Anasayfa » Erbakan Hocamızla 42 yılın ardından

Erbakan Hocamızla 42 yılın ardından

Yazar: yonetici
0 Yorum 141 Görüntüleyen

Onu herkes bir başka türlü tanır. Ama bendeniz sanki öz amcam kadar yakın hissettiğim ve çok değer verdiğim bir insan olarak tanır ve bilirdim.

Kardeşi Diş Tabibi Kemalettin Erbakan Beyefendi bu yakınlığı ifade için bendenize ” Emanet ” derdi.

Yani rahmetli babamın kendilerine emanetiydim.

Erbakan Hocamızın üfulü, hayatımda hissettiğim en büyük ve asla anlatılması mümkün olmayan bir hüznü yüreğimin ta ortasına düşürdü.

Şimdi gözümün önünden geçen ve canlanan hatıraları bir anlatabilsem…

Kolay değil, onu tanıdığımızdan bu yana 42 yıl geçmiş.

Bu 42 yılda yer ve mekan itibariyle ayrı düştüğümüz, birbirimizi göremediğimiz olmuştur.

Ama gönlümüz, kafamız, düşüncemiz hiç ama hiçbir zaman Erbakan Hocamızdan ayrı olmamıştır.

İşte bu hatıralardan bir kesiti sizlere açmanın zamanı şimdi geldi.

Yıl 1969. Üniversite ikinci sınıfta okuyoruz. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Halil Ürün, İstanbul Hukuk'ta Mehmet Dilber, Eczacılıkta Yusuf Akgün, bir de Mühendislikte okuyan Mustafa Erşan…

Hepimiz Konya'nın Yunak İlçesi'nden üniversiteye ilk giden gençleriz.

Rahmetli Erbakan Hocamız, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi.

Seçim var.

Zamanın Adalet Partisi'nde bir grup Milliyetçi ve Mukaddesatçı siyasetçi de yer almış durumda. Onlara katılmak için Hocamız da Adalet Partisi'nden Konya'da Milletvekili olmak için Aday Adayı oluyor. Ama Süleyman Demirel, onu veto ediyor.

Bunun üzerine Konya'nın ileri gelenleri, Rahmetli babam Süleyman Tanrıkulu da başta olmak üzere Erbakan Hocamızı milletvekili yapmak için kolları sıvarlar.

Bunun kararı Yunak'ta verildi. Bizim evde bir gece yarısı alınan bu kararla birlikte, aynı gece İTÜ son sınıf öğrencisi olan Halil Ürün'e (Konya eski Belediye Başkanı) kız kardeşim Esma'nın da sözü kesildi. Nişan yüzüklerini Hocamız taktılar.

O geceden itibaren bizim Rahmetli Erbakan Hocamızın açtığı Milli Görüş yolculuğunda yanından asla ayrılmadığımız bir siyasi serüven başladı.

Konya'nın her tarafını köy köy, kasaba kasaba, hatta mezra mezra dolaşıyor ve Erbakan Hocamızı tanıtıyoruz.O konuşmalar yapıyor ve halkı uyanışa davet ediyor.

Bizim her yanından içine toz sızan jipimizle geç vakitlerde istirahata döndüğümüzde, başta Hocamızın lacivert şık elbiseleri olmak üzere üstümüzde başımızda ne varsa toz toprak içinde kalıyor. Ama hepimiz halkın gösterdiği sıcak alaka ve kucaklayış sebebiyle doğan havadan son derece mutluyuz.

Sonuç: Hocamız Konya'da 4 Milletvekili çıkaracak kadar oy alarak Bağımsız Milletvekili oluyor.

Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet Partileri işte bu güzel başlangıçtan doğuyor. Esas doğan, büyüyen ve bize göre İslam dünyasını ve elbette insanlığı silkeleyen, Türkiye'de yeniden çağ açan bu Milli Görüş idi.

Bugünkü Türkiye, işte neyi varsa, bize göre bu Milli Görüş'ün uyanış çığlıkları sayesinde kafasını yastıktan kaldırıp doğrulmuştur.

Bugünün gelişmiş Türkiye'si işte bu milli mefkure hareketi sayesinde gerçek gelişme, kalkınma ve kendine dönüş rotasına girmiştir.

Erbakan Hocamız kısa süre Başbakanlık yaptığı Türkiye'nin iki yakasını bir araya getirmeyi yıllar sonra başaran tek Lider olarak tarihe geçmiştir.

Ondan sonraki koalisyonlu yıkım döneminin ardından Türkiye'yi yine Milli Görüş kadroları idare etmeye başlamış, Türkiye son global yıkım krizlerine rağmen bugün dimdik ayakta kalabilmeyi başarmıştır.

Milli Görüş mefkuresi, İslam coğrafyasında iyi anlaşılabilmiş olsaydı ve bu görüşün Lideri Rahmetli Hocamıza tabi olunsa ve görüşlerinden istifade edilseydi bugün ne Mısır, ne Tunus, ne Cezayir, ne Irak, ne Lübnan, ne Libya, ne Sudan, ne Pakistan, ne Afganistan ve ne de diğer İslam ülkeleri böyle yerlerde sürünüyor olmayacaktı.

O, İslam Ortak Pazarı'nı, İslam ortak para birimini ve İslam Birliği ruhunu ilk olarak kutsal ve vazgeçilmez bir dava olarak ortaya atan ve savunan Büyük Lider'dir.

Ne var ki, dünya siyonizminin ağında can çekişen Batı da, aynı menfur gücün inim inim inlettiği ve olmadık zulmü ve hakareti yaptığı Doğu ve Ortadoğu halkları da bu güçlü sese kulak vermemiş ve dünyamız, onun insanlığın en büyük düşmanı olarak ortaya koyduğu faizci siyonist düzeninin ekonomik yıkımı altında ezildiği gibi siyasi baskı ve zulmü altında da çaresiz paramparça olmuş, inlemektedir.

Merhum Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın hayatı, mücadeleleri, ortaya koyduğu Milli Görüş mefkuresi, O'ndan sonraki yıllarda efsaneleşmiş olarak yaşayacak ve yaşatılacaktır.

O'nun en sıkıntılı mücadele yıllarında sırtından yediği hançerlerin sayısı belirsizdir. Zira O, bu arkadan hançerlemeleri hayatın normal cilvesi olarak görür ve öf demeden, gülümsemeyle geçiştirirdi.

O geniş yüreğinin hoşgörüsü; tüm insanlığı kavrayan anlaşılması çok zor bir müsamahayı ifade etmekteydi.

O'ndaki zeka, O'ndaki deha, O'ndaki hoşgörü, O'ndaki şefkat ve merhamet duygusu, O'ndaki vefa tanıdığımız hiçbir siyasi kişilikte görülesi değildir.

O'ndaki iman selabeti, yılmaz mücadele azmi ve Dini ve milli konularda gösterdiği hassasiyetli duruş, herhalde Türkiye'deki siyasilerin hepsine örnek olması gereken nitelikte idi.

O'nu kaybetmiş olmak çok acıdır. Ama O'nun eseri ve bıraktığı kutlu miras olan Milli Görüş, mümbit Vatan arzına attığı arı tohumların boy vermesine yarayacak ve O'nu asla unutturmayacaktır.

Artık bu memleketin evlatları Erbakan Hocamıza dünkünden başka bir gözle bakmayı ve O'nu başka bir düşünce ve fikir çerçevesinde, eserleriyle tanıyıp tanıtmayı görev bileceklerdir. Böylece de Hocamızın ruhu şad olacaktır.

Muhterem Erbakan Hocamız ile bize güvenerek tevdi ettiği Belediye Başkanlığı görevimizde sık sık mesai yaptık.Türkiye'deki Belde Belediyelerinin hizmetlerini koordine etme görevini bize vermişlerdi. 1994-1999 yılları arasında Avrupa Konseyi Mahalli Yönetimler Meclisi'ne Üye olarak atanmamızı sağlamış ve bu konularda hizmette bulunmamızı bizzat kendileri istemişlerdi.

Daha sonra ise Millî Gazete'de Halkla İlişkiler Müdürlüğü gibi bir görev tevdi etmişlerdi. Bu görevi 2 sene yaptıktan sonra sağlık nedenleriyle izin istediğimizde ise irtibatları eksik etmemek kaydıyla “Olur” demişlerdi.

Saadet Partisi'ne Genel Başkan olduğu son kongrede Ankara'ya davet edildik. Kapalı spor salonundaki Milli Görüş heyecanını son olarak Hocamızla paylaşma şerefine eriştik ve göz yaşları ile bu heyecanı yaşadık.

Ama Hocamız fizik olarak üstlendiği bu son ağır siyasi görevi yürütecek durumda değildi. Ama O yılmadan, ağır sağlık sorunlarına rağmen sevenlerinin karşısında ve hizmetinde idi.

Bakalım Türk Milleti O'nun gibi bir Lideri bir daha kaç yılda çıkarabilecek?

Allahü teâlâ rahmet eylesin.

Ahirette ve ebedi hayatta, O'nu uğrunda büyük mücadeleler verdiği Dini Mübin ve Resul-ü Ekrem (S.A.V)'in bereket ve rahmetine gark etsin. Yüce Peygamberimize komşu eylesin.

O'nu hep hayır dualarıyla yad edeceğiz.

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi