Anasayfa » DİKTATÖRLÜK KAFASI VE AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİNİN YANSIMALARI

DİKTATÖRLÜK KAFASI VE AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİNİN YANSIMALARI

Yazar: yonetici
0 Yorum 333 Görüntüleyen

Çok değerli yazarımız ve kıdemli dava arkadaşımız Nevzat Gündüz’ün: “Sistem Tahlili ve Siyaset Tenkidi” kitabını beğenerek ve istifade ederek okudum. Peşinen kendilerini tebrik ediyor, hayırlı ve başarılı çalışmalarının devamını diliyorum. Herkesin dünyalık makam ve çıkar peşinde yarıştığı ve Hak ile Bâtılın karıştırılıp kafaların iyice bulandırıldığı bir süreçte, bu kitabın okurlarına ufuk açacağını umuyorum. Yeri gelmişken her derde deva olacağı sanılan Başkanlık heveslerinin perde arkasına da değinmek istiyorum.

Diktatörlük; aşağılık duygusunun ters tezahüründen ve gaddarlık dürtüsünden kaynaklanan psikolojik bir rahatsızlık, hatta ruhi bir hastalıktır. Ancak her sultan, hükümdar veya devlet başkanının diktatör olduğu kanaati yanlıştır. Veraset veya hilafet yoluyla ve mutlak yetki donanımıyla devletin başına geldiği halde oldukça adil ve asil bir yönetim sergileyen insanlar olduğu gibi, güya demokratik seçimlerle iktidara geldiği halde oldukça despot ve zalim tavırlar gösteren şahıslara da rastlanmaktadır. Etiket ve etkinliğini, rütbe ve yetkinliğini, hatta kendine duyulan manevi hürmet ve rağbet teslimiyetini kötüye kullanan, bunlarla şımarıp despotluğa kalkışan, yani fırsatı ölçüsünde diktatörlüğe yanaşan nice insanlar vardır.

“Hz. Musa: ‘Size Hak geldiğinde (hep böyle) mi söylersiniz? Bu (benim tebliğim ve mucizelerim) bir büyü müdür? (Hiç akıl erdirmez misiniz?) Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler’ deyince;[1] ‘Siz bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden (sistemden) çeviresiniz de, bu memlekette (kuracağınız yeni düzenle) büyüklük (ve üstünlük) siz ikinize kalsın diye mi bize geldiniz? Biz sizin ikinize de inanacak (getirdiğiniz dine ve düzene uyacak) değiliz’ demiş (zulüm ve zillet üzerinde inat etmiş)lerdi.”[2]

“Fakat o, ‘bütün enaniyetiyle (siyasi yetkisine ve askeri gücüne güvenip)’ yüz çevirmişti ve: ‘(Bu Musa) Ya bir büyücü veya bir delidir’ demişti.”[3] “Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize atıp boğuverdik; ki o (Firavun), ‘kınanacak (ve insanı kahra uğratacak) işler yapıyordu’ (ve boğulacağını anlayınca da boşuna pişmanlık duyuyordu)”[4] ayetleri, hangi din ve ideolojiden, hangi fikir ve felsefeden olurlarsa olsunlar, zalim diktatörlerin ortak özelliğinin; imkân ve iktidarlarına aldanıp kibirlenmeleri ve kendilerini halkın RABBİ ve SAHİBİ gibi görmeleri[5] olduğuna işaret buyurmaktadır. Hatta: “Hakikaten Firavun, yeryüzünde (içinde bulunduğu ülkede) büyüklenmiş (insanları kendisine mecbur bırakıp rahat yönetmek ve karşı bir cephe oluşturmalarını önlemek için) oranın halkını da fırkalara ayırıp parçalamıştı. İçlerinden bir taifeyi zayıflatarak ezmek istiyor, (böylece güçten düşürmek üzere erkek) çocuklarını boğazlıyor ve kızlarını hayatta bırakıyordu. Çünkü gerçekten o, fesatçılar (Hakk düzeni bozanlar takımın)dandı”[6] ayeti gururlanıp azıtan diktatörlerin halkı; sağcı-solcu, ilerici-gerici, dinci-devrimci gibi karşıt gruplara ayırıp boğuşturarak hepsini kendilerine muhtaç duruma düşürme ve kolaylıkla kontrol etme stratejisi uyguladıklarını haber buyurmaktadır.

 

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi