SİYONİZM’İN ARSIZ İRAN SALDIRISI
VE
ARMAGEDDON SAVAŞI
2026 ABD-İsrail ve İran Savaşı Neden Çıkmıştı?
28 Şubat 2026 tarihinde bölgemizde, modern tarihin en büyük askeri operasyonlarından biri yapılmıştı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail, İran’ın nükleer kapasitesini kalıcı olarak yok etmek ve Tahran’daki rejimi devirmek bahanesiyle koordineli bir hava harekâtı başlatmıştı. “Aslanın Kükremesi” (İsrail) ve “Destansı Gazap” (ABD – Operation Epic Fury) kod adlarıyla yürütülen bu operasyon, bölgedeki dengeleri kökten sarsan bir savaşa dönüşmüş durumdaydı. Bu haksız ve ahlâksız saldırılarda Tahran, İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah gibi stratejik şehirler hedef alınmıştı. Operasyonun en çarpıcı gelişmesi, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in konutunun vurulması ve Hamaney’in öldüğünün duyurulmasıydı. Ayrıca İran Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı’nın da içinde olduğu 48 üst düzey kişinin öldüğü, açıklanan bilgiler arasında yer almıştı.
İran-İsrail-ABD savaşı neden ortaya çıktı?
2026 yılındaki bu geniş çaplı çatışmanın temelleri, yıllar süren diplomatik başarısızlıklar ve artan askeri gerilim üzerine kurgulanmıştı. Saldırıların bahaneleri arasında üç ana başlık öne çıkmaktaydı:
1- Nükleer Silahlanma Tehdidi: ABD ve İsrail, İran’ın nükleer silah elde etme aşamasına geldiğini ve diplomatik yolların tükendiğini savunmaktaydı. 2025 yılında İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen sınırlı saldırıların ardından Tahran’ın nükleer programını daha da hızlandırması, 2026’daki topyekûn saldırının en büyük tetikleyicisi sayılmıştı.
2- Bölgesel Güvenlik ve Füze Kapasitesi: İran’ın Ortadoğu genelindeki vekil güçleri (HAMAS, Hizbullah, Husiler) üzerindeki etkisi ve gelişmiş balistik füze programı, ABD ve İsrail tarafından doğrudan bir varoluşsal tehdit olarak tanımlanmıştı.
3- İç Karışıklıklar ve Rejim Değişikliği Hedefi: 2025 yılının sonlarında İran’da patlak veren ekonomik kriz ve hükümet karşıtı protestolar, Washington ve Tel Aviv tarafından “rejimi devirme” fırsatı olarak yorumlanmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun amacının “İran halkının özgürleşmesini sağlamak” olduğu gibi bir yalana sığınmıştı.
İran, saldırılara Basra Körfezi ve ötesindeki ABD askeri üslerine (Ürdün, Suriye, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve BAE) düzinelerce balistik füze fırlatarak karşılık vermeye mecbur kalmıştı. Bu misilleme saldırıları sonucunda bölge ülkelerinde sivil ve askeri kayıplar yaşanırken, Yemen’deki Husi milisleri de Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlattıklarını açıklamıştı. Birleşmiş Milletler ve pek çok uluslararası kuruluş, saldırıları bölgesel istikrarı yok ettiği gerekçesiyle kınarken; İran’ın elinde bulunan kaynaklar dolayısıyla dünya genelinde enerji fiyatlarında (petrol ve doğalgaz) benzeri görülmemiş bir artış başlamıştı.
İran Saldırısı; Armageddon Savaşı’nın Başlatılması ve Sapkın Hristiyanlara Göre: “Tanrı’nın Planı” mıydı?
ABD’de bazı askeri komutanların, İran’a yönelik olası operasyonları askerlerine İncil’deki Kıyamet Savaşı (Armageddon) olarak sunduğu ortaya çıkmıştı. Eski askerler, saldırılar sonrası askerlerden çok sayıda şikâyet geldiğini aktarmıştı. Netanyahu’nun radikal söylemleri ve Amerikan Savunma Bakanı’nın Haçlı sembolleri taşıyan dövmeleri üzerinden dini propagandanın Amerikan askerlerine yansıtıldığı anlaşılmıştı. Bu durum, İran’a yönelik operasyonlarda yalnızca stratejik değil, dini temelli bir psikolojik ikna yönteminin de kullanıldığının kanıtıydı.
Eski bir ABD subayı, askerlerin komuta kademesinden gelen açıklamaları şöyle aktarmıştı:
“Bu durum cumartesi sabahı erken saatlerde İran’a yönelik saldırımızın ardından gündeme taşındı. Aslında bu bizimle ilgili her olayda yaşanıyordu. Biz 100 binden fazla asker ve gaziyi temsil ediyoruz. Çoğu Hristiyan olsa da farklı inançlara sahip olanları ve herhangi bir inanca bağlı olmayanları da barındırıyoruz. Ancak İsrail’in Gazze Şeridi’nde Filistinlilere yönelik saldırıları olduğunda, bazı çevreler bunu yine ‘silahlandırılmış İsa’nın beyaz bir at üzerinde, elinde AR-15 ile geri döneceğinin ilk işareti’ olarak yorumluyordu. Bunun, Vahiy Kitabı’nda anlatılan Hristiyan kıyamet öğretisine dayandırıldığı söyleniyordu. Bu inanca göre Armageddon Savaşı’nda, kendi ‘silahlandırılmış İsa’ anlayışlarının öldürdüğü insanların kanıyla dolu, yaklaşık 200 mil uzunluğunda ve 4,5 feet derinliğinde bir nehir olacağına inanılıyordu. Bu yüzden cumartesi sabahı erken saatlerde İran’a saldırdığımızda, kısa süre sonra çok sayıda askerden bize mesaj gelmeye başlıyordu. Askerler, komuta kademelerinin ‘işte o an geldi’ şeklinde konuştuğunu aktarıyordu.”
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..
