TRUMP MUAMMASI VE
ALLAH’IN SİYONİSTLERDEN İNTİKAMI
Trump’ın; ABD’yi Siyonist sömürü sermayesinin tahakkümünden kurtarma… Dünya jandarmalığı kılıfıyla küresel Yahudi sistemine hizmetkârlığı sonlandırma… Yani Amerika’yı Amerikalılara bırakma hesabını güttüğü kanaatimizi daha önce açıklamıştık. Bazılarının buna “Küreselcilerle Ulusalcı kesimin kavgası” gözüyle bakması da doğaldır. Trump; Çin, Güney Kore, Uzak Doğu ve Japonya’nın hızlı kalkınmalarının, buralarda yatırım yapan ve Amerika’yı bir aracı gibi kullanan Yahudi sermayesinin tuzağından kurtulma çabasındadır. Eski ABD Başkanları Clinton ve Obama’nın, halkı Trump’a karşı kışkırtıp sokakları doldurma çağrıları, Yahudi Lobilerinin bir tertip ve telaşıdır. Bu arada Rusya Dış Bakanı Sergey Lavrov’un TGRT’ye verdiği demeçte: “Küresel sistemdeki çözülme ve çöküşü, Sn. Erdoğan Türkiye’si durdurabilir!?” ifadeleri, bizimkilerin Siyonizm’e ve zulüm sistemine dolaylı destek çıktıklarının itirafı şeklinde yorumlanmıştı.
Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’la, ABD Başkanı Trump dost olmuşlardı… Sn. Erdoğan, “Dostum Trump…” diye cümleler kurmaktan çok hoşlanır ve bu dostluğu “Küresel bir onur” sayardı. Daha önceleri kendisine mektup yazıp “Hafife alan, hatta hakarete varan ifadeler kullanan…” Trump’la dostlukları Suudi Kralı ve BAE Sultanı gibi Amerika’ya ve Trump’a sunulan Siyonist sermayenin 100 milyarlarca dolar “hediye = rüşvet” ağına takılan kahramanlarla da Sn. Erdoğan’ın özel dostlukları vardı… Ama Trump’a 100 milyarlar akıtırken, Erdoğan’a ve Türkiye’ye gelince birkaç yüz milyon dolarcığı bile kıskanırlardı. Sn. Erdoğan neredeyse Trump’ın Ortadoğu özel ortağı gibi davranır ve karşılığında, on yıl önce parasını peşin verdiğimiz F-35’lerin yerine, hatta F-16’ları bile değil, bol bol övgüler alırdı.
Trump 21 Ocak 2026 Davos Konuşmasında; “Grönland’ı ‘dünya dengelerinin korunması için’ ABD’ye katmak istediğini tekrarlamıştı, “zorla olmayacak” diyerek yumuşatmıştı ama “hayır derseniz hatırlarız” tehdidiyle de baskı yapmıştı. Avrupa’yı; göç, enerji, NATO yük paylaşımı üzerinden sert eleştirmekten sakınmamış, ABD’nin “güçle barış sağladığı”nı vurgulamış ve hidrokarbon/nükleer enerjiye odaklanarak, rüzgâr enerjisini “aptallık” diyerek karşı çıkmıştı. Kısaca; ABD hegemonik dönüşü, “işlemsel diplomasi” atağı ve Arktik/Kuzey Kutbu’nda Çin-Rusya’ya karşı üstünlük amacındaydı.
Çünkü Grönland’ın stratejik değeri; nadir toprak elementleri değil, savunma/Arktik hakimiyeti olmaktaydı. ABD’nin silahlanma/teknoloji atağı ve enerji politikası da bu hesapladır. Genel çerçevede anlaşılan şudur: Trump “yeni bir Dünya Savaşı’na hazır olma dönemini” başlatmıştı.
Ancak Trump’ın tek başına bu tarihi ve tehlikeli girişimleri başlatması, başarması imkânsızdı. Anlaşılan ona akıl veren ve strateji öğreten özel danışmanları vardı!..
Almanya’dan Batı’ya Uyarı: Eski Düzen Yıkıldı!..
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, küresel güç dengelerine ilişkin yaptığı son yorumlarda, uluslararası siyasetin temelini oluşturan “kurallara dayalı düzen” anlayışının artık işlevini büyük ölçüde kaybettiğini açıklamıştı. Mevcut jeopolitik tabloyu “yeni bir belirsizlik çağı” olarak tanımlayan Merz, ülkelerin ortak normlardan uzaklaşıp kendi güvenlik ve çıkar alanlarını öncelediğini vurgulamıştı. Alman Başbakan, özellikle büyük güçler arasındaki rekabetin artık yalnızca ekonomik veya diplomatik değil, aynı zamanda sistemsel bir mücadeleye dönüştüğünü vurgulamıştı. Merz’e göre; dünya siyaseti, mutabakata dayalı yönetimden çıkıp, güç temelli ilişkilere doğru kaymaya başlamıştı. Bunun anlamı, Siyonist sermayenin hilekârlık ve hükümranlık sistemi çökme aşamasındaydı.
ABD’nin Liderliği Tartışmaya Açılmıştı
Konuşmasında Washington’un küresel rolüne de değinen Merz, ABD’nin geleneksel liderlik konumunun uluslararası kamuoyunda daha fazla sorgulandığını hatırlatmış, ancak buna rağmen transatlantik bağların koparılmasının Avrupa için ciddi bir stratejik risk oluşturacağı konusunda uyarmıştı. “ABD ile fikir ayrılıkları yaşanabilir; fakat onu dostlar kategorisinin dışına itmek Avrupa’nın güvenliğini zayıflatır” diyen Merz, NATO ve Batı ittifakının geleceği açısından diyalog kanallarının açık tutulmasının hayati önem taşıdığını vurgulamıştı.
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..
