Ne zaman onlara: 'Allah'ın indirdiklerine
uyun' denilse, onlar: 'Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye
(geleneğe) uyarız' derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru
yolu da bulamamış idiyseler?”
 (Bakara: 170)

21- Haksızlık ve hile ile mal ve menfaat
devşirmek

“Birbirinizin mallarını haksızlıkla
yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için
onları hâkimlere aktarmayın.”
 (Bakara: 188)

22- Cihadı terk edip gereksiz görmek,
gevşeklik göstermek

“(Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya kadar
onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı
düşmanlık yoktur.

Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize
yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için
hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de
siz bilmezsiniz.”
 (Bakara: 193-216)

“(Düşmanınız olan) Topluluğu aramakta
gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da, acı çektiğiniz
gibi acı çekiyorlar. Oysa siz, onların umud etmediklerini Allah'tan
umuyorsunuz. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
 (Nisa: 104)

23- Eline iktidar ve imkân geçince ilahi
adalet ve fıtratı değiştirmek

“O, iş başına geçti mi (ya da sırtını
çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye
çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez.

Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve
Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah
bağışlayandır, esirgeyendir.”
 (Bakara: 205-218)

“Ey iman edenler, Allah'a ve Resûlü’ne
ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.”
(Enfal: 27)

24- Zaferi Allah’tan değil, maddi hazırlıktan
bilmek

“…(O zaman) Muhakkak Allah'a
kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: 'Nice küçük topluluk, daha çok olan
bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle
beraberdir.'

Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana
(savaşa) çıktıklarında, dediler ki: 'Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır,
adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım
et.'

Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye
uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona
dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i
(engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, âlemlere
karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.”
 (Bakara: 249-250-251)

25- Tağuti rejimleri benimseyip desteklemek

“Dinde zorlama (ve baskı) yoktur.
Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu
tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması
yoktur. Allah, işitendir, bilendir.

Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve
destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkâr edenlerin velileri
ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin
halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır.”
 (Bakara: 256-257)

26- İnsanlara gösteriş ve din istismarına
girişmek

“Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe
inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve
eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak
bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu
çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremez
(elde edemez)ler. Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez.”
(Bakara: 264)

“Onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun
diye harcarlar, Allah'a ve ahiret gününe inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş
olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o.

Onlar, insanlardan gizlerler de Allah'tan
gizlemezler. Oysa O, kendileri, sözden (plan olarak) hoşnut olmayacağı şeyi
'geceleri düzenleyip kurarlarken,' onlarla beraberdir. Allah, yaptıklarını
kuşatandır.”
 (Nisa: 38-108)

27- Faizci ekonomik düzeni, dünyasını
realitesi kabul etmek

“Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve
eğer inanmışsanız, faizden artakalanı bırakın.

Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve
Resulüne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık
sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış
olursunuz.”
 (Bakara: 278-279)

28- Kâfirleri korunak ve sığınak edinmek

“Mü'minler, mü'minleri bırakıp da
kâfirleri veliler edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah'tan hiç bir şey
(yardım) yoktur. Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınma(nız) başka. Allah,
sizi kendisinden sakındırır. Varış Allah'adır.”
 (Al-i İmran: 28)

29- Bugünkü Yahudilik ve Nasranîliği İbrahimi
Din diye İslam’la bütünleştirmek

“İbrahim, ne Yahudi idi, ne Hıristiyan’dı:
ancak, O hanif (muvahhid) bir Müslüman’dı, müşriklerden de değildi.”
 (Al-i İmran:67)

30- İslam’dan başka, ılımlı veya katı din
uydurup peşine gitmek

“Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla
ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.

İşte bunların cezası, Allah'ın meleklerin
ve bütün insanların lanetlerinin üzerine olmasıdır.

Doğrusu, imanlarından sonra inkâr edenler,
sonra inkârlarını arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez.
İşte bunlar, sapıkların ta kendileridir.”
 (Al-i İmran: 85-87-90)

31- Ehli kitabı rehber edinip peşine düşmek

“Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap
verilenlerden herhangi bir gruba (veya bir gruba) boyun eğecek olursanız, sizi
imanınızdan sonra tekrar küfre döndürürler.

Sizler, işte böylesiniz; onları
seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar
sizinle karşılaştıklarında 'inandık' derler, kendi başlarına kaldıklarında ise,
size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: 'Kin ve
öfkenizle ölün.' Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Size bir iyilik dokununca tasalanırlar,
size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve
sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz,
Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır.”
 (Al-i İmran: 100-119-120)

“Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir
ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden
değildi.”
 (Nahl: 120)

32- Batılıları ve Batı olanları üstün görmek

“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten)
iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.

Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani
(bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük
ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah,
sabredenleri sever.

Onların söyledikleri: 'Rabbimiz,
günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları
yerde) sağlamlaştır ve bize kâfirler topluluğuna karşı yardım et' demelerinden
başka bir şey değildi.

Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini
onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever.”
 (Al-i İmran:
139-146-147-148)

33- Allah’ın rızasına değil gazabına uğratacak
işleri akıllılık zannetmek

“Allah'ın rızasına uyan kişi, Allah'tan
bir gazaba uğrayan ve barınma yeri cehennem olan kişi gibi midir? Ne kötü
barınaktır o.”
 (Al-i İmran: 162)

“Onlar, Allah'ın nimetini biliyorlar,
sonra da inkâr ediyorlar; onların çoğu inkâr edenlerdir.”
 (Nahl: 83)

34- Müşriklerin eziyetlerine direnmeyip
davadan dönmek

“Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla
imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk
koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer
sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir.”
 (Al-i İmran: 186)

35- Ayetlerin bir kısmın gizlemek

“Hani kitap verilenlerden: 'Onu mutlaka
insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz' diye kesin söz almıştı.
Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın
aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.”
 (Al-i İmran: 187)

36- Eserleriyle böbürlenmek, ezbere övülmekten
sevinmek

“Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları
şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan
kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.

Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır.
Allah, her şeye güç yetirendir.”
 (Al-i İmran: 188-189)

37- Allah’ın ve elçisinin sınırlarını
değiştirmek

“Kim Allah'a ve elçisine isyan eder ve
onun sınırlarını aşarsa, onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için
alçaltıcı bir azab vardır.”
 (Nisa: 14)

38- Allah’ın düşman bildirdiklerini dost
edinmek

“Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları
dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim
dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna
hidayet vermez.

İşte kalplerinde hastalık olanları:
'Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz' diyerek
aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya
katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı
pişman olacaklardır.”
 (Maide: 51-52)

“Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi
bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı
olarak da Allah yeter.”
 (Nisa: 45)

39- Tağuti temellere dayanan zulüm
sistemlerini, İslam’ın adalet düzenine tercih etmek

“Sana indirilene ve senden önce indirilene
gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut'un önünde
muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan
onları uzak bir sapıklıkla saptırmak ister.

Onlara: 'Allah'ın indirdiğine ve elçiye
gelin' denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını
görürsün.

Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi
insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın)
Hainlerin savunucusu olma.”
 (Nisa: 60-61-105)

40- Mü’minlerin yolundan ayrılıp kâfirlerin
ardınca gitmek

“Kim kendisine 'dosdoğru yol' apaçık belli
olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü'minlerin yolundan başka bir yola
uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır
o!..

Allah, onu lanetlemiştir. O da (şöyle)
dedi: 'Andolsun, senin kullarından 'miktarları tespit edilmiş bir grubu'
(kendime uşak) edineceğim.

(Şeytan) Onlara vaad ediyor, onları en
olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey
va'detmez.”
 (Nisa: 115-118-120)

“Düzene konulması (ıslah)ından sonra
yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın; O'na korkarak ve umut taşıyarak dua
edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.”
 (Araf: 56)

41- Allah’ın şiarına saygısızlık ve küstahlık
göstermek

“Ey iman edenler, Allah'ın şiarlarına,
haram olan ay'a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden
bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın saygısızlık
etmeyin…”
 (Maide: 2)

42- Haksız yere insanların katledilmesine
fetva vermek ve zalimleri desteklemek

“Bu nedenle, İsrailoğullarına şunu yazdık:
Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık
olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.
Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş
gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra
bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır.”
 (Maide: 32)

43- Allah’ın indirdikleriyle hüküm vermemek ve
hükümet etmemek

“…Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse,
işte onlar, zalim olanlardır.

Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve
onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni
şaşırtmamaları için diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah
bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir.
Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır.

Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar?
Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan
kimdir?”
 (Maide: 45-49-50)

Allah’tan başka hakem aramak ta şirktir

“Allah'tan başka bir hakem mi
arayayım?…”
 (En’am: 114)

44- Hakka ve hayra olana değil, kalabalıklara
ve hâkim güçlü bulunanlara güvenmek

“Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak
olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar
ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.'”
 (En’am: 116)

45- Allah’ın kaderinde haksızlık ve yanlışlık
görmek

“Her nerede olursanız (olun), ölüm sizi
bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir
iyilik dokunsa: 'Bu, Allah'tandır' derler; onlara bir kötülük dokunsa: 'Bu
sendendir' derler. De ki: 'Tümü Allah'tandır.' Fakat ne oluyor ki bu topluluğa,
hiç bir sözü anlamaya çalışmıyorlar?

Sana iyilikten her ne gelirse
Allah'tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni
insanlara bir elçi olarak gönderdik; şahid olarak Allah yeter.”
 (Nisa: 78-79)

“Böylece biz, kazandıkları dolayısıyla
zalimlerin bir kısmını bir kısmının başına geçiririz.

Hiç şüphesiz, size vadedilen mutlaka
gelecektir. Ve siz (bizi) aciz bırakacak değilsiniz.

De ki: 'Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi
yapın; şüphesiz ben de yapıyorum. Bu yurdun (dünyanın) sonu, kimindir,
bilip-öğreneceksiniz. Gerçekten zalimler kurtuluşa ermeyeceklerdir.'”
 (En’am:
129-134-135)

46- Çocukları manen ve ahlaken öldürmek Ateist
eğitimlerin ve maddeci zihniyetlerin tuzağına itmek

“Yine bunun gibi onların ortakları,
müşriklerden çoğuna çocuklarını öldürmeyi süslü gösterdiler. Hem onları helake
düşürmek, hem kendi aleyhlerinde dinlerini karmakarışık kılmak için. Allah
dileseydi bunu yapmazlardı; sen onları ve düzmekte oldukları iftiraları bırak.”
 (En’am: 137)

47- Nefsi, felsefi ve şeytani gerekçelerle
hâşâ Allah’ı suçlu ve sorumlu göstermek

“Şirk koşanlar diyecekler ki: 'Allah
dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiç bir şeyi de haram
kılmazdık.' Onlardan öncekiler de, bizim zorlu-azabımızı tadıncaya kadar böyle
yalanladılar. De ki: 'Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var?
Siz ancak zanna uymaktasınız ve siz ancak 'zan ve tahminle yalan söylersiniz.'

'Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa
indirildi, biz ise onların ders gördüklerinden habersizlerdik' dememeniz;

Ya da: 'Kitap bize de indirilseydi,
elbette onlardan daha çok doğru yolda olurduk' dememeniz (için) işte size
Rabbinizden apaçık bir belge, bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir. Allah'ın
ayetlerini yalanlayandan ve (insanları) ondan alıkoyup-çevirenden daha zalim
kimdir? Ayetlerimizden alıkoyup-çevirenlere, bu 'engelleme ve çevirmelerinden'
dolayı pek çetin bir azabla karşılık vereceğiz.”
 (En’am:
148-156-157)

48- Takva diye dini zorlaştırmaya yeltenmek

“De ki: 'Allah'ın kulları için çıkardığı
ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?' De ki: 'Bunlar, dünya
hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır.' Bilen
bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

De ki: 'Rabbim yalnızca
çirkin-hayâsızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,- günah
işlemeyi, haksız yere 'isyan ve saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir
delil indirmediği şeyi Allah’a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz
şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.'

Öyleyse, Allah’a karşı yalan uydurup
iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Kitap'tan
kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz,
hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki:
'Allah'tan başka taptıklarınız nerede?' 'Onlar bizi (yüzüstü)
bırakıp-kayboldular' diyecekler. (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kâfirler
olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler.”
(Araf: 32-33-37)

“Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi
dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş
olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.”
 (Nahl: 116)

49- Dinlerini bir eğlence ve oyalanma vesilesi
ve hayatın yedek lastiği edinmek

“Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun
(konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle
karşılaşmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tanımadıkları'
gibi, biz de bugün onları unutacağız.”
 (Araf: 51)

50- İslam’a ve Hak davaya uyduklarına
pişmanlık sergilemek

“Dediler ki: 'Sen bize gelmeden önce de,
geldikten sonra da eziyete uğratıldık.' (Musa:) 'Umulur ki, Rabbiniz
düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak,
böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek' dedi.

Onlara bir iyilik geldiği zaman 'Bu bizim
için' dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve
beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah
katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler.”
 (Araf: 129-131)

51- Esas olarak Rabbini ve ahireti değil,
nefsini ve dünya menfaatini gözetmek

“Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri
ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar;
dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık
yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi
yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır.”
 (Araf: 146)

52- Cihattan ve Din yolunda sıkıntı ve
zorluklardan kaçınıp kâfirlerden çekinmek

“Kim onlara böyle bir günde -yine savaşmak
için bir yana çekilen ya da bir başka bölüğe katılmak için yer tutanın dışında-
arkasını çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun
barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o.

Ey iman edenler, size hayat verecek
şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü’ne icabet edin. Ve bilin ki
muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp
toplanacaksınız.”
 (Enfal: 16-24)

“'Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile
cihada çıkın' diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar,
senden izin isteyip: 'Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım' dediler.”
 (Tevbe: 86)

53- Hak hâkim olsun diye cihadı gereksiz ve
önemsiz göstermek

“Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı
onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin
(yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah
zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.

De ki: 'Eğer babalarınız, çocuklarınız,
kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr
getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan,
O'nun Resûlü’nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık
Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet
vermez.”
 (Tevbe: 19-24)

54- Allah’tan gayrı ‘Rab’ler edinmek

“Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve
rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de.. Oysa onlar,
tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan
başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.” (Tevbe:
31)

55- Kur’an ayetlerini araştırıp anlamadan
inkâra ve itiraza yönelmek

“Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve
kendilerine henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de
böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak.”
 (Yunus: 39)

56- Allah’ın yolundan insanları engellemek

“Bunlar Allah'ın yolundan engelleyenler ve
onda çarpıklık arayanlardır. Onlar, ahireti tanımayanlardır.

Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz
bırakacak değildir ve bunların Allah'tan başka velileri yoktur. Azab onlar için
kat kat arttırılır. Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi
de.”
(Hud:19-20)

57- Dini bir geçim vasıtası ve şöhret-servet
ve etiket aracı olarak değerlendirmek

“Dedi ki: 'Ey Kavmim, görüşünüz nedir
söyleyin? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve Rabbim bana
kendi katından bir rahmet vermiş de (bu,) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa?
Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?'

'Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır
demiyorum, gaybı da bilmiyorum. Melek olduğumu söylemiyorum ve gözlerinizin
aşağılık gördüklerine, Allah kesin olarak bir hayır vermez de demiyorum.
Nefislerinde olanı Allah daha iyi bilir. Bu durumda (bunun aksini yaparsam)
gerçekten o zaman zalimlerdenim (demek)dir.'”
 (Hud: 29-31)

58- Zalimlere meyletmek

“Seninle birlikte tevbe edenlerle birlikte
emrolunduğun gibi dosdoğru davran. Ve azıtmayın. Çünkü O, yaptıklarınızı
görendir.

Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa
size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım
göremezsiniz.”
 (Hud: 112-113)

59- Allah’tan ümit kesmek

“Musa ve kardeşine (şöyle) vahyettik:
'Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan (ve kıbleye
dönük) yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri de müjdele.'”
 (Yunus: 87)

“Dedi ki: “Sapıklar dışında Rabbinin
rahmetinden kim umut keser?””
 (Hicr: 56)

60- Allah’ın rızasına ve Hakkın hatırına da
insanların ayıplamasına ve alkışlamasına göre hareket etmek

“Ey iman edenler, içinizden kim dininden
geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların
da kendisini sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı ise 'güçlü
ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir
topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah
(rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.”
 (Maide: 54)

61- Takdir ve taksiminden dolayı Allah’ı
suçlamaya girişmek

“Hani, meleklere: 'Âdem’e secde edin'
demiştik. İblis'in dışında (hepsi) secde etmişlerdi. Demişti ki: 'Bir çamur
olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?'

Demişti ki: 'Şu bana karşı yücelttiğine
bir bak; andolsun, eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan, onun soyunu
-pek az dışında- kuşkusuz kendime bağlı kılacağım.”
 (İsra: 61-62)

“Dedi ki: 'Rabbim, beni kışkırttığın şeye
karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya
tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka
kışkırtıp-saptıracağım.”
 (Hicr: 39)

62- Kur’an’ı parçalara ayırıp bir kısmını
gereksiz görmek

“Ki onlar Kur'anı parça-parça kıldılar.”

“Rabbine andolsun, onların tümüne (bunu)
soracağız.”

“Yapmakta oldukları şeyleri.”

“Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça
söyle ve müşriklere aldırış etme.”

“Şüphesiz o alay edenlere (karşı) Biz sana
yeteriz.”

“Ki onlar, Allah ile beraber başka
İlahları (ortak) kılmaktadırlar; onlar yakında bilip-öğreneceklerdir.”
(Hicr: 91-96)

63- İbadet ve emirlerin önem ve öncelik
sırasını keyfine göre değiştirmek

“…Yoksa siz, kitabın bir bölümüne inanıp
da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya
hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın
en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.”

“İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını
satın alanlardır; bundan dolayı azapları hafifletilmez ve kendilerine yardım
edilmez.
” (Bakara: 85-86)

64- İnsanlardan bazılarını Allah gibi sevmek

“İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş
ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler.
İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba
uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve
Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi.”
 (Bakara: 165)

65- Allah’ın izni ve emri dışında insanlardan
şefaat beklemek

“(Allah’ın) izni ve iradesi olmaksızın
Onun katında şefaatle bulunacak kimdir?”
 (Ayetel Kürsi)

66- Allah’ın takdirini değil olayların nedeni
olarak sebepleri göstermek

“Artık Allah'a benzerler aramaya
kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.”
 (Nahl: 74)

“- Onların işlemiş oldukları her şey
kitaplarda (yazılı)dır.

Küçük, büyük her şey satır satır
(yazılı)dır.”
 (Kamer: 52-53)

67- Tabiatı ve kâinatı kurulu

68- mekanizma zannedip Allah’ın her an her
şeyi yarattığını düşünmemek

“- Ey insanlar, (size) bir örnek verildi;
şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun
için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek
onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz,
istenen de.”
 (Hacc: 73)

“O'nun dışında, hiç bir şeyi yaratmayan,
üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar
sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen
bir takım ilahlar edindiler.”
 (Furkan: 3)

“Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval
bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak
olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim’dir,
bağışlayandır.”
(Fatır: 41)

69- Allah’tan başkasına doğrudan dua etmek

“Ve onlar Allah ile beraber başka ilaha
dua edip yalvarmazlar.”
 (Furkan: 68)

“Kendilerine rızık olarak
verdiklerimizden, hiç bir şey bilmeyenlere paylar ayırıyorlar. Andolsun
Allah'a, iftira ettiklerinizden dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.”
 (Nahl: 56)

70- Kendi nefsinde veya başka kimselerde
Allah’tan bağımsız güç vehmetmek

“Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.” (İnsan: 30)

“Onların taptıkları da, -hangisi daha
yakındır diye- Rablerine (yaklaşmak için) bir vesile arıyorlar. O'nun rahmetini
umuyorlar ve azabından korkuyorlar. Şüphesiz senin Rabbinin azabı korkunçtur.”
 (İsra: 57)

“Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir
olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır,
Hamid (övülmeye layık)tır.”
 (Fatır: 15)

71- Cenabı Allah’ı hâşâ, haksızlık ve
yanlışlık yapmakla itham etmek

“İşte bugün hiç kimseye (hiç) bir şeyle
zulmedilmez ve siz de yaptıklarınızdan başkasıyla karşılık görmezsiniz.”
 (Yasin: 54)

72- Hz. Peygamber Efendimizin sünnetinin ve
hadisi şeriflerin artık geçersiz olduğunu söylemek

“(Hz.) Muhammed, ancak Allah’ın Resulü ve
peygamberlerin sonuncusudur. (Nübüvvet ve rehberliği kıyamete kadar süreklidir.)
“
 (Ahzap: 43)

73- Zalim ve kâfirlere sığınıp güç ve iktidar
beklemek

“Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye,
Allah'tan başka ilahlar edindiler.”
 (Meryem: 81)

“Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet
Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri
tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azab vardır. Onların
tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'.”
 (Fatır: 10)

“(Firavun) dedi ki: 'Andolsun, benim
dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım.'”
(Şuara: 29)

74- Şeytanın Allah’tan bağımsız bir şer ve
fitne odağı zannetmek

“Oysa onun, kendilerine karşı hiç bir
zorlayıcı-gücü yoktu; ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan
ayırdetmek için (ona bu imkânı verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde
gözetici-koruyucudur.”
 (Sebe: 21)

75- Dini konuları oyun ve eğlence gibi basite
indirgemek

“Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu)
edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla
(Kur'an'la) hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin;
(böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü
fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake
uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve
acıklı bir azap vardır.”
(En’am: 70)

76- Nefsü hevasını ilah edinmek

“Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve
Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği
ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona
kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?”
 (Casiye: 23)

 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi