Anasayfa » AKP SORUNU VE TAYYİP BEYİN SONU !..

AKP SORUNU VE TAYYİP BEYİN SONU !..

Yazar: yonetici
0 Yorum 236 Görüntüleyen

Bu Hükümet Düşecek mi?

Mahir Kaynak bir açıkoturumda şunları iddia etmişti: iskele Sancak’ta konuşan eski istihbaratçı Prof. Mahir Kaynak, bundan sonra süreçle ilgili şok iddialarda bulunmuş ve bu hükümetin zorla düşürüleceğini söylemişti. Mahir Kaynak: Türkiye’de Başbakan Erdoğan, ülkeye başbakan olarak getirilirken eşi yeni başörtülüydü. Türkiye’de bu iktidar gidecektir. Sorun iktidar değildir. Bundan sonra iktidara gelecek ilk iktidar da başörtüsünü sorununu çözecektir. Türkiye’de başörtü sorunu sunidir.” Demişti.

Bugün hiç kimse bu hükümetin siyasetini tartışmıyor. İktidarın geldiği dönemde dünyada iktidarda olanlar bugün tamamen iktidarı kaybetti. Almanya, İtalya’da ve İslam ülkelerinden bazılarında iktidarlar değişti.

“Türkiye’de iktidarı halk seçer, halk getirir halk götürür” derseniz sorun yoktur. Ama ABD dahil hiçbir ülke kendi iç dinamikleri ile iktidara gelmez. Burada hükümeti istifaya zorlayacaklar ya da başka şeyler olacak demişti.”

28 Şubat Sırları ve Recep Tayyib’in “Sırçalanması”

Sizlere şimdi aktaracağım olayları bana nakleden, uzun yıllar Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapmış ve görev yaptığı her kademede, statü ve rol’ünün bütün gereklerini fazlasıyla yerine getirmiş seçkin bir Türk Subayı. Benim de, ender arkadaşlarımdan biri. İşte onun iki anısı:

“27 Şubat günüydü, çok değer verdiğim bir büyüğüm bana telefon ile ulaştı ve

“Komutanım, fakirhanemize gelebilir misiniz; hoca efendinin (Necmettin ERBAKAN) bir müşkülü var” dedi.

Saat 17:30 civarında arkadaşımın bürosundaydım. Büroda Erbakan’ın çok güvendiği milletvekillerinden biri de vardı. Selamlama, hal hatır sormadan sonra konuya girildi.

28 Şubat günü yapılacak MGK toplantısı öncesi Erbakan’a ulaşan bazı bilgiler ortaya konuldu ve değerlendirmem soruldu.

Kendilerine kısaca değerlendirmemi yaptıktan sonra, ana hatları ile şunları söyledim.

  • Çevik BİR bu olayın beyni değildir, esas beyin Ahmet ÇÖREKÇİ’dir. Çevik BİR, mükemmel bir maşadır. Bedeli mukabilinde ‘her şeyi’ yapan bir tıynettedir.
  • Sizleri yıkmak için kullanılan malzemenin kaynakları iki çok değerli (!) milletvekilinizdir. Birincisi A.G; ikincisi A.L.Ş.
  • Bu gelişmelerin birinci sebebi; ‘Laik’ düzenin korunması değildir. İstanbul Dükalığı’nın Anadolu Kaplanları karşısında zorlanmaya başlamasıdır.
  • İkinci sebebi; kurmuş olduğunuz ‘havuz sistemi’, ‘rantiye’yi’ rahatsız etmiştir. Rantiye sülüklerinin yaşaması için, devletin onlara borçlanması gerekmektedir. Türkiye’nin baronu, bu borçlanmalar yolu ile İLLUMİNATİ’ye yıllık olarak 75 milyar dolar aktarmaktadır. Havuz bu işi zorlaştırmıştır.
  • Üçüncü sebebi; gündeme getirilen ‘kesintisiz eğitim’ aslında Türkiye’nin orta tabakası ile fakir kesiminin, yüksek öğrenim yapmasını engellemenin diğer bir yoludur. Bu oyuna gelmeyin. Bunun için, konuyu dayatan Türk Silahlı Kuvvetler üst yönetiminin malum kesiminden bir şeyler isteyin.
  • Bu nedenlerle, bu geceden bir ‘Basın Toplantısı’ metni hazırlayın. Bu metinde, hükümetin T.S.K.’nın bazı unsurları tarafından ‘tehdit’ edildiğini beyan ederek, hem HÜKÜMET’ten hem de MİLLETVEKİLLİĞİ’nden İSTAFA’nızı açıklayın.
  • Yarınki MGK’da, T.S.K.’daki cuntanın dayatmaları gündeme gelirse siz de şunu teklif edin; ‘Hükümetimiz, kesintisiz eğitim için, M.E.B bütçesine bütçede verilen ödenek kadar bir ek ödenek ilave edecektir, bu konuda T.S.K.’nin duyarlılığı da dikkate alınarak Savunma Sanayi Fonu’ndan % 20 kesinti yapılarak, bu kesinti M.E.B bütçesine aktarılacaktır.
  • Son günlerde, T.S.K.’de ’emir-komuta’ zinciri dışına çıkarak T.S.K.’ni çok başlıymış gibi gösteren, ‘demokrasi’ dışına çıkan, haddini aşan, yasa tanımaz bazı generaller hakkında Yüksek Askeri Şura’nın yarın toplanarak haklarında gerekli işlemi yapması sağlanmalıdır.
  • Eğer bu teklifleriniz onaylanırsa yola devam edin, HAYIR denilirse, MGK toplantısına bir sonraki gün devam edilmesi kararını verip çıkın ve Basın Toplantısı yaparak, daha önceden hazırladığınız metinle hükümetin İSTİFA’sını açıklayın.
  • Eğer MGK’da dümen suyuna girerseniz, sonunuz olur ve sizin yerinize onların emirlerini yapacak birileri bulunur. Direnir ve istifa ederseniz, tek başınıza iktidar olursunuz.

Bu dediklerimin aksi yapıldı, bu olaylar onların sonu oldu; Türkiye için de en büyük felaketin yolu açıldı.”

Deneyimli ve emekli subayımızın bu tespit ve tavsiyeleri, zahiren ve milli bir hükümeti kurtarma penceresinden çok doğru ve değerli görüşleridir. Ama evrensel siyaset ve yüksek strateji açısından yanlış ve tehlikelidir. Ve Erbakan Hoca, geçici ve küçük parti hesaplarını değil, kalıcı ve büyük ülke çıkarlarını tercih etmiştir. Çünkü malum ve mel’un merkezlerin Erbakan’ın bir şekilde İktidardan uzaklaştırılmaması durumunda, “Bünyesindeki Milli ekiple, kirli cepheyi çatıştırmak suretiyle ordumuzu yıpratma ve Türkiye’nin yıkılışını kolaylaştırma hıyanetlerini” sezmiş hükümetini ve partisini feda ederek, ülkeyi ve geleceğimizi koruma feraset ve fazileti göstermiştir.

Diğer olay da, RTE ile ilgiliydi.

“RTE hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi devreye girmişti, yine aynı arkadaşım beni bürosuna davet etti. Beni, şu an AKP’nin milletvekili olan RTE’nin avukatı ile tanıştırdı.

Avukat bana, “RTE’yi nasıl kurtarabiliriz?” diye sordu. Ben de araştırmam gerektiğini söyledim. Kısa bir araştırmadan sonra RTE’nin mahkûm olması için Kürt Baron’un 1 trilyon 250 milyar TL, yardımcısı ve Ermeni dönmesi bir Büyükşehir Belediye Başkan’ın da 750 milyar TL’lik bütçe oluşturduklarını öğrendim. İki gün sonra, malum avukatla aynı büroda buluştuk ve kendilerine şunu ilettim:

2 trilyon 100 milyara bu iş biter. Parayı bulun, dediğim kişilerle temasa geçin, RTE’ye hiçbir şey olmayacak.’

Bu sözlerim üzerine malum avukat boynuma sarıldı ve akla gelmeyecek dualarla bana dualar etti. Aradan 10 gün geçmişti ki, arkadaşım beni yine bürosuna çağırdı ve;

“Komutanım hiç ses çıkmadı, neler oluyor sizce?” dedi.

Avukat arkadaşını aramasını söyledim, o da dediğimi yaptı. Telefon konuşmasını bana dinlettirecek şekilde telefonu ayarladı. Karşısına çıkan avukat arkadaşıma şunları söyledi:

“Vazgeçtik, Allah’ın takdirine sığınıyoruz. Böylesi daha iyi”.

Arkadaşım bana şaşkın ifadelerle bakarken ben gülümsüyordum. Şaşıran arkadaşıma şunu söyledim.

‘Demek ki dış güçler, RTE’yi tek başına iktidara getirmeye karar verdi. Milletvekili olmak istiyorsan tam zamanıdır. Sıralamaya bakmadan aday ol!’

Arkadaşım, bana: “çok zalimsin. Bu nasıl bir değerlendirme” deyince, ‘Milletvekili Genel Seçimleri’nden sonra görüşürüz’, deyip oradan ayrıldım. Görüşemedik, çünkü dediğimi yapmış ve milletvekili olarak TBMM’ye girmişti…”

İşte sizlere 28 ŞUBAT gerçeğinin bir kesiti…

Bir hayal aleminde küresel çetenin reisine sormaya başladım: Dünyayı nasıl yönettiklerini anlatmak istediğini söyledi. Basit bir soruya cevap veren bir insanın edasıyla konuşmaya başladı:

Aslında yönlerimiz çok basit. Saat yönünde dönen bir dişliyi düşünün. Eğer siz hareketin bu yönde olmasını istemiyorsanız. Dişliyi ters yöne zorlarsınız. Oysa biz bu dişlinin yanına uygun başka bir dişli koyarız ve hareketi saatin ters yönüne çeviririz. Yani var olan gücü değiştirmek yerine onun potansiyelini kendi istediğimiz yöne çevirir ve kullanırız. Milliyetçiyi ülkesi aleyhine kullanmak, dindara inançlarının yasakladığı şeyleri yaptırmak sosyalisti kapitalizmin en uç çizgisinde kullanmak mümkündür. Biz bu dişlileri belirler ve onları devreye sokarız. İşimiz bir mühendisinkine benzer ve bu nedenle bizim toplum mühendisliği yaptığımızı söylerler. Bizim için insanların bir şeye inanması yeterlidir ve bu inancın niteliğinin hiçbir önemi yoktur. Uygun dişliler aracılığıyla hareketi istediğimiz yöne çeviririz. Mesela siz PKK ile mücadele ettiniz, büyük bedeller ödediniz ama sonunda bizim önceden planladığımız kürt oluşuma razı oldunuz 1980’de dünyanın en bağımsız ülkelerinden biri idiniz ama daha fazla bağımsızlık isteyenlerin gayretleri ile global dünyanın bir parçası oldunuz. Şu anda islam dünyası inançları için mücadele ettiğini sanıyor ama bu inancın bir şiddet ve nefret kültürüne dönüşmesinden başka bir sonuç elde edemiyor. Dünya üzerindeki sol hareketi, onu bir düşüce akımı olmaktan çıkarıp şiddet kullanan solcular bitirdi. Bunları biz gerçekleştirdik.

Öyleyse siz dünyayı kapitalizm ve onun temsilcisi ABD adına yönetiyorsunuz?

Bugünkü sistem tarihi bir aşamadır ve sonu da yaklaşmaktadır. Şu anda yaşadığınız büyük çalkantı bir modelin oluşumunun doğum sancılarıdır. Biz hiçbir düzenin ve düşüncenin ebedi olmadığını biliriz. İnsanlığın geleceği konusunda iki hakim düşünce vardır. Birincisi dindarlarca ya da Marksistler gibi determinizmi savunanlarca ileri sürülen görüş. Buna göre gelecek insanların iradeleri dışında kendi dinamikleriyle oluşacaktır. Biz ise geleceğin insan aklının bir ürün olduğunu düşünür ve bu geleceği inşa ederiz dindarların bundan rahatsız olması gerekmez Yaratan bizleri kullanarak kendi projesini yürütmektedir.

Bugün gördüğümüz krallar, başkanlar, diktatörler, kurtarıcılar neyin nesi oluyor?

Bunlar bizim kullandığımız dişlilerdir ve toplumun dinamiklerini istediğimiz yöne çevirirler. Düşüncemizi eyleme geçirecek gücü nerden bulduğumuzu merak edeceğini biliyorum. Bizimle birlikte hareket eden yönetimde söz sahibi olan kişiler vardır. Ama bunlar şatafatlı bir hayat süren krallar ya da şöhretli önderler değildir çoğu zaman arada sırada bu rolü oynamak zorunda kalan üyelerimiz bundan pek hoşlanmazlar.

Kime bağlısınız? İllimünati. Mason ya da dini bir mezhebin uzantısı mısınız?

Biz taraf değil tarafların yaratıcısıyız.

Bugün dünyayı birkaç kere yok edecek üstelik bunları çevreye ve kendilerine zarar vermeden gerçekleştirecek teknoloji ve silahlara sahip olanlar varken kendinizi nasıl güven içinde hissediyorsunuz? Biz ne bir ekibiz ne de bir örgüt. Biz insanların içlerinde var olan bir cevheri temsil ediyoruz.

AKP, RTE ve Onun arkasındaki “Artık Bilinen” Güçler

1-Şemdinli’de TSK’yı karalamak ve halkla karşı karşıya getirmek istemişler, bu sebeple ordu mensuplarını orduyu sabotajcı, suikastçı.,. Zalim görüntüsü ile özleştirip terörü meşrulaştırmaya çalışmışlardır.

2-Danıştay 2. Daire’ye başörtüsü konusundaki kararından ötürü sindirme ve korkutma yöntemi kullanarak saldırı düzenlenmiştir. Böylece başörtüsü kararı cezalandırılmıştır.

3-RTE, AKP’nin ve AKP’li bir Anakent Belediye Başkanı’nın desteklediği emekli bir Albay Mit müsteşarı yapılmak istenmiş bu sebeple bir grup oluşturulmuş bizzat RTE’nin yerine oynanan Anakent  Belediye Başkanının mali destekçisi izlenimini veren bir grup yakalanmış oluşum maalesef kasıtlı bir şekilde TSK’ya mal edilmeye çalışılarak AKP’nin iç hesaplaşması örtülmek istenmiştir.

4-Atabeyler Gerilla Grubu Baskını, işe AKP’nin yıpranmış inandırıcılığını yitirmiş ve artık siyasi ömrünün bittiğini anlaşılmış başbakanı ve onun kara kutusu Zapsu’yu M. Ali Erbil üzerinden kurtarmayı amaçlamıştır.

Ayrıca Şemdinli ve Danıştay’da meydana gelen olaylarda tek devlet ve tek millet yapısını muhafaza kararlılığını, Laik ve Demokratik Cumhuriyeti İngiliz güdümlü hilafet devletine dönüştürmeme azmini ortaya koyan Türk Silahlı Kuvvetlerini sindirme ve yıpratma da asıl hedef olarak belirlenmiştir.

Emniyet Genel Müdürlüğü, İktidar Partisinin Kolluk Gücü Haline mi Getiriliyor?

Koltuk hırsına kendilerini adayan iktidarın hırsına yetişmek istercesine yenik düşen birkaç yetkilisinin talimatı ile hareket eden Emniyet Genel Müdürlüğü ve Türk Polis teşkilatına böyle giderse Türk Milletini değil “AKP’nin polisi” diyebiliriz.

AKP’nin muhalifi isimlere karşı yürütülen araştırmalar. Emniyet istihbarat ve Polis Teşkilatını yıpratacak hale gelmiştir.

Başbakan’ın İsparta İl Kongresi’nde EGM’nin AKP’nin muhallilerine karşı yürüttüğü araştırmaları kastederek “Zamanı geldiğinde biz de konuşacağız, şimdi sabrediyorsak bir sebebi var” şeklindeki tehdidi iktidarın ve Başbakan’ın EGM’yi adeta bireysel güvenlik örgütü gibi kullanma güdüsünü yansıtıyordu.

Anka Kuşu Hareketi olarak öncelikli olarak Başbakan RTE, elinizdeki kartlarımız açmanızı sabırla bekliyoruz. İçinde çamaşırlarımız olan bir küçük çantamız hazır, umarız söyledikleriniz altında kalmazsınız.

Türk polis teşkilatının şerefli mensupları sinesinde çıktığınız Türk Milletine olan yükümlülük ve sorumluluklarınızı birkaç makam sevdalısı için unutarak, EGM’ni AKP’nin Başbakan’ın danışmanlarını belediye başkanlarının, Milletvekillerini özel örgütüne dönüştürülmesine önce siz karşı çıkmalısınız.

EGM’nin bazı birimlerini ve üst düzey yöneticilerinin TSK’ya AKP’nin muhaliflerine karşı faaliyet içinde olması kabul edilemez. Atasözlerimizi hatırlayınız.

EGM, AKP’nin Talimatları ve Başbakanın İsteği Üzerine TSK’ya Savaş Açamaz!

Şemdinlideki provakasyon ihanet Danıştay katliamı, son olarak Atabey Provakasyonu ile EGM ve TSK’nın gücünü ve itibarını AKP adına AKP’nin dış destekçileri adına sıfırlama kullanılmaya çalışılıyor.

EGM TSK’nın düşmanı, TSK’da EGM’nin düşmanı haline sokulamaz!

TSK’nın artık dış güdümlü bir iktidar olduğu belgelenen AKP iktidarının karşısında yıpratılmasına alet olmak İngiliz, ABD, Fransız ve İsrail gibi devletler adına Türk Vatanı’na saldırmakla eş anlamlıdır.

TSK’ya açılan savaş Türkiye’ye ve Türk Milletine açılmış bir savaştır. Küresel oyunun karşısında durabilecek milletinin sinesinden çıkmış Türk Ordusunu oyunun parçası haline getirmek isteyen koltuk sevdalılarının hırsına, Türk Polis Teşkilatı alet edilemez.

EGM’nin dış milliyetçi tarikatçılığı ve bölgesel milliyetçiliği tetikleyen, geliştiren, besleyen bir mihrak haline gelen AKP ile ilgili elinde biriken dosyaları yargıya teslim etme zaman gelmiştir.

Başbakan R.T. Erdoğan Yunan Gizli Servisi’nin Elemanı Gibi Davranamaz!..

AKP iktidarının ve arkasındaki dış güçlerin içeride TSK’yi yıpratma ve sindirme, provoke etme gözden düşürme etkinliklerine denk düşen bir dış gelişmede Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan ve bir süredir devam eden gerginliktir.

Türkiye-Yunanistan gerginliği de TSK’yı dışarıdan yıpratma ve saldırgan gösterme, içeride ise gözden düşürmeyi amaçlamaktadır.

TSK’ya karşı hem içeride hem de Yunanistan aracılığı ile dışarıda yürütülen faaliyetlerin odak noktasında AKP iktidarı, yaşananlara, seyirci kalan her fırsatta Türk Ordusu’nu hedef gösteren, Başbakan, Dış işleri Bakanı, İç İşleri Bakanı ve maalesef Meclis Başkanı Arınç bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere soru ve sorun çok. Burada en kötü ihtimallerden birisi EGM’nin başka ülkenin gizli servis elemanı ya da gizli servisince kullanılma ihtimali olduğu iddia edilen siyasi seçkinlerin bireysel örgütü haline gelerek Türk Devleti’nin kontrolünden çıkması durumudur.

Adı konulmamış bir asimetrik savaş yaşıyoruz. Bu savaşta bizi yönetenlerin bir kısmının düşmanın adamı olma ya da onlar tarafından kullanılma iddiası var. Tüm yaşananları akıl süzgecinden geçirdiğinizde duygularının ve hırsının kölesi olmayanlar “bu ihtimalde yüksekliği” görüyor.

Hepimiz, hepimizin varlığını hedef alan son gelişmeler ve gerginlikler için Başbakan’dan açıklama bekliyoruz!. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başbakanlık koltuğuna oturarak ulaşılabilecek en şerefli makama gelmiş Başbakan’a Türk Devleti’nin ve Türk Milleti’nin her şeye vakıf olduğunu, elindekilerin onlarca kere sağlamasını yaptığını hatırlatarak son kez soruyoruz.

  • Hukuken Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanısınız. Ancak politikalarınız, yaptıklarınız karşısında, siz Türkiye’nin Başbakanı mısınız?
  • Etrafınızdaki kadroya bakınca “karanlık ilişkileriniz” var mı?

Türk Milleti’ni gerilime taşıyan demeçlerinizi sonuçlarının Türkiye’den ziyade başka devletlerin işine yaraması nedeniyle soruyoruz. Bir başka ülkenin gizli servisi veya çalışanları ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden itibaren birlikte misiniz?

Türk Ordusu’nu yıpratma çalışmalarına çanak tutan bazı EGM mensuplarının yetkilerini aşmalarına ses çıkarmayarak “Türk Polis Teşkilatını AKP’nin bir kolu haline getirmekle ısrarlı mısınız?”

Size bağlı çalışan bir özel örgüt var mıdır? Soruyoruz ve uyarıyoruz.!

 

Son gelişmeden gerginliklerin ve hükümet icraatlarının bilgi altyapısı oluştuğunda, başta Başbakan Erdoğan olmak üzere; bazı bakanlar, bazı milletvekilleri ve bazı üst düzey bürokratlar, yabancı bir ülkenin gizli servisine çalıştıkları iddiasıyla ya da cürmü meşhut ile gözaltına alınıp tutuklanabilir.

Bizden hatırlatması”[1]

 


[1]

Sesar / 07/06/2006

 

MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi