Anasayfa » İKTİDAR TRUMP’IN PAŞASI MI ?

İKTİDAR TRUMP’IN PAŞASI MI ?

Yazar: yonetici
0 Yorum 232 Görüntüleyen

Makalenin tamamını sesli olarak dinlemek için
:
https://youtu.be/H5RtVc7lIw4

Kaynak Makale : http://www.millicozum.com/mc/duyurular/trump-siyonizmin-masasiydi-iktidar-ise-trumpin-pasasi-miydi 

 

İKTİDAR TRUMP’IN PAŞASI MI ?

 

Trump açıkça ve alçakça Türkiye ile dalga geçmeye başlamıştı!

ABD Başkanı Trump 18 Ekim 2019’da, Türkiye ile terör örgütü YPG’nin durumunu “okul bahçesinde kavga eden iki çocuğa”(!) benzeterek; “Biraz kavga etmeleri gerekiyordu, sonra ayırdım” diyecek kadar küstahlaşmıştı. ABD Başkan Yardımcısı Pence ise anlaşma ile birlikte yaptırımların kaldırılacağını söyleyerek, görüşmelerde Halkbank’a yaptırım konusunun görüşülmesinin askıya alındığını açıklamıştı. Donald Trump, Texas’taki mitinginde Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekâtı ile ilgili açıklamalar yapmıştı. Türkiye ve ABD’nin, Suriye operasyonuna ara vermesi konusunda anlaşması sonrasında, Türkiye’nin Suriye’de terör örgütü PKK/YPG’nin kontrolü altındaki bölgelere yönelik operasyonunu “okul bahçesinde kavga eden iki çocuğa” benzeterek; “Ben biraz kavga etmeleri gerekiyor dedim. Okul bahçesindeki iki çocuk gibi kavga etmelerine izin vereceksiniz, sonra da ayıracaksınız. Birkaç gün kavga ettiler ve oldukça şiddetliydi” diyerek, bu süreçteki (kuklaları vuruşturma) tavrının bazı kesimlerce anlaşılmadığını vurgulamıştı.

Trump, 9 günlük Barış Pınarı Harekâtı’ında “tek bir damla Amerikan kanının bile akmadığını” ifade ederek; “Biz oraya gittik ve bir ara vermelerini istedik. PKK/YPG müthişti(!) Şimdilik biraz geri çekilmeleri gerekmişti” diyerek, Türkiye’nin de YPG’nin de kendi güdümlerinde olduklarını anlatmaya çalışmıştı. Trump: “Suriye’de petrolü emniyet altına aldık. Dolayısıyla petrolün bulunduğu sahada küçük bir ABD askeri gücünü tutacağız. Biz petrolü koruyacağız ve bununla (petrolle) ilgili daha neler yapacağımızın kararını alacağız!” diyerek, Suriye’deki sinsi amaçlarını açığa vurmuşlardı.

İlginçtir ki, Trump’ın Türkiye ve Suriye konularında en çok danıştığı siyasi şahsiyet olan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, aynı gün Suriye konusunda yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye ile varılan ‘ateşkes’ mutabakatına sahip çıkmış ve ardından o da sözü petrol meselesine getirip bağlamıştı. Siyonist Senatör Graham, “Amerikan askeri gücünün akıllıca bir kullanımı” çerçevesinde “küçük ancak yetenekli bir askeri gücün yani SDG-PKK unsurlarıyla askeri ortaklığı üzerinden, IŞİD’in yeniden ortaya çıkmasının önlenebileceğini, aynı zamanda Türkiye ile birlikte tutuklu IŞİD savaşçılarının kontrolünün de sağlanabileceğini” vurgulamıştı. Ancak bu hedefler için ABD’nin Suriye hava sahasını kontrol etmeye devam etmesi gerektiğini de hatırlatmıştı.

Trump ile Grahamın görüşleri arasındaki büyük benzerlik, bu konuyu aralarında konuştuklarını ve özellikle Yahudi Lobilerinden talimat aldıklarını ortaya koymaktaydı. ABD Başkanı, daha sonra gönderdiği ikinci bir mesajda (SDG/YPG komutanı) “General Mazlum Abdi” ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinden duyduğu memnuniyeti belirtip, sözlerine devamla “General Kobani bizim yaptıklarımızı takdir ediyor, ben de Kürtlerin yaptıklarını takdir ediyorum” diyerek, dilinin altındaki baklayı çıkarmıştı: “Belki de artık Kürtlerin petrol bölgesine doğru gitmeye başlamalarının zamanıdır…” Trump’ın bu sözleri gayet net ve açıktı. YPG, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı’nın sonucu olarak, Fırat’ın doğusunda sınır boyunca 30 kilometrelik derinlikte geniş bir alandan çekilerek, petrol bölgelerine taşınacak ve Suriyeli Kürtler ülkedeki petrol sahalarının korumacılığını yapacak ve özel statülü bir özerklik kazanacaklardı.

Bütün bunlardan sonra şu soruyu sormak hakkımızdı: “Milli güvenliğimiz ve geleceğimiz için gerekli olan Barış Pınarı Harekâtı’nı, ABD’nin petrol hesaplarına ve özel bir Kürdistan oluşumuna yarayacak şekilde sonlandıran ve sulandıran yöneticiler kimlerin adamıydı?”

Artık bölgemizde ABD ve müttefiklerinin ne işi olduğunun sorgulanması lazımdı. Trump göreve başlar başlamaz ilk ziyaretini İsrail’e, ardından da Suudi Arabistan’a yapmıştı. Yani asıl amaçları İsrail’in korunması, ikinci amaçları petrolün ABD’ye akmasıydı. Trump’ın ziyareti sırasında Suudi Arabistan ile ABD arasında 280 milyar dolarlık silah anlaşması yapıldığı açıklanmıştı. Peki Suudi Arabistan bu 280 milyar dolarlık silahı kime karşı kullanacak ki? Yandaş gazetelerde, “ABD, Suriye’deki ikiyüzlü politikasını sürdürüyor” başlığı ile verilen haberlerin altında yer alan iki fotoğrafın birinde ABD askerlerinin bizim askerlerimizle, ikincisinde ise YPG/PKK teröristleri ile yan yana devriyeye çıktıkları görülüyordu. Belli ki ABD’nin Suriye ile ilgili beklentisi bizden çok farklıydı. Biz terörden temizlenmiş bir bölge isterken, ABD terör örgütlerini kalıcı hale -bir konuma- taşımanın ve petrole bekçilik yaptırmanın hesabındaydı. Trump, açıklamalarının birinde: Türkiye’nin, Güvenli Bölge’den çekilen YPG’lilere “ateş açmaması gerektiğini anladığını” vurgulamıştı. Ve “ateş açılması” halinde bunun anlaşmayı ihlal olacağını ileri sürerek; “Bu durumda yaptırımların uygulanacağını tekrarlamaya gerek yok” diyecek kadar küstahlaşmıştı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi