Yazar: yonetici
0 Yorum 13 Görüntüleyen

Sn. Bahçeli’nin Tarihi Sorumluluğu;
CUMHUR İTTİFAKI’NDAN AYRILMASIDIR!

Küresel fesatlık ve fitnelere ve bölgemizdeki tehditlere karşı, Milli birlik ve dirlik gayretiyle pek çok yanlışlarına ve tahribatlarına rağmen Sn. Erdoğan iktidarının yanında yer almayı tercih ettiğine inandığımız ve bazı özel sohbet ve görüşmelerimizde dostlara bu hüsnüzannımızı aktardığımız Sn. Devlet Bahçeli’nin, artık Cumhur İttifakı’ndan ayrılması ve bu talihsiz ve tehlikeli gidişatın ve sonuçlarının ortağı olmaması gerektiği kanaatimizi paylaşmak ihtiyacını duymaktayız.

Bu kanaate nasıl vardığımızı ve “haddimizi aşmakla suçlanmak” pahasına bu çağrıyı neden yaptığımızı, genel başlıklarıyla anlatmaya çalışacağız… Çünkü Suriye PKK’sı olan YPG ve SDG’nin, güya Halep’ten ve Deyrizor’dan çıkarıldıkları palavrasıyla, Fırat’ın doğusunda özerk bir Kürdistan bölgesinin meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olmaktayız. 20 Ocak 2026 tarihinde Mardin Nusaybin İlçemizde, Türkiye-Suriye sınır çizgisinde, YPG’li teröristlerin Şanlı Bayrağımızı indirme küstahlığını asla unutmamalıyız!..

İran’dan Bölge Ülkelerine Sert Uyarı: “ABD Saldırırsa, Üsler Hedef Olacaktır!”

İran’da hayat pahalılığına karşı başlayan protestolar, ABD, AB ve İsrail kışkırtmasıyla hızla hükümet karşıtı gösterilere ve geniş çaplı şiddet olaylarına dönüşürken, Tahran yönetiminden bölge ülkelerine kritik bir uyarı yapılmıştı. İran, olası bir ABD saldırısına karşı Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi ülkelerdeki Amerikan üslerini hedef alabileceğini açıklamıştı.

İngiliz haber ajansı Reuters’a konuşan üst düzey İranlı bir yetkili, Tahran’ın bölgedeki ülkelere net bir mesaj ilettiğini hatırlatmıştı:

“ABD’nin İran’ı hedef alması halinde, İran bu ülkelerdeki Amerikan askeri üslerine saldıracaktır. Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye kadar tüm bölge ülkelerine, Washington’un İran’a saldırısını engellemeleri çağrısı yapılmıştır.”

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik müdahale tehdidinde bulunmasının ardından, İran ile ABD arasında yürütülen gizli diplomasi süreci de sekteye uğramıştı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi ile ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff arasındaki doğrudan iletişimin artık askıya alındığı hatırlatılmıştı. Diplomatik kaynaklar, bu gelişmenin İran’ın ülke barışı ve nükleer anlaşmazlık konusunda ABD ile masaya oturmasını daha da zorlaştıracağını vurgulamıştı.

Türkiye İran’ın yanında durmalıdır!

İran özelinde sahnelenen; ekonomik sıkıntıların kaşınması, meşru taleplerin provoke edilip halkın kışkırtılması, sokakların karıştırılması ve ülkenin kaosa kaydırılması bir Siyonist-emperyalist senaryonun parçasıydı. BOP ambalajlı Arz-ı Mev’ud hayalinin İran’daki barışçıl talepleri ABD-İsrail destekli dış müdahalelerle terörizme ve vandallığa dönüştürmek istediği açıktı. Bu olaylarla Büyük İsrail Projesi’nin hedeflendiği ve tüm bölge ülkelerinin birlikte buna karşı koyması gerektiği artık anlaşılmalıdır…

AKP iktidarının birinci görevi acilen İncirlik ve Kürecik üslerini kapatmasıdır. Ayrıca ABD’nin İran’a yaptırım uygulaması konusunda Erdoğan iktidarının dik durması lazımdır. Aksi halde ABD ve İsrail, İran’dan sonra Türkiye’ye musallat olacaklardır. İran’ın siyasi özgürlüğü ve toprak bütünlüğü ile istikrarının korunması “Türkiye için hayat memat konusu” olmaktadır. İran’ın huzursuzluğunun Türkiye’yi tehdit edeceği unutulmamalıdır.

İran’da 28 Aralık 2025’te başlayan protestolar ve ardından Trump’ın askeri müdahale şantajı, aslında Türkiye’ye de yapılmış sayılmalıdır. ABD ve İsrail’in, İran’a karşı “saldırı pozisyonuna geçmesi”, “konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmaktır.” Bölgedeki “etnik ve mezhebi fay hatlarının kırılarak husumet mevzilerinin çok daha güncellenip güçlenmesinin herkesin aleyhine” olacağı uyarıları dikkate alınmalıdır.

Trump’ın Grönland’ı ele geçirme adımları ile ilgili olarak; “Bir NATO üyesi ülkenin hâkimiyetindeki topraklara bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir?” diyen Devlet Bahçeli’nin, “Bugünün dünyasında hasta adam ABD’dir. ABD’nin 50 parçaya ayrılacağı günler uzak değildir” tespitleri haklıydı.

Ancak Sn. MHP liderinin: “PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiş durumdadır. Bu terör örgütünün uzantısının da akıbeti aynı olmalıdır” sözleriyle, SDG’ye çözülme çağrısında bulunacağına ve haklı olarak sözde SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’yi “terörist İsrail’in kuklası” şeklinde suçlayıp halkımızı avutmaya çalışacağına, bütün bunlara yol açan AKP iktidarından hemen ayrılması ve Cumhur İttifakı’nı bozması lazımdı!..

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

Yorum Yap

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi