Anasayfa » AİLEDE İLETİŞİM VE ELEŞTİRİ AHLAKI!

AİLEDE İLETİŞİM VE ELEŞTİRİ AHLAKI!

Yazar: yonetici
0 Yorum 204 Görüntüleyen

AİLEDE İLETİŞİM VE ELEŞTİRİ AHLAKI!

 

Bugün ailevi sorunların birçoğunun temelinde “iletişim kopukluğu” ve “eleştiri katılığı” yatmaktadır. Eşlerin birbirlerine ve diğer aile bireylerine, duygu ve düşüncelerini uygun ve olgun biçimde ifade edememeleri nedeniyle, gayet kolaylıkla halledilecek problemlerin çözümü; sert ve ters tepkiler, kırıcı ve kışkırtıcı tenkitler yüzünden daha da zorlaşmaktadır. Oysa tenkit ve tebliğde asıl amacın; “Bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek” olduğu asla unutulmamalıdır. Ve yine; “Kusursuz eş-arkadaş arayan, asla huzura kavuşamayacaktır!” İnsan olarak hepimizin hataları vardır, olacaktır ve bu doğaldır. Çünkü her insan, yaratılışı (fıtratı ve tabiatı) gereği iyi ve kötü, Rahmani ve Şeytani dürtülerin etkisi altındadır. Bizden beklenen; “hiç hata yapmamak” değil, hatalarının farkına varıp düzeltmeye çalışmak, pişmanlık gösterme ve özür dileme olgunluğuna ulaşmaktır.

Eşlerimiz, çocuklarımız, komşularımız, arkadaşlarımız ve akrabalarımızla ilişkilerimizde ve özellikle diyalog=iletişim sürecindeki yanlış sözler ve tavırlar, yararsız ve haksız çıkışlar, sonunda evlilik bağlarını kopartma ve samimi dostlukları yıkma noktasına taşımaktadır. Bu nedenle, aslında aynı anlama gelen ve aynı mesajı içeren sözcüklerin: Kabasını değil yumuşağını; sert ve sivrisini değil, yuvarlak ve sevimlisini; kızdırıcı ve kışkırtıcı olanını değil, okşayıcı ve yatıştırıcı olanını kullanma alışkanlığı kazanmamız lazımdır. Örneğin; “Sen geri zekâlı mısın?” yerine “Biraz dinlesen, beni anlayacaksın!”, “Her bahane ile huzursuzluk çıkarmaktasın.” yerine “Huzurumuzun bozulmasına fırsat tanımayalım!” demek, daha akılcı ve insaflı bir yaklaşımdır. Bizim kötü tavırlarımız, hatta küfürlü laflarımız, sadece eşlerimizin kalbini yaralayıp bizden uzaklaştırmakla kalmayacak, çocuklarımıza da kötü örnek oluşturup onların psikolojilerini bozacaktır. Çünkü onların karakter hamuru, o çocuk yaşlarında ve aile yuvasında şekillenme aşamasındadır.

Evlilikte mutluluğun şifresi: Sürekli haklı çıkmayı ve üstte kalmayı değil, mutlu olmayı ve uyumlu yaşamayı amaçlamaktır. “Bir daha dünyaya gelirsem, şöyle bir eş seçerdim!” yerine “On kere dünyaya gelsem, yine seninle evlenirdim. Çünkü Rabbimin takdirinden daha iyisini bilemezdim!” şuuruna ve olgunluğuna ulaşanlar, daha dünyada iken bir nevi cennet huzurunu tadacaktır. Ve zaten inancımıza göre eşlerimiz, sadece dünyada hayat arkadaşlarımız değil, sonsuzluk diyarında da saadet yoldaşlarımızdır. “Sevdiğiniz kimselere, onları sevdiğinizi ve beğenip takdir ettiğiniz yönlerini sıkça belirtiniz.” (Hadisi Şerif)

Hem eşlerimize (hanımlarımıza ve kocalarımıza), hem çocuklarımıza hem de arkadaşlarımıza, onları sevdiğimizi, güzel huylarını ve yararlı yanlarını tebrik ve teşekkür ettiğimizi söylemekten kaçınmak, cimriliğin en yaygın olanıdır. Oysa “Marifet, iltifata tabidir”; yani gönül alıcı ve onurlandırıcı sözcükler hem muhataplarımızın kendilerine güvenlerini, hem de bize duyulan ilgi ve sevgilerini arttıracaktır. “Erkekler gözleriyle, kadınlar kulaklarıyla sever!” sözü yabana atılmamalıdır. Kaldı ki Rahmetli Mürşidimiz Hacı Haydar Baba Hz.lerinin, bizi ikaz buyurdukları gibi: “Eşlerimiz bizim kölelerimiz değil, hürmetli ailemizdir. Hizmetçilerimiz değil, değerli eşlerimizdir.” Bunun gibi beylerimiz de bizim; bankamatiğimiz-para makinemiz değil, evimizin direği ve saadetimizin gereğidir. Yapılan son istatistiklerde, boşanmaların %76’sının nedeninin, evlenme gerekçeleriyle aynı olduğu tespit edilmiştir. Şöyle ki:

• Yakışıklı diye evlenmiş, “kadınların çokça dikkatini çekiyor!” diye kıskançlık krizine girmiştir.

• Tutumlu diye evlenmiş, “şimdi cimrilik yapıyor!” diye şikâyet etmektedir.

• Sakin ve ağırbaşlı birisi diye evlenmiş, bir zaman sonra “sosyal birisi değil!” diye boşanmaya yeltenmiştir.

 

..

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi