Anasayfa » MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR I. İŞBİRLİĞİ TOPLANTISI (AÇILIŞ TOPLANTISI)

MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR I. İŞBİRLİĞİ TOPLANTISI (AÇILIŞ TOPLANTISI)

Yazar: yonetici
0 Yorum 247 Görüntüleyen

Açılış Konuşması (Necmettin ERBAKAN)

 

ESAM
Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi

 

MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR
I. İŞBİRLİĞİ TOPLANTISI

 

31 Mayıs – 1 Haziran 1992
Yıldız Sarayı, İSTANBUL

 

 

AÇILIŞ KONUŞMASI

 

Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN

 

Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdülillahi Rabbilalemin.  Vesselatü vesselamü ala Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain.
Esselamü aleyküm çok aziz ve muhterem kardeşlerim.
Önce sayın başkanlık divanı üyelerini sevgiyle selamlıyorum. Bütün teşrif etmiş olan çok değerli davetlileri muhabbetle saygıyla selamlıyorum. Kıymetli basın ve TRT mensubu arkadaşlarımızı aynı şekilde saygıyla selamlıyorum. Ve de sözlerime başlarken Cenab-ı Hakka şükürler ediyorum. Allah`a şükürler olsun bugün 31 Mayıs günü biz Sultan Hamid’in Yıldız sarayındayız. Ve de İslam Birliği konusunu ilmi akademik bir şekilde konuşmak üzere bir araya toplanmış bulunuyoruz. İşte böyle tarihi bir günü yaşadığımızdan dolayıdır ki yürekten Cenab-ı Hakka şükürler ederek sözlerime başlıyorum. Buraya inançla bütün Müslüman ülkelerden koşup gelmiş kıymetli misafirlerimiz başta olmak üzere Türkiye’mizin kıymetli ilim adamlarının aynı aşk ve şevkle koşup geldiklerini biliyoruz. Tarihi bir toplantı yaptığımızı hepimiz hissediyoruz. Bu toplantıyı tertip etmiş olan ESAM`a hepimiz can teşekkürlerimizi arz ediyoruz. Böyle bir toplantıyı tertip etme şerefi kendilerine nasib olduğu için kendilerini de tebrik ediyoruz. Toplantımız akademik bir toplantıdır, ilmi bir toplantıdır. Maksadımız İslam Birliği, çok gecikmiş olan İslam Birliği bir an evvel nasıl kurulacak, nasıl kuvveden fiile çıkacak, bunun için yapılması lazım gelen çalışmalar, nasıl bir yol, nasıl bir strateji takip edilecek, bunun araştırmaları nasıl takip edilecektir. İşte bu hususta fikirler ortaya dökülsün İslam Aleminin kıymetli devlet adamları, siyaset adamları, düşünürleri ve ilim adamları bu konuya açıklık getirsinler. Toplantının maksat VE GAYESİ İŞTE BUDUR. İslam birliği hakikaten gecikmiştir. Bir an evvel tam manasıyla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Zaruridir. Bütün dünya olayları hep bu alarmı veriyor. Bunun ehemmiyetini, bunun geciktiğini haber veriyor. Hepimiz biliyoruz ki Cenab-ı Hak bu dünyayı hak ve batılın mücadelesi şeklinde yaratmıştır. Onun için günümüzde de hak ve batıl mücadele etmektedir. Bu gün bilhassa Rusya’daki komünizmin iflası ve Rusya’nın dağılması üzerine batıl tek kutuplu bir dünya kurmak istiyor. Onun kurmak istediği dünyayı hepimiz çok iyi biliyoruz. Herkes bizim kölemiz olacak, biz ne emredersek herkes onu tatbik edecek. Önümüzdeki batılın iddiası, gayesi budur. Bu batılı incelediğimiz zaman yeryüzündeki bu haksızlıklar nereden kaynaklanıyor. İncelediğimiz zaman görüyoruz ki bunun menşei aslında bir temel mihrak noktasına gidiyor. O temel mihrak noktası Siyonizm dediğimiz bir ideolojidir. Siyonizm kelimesinden bir dini kastetmiyoruz, bir ideolojiyi kastediyoruz. Şu gördüğümüz dünyanın üzeri boş değil bir yerinde Siyonizm diye bir mihrak var. Bu Siyonizm mihrakı kendilerini şöyle takdim ediyorlar. Biz museviyiz diyorlar, Tevrat’a bağlıyız diyorlar. Kendi söyledikleri halbuki tabii Musa A.S.`a gönderilen Tevrat’ı değiştirmişlerdir. Ortaya koydukları kendi muharref inançlarına göre Cenab-ı Hakkın asıl kullan biziz, insanlar iki kısımdır. Biz asıl kullarız, diğer insanlar bize köle olsun diye yaratılmışlardır. Allah`ın bize vadi var. Dünyaya hakim olacağız. Herkes bize köle olacak. İnançları budur.,gayeleri budur, bunu gerçekleştirmek için bütün güçleri ile çalışmaktadırlar. Asırlardan beri öbür taraftan incelediğimiz zaman görüyoruz ki batı aleminin içerisinde bir takım aşın uçlar var. Asıl aşırı uçlar batıdadır. Ehli salip zihniyeti bu mihraklar aslında siyonizmin de etkisiyle İslam düşmanlığı için bir alet olarak kullanılmaktadırlar. Batıdaki bu ehlisalip zihniyetinin kökü de asırlarca geriye gitmektedir. Bunlar asırlar boyu haçlı seferlerini yaptılar. İslam’ı ortadan kaldırmak için. Bu günde bu mihraklar mevcuttur. Biz her türlü imkanla batıdaki aydınlan kendi içindeki bu aşırıları tespit edip bu aşırıların yeryüzünü götürdükleri felakete karşı uyanık olmaya, bizimle beraber çalışmaya davet ediyoruz, batılı aydınlan gelin siyonizmin ve sizin içinizdeki o aşırı ehli salip mihrakların yeryüzünü fesada götüren inanış ve davranışlarını ıslah edelim. İşte bugünkü dünyanın üzerinde bu aktif güçler gördüğümüz gibi dünyayı etkiliyorlar. Bu etkileme esnasında kendileri başta ABD yönetimi olmak üzere bazı batılı ülkelerin yönetimlerini kendi tabirleri ile etkileri altına almışlardır. Bu yönetimlerin bir kısmı ile konuşulduğu zaman bunların ne yaptıklarını bilmediklerini fiilen görüyoruz. Bunlar birer aracı, birer mutasavvıftır. Asıl muharrif güç arz ettiğim gibi Siyonist mihrak ve ehli salip batıdaki aşırı uçlardır. Bunlar bu yönetimleri alet ediyor, ve bütün dünyada bu gördüğümüz haksızlıklar buradan çıkıyor. Böylece asıl mihrakı tespit etmek mecburiyetindeyiz ki bütün insanlığın saadeti bakımından bu mihrakların menfi faaliyetlerini ıslah edelim. Gayemiz budur. Çok önemli bir nokta var: Bu aşırı uçlar, ehli salip uçları, onlar, Müslümanlara baktıkları zaman Müslümanları itlaf edilmesi lazım gelen varlık olarak düşünüyor ve görüyorlar. Aramızdaki büyük fark hurdadır. Bunların ikna edilmesi lazım, nitekim bütün haçlı seferlerinde 1000 yıl ellerine fırsat geçtikçe eline geçirdikleri şehirlerde Müslümanları katletmişlerdir. Bu gün Bosna-Hersek`te aynı katliamı görüyoruz. Aynı zihniyetin katliamı, Azerbaycan`da aynı katliamı görüyoruz. Filistin’de, Keşmir`de aynı katliâmı görüyoruz.
Çünkü bunların düşüncesinin içerisinde Müslümanlar yok edilmesi, itlaf edilmesi lazım gelen bir varlık olarak inanıyorlar, inanışları bu. Bize gelince bakınız bütün bu konuşmalarımızla seçtiğimiz kelimelerde açıkça belli olduğu gibi biz kimseyi ifna etmeyi düşünmüyoruz. Biz 6 milyar insanın hepsinin saadet bulmasını istiyoruz. Bu saadetin bulunması için batı içindeki bu mihrakları ıslah etmek, o mihrakları düzeltmek istiyoruz. Aramızdaki büyük fark bu. Biz iyilik yapıp, aydınlatıp ıslah yoluyla yeryüzüne huzur getirmek istiyoruz. Onlar ise bütün yeryüzünü kendilerine köle yapmak için Müslümanları yani hakkın hakim olmasını isteyenleri itlaf etmeyi, yok etmeyi, katletmeyi, ortadan kaldırmayı hedef almış bulunuyor. İçte gördüğünüz olayların temelinde bu gerçekler yatıyor. Onun için de yeryüzünde bir türlü huzur bulamıyoruz. Hangi olayın incelersek, zincirler birbirine bağlı, sonunda bu tahlili yapmaya çalıştığımız tablo, gerçek röntgen önümüze çıkıyor. İşte batının içerisindeki bu Siyonist ve ehli salip aşırı uçlar batının aşırı uçları, batının ekstremistleri yeryüzünü fesada veren bunlardır. Bunların bizim inanışımıza göre ıslah edilmeleri gerekiyor. İnsanlık tarihine baktığımız zaman bu olay bugün meydana gelmiş değildir. Bu mihraklar kendilerinin ifade ettikleri gibi bütün kültür yapılarını eski Roma`dan almışlardır. Roma eski Yunan`dan, eski yunan eski Mısır`dan yani bunların kökleri Firavunlara gitmektedir. Böylece ta Adem A.S.`a kadar uzanan bir hak ve batıl mücadelesinin bugünkü sahnelerini yaşıyoruz. Hadise budur. Bu sahneler içerisinde gördüğümüz temel karakter ise bu batıl dediğimiz mihraklar bu mihrakların düşünce tarzından bütün bu zalimler, neşet ediyor. Çünkü bunlar kuvveti üstün tutuyorlar. Tek kelimeyle çünkü bunlar kendilerinin her ne kadar haklı olduklarını iddia ediyorlarsa da hak anlayışları yanlış, tıpkı Firavunlar gibi. Firavunlar insanlara zulmederken biz size zulmediyoruz diye bu zulümleri yapmadılar. Bu bizim hakkımızdır deyip yaptılar. Hata nerede, hak anlayışlarında, hepimizin bildiği gibi batıl hak anlayışında. Hak dört sebepten çıkıyor. Birincisi kuvvet onlara göre hak sebebidir. Kuvvetini, öyleyse haklıdır kabul ediyor. İkinci sebep çoğunluk . Çoğunluk bizde diyor öyleyse biz haklıyız diyor. Üçüncü bir onlara göre sebep imtiyaz. Biz imtiyazlıyız diyor, imtiyaz diye bir şey kabul ediyor, ve benim imtiyazım var. mesela bugün Amerika`da beyazların siyahlara yaptıkları zulüm gibi ben beyazım, sen siyahsın öyleyse benim imtiyazım var. Ben oturacağım sen beni sırtında taşıyacaksın diyor. Adamın düşüncesi, bu böyle yetişmiş. Bir diğer kabulleri de menfaati hak sebebi sayıyor, çıkar. Mesela Bush denilen adam çıkıyor efendim körfez petrolünde bizim menfaatimiz var. E, ne olacak, tabi diyor ben buraya müdahale ederim. Tabi buraya gemiler gönderirim diyor. Bu tabi çok yanlış bir şey, ona denmesi lazım ki bire kovboy kafa, bizim de Teksas petrolünde menfaatimiz var öyleyse. Ne yapacağız biz de oraya mı asker sevk edeceğiz. Bu tabiri niçin kullım, yeni düşüncenin yanlışlığı medeni olmakla ilgisinin olmadığını belirtmek için. İşte ne yapalım ki gerçek budur. Bu güçler, bu Siyonist güçler, asıl muharrik gücü tek noktaya teksif edecek olursak siyonistlerdir. Bu Siyonist güçler dünya bizim kölemiz olacak, dünyaya biz sahip olacağız ve bütün insanlar bize tabi olacak demektedirler. Bunu gaye edindikleri için karşılarında hedef olarak Müslümanlığı görmektedirler. Çünkü hepimizin bildiği gibi Müslümanlık kuvveti değil hakkı üstün tutuyor. Herkese hakkının verilmesini istiyor, yeryüzünde hakkın hakim olmasını istiyor. Müslümanlığın ulvi prensipleri evrenseldir. Bütün insanlık içindir. Çünkü Müslümanlık bütün insanların haklarının verilmesini istiyor. Herkes hakkını alacaktır, dediği içindir ki Siyonizm öyleyse ben bu Müslümanlığı ortadan kaldırmalıyım, bu oldukça hedefime ulaşamam diyor. Hakiki hak anlayışını insanlara peygamberler getirmiştir. Asırlar boyunca bir hakiki gerçek hak vardır. Bugün yeryüzünde bazı mihraklar bunu bilmeseler de bu hususta eğitime ihtiyaçları olsa da asıl gerçek değişmez. Hakiki hak anlayışında ise hak hepimizin bildiği gibi dört sebepten ileri gelir. İnşan haklarından bahsediyoruz. Bunun birincisi Cenab-ı Hak bütün insanlara vermiş olduğu temel haklardır. Bu temel haklar yine hepimizin bildiği gibi 5 tane temel haktır. Herkesin yaşama hakkı vardır. Hangi inanıştan, hangi dinden olursa olsun biz bu ekstremislerin ekstremis olduğunu görsek dahi bu haklarına riayet etmeyi vazife sayarız. Her kesin yaşama hakkı vardır. İkinci bir temel hak herkesin mülkiyet hakkı vardır. Yani çalışmış kazanmış kendinin olmuş öyleyse bu onundur. 3. bir hak herkesin bir namus ve neslinin korunması hakkı vardır. Kimsenin ırz, namus ve nesline hiç kimse tarafından tecavüz edilemez. Dördüncü bir hak aklın korunması hakkıdır. Aklın korunması, çünkü akıl insanlar için en son can simididir. Akıl elden giderse ondan sonra kurtuluş imkanı kalmaz. Mükellefiyet de ortadan kalkar. 5. bir hak ise inanma hakkıdır. Herkesin inanma hakkı vardır. Hangi çeşit inanış olursa olsun. İnanma hakkının da yine hepimizin bildiği gibi 4 tane ayrılmaz parçası vardır. E u parçalardan bir tanesi inancını ifade hürriyetidir. Ben böyle inanıyorum diye her türlü yazılı, sözlü ve neşir vasıtalarıyla yayma hakkı ikna bir inanma hürriyetinin ayrılmaz parçası inığını tedris etme, öğretme hürriyeti isteyene kendi inancını öğretmek hakkıdır. Bu inanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Üçüncü bir hak ise inanma hakkının ayrılmaz parçası ise örgütlenme hakkıdır. Aynı şekilde inanan insanlar inançları uğruna örgütlenme beraberce çalışma hakkına sahiptirler. Ve de tabi inanma hakkının ayrılmaz dördüncü bir parçası inığını yaşama hakkı. İnığı gibi yaşama hakkıdır. Ben böyle inanacağım, ama inığım gibi yaşamayacağım, başkalarının istediği gibi yaşayacağım, hayır böyle bir insanlık olmaz, böyle saadet olmaz. Bundan başka hakiki bir hak anlayışı da evvel bir hak sebebidir. Yine hakiki bir hak anlayışında mukavele, karşılıklı rıza ile yapılmış olan mukaveleler bir hak sebebidir. O mukavelelerdeki vecibeleri ve haklara riayet etmek lazım gelir. Karşılıklı rıza ile mukavele yapıldıysa dördüncü bir hak sebebi ise adalettir. Adalet bir hak sebebidir. 3 tane insanı çalıştırmışız birine 100 bin lira yevmiye vermişiz, üçü de aynı işi yaptığına göre hepsine 100 bin lira vermek mecburiyetindeyiz. Çünkü onların hepsinin 100 bin lira almak hakkı doğmuştur. İşte hakiki hak anlayışı budur. Batılın hak anlayışı ise böyle değil bunun tam tersinedir. Asırlardan beri batıl yavaş yavaş her ne kadar resmi dokümanlarında hakiki hak anlayışını gittikçe kabul etmeye mecbur kalmışsa da önemli olan dokümanlarda da yazılan değil, fiili tatbikattır. Yoksa dokümanlarda bizde herkese inanma hakkı tanıyoruz diyor. Ama sonra kiliseye müsaade ediyor, camiye müsaade etmiyor. Nerede kaldı herkese eşit hak tanıdığı önemli olan tabii tatbikattır. Bu dokümanlar bir şey ifade etmez. Bu sebepten dolayıdır ki şu dünyanın garip haline bakın batılılar geliyor Müslüman ülkelerde insan haklan var mı? yok mu? diye heyetlerle inceliyor. Bu zavallı bu şuursuz Müslüman ülkeler de onlara selam duruyor buyurun hoş geldiniz tövbeler olsun biz insan haklarına riayet etmeye çalışıyoruz diye onlara uşak gibi selam duruyor. Onlarda geliyor, her tarafı teftiş ediyor, raporlar veriyor, şunu şöyle yapın, bunu böyle yapın talimatları veriyor. Halimize bakın niye Müslümanlar acaba batıda insan hakkı var mı diye bir heyet göndermiyor da bunların bütün çifte startlarını, bunların bütün insanlığa uymayan davranışlarını tespit etmiyor. Neden çünkü onlar üstünlük temin etmişler, bizim kuvvetimiz var biz yapacağız, siz yapmayacaksınız diyorlar da onun için. İşte muhterem kardeşlerim tam yeni bir dünyanın kurulduğu gündeyiz. Bir yan 70 yıllık kominizin iflas etmiş, o kominizin ki biraz önce söylediğimiz kuvveti üstün tutan batı zihniyetinin bir rejimi idi. O …. ikiz kardeşi olan kapitalizm de görüldüğü gibi aslında can çekişiyor. Bütün insanlık bir saadet arıyor. Bu saadetin arığı a bir yan İslam aleminin her tarafı kanlar içerisinde, katliamlar içerisinde zulümler içerisindeyken Allah`ın lütfuyla bir doğum oluyor. İşte bugün biz bu yeni doğumun şahitleriyiz. İnsanlığı kurtaracak İslam birliği doğuyor. Evet şu a Bosna-Hersek`te bir uzvumuz kesiliyor, kan akıtılıyor. Azerbaycan`da kesiliyor, Filistin`de kesiliyor. Keşmir`de kesiliyor, vücudumuzun çeşitli yerlerinden kanlar akıtılıyor. Ama doğum olayları işte bazen böyle oluyor. Vücudun bazı yerlerinde kanlar akarken bir yan da doğum oluyor. Onun için bugün buradaki doğum İnşaallah bütün insanlığın saadeti için bir doğum oluyor. Yeryüzünde hakkı hakim kılmak için, hakiki hakkı hakim kılmak için zulümleri ortadan kaldırmak için vaki olan bir doğumdur, ve de bu doğum aslında çok gecikmiştir. Bulunduğumuz noktada bir kere daha dünyanın durumunu tesbit edecek olursak, gördüğümüz gerçek şudur. O Siyonizm asırlardan beri hep yeryüzüne hakim olmak için çalıştı durdu. Son defa hepimizin bildiği gibi bu asra ait planını 1897`de Bazel`de yaptı. Bu plan yine hepimizin bildiği gibi 3 adım, önce İsrail kurulacak, sonra büyük İsrail kurulacak, sonra Müslümanlık yeryüzünden kaldırılacak ve Siyonizm bütün dünyaya hakim kılınacak 1897`de o plan yapıldığı zaman İsrail`in kurulması için en büyük mania Osmanlı Devleti idi. İşte bu saraydı. Siyonizm buradan korkuyordu. Şu bulunduğumuz yer siyonizmin karşısında hakkın kalesiydi burası. Onun için 1897`de Siyonizm ilk hedef olarak burayı aldı. Bu asra böyle girdik ne yaptılar İtalyan mason locası başkanı Emanuel Karassoy`u görevlendirdiler. Niçin? Bu kaleyi fethetmek için. Bu adam geldi. Bildiğimiz gibi Selanik`te yerleşti. İlk mason locasını açtı. Her türlü kendine uygun insanları yetiştirmeye çalıştı. Bunun arkasından tekrar 2. meşrutiyeti ilan ettirerek olaylar oldu. Hepimizin bildiği olaylar olduğu için teferruatına girmiyorum. Bu 2. meşrutiyette burada açılan meclisi mebusan içerisine bu zatın kendisi Selanik Milletvekili diye geldi. Şu halimize bakın ondan sonra bir yıl içinde 1908`le 1909 arasında o meclisten bu kalenin fethi için karar çıkarttı. Beş kişilik heyetle Sultan Hamid`in yanına gelirken bu Emanuel Karasso denen İtalyan Yahudisi Osmanlı milletvekili olarak buraya geldi ve burada Sultan Hamid`le yaşanan sahneleri hepimiz biliyoruz. Böylece 1909`da şuurlu hakkı temsil eden yeryüzünde hakkı temsil eden karargah, kale fethedildi. Onun arkasından gördüğümüz gibi Osmanlı Devletinin yönetimi fiilen batı taklitçilerinin eline geçen İttihat Terakkicilerin vs. Bunların hepsi onların etkisi altında kalan insanlardır. Hiç lüzum yokken Osmanlı Devleti harbe sürüklendi. Bütün hedef Osmanlıyı yıkmak, ama asıl gaye İsrail`i kurmaktı. İsrail’in, Osmanlı yıkılmadıkça kurulmayacağını biliyorlardı. Onun için İsrail`i kurmak için Osmanlıyı yıktılar. Kendi planları için. bunun arkasından bütün Müslüman ülkeleri işgal ettiler. Müslüman ülkeler böylece bu asrın ilk 25 yılında Osmanlı yıkıldı ve takriben bir 25 yıl Müslüman ülkeler hep siyonizmin planlı işgali altında bırakıldı. Planlı diyorum, çünkü Filistin Müslümanların çağında bulunduğu 1400 yıllık bir Müslüman toprağı idi. Buraya İngilizler mahsus dünyadaki bütün Yahudileri toplayıp getirdiler, silahlırdılar, onları desteklediler. Hepsi haksızlıktır, hepsi zulümdür. Çünkü bir plan tatbik ediliyor. Zalim Firavni bir plan mucibince bunlar yapılmıştır. Bunların arkasından 25 yıl Müslüman ülkeler işgal altında kaldıktan sonra ikinci Cihan harbi oldu. Onun arkasından ister istemez Müslüman ülkeler bir bir şeklen siyasi bağımsızlıklarını aldılar. Ama bu hiçbir şey ifade etmemiştir. Çünkü Müslüman ülkeler batının kültür emperyalizmi işgali altında kalmışlardır. Ekonomik işgal altında kalmışlardır. Bu işgaller devam etmiştir. Bu günkü Müslüman ülkelerde gördüğümüz manzara hakkı üstün tutan Müslümanlık inanışının manzarası değil, elli yıl tahrip edilmiş bir batının, siyonizmin kendi mührünü vurduğu bir görüntüdür. Şimdi Irak`ta şöyle bir dolaşıp bakın, Müslümanlığı mı görürsünüz? Hayır siyonizmin intikam hırsını, Filistin`de Müslümanlığı mı görürsünüz? Hayır, siyonizmin zulmünü görürsünüz. Onun içindir ki Müslüman ülkelerin bu günkü durumlarına bakmak Müslümanlığın ne olduğu hakkında hüküm çıkartmak çok yanlış bir şey olur. Bugün Müslüman ülkelerin durumu Müslümanlığı göstermiyor. Ya siyonizmin ve demin konuştuğumuz ehli salip, aşın uçların nasıl insafsız olduklarını, nasıl entrikacı olduklarını, nasıl yeryüzünde fesat meydana getirmek için akla hayale gelmedik neler yaptıklarını göstermektedir. Onları gösteriyor. Bizim halimizi. Çok aziz ve muhterem kardeşlerim işte Allah`ın lütfuyla bütün kültür ve ekonomik emperyalizm altında bulunsalar dahi Müslümanlar sayısız, haksız tecavüzlere maruz kalsalar dahi Kudret Kuvvet sahibi Siyonizm değil, Cenab-ı Allah olduğu için adım adım bu günkü güne geldik. Aziz ve muhterem kardeşlerim. İşte Allah`ın lütfuyla bütün kültür ve ekonomik emperyalizm altında bulunsa dahi Müslümanlar sayısız, haksız tecavüzlere maruz kalsalar dahi kudret kuvvet sahibi Siyonizm değil Cenab-ı Allah olduğu için adım adım bu günkü güne geldik. Bakınız salonumuzda bulunan misafirler dolayısıyla bendeniz rica ettim. Bosna temsilcimiz bu uçta otursun, Kazakistan temsilcimiz o uçta otursun diye, niye? Şu dünya haritasındaki coğrafyayı masamızda da görelim diye. Onun için Hasan beyle yer değiştirdim ki önümüze coğrafyayı, aynen dünyanın bir ucundan öbür ucuna bizim temsil kökümüzde de divanımızda da görelim diye Allah`a şükürler olsun. İşte dünya ve bu gün dünyanın tam bir buçuk milyarı Müslüman’dır. Çok şükür Cenab-ı Allah en büyük hammaddeleri, zenginlikleri Müslümanlara vermiştir. Bizim Şevket Kazan beyin, patent hakkı onundur. Bir sözü var Hanefi mezhebinde başımızın aslında tamamını meshetmemiz lazım abdest alırken. Ancak, 1/4`ünü meshedecek olursak tamamını meshetmiş hükmünde sayılır. Onun için bugün dünyada 6 milyar insan yaşarken bunun 1.5 milyarının Müslüman olması demek bütün dünyanın Müslüman olmasına hükmetmenin imkanları, şartları vardır. Şimdi Cenab-ı Hakkın lütfuyla bu 1.5 milyarlık Müslüman alemi her taraftan batıdan haksız tecavüzlere maruzdur, şu a ve hep haksız muamelelere, sayısız çifte-startlara, bunlar İslam alemi ve herkes tarafından çok yakı nen bilindiği için böyle ilmi bir toplantıda tekrar tekrar teferruatına girip de saymamıza hiç lüzum yok. Baştan sona kadar haksızlıklar /inciri. Batının ne kadar tutarsız olduğunu, kendi iddialarının ne kadar boş olduğunu, nasıl haksız bir siyonizmden ve nakısız aşırı uçların etkisi altında bulunduklarını her hadise açıkça göstermektedir. İşte Cezayir, işte Müslüman ülkelerin yönetimleri. Pek çoğunun yönetimi, Bu yönetimler Müslümanların tarafsız olarak seçtikleri yönetimler değildir. Bu Seçimler nasıl yapılıyor görüyoruz. Bu ülkeler de televizyonlar nasıl hareket ediyor, nasıl seçim kanunları var görüyoruz. Bunun en çarpık misali de işte bu Türkiye`dir. Bütün seçim kanunları asıl milletin milli görüşü önüne nasıl mania koyarız, buna göre hazırlanmıştır. Bütün yayınlar hep milli görüşün millete tanıtılmasını önlemek için tanzim edilmiştir. Her Müslüman ülkede de durum budur. Bunların hepsi batının, siyonizmin ve ehli salibin ne yapıda olduğunu gösteriyor. Bu haksızlıkları Türkiye`de yapanlar birer oyuncak, piyon bunlar ne yaptıklarını bildikleri yok. Asıl rejisörler arkada. Bunlar sadece onların oyuncaklarıdır. Ama ne yapalım ki İslam Aleminin durumu bu. İşte Bosna-Hersek, işte Makedonya, işte sancak, işte Kosova. Öbür taraftan işte Azerbaycan, işte Nahcivan, işte Karabağ, işte Filistin, işte Keşmir, işte Burma. Nereye bakarsak bakalım bunların haksız tecavüzleri gelmiş en olumsuz katliamları, tarihin en haksız tecavüzlerini yapıyor. İşte Birleşmiş Milletler denen teşkilat. Bak bu Sultan Hamit o teşkilatı kurdutturmadı. Bu bir Siyonist oyundur. Bunu siz İsrail`i kurmak için yapıyorsunuz. Ben buna müsaade etmem dedi ve o hayatta iken kurdurtturmadı. Cemiyet-i Akvam ta 1917`de kurulabildi. Bu hayattan ayrıldıktan sonra. Yoksa daha yüz sene evvel kurulması isteniyordu. Bütün bu acılarımıza vücudumuzun her yanı şu a kan ve bere içerisinde olmasına rağmen Allah`ın lütfuyla yeniden doğum oluyor. Mutlaka 1.5 milyar Müslüman kendi birliğini kuracaktır, Allah`ın lütfuyla. Bu birlik kurulurken bu gün takriben 80 Müslüman topluluk var. Bu Müslüman topluluklar 1.5 milyarlık İslam Alemi nasıl tek bir vücut olacak ve bu nazariyattan çıkıp fiilen nasıl gerçekleşecek. İşte bu gün 1992 yılının 31 Mayıs`ında Sultan Fatih`in İstanbul`u fethedişinin 539. yıl dönümünü Sakarya`da 100 bin gencin iştirakiyle kutladıktan sonra onun arkasından bu gün Allah`ın lütfuyla bu ilmi çalışmada İslam Birliği nasıl kurulacak bunun için İslam Aleminin kıymetli devlet adamlarının, ilim adamlarının fikirleri inşaallah bu iki günlük toplantıda ortaya konacaktır. Her zaman ifade ettiğimiz gibi 5 adımın atılmasına ihtiyaç vardır. Bunlardan bir tanesi İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı. Çünkü bu birleşmiş milletler teşkilatı bu gün siyonizmin kontrolü altındadır. Onlar istedikleri kararı aldırttırmaktadırlar. Böyle birleşmiş milletler olmaz. Yeryüzünde böyle huzur temin edilemez. İkinci önemli bir adım elbette bütün bu haksız tecavüzleri önlemek için Müslüman ülkelerin kendi askeri işbirliği teşkilatlarını NATO`sunu kurmaları gerekir Üçüncü adım elbette kendi ortak pazar teşkilatlarını kurmalarıdır. Dördüncü adım Müslüman ülkelerin kendi para birimine geçmeleridir. Mesela, İslam Dinarı. Bütün Müslüman ülkeler aynı para birimini kullanmalıdır. Beşinci bir adım ise kültür işbirliği teşkilatının kurulmasıdır. Bunları Müslüman ülkeler gerçekleştirdikleri vakit ne yapmış olacaklar batıya nazaran yarım asır gecikmeyle onlarda en tabi haklarını kullanmış olurlar. Çünkü batı bu adımlan tam yarım asır önce attı. Onlar kendi kontrolleri altında Birleşmiş Milletlerini kurdular, kendilerine veto hakkı verdiler. Onlar kendi Nato`larını kurdular. Onlar kendi Ortak Pazarlarını kurdular, onlar kendi para birimlerine geçtiler, onlar kendi kültür işbirliği teşkilatlarını UNESCO`yu kurdular. Bundan yarım asır önce halbuki asıl birliği kurmak Müslümanlara yaraşır idi, çünkü Müslümanların bu birliği kurması için bütün güçleri ile engelleme yapmışlardır. Onun için kıymetli ilim adamlarımızın burda serdedecekleri fikirler, hazırlayıp takdim edecekleri raporlar da önemli olan konu İslam Birliğinin kurulmasına engel olmak isteyen Siyonist güçlerin bu etkileri nasıl bertaraf edilecek. Asıl önemli konu budur. Çünkü onlar işte onlar asıl bunun olmamasını istiyorlar. Nasıl olacakta 1.5 milyar Müslüman buna rağmen bu birliği gerçekleştirecek. İnşaallah bu kıymetli ilmi toplantıda İslam Aleminin çok seçkin devlet ve ilim adamları bütün bu noktalan aydınlatacak çok faydalı, çok hayırlı teklifler, fikirler ortaya koyacaklardır. Buraya iştirak edenlere, bu toplantıyı tertip edenlere, bu fikirleri ortaya koyacak olan kardeşlerimize daha baştan en kalbi teşekkürlerimizi sunuyoruz. Toplantımızın bütün insanlık için hayırlı olmasını ve her halükarda Allah`ın lütfü ile yakında tamamen gerçekleşecek olan İslam Birliğinin kuruluşuna bu toplantının bir nüve olmasını diliyoruz. Bu toplantının; İslam Birliği var iken ortadan kaldırıldığı bir sarayın içinde yapılmış olduğunu, yapılmasını da Cenab-ı Hak nasib ettiği için ayrıca Allah`a da sonsuz şükürler ediyoruz. Allah hepimizden razı olsun, toplantımız hayırlı olsun. Başkan ve divan üyelerine tekrar teşekkürlerimi arz ediyorum.

 

 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi