Anasayfa » GİRİŞ

GİRİŞ

Yazar: yonetici
0 Yorum 284 Görüntüleyen

GİRİŞ

Uzun zamandır Erbakan Hocamızın zorlu ve onurlu mücadelesini
anlatan bir kitabı hazırlamam hu­su­sunda, okurlarımızdan bize ısrarlı teklifler
gelmekteydi. Böylesi müstesna şahsiyetleri anlamak elbette kolay değildi. Ama
bu zatları başkasına tanıtmak, çok daha zor bir girişimdi.

Biz bu kitapta, Erbakan Hoca’nın yaşam öyküsünü, tarih ve
takvim sırasına göre (kronolojik olarak) anlatan klasik bir biyografisini
yazmaktan ziyade, O’nun despotizme ve siyonist dünya düzenine karşı başlattığı
ve artık başarıya yaklaştığı örnek ve orijinal mücadelesini… Bu mücadele
sürecindeki gerçek siyaset ve stratejisini… Bizlere ve gelecek nesillere ışık
tutacak yüksek prensip ve projelerini anlamaya ve aktarmaya gayret ettik. Tabii
ve temel insan haklarının ve evrensel hukuk kurallarının eksiksiz sağlandığı…
Değişik köken ve kültürden tüm insanlarımızın birlikte, barış ve bereket
içersinde yaşadığı… ‘Gardiyan değil, garson devlet’ anlayışının geçerli
kılındığı… Gerçek bir demokrasinin ve örnek bir laikliğin uygulandığı… Her
yönden kalkınmış ve saygın bir Türkiye’nin mimarlığına soyunan ve yürütülen
sömürü saltanatına çomak sokan bu büyük şahsiyeti ve hizmetlerini topluma
tanıtmayı tarihi ve talihli bir görev bildik.

Hocam gibi şahsiyetlerin, başkaları tarafından yüceltilmeye
ve reklâm edil­meye asla ihtiyaçları olmadığı halde, bunları tanımaya ve örnek
almaya bizlerin muhtaç bulunması nedeniyle, Aziz Hocamızın şanlı mücadelesini,
kendi aklımız ve anlayışımız nispetinde yazmaya karar verdik.

Şükürler olsun ki Selamet’ten bu yana O’nun çok feyizli özel
soh­bet­lerine, pek önemli ve ilmî seminerlerine, bereketli konferans ve
mitingle­rine, birçok gezilerine ve bir-iki tanesi hariç, 12 Eylül
dö­nemin­deki bütün mahkemelerine katılmak, mevcut kitaplarını ve
beyanat­la­rını dik­katle ve defaetle okumak, anlamaya çalışmak ve böylece
Hocamızı yakinen tanı­mak ve O’nun gönüllü ve devamlı talebesi ol­mak bahti­yarlığına
erişenlerden birisiyiz.

Yüzlerce tecrübeyle ortaya çıkmış bir gerçektir ki, böylesi
büyük zatla­rın çocukları ve akrabaları olsun… Mektep ve meslek arkadaşları
olsun… Uzun yıllar ya­nında ve hizmetinde bulun­muş yakınları olsun…
Onların ancak görünen bazı güzel­lik­lerini ve üstünlüklerini bilseler ve ona
ait bazı önemli hatıraları ve biyog­rafi açısından birtakım teferruatları
nakletseler bile, onları asıl özellik ve ön­celik­leriyle tanıyan ve teslim
olanlar, sadık bağlıları ve gönül dostları olmuş­tur. Bir ilim ehlinin bu
konuda şöyle söylediğini hatırlıyorum:

“Sen kendini ne kadar Kurana verirsen, Kuran da, o
kadar hikmet ve hakikat sırlarını sana saçar…

Sen kendini ne kadar kâmil insana teslim edersen, O da o
nispette sana gönül kapılarını açar.”

En başta Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz gibi yüce
Nebilerin ve on­la­rın gerçek varisi olan büyük şahsiyetlerin, çok sade ve
tabii bir hayat yaşadıkları için kolay tanınmadıkları ve yanlış anlaşıldıkları
bir gerçektir. Çünkü toplumlar lider ve kurtarıcı diye, hep olağanüstü
davranışlar gösteren birini bekledikleri ve hayal aleminde ona insanüstü bir
kılıf giydirdikleri için, kendi içlerinden birini kabullenmek ve ona teslimiyet
göstermekte zorluk çekmişlerdir.

Hem Cenab-ı Hakkın “Ben kulumun bana olan zannı üzereyim.
Ona, bana zan­nettiği gibi muamele ederim” mana ve mealindeki kutsi hadisin bir
nevi tecellisi, Allahın yeryüzündeki gerçek halifesi olmak makamına yüksel­miş
şahsiyetlerde gö­rülmektedir.

Erbakan Hocamızın da, insanlara akılları ve anlayışları
oranında yaklaştığını ve onlara kendi zanları doğrultusunda davrandığını
yakinen tecrübe ve müşa­hede etmişizdir.

Evet, bir yandan hizmet ve samimiyet ehlinin seçilip
yetiştirileceği ve de­ne­nip değerlendirileceği oluşum ve organizeleri
kurarken, bir yandan da ülke içindeki güç dengelerinin millî hedeflere
yönlendirilmesini ve toplumun gerçekleri görmesini sağla­yan,

Karanlık güçler dünyada İslâm-Hıristiyan savaşını başlatmaya
uğ­raşırken, Avrupa, Asya ve Afrikadaki ezilen halkların ve düşünen kafaların
dikkatlerinin siyonist sömürüye çevrilmesinde çok önemli bir rol oynayan…

Bir yandan bölgemizdeki diriliş ve direniş hareketlerinin
hem hedefine ulaşmasında, hem de milli birlik ve barışın yeniden sağlanmasında…
Öbür yandan Bosna-Hersek İslam Devleti’nin hem vücut bulmasında, hem savaş
şartlarına katlanmasında… Bir tarafta İslâm ülkelerin­deki yö­netici
kadroların, ilim ve fikir erbabının uyanmasında, diğer tarafta da Orta Asya
Türkî Cumhuriyetlerinin şuurlandırılmasında, ilim ve irşat yönün­den inkâr
edilemez bir hissesi bulunan bu kah­raman kimdir?

Kendisinden cihadı ve ciddiyeti öğrendiğimiz… Takvayı ve
tes­limi­yeti bel­lediğimiz… Nurlu yüzüne baktığımızda kusur ve
kabahatlerimizi hatırla­yıp, mahcubiyet terleri döktüğümüz bu aziz insan
kimdir?

Ayak ayaküstüne attığına bile rastlanmamış, kahkaha ile
güldüğü sabit olmamış, değil şahsî heves ve hesaplarını en zaruri ihtiyaç ve
arzula­rını bile, haklı davasının önüne geçirdiğine asla şahit olunmamış,
insanlığı ezen ve inle­ten siyonist şeytanların ve hain uşaklarının dışında,
kendi şahsına olmaz hakaret ve hıyanetleri yapanlara bile kin tutmamış ve
defalarca bağışlamış olan, bu ör­nek Müslüman kimdir?

Bir yandan çok etkili ve yetkili çevrelerin, pek çok gazete
ve dergile­rin, mason­luk ve Lions gibi derneklerin, velhasıl tüm dış güçlerin
ve siyonist merkezlerin, batıl partilerin ve batı kulüpçülerin, top yekûn ona
karşı olmalarına ve şahsına savaş açmalarına… Bir yandan da Müslüman geçinen
bazı haset, enaniyet, hıyanet ve gaflet eh­liyle uğraşmak zorunda kalmasına
rağmen, yine de asla yılgınlık ve yorgunluk alameti göstermeyen, inancından ve
idealinden taviz vermeyen, en zor ve zahmetli du­rumlarda bile cesaret ve
metanetini yitirmeyen…

Herkesi kendi ayarında ve kendi diyarında idare etmesini
bilen ve insanları özel kabiliyet ve marifetleri doğrultusunda değerlendiren bu
başkomutan kimdir??

Ahmet AKGÜL

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi