Anasayfa » ENVER AYSEVER’İN AYARSIZLIĞI VE ERBAKAN İSTİSMARCILARININ DUYARSIZLIĞI

ENVER AYSEVER’İN AYARSIZLIĞI VE ERBAKAN İSTİSMARCILARININ DUYARSIZLIĞI

Yazar: yonetici
0 Yorum 258 Görüntüleyen

ENVER AYSEVER’İN AYARSIZLIĞI

VE

ERBAKAN İSTİSMARCILARININ DUYARSIZLIĞI

 

İslam Düşmanlıklarına Kemalizm kılıfı geçiren Enver Aysever ve Merdan Yanardağ, Maraş Merkezli büyük deprem sonrasında yaptıkları rezil yayınlardan dolayı, haklarında “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik…” suçundan soruşturma başlatılmıştı.

Türkiye- İsveç arasındaki hazırlık maçında, bazı futbolcuların seremoniye başörtülü kız çocuklarıyla çıkmasına “Küçük çocukların saçlarından tahrik olanların ülkesi, yazıklar olsun!” şeklinde kin kusmuş ve küstahlaşmıştı. İslam’ı hatırlatan türbandan misvaka, Ezan’dan namaza, sakaldan külaha her şeye kuduzca sataşan bu şahıs, her fırsatta Rahmetli Erbakan Hocamıza da saldırmaktadır.

Şimdi dikkatle ve ibretle bir bakalım… Rahmetli Erbakan’dan Siyonist Yahudiler ve İsrail’deki masum çocuk katilleri hiç hoşlanmıyorlardı… Türkiye düşmanlıklarını, PKK yandaşlığı ve Yunanistan kışkırtıcılığı ile defalarca ortaya koyan Haçlı emperyalist AB ülkeleri Erbakan’dan gıcık alırlardı. Türkiye’deki bir avuç faizci ve rantiyeci sermaye kodamanları… Gizli hıyanet ocağı Mason Locaları… Fuhuş, kumar ve uyuşturucu mafyası baronları… Yetmez, din istismarcısı Fetullah zındığı ve nice Tarikat hocaları da Erbakan Hoca’ya açıkça ve alçakça düşmanlık yapmışlardı… Hatta ekonomik ve sosyal, ailevi ve ahlaki yönden hiçbir iktidarın yapamadığı talan ve tahribatları yapan bu AKP iktidarı bile, Erbakan’a hıyanetleri karşılığı malum ve mel’un odaklarca iktidara taşınmışlardı. Maalesef oğlu Fatih Bey’in bu Erdoğan İktidarının yıkımlarına ortak olması bile Erbakan’ın ruhunu yaralamıştı.

Şimdi ey her bahane ile Erbakan’a çatıp yandaş tavlayanlar… Ey Onun şahsında İslam’a ve insanlık onuruna kin kusarak şeytanın yaylasında güya ucuz ve uyuz kahramanlık avlayanlar… Ey domuzlara, deyyuslara ve donsuzlara yaranmak için Efsane Başbakan Rahmetli Erbakan Hocamıza havlayanlar!..

Sizler ne kadar çabalayıp çırpınsanız, Sn. Erdoğan ve iktidarları kadar Erbakan’a hıyanet ve hakaret etmiş olamazsınız!.. Sizler ne kadar küstahlaşıp kin kussanız, şu din istismarcısı münafıklar kadar Erbakan’ın hatırasını yaralayamazsınız!.. Ama şu kadarını biliyoruz ki sizin gibi asılsız, ayarsız ve ahlâksız takımının da, şu AKP iktidarının da yularlarınız aynı Siyonist-Haçlı odakların elinde bulunmaktadır…

Şımarık Şarlatan Enver Aysever, YouTube hesabından paylaştığı videoda, Merhum Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamıza adeta kin kusmuşlardı.

Enver Aysever: “Bu Erbakan babasından da beter çıktı. Babası ne ki bu ne olsun? Babası da tamamen bilim karşıtıydı. Babası da tamamen gerici politikalar öne sürüyordu. Babası da tamamen cehaletin bataklığında bir Türkiye hayal ediyordu ve Türkiye o gün düştüğü çukurdan bugün çıkamıyor. Bu bey, Türkiye’de %2,5 oy alıyor. Bu bey, Türkiye’de millet vekilliği yapıyor. Arkadaşımızın, bir millet vekili olduğu için ona kibarca hitap etmeye çalışıyorum… Türkiye’nin cehaletindeki en ön sıralarında yaptığı görev, ama aynı zamanda iktidarın ortağı olması ve iktidarın kanaat önderlerinden biri olması, gelecekte bizim fotoğrafımızın içerisinde olacağı bu beyefendi ile yaşamak zorunda olmamız… Babasının bize ‘illallah’ dedirten durumundan sonra bir de kendisinin başımıza bela olması büyük bir felaket. Ne yapacağız bilmiyorum?” diye hırlamıştı!

Öncelikle ve özellikle şu gerçeği hatırlatalım, ki “GERİCİLİK”, Haçlı Batı’nın ve yerli uşaklarının ahlâksızlığıdır… Bu nedenle eşcinsellik gericiliğini, ilericilik göstergesi diye savunanların kimler oldukları ortadadır. Din istismarcısı AKP iktidarı bile bu “gerici”liği 6284 sayılı kanunla serbest bırakıp koruma kalkanı sağlamıştır. Oysa bizim inancımızda ve ahlâkımızda “gericilik” en büyük günahlardandır ve aşağılık bir ayıptır!..

Enver Aysever’in Necmettin Erbakan Hocamız hakkındaki alâkasız ve ahlâksız yorumları sosyal medyada büyük tepkiye yol açmıştı. Birçok kullanıcı Necmettin Erbakan’ın çok ileri düzey bir bilim adamı ve dünya çapında bir makine profesörü olduğunu, ilk yerli motor üretimi Gümüş Motor A.Ş’yi kurduğunu hatırlatmışlardı.

İşte Erbakan’ın Örnek Hayatı ve Aziz Hatırası!

Necmettin Erbakan 29 Ekim 1926 tarihinde Ağır Ceza Reisi Mehmet Sabri ile Kamer Hanım’ın oğlu olarak doğmuşlardı. Babası Mehmet Sabri Bey, Adana’nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde uzun süre hüküm sürmüş olan Selçuklu Türklerinin Kozanoğulları Beyliği soyundandı, Annesi ise Sinop’ un ileri gelen ailelerinden birinin kızıydı. İlkokula Kayseri’de başlayan Erbakan, babasının tayininden sonra ilkokul öğrenimini Trabzon’da tamamladı. 1943 Yılında İstanbul Erkek Lisesinden birincilikle diploma aldı. Üniversiteye sınavsız giriş hakkı kazanmasına rağmen kendisi sınava girmeyi tercih etti ve bu sınavı üstün başarıyla vererek üniversite öğrenimine ikinci sınıftan başladı.

1948 yılı yaz döneminde, İTÜ Makine Fakültesinden üstün başarı ile mezun olan Erbakan, aynı yılın 1 Temmuz’unda Makine Fakültesi Motorlar Kürsüsünde asistan olarak göreve başladı. 1948 ile 1951 yılları arasında yeterlilik tezini hazırladı. Bu süreçte ders verme yetkisi sadece doçent ve profesörlere ait olmasına karşın, kendisine özel bir izin çıkarılması üzerine daha asistan iken Makine Fakültesinde ders vermeye başladı. İTÜ Erbakan’ı 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesinde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve tecrübesini artırmak üzere Almanya’ya yolladı. Almanya’da bulunduğu süre içerisinde Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde Profesör Schimit ile birlikte bilimsel çalışmalar yaptı ve hazırlamış olduğu doktora tezi ile Alman üniversitelerinde Doktor unvanını kullanmaya hak kazandı.

Alman Ekonomi Bakanlığı için motorların daha az yakıt kullanımı konusunda araştırmalar yapan ve bu konuda ilgili bakanlığa bir rapor sunan Erbakan’ın bu dönemde yazdığı dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu matematiksel olarak izah eden doçentlik tezi Alman ilim çevrelerinde büyük ilgi topladı. Tezin akademik dergilerde yayınlanmasının ardından, o tarihlerde Almanya’nın en büyük motor fabrikası olan DEUTZ motor fabrikalarının genel müdürü Prof. Dr. Flats tarafından Leopar tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere bu fabrikaya çağrıldı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Alman üniversitelerinde ilk Türk ilim adamı olan Erbakan, 1953’te doçentlik sınavını vermek üzere Türkiye’ye döndü ve bu sınavı başarıyla vererek henüz 27 yaşındayken Türkiye’nin en genç doçenti unvanını kazandı. Araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya’ya giden Erbakan, burada yaklaşık 6 ay motor araştırmaları başmühendisi olarak görev yaptı. 1954-1955 yılları arasında askerlik görevini yerine getirdikten sonra, ülkesinin kalkınması ve milletin refahı için tarihi çalışmalara yoğunlaştı…

1956 yılında Gümüş Motor A.Ş’ yi kurarak burada Türkiye’nin ilk yerli motorunu üretmeyi başardı. 1960 yılında Ankara’da yapılan Sanayi Kongresinde Gümüş Motorun yaptığı imalatları sunan Erbakan, Türkiye’de otomobil yapımı fikrini ortaya attı ve bu fikrin o zamanın yönetimince revaç görmesi üzerine Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde “Devrim Otomobili” adıyla ilk yerli otomobilinin üretilmesinin önünü açtı. 1965 yılında profesör oldu. 1967 yılında Rahmetli Nermin Erbakan ile evlendi ve aynı yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreterliğine seçilmeyi başardı.

1969 yılında TOBB başkanlığına seçilen Erbakan, Süleyman Demirel’in, masonların baskısıyla seçimleri iptal etmesi nedeniyle başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı. Aynı yıl içinde Konya’dan bağımsız milletvekili olarak seçilerek siyasete atıldı. 17 Ocak 1970’te dava arkadaşlarıyla Milli Nizam Partisini (MNP) kurmuşlardı. MNP 1971 darbesi döneminde ve ABD Siyonist mahfillerin özel direktifiyle Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılınca Erbakan 1972 yılında aynı kadroyla Milli Selamet Partisini (MSP) kurmuş ve 1973 seçimlerinden %12 oy alarak 48 milletvekili ve 3 senatörle meclise taşınmışlardı.

1973 seçimlerinden sonra Bülent Ecevit’in liderliğindeki CHP ile MSP hükümet ortağı olmuş ve Erbakan bu hükümette devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olarak görev yapmıştı. Bu dönemde Kıbrıs Harekâtı’nın yapılmasını savunan Erbakan’ın harekât sonrası adanın tamamının alınması konusunda ısrarcı olması sonucu Erbakan ile Bülent Ecevit arasında görüş ayrılığı yaşanmış ve 17 Kasım 1974’te CHP-MSP koalisyon hükümeti dağılmıştı. Bu Kıbrıs Zaferi yüzünden Rumlar, Yunanlılar, bütün Avrupalılar ve onların yerli uşakları ve sütü bozukları Erbakan’a hâlâ kin tutarlardı. CHP-MSP koalisyonunun bozulmasından sonra kurulan dörtlü koalisyonda yine Başbakan yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerinde bulunan Erbakan, aynı görevini 5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan üçlü koalisyonda da üstlenmiş, çok hayırlı hizmetlere vesile olmuşlardı. 12 Eylül’de askerlerin yönetime el koyması ile bir süre İzmir Uzunada’da gözaltına alınmış ve mahkemeler açılmıştı.

1982 anayasası gereğince on yıl siyaset yapma yasağı konanlardandı. 6 Eylül 1987’de yapılan halk oylaması neticesinde yeniden fiili siyasete başlamış ve 1983 yılında kurulmuş olan Refah Partisinin 11 Ekim 1987’de yapılan kongresinde oy birliği ile partinin genel başkanlığını ele almıştı. 20 Ekim 1991 seçimlerinde tekrar Konya’dan milletvekili seçilen Erbakan siyasi hayatındaki en büyük seçim başarısını Refah Partisi başkanı olarak girdiği 1995 seçimlerinde kazanmıştı. Bu seçimlerde % 21.37 oy alan Refah Partisi 158 milletvekili ile artık birinci parti konumundaydı.

Bu seçimlerden sonra DYP ile kurduğu Refah-Yol hükümetinde 28 Haziran 1996’da başbakan olarak göreve başladı. 1996-1997 yılları arasındaki Başbakanlık döneminde halkımıza efsane hizmetlerini, Havuz Sistemi ve D-8 girişimi gibi tarihi projelerini hazmedemeyen Siyonist merkezler ve işbirlikçi hainlerin yüzünden, 28 Şubat dönemi ve post-modern müdahale olarak nitelenen talihsiz süreç yaşandı. 1998 yılında Refah Partisi’nin kapanmasıyla birlikte beş yıl siyasi yasaklı olan Erbakan, 2003 yılında bu yasağının bitmesiyle Recai Kutan başkanlığında kurulan Saadet Partisinin Genel Başkanlığına seçilip AKP’nin perde arkasını ve tahribatlarını anlatmaya başladı.

Yaşının ilerlemesi ile birlikte sağlık durumu giderek kötüleşen Erbakan, tedavi gördüğü hastanede kalp yetmezliği nedeniyle 27 Şubat 2011 günü vefat edip aramızdan ayrıldı. Türk akademik hayatında bilimsel çalışmaları ve siyaset dünyasında Milli Görüş programları ile iz bırakan Erbakan 3 çocuk babasıydı.

Onun Milli Görüş davasına, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya sevdasına… Ve insanlığın tek ve gerçek kurtuluş reçetesi olan Adil Düzen programlarına, üstün bir feraset, cesaret ve samimiyetle sahip çıkan MİLLİ ÇÖZÜM Ekibi, Erbakan Hocamızın alt yapısını hazırladığı büyük devrim ve değişimi tamamlama konusunda şimdi görev başındadır ve kutlu dönüşüm oldukça yakındır!..

MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ

 

 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi