Anasayfa » KIBRIS AKDENİZ’DEKİ, ADALAR İSE EGE’DEKİ SON SAVUNMA HATTIMIZDIR!

KIBRIS AKDENİZ’DEKİ, ADALAR İSE EGE’DEKİ SON SAVUNMA HATTIMIZDIR!

Yazar: yonetici
0 Yorum 200 Görüntüleyen

“Türkiye El Bab’da kesin bir zafer kazanmıştı. Terörle mücadele tarihine güçlü bir imza atmıştı. DEAŞ’la mücadeleyi küresel ölçekte güvenlik planı olarak pazarlayanların, işin içine Türkiye girince, desteklerini bir anda çekmiş olmalarına, ülkemizi yalnız bırakmalarına, tüm ihanetlerine ve sabotajlarına rağmen, bugüne kadar DEAŞ’a en ağır darbeyi Kahraman ordumuz vurmuş durumdaydı. ABD ile Irak yönetimi ve PKK’nın ortaklaşa yürüttüğü Musul şovu alay konusu olurken, koalisyon güçleri ya da yerel güçler hiçbir zaman DEAŞ’a karşı bir arpa boyu yol alamazken, Fırat Kalkanı’nın 177. gününde ilçe geri alınmış, örgüt ilk kez en önemli mevzilerinden birini elden kaçırmış, savunması kırılmıştı. Peki, sizce dünya medyası neden sessiz kalmıştı? Dikkat ediyor musunuz; neredeyse hiç kimse Türkiye’nin bu zaferini gündeme taşımamıştı. İçeride sessizlik, dışarıda sessizlik, Türk medyasında eksiklik, dünya medyasında suskunluk vardı! Bizim medyada derinlikli analizler göremiyoruz. Bunun ne anlama geldiğine, bundan sonra ne olabileceğine, Fırat Kalkanı ve El Bab başarısının değerine ilişkin güçlü yazılar, yorumlar yapılmamıştı. Sanki kimse bu sonuçtan memnun olmamış gibi davranmıştı. Sanki birileri bu zaferi gizlemeye çalışıyorlardı. Zafer Türkiye’nin olunca, başarıyı Türk Silahlı Kuvvetleri kazanınca; bir kıskançlık, bir umursamazlık öne çıkmaktaydı!” diyen yandaş Yeni Şafak yazarı Sn. İbrahim Karagül haklıydı. İyi de bu değerli kardeşimize sormak lazımdı: Kıbrıs’ın adım adım elimizden alınmaya çalışılmasını ve iktidarın bu hain girişimlere çanak tutmasını, Yunanlıların Ege Adalarımızı işgal edip Karakollar kurmasını, gerekli ve önemli bir adım olarak El-Bab’ı temizlemenin ardından Türkiye’nin bu sefer Rakka batağına çekilme çabalarının yanlışlığını ve haksızlığını yazıp yetkilileri uyarmamanın da aynı suça ortaklık olduğunu hatırlatmamıza niye bu denli gocunurlardı?

“ABD’nin Adana Konsolosluğu tercümanı da PKK’lı çıkmamış mıydı? Adana ABD Konsolosu Linda Stuart Specht göreve başlar başlamaz bölgedeki HDP’li belediyeleri ziyarete başlamamış mıydı? Konsolos hanımın MHP’li ve CHP’li belediyeleri değil de HDP’li belediyeleri ziyaret etmesi nasıl amaç taşımaktaydı? Güneydoğudaki o meşhur ve melun hendeklerin bu ziyaretler sonrası ortaya çıkması nasıl yorumlanacaktı? Konsolos Specht, PYD ile çalıştıklarını Türkiye’nin de Suriye’den derhal çıkmasını söyleyecek kadar küstahlaşmıştı. ABD Adana Konsolosu yanındaki tercüman aracılığıyla hem FETÖ hem de PKK ile irtibat sağlamaktaydı ve işte o tercüman sonunda gözaltına alınmıştı.” Tamam iyi de be yandaş kardaş, Sn. Erdoğan da bu konsolosu atayan ABD’nin (ve Yahudi Lobilerinin) hazırladığı Türkiye dahil 26 İslam Ülkesini parçalayıp Büyük İsrail İmparatorluğunu kurmayı amaçlayan BOP’un eş başkanlığını yapmamış mıydı? PKK ile uzlaşıp sözde Çözüm Sürecine karşı çıkanları vatan hainliği ile suçlamamış mıydı?

ABD başkanı Trump, Sn. Erdoğan’ı telefonla aramışlardı… ABD genelkurmay başkanı gelip, Sn. Akar’la buluşmuşlardı… ABD savunma bakanı teşrif edip, bizim savunma bakanıyla konuşmuşlardı… CIA başkanı koşup, MİT müsteşarıyla anlaşmışlardı… ABD başkan yardımcısı, Binali Beye telefon açmışlardı… Çünkü; Rakka batağına çekilecek kahraman, daha doğrusu ucuz kurban lazımdı… Oysa Sn. Cumhurbaşkanı: “El-Bab’da duracağız, daha derinlere dalmayacağız, sınır bölgemizde güvenli bir koridor oluşturacağız!” buyurmuşlardı. Kore savaşı sırasında ABD dışişleri bakanı Yahudi John Dulles utanmadan sıkılmadan açıklamıştı: “En ucuz askeri Türkiye’den temin ediyoruz, Türk askerinin maliyeti 23 cent’e denk geliyor” diyecek kadar küstahlaşmıştı. Ama en acı tarafı, doğruları konuşmaktaydı. John Dulles’in kardeşi de CIA başkanıydı. Dünyadaki bütün “insan pazarları”na bakmışlar ve en ucuza bizi bulmuşlardı. Yıllarca bize: “Amerikaa Amerikaa, Türkler dünya durdukça… Beraberdir seninle, hürriyet savaşındaa” diye şarkılar çağırtmışlardı. Daha sonra; renkli devrimlerin sponsoru, liboşların gurusu George Soros, 2002 senesinde Sabancı Üniversitesi’ndeki konferansında: “Türkiye’nin en iyi ihracat ürünü ordusudur” deyip çıkmıştı. Peki bunlar yalan mıydı? Hayır… Öyleyse bu gerçekleri hatırlatanlara niye bu denli öfkelenip kızılırdı? Rahmetli Erbakan Hoca: “Siyonistler adam kullanmakta öylesine ustalaşmışlardır ki, sana İslamcı marşlar söylete söylete, İsrail ordusunda askerlik yaptırırlar da haberin bile olmaz!” derken kitabın tam ortasından konuşmaktaydı.

 

 

..

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi