25 ARALIK 2025 REGAİB GECESİ PROGRAMINA TELEFONLA KATILAN AHMET HOCAMIZ’IN
MİLLİ ÇÖZÜM EKİBİYLE SÖYLEŞİSİ
Euzu billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil âlemin. Vel âkibetu lil müttekin vessalatü vesselamü alâ Resulina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmâin.
Selamünaleyküm değerli kardeşlerim.
Cenab-ı Hakk’a sonsuz şükürler, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam’a da salâtü selamlar ederek başlıyorum. Regâib gecenizi tebrik ediyorum. Beklediğiniz kutlu zaferlere ve tüm insanlığın huzura erişmesine vesile olmasını diliyorum.
Sohbet sonrası Aziz Erbakan Hocamızı ziyaretlerinizde lütfen bizim adımıza da ayrıca Fatihalar göndermenizi ve salavat-ı şerifeler getirmenizi diliyorum. Lütfen saygı ve selamlarımızı da ulaştırmanızı bekliyorum.
Değerli kardeşlerim, Cenab-ı Hak; hatırlayacaksınız, Nisa Suresi 104. ayet-i kerimesinde “Velâ tehinu fîbtiġâilkavm.” Yani o düşman kavmi, İslam’a saldırgan topluluğu takip edip aramakta gevşeklik göstermeyin. Siyonist, emperyalist güçlerin ve işbirlikçi hainlerin hile ve tuzaklarını Milli Çözüm bakış açısıyla, Milli Görüş terazisi ile anlamaya, deşifre etmeye gayret edin.
“İn tekûnû te’lemûne fe-innehum ye’lemûne kemâ te’lemûn.” Yani eğer siz elem ve üzüntü çekiyorsanız, şüphesiz şeytani cephe de, onlar da sizin gibi endişeler ve sıkıntılar çekiyorlar. Üstelik “vetercûne minallâhi mâ lâ yercûn.” Yani siz çok şanslı ve avantajlı durumdasınız ki onların asla umut etmediklerini siz Allah’tan umuyorsunuz. Dünyada zafer ve hâkimiyet, ahirette cennet ve rü’yet bekliyorsunuz. İşte iman bu umuda bağlıdır. Çünkü bu umudu yitirenler, imanın nurunu ve huzurunu da kaybederler.
Aziz Erbakan Hocamızın defalarca “Artık vakit tamam!” buyurduklarını hatırlayın. O gün de kendini bilmezler; “Canım gaipten haber mi alıyor? Nereden biliyor? diyorlardı. Oysa başta Efendimiz; bütün Nebiler ve Elçiler halklarına, yakında Allah’tan gelecek bir kutlu zafer umudu aşılamışlardı.
Bu gafiller; Fetih Suresi’nin 27. ayetinde belirtilen, Hazreti Peygamberimizin Kâbe’yi ziyaret müjdeli rüyasının Hudeybiye Sözleşmesi’nden birkaç sene sonra gerçekleştiği olayından ve yine Rum Suresi 3 ve 4. ayetlerde haber verilen; Bizans’ın, İran’ı birkaç sene içerisinde mağlup edeceği müjdesini, Hazreti Ebubekir’in hemen olacağı zannıyla bahse girip kaybettiği ama sonra haklı çıktığı olayından haberleri ve itikatları yoktu.
Şu anda Türkiye’miz dört bir yandan kuşatılmışken… Doğu ve Güneydoğumuzda Terörsüz Türkiye palavrasıyla özerk Kürdistan altyapısı hazırlanırken… Milyonlarca gencimiz ve aile reisimiz; işsiz, çaresiz dolaşırken… Emekli, işçi, memur perperişanken… Fuhuş ve uyuşturucu ilkokullara kadar düşmüşken… Aile yıkılırken, ahlâk ve maneviyat hızla bozulurken ve bütün bu tehdit ve tehlikelerin karşısında Milli Çözüm; toplumu ve ilgilileri uyarırken, bizimle uğraşanlar şeytana askerlik yaptığının farkında değiller midir?
Hamdolsun bu inanç ve umudumuz sayesinde Kur’an’ımızın, yani hidayet ve istikamet Kitabımızın meali, manası ve mesajıyla irtibatlıyız. Bu sayede yeryüzünde Adil Düzen hâkimiyeti uğrunda umutla ve heyecanla çırpınmaktayız. Bu iman ve itikat sayesinde Milli Çözüm Dergisi ve Adil Dünya Yayınevi ile ülke ve dünya çapında Hakkı ve hayrı tebliğ, emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker yapmaktayız. Bu ortak ve onurlu hizmetler sayesinde örnek ve seçkin bir uhuvvet, muhabbet halkası oluşturmaktayız. İyi ki Milli Çözüm sadıklarıyız.
Aziz Erbakan Hocamız ne buyuruyorlardı? Tekrar hatırlayalım. “Bakın size kesinlikle ifade ediyorum ki, Türkiye’nin kurtuluşu; Milli Çözüm’e inanan bir Cumhurbaşkanının o makama oturması, Milli Çözüm’e inanan bir hükümetin kurulması ve yeni bir devrin başlamasıyla mümkündür.”
Gelin Ülkemizde ve Bölgemizde olup bitenlere bir göz atalım:
İktidar; Vurgun ve Soygun Çarkı mıydı?
Kültür Bakanlığı sistemiyle; 22 milyonluk Hazine arazisine sahte satış…
Şile’de; mülkiyeti Hazine’ye ait denize sıfır 22 milyon TL’lik bir arazinin sahte belgeyle 5 milyon 703 bin TL’ye taksitle satılmak istendiği ortaya çıkmıştı. Sahte belgenin ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü’nün sisteminin kullanılarak hazırlandığı anlaşılmıştı. Bakanlık, toplam 20 taşınmazın bu şekilde satılmaya çalışılması üzerine soruşturma başlatmıştı. İstanbul’un Şile ilçesine bağlı Doğancılı Mahallesi 2573 ada 137 parselde bulunan 2.659,91 metrekarelik denize sıfır Hazine arazisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı içerisinde kimliği belirlenemeyen kişilerce satılmaya kalkışılmıştı.
DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeleri Genel Müdürlüğü, 19 Eylül 2024 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na “sahte” bir yazı göndererek, Maliye Hazinesi adına kayıtlı bu taşınmazın satışının yapılmasının Bakanlık tarafından onaylandığı ve gerekli işlemlere başlanıldığı vurgulanmıştı. Arazinin güncel satış değeri 22,5 milyon TL’yi bulmaktaydı!
Yazıda, bu arazinin 5 milyon 703 bin 40 TL’ye A.R.Y. adlı kişiye satılmasına karar verildiği hatırlatılmıştı. Üstelik yazıda; bu satışın %10’unun peşin, geri kalanının ise 5 yıllık taksitlendirme yapılarak taksitli satış sözleşmesi düzenlenmesi kararlaştırıldığı vurgulanmıştı. Ancak bu arazinin güncel satış değerinin 22,5 milyon TL olduğu anlaşılmıştı.
Yazının altında ise Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü Daire Başkan Yardımcısı B.K. adı yer almıştı. Ancak B.K.’nın gerçekte bu görevi yapmadığı, Bakanlığa bağlı Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nde mimar olarak çalıştığı ve e-imzasının bilgisi dışında kullanıldığı anlaşılmıştı.
Mülkiyeti Hazineye ait 20 taşınmazın satışında skandal!
Ancak bir süre sonra sahte satış girişimi deşifre olup açığa çıkmıştı. Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Neşe Çıldık, Şile’deki arazinin satışıyla ilgili evrakın sahte olduğunu açıklamıştı. 19-20 Eylül 2024 tarihli ve 20 adet, mülkiyeti Hazineye ait taşınmazların satışına Bakanlığın onay verdiğine ilişkin yazıların, Bakanlığın iradesi dışında hazırlandığı anlaşılmıştı. Soruşturma kapsamında Bakanlığın KTB BELGENET sistemine nasıl ulaşıldığı, bu sahte belgelerin oluşturulmasında Bakanlık personellerinin rol alıp almadığı araştırılmaktaydı.[1]
Soru: Türkiye’yi Cumhur İttifakı mı, yoksa Mafya yapıları mı yönetiyorlardı?
Sahi, AKP’li Cumhurbaşkanından Bakanlara, bunların yakınlarından Belediye Başkanlarına, geçmiştekiler ve şimdikiler dahil, şeffaf biçimde şu astronomik boyutlara ulaştığı konuşulan MAL VARLIKLARINI açıklasalar da, bunları nereden ve nasıl kazandıkları bir anlaşılsaydı!?. Balık baştan kokardı…
Dış Politikanın İflası!
Bakanlık Sözcüsü Keçeli’den Suriye’deki basın toplantısına ilişkin açıklama yapılmıştı:
Bakanlık Sözcüsü Öncü Keçeli, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin 22 Aralık’ta düzenlediği ortak basın toplantısının sonuna doğru teknik bir aksaklık yaşandığını, Suriye tarafının bu durumdan dolayı Türk heyetinden özür dilediğini” açıklamıştı. Keçeli, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin paylaşım yapmıştı.
Fidan’ın; Gazze’deki gelişmelere dair yöneltilen soruya yanıt verdiği sırada, “Çevirmenin sesi toplantı salonundaki kulaklıklara ulaşmamıştır. Bu sorun üzerine oturumu yöneten Suriyeli yetkili, Sayın Bakanımızın sözlerinin tamamlandığını düşünerek toplantıyı erken sonlandırmıştır.” ifadesini kullanmıştı.[2]
Yani artık ABD ve İsrail’in rızası olmadan, Türk Dışişlerinin Müslüman muhataplarına meramını ulaştırmasına bile engel olunmaktadır! İşte bağımsızlığımız, işte saygınlığımız?..
SAADET, Milli Görüş’ten Kopmakta mıydı?
Konya’dan Ömer Ali Koçak kardeşimiz anlatmıştı:
Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı’nın düzenlemiş olduğu “Konya Sanayici ve İş Adamları” toplantısına davet edildim, davete Genel Başkanımız Mahmut Arıkan da katılacak bilgisi verildi. Ben de Milli Çözüm Dergisi Konya Bölge Başkanımız Mustafa Yaprakçı’yı arayarak bilgi verdim, toplantıya katılıp katılmama konusunu görüştüm, o da bana, Ahmet Akgül Hocamızın sormamı istediği soruyu iletti. Siyonist Gizli Dünya Devletinin hükümeti sayılan BILDERBERG’e defalarca katılan Ali Babacan’ın peşine takılmanın Milli Görüş’ü rayından çıkaracağını herkesin duyması gerekirdi. Sorulacak soruyu çok kez tekrarladım, aynı zamanda not olarak yazdım. Toplantı, kürsüden konuşmalarla başladı; ama sorulu cevaplı bölüm olmadı. Toplantı bitimi, salon çıkış kapısı önündeki tokalaşma esnasında Mahmut Arıkan Bey’e, “Başkanım şehrimize hoş geldiniz, size bir sorum olacaktı” dedim, “Tabi ki buyurun!” dedi. “Soru soracağım” deyince etraftakiler tedirgin olup bize odaklandı. “Ali Babacan’ın Bilderberg toplantılarına ve başka Siyonist merkezlerle irtibatı”diye devam ederken etraftan duyan SP yetkilileri hemen beni çevreleyip “şu an çok kalabalık başka zamanda konuşuruz, şu an vaktimiz yok” diyerek Mahmut Arıkan’ı uzaklaştırdılar. SP İl Başkanımız Mehmet Demirel Bey de “sonra görüşürüz” diyerek ayrıldı. Orada bulunan görevliler tarafından sorum yarıda kesildi ve asansöre binip yanlış değilsem makam odasına çıktılar.
Anlaşılıyor ki; Ali Babacan’ın Siyonist odakların adamı ve Bilderberg’in müdavimi olduklarını, Ahmet Davutoğlu’nun da aynı karanlık merkezlerle irtibatlarını biliyorlardı ve Milli Görüş’ü bu tıynetsiz tiplerin peşine takmakla Erbakan’ın üzerine ve kutlu projelerine beton döküyorlardı!
Gelecek Partisi Başkanı ve YENİ YOL ortağı Ahmet Davutoğlu ise Siyonizm’in ve ABD’nin en karanlık yapılanması CFR’nin 4-7 Mart 2015 tarihli Yıllık Kurumsal Toplantısının onur(suzluk) konuğu olmuşlardı. (Bak: 3 Mart 2015 – Milli Gazete 12. Sayfa.) T.C. Başbakanı olarak bu şeytan şebekesine katılan Ahmet Davutoğlu’nun, şimdi peşine takılan SP Yöneticileri, geçmişi unutacak kadar gafil ve cahiller miydi, yoksa Milli Görüş’ü yozlaştırma ve Erbakan gerçeğinin üzerini BETON KAPLAMA operasyonlarının sinsi elemanları mıydı?
Kardeşlerim; şeytan ve nefis bizi Kur’an’dan, Onun mana, meal ve mesajından uzaklaştırmak için, Adil Düzen’in hâkimiyet umudundan koparmak için, kısaca mevcut şeytani Siyonist sistemle uğraşmayı ve hakiki cihadı bıraktırmak için Milli Çözüm’den ayırmak üzere bahaneler ve tuzaklar kurmaktadır. Milli Çözüm’den kopup da hâlâ meal okuyan ve Milli Şuur gayreti taşıyan birine rastladınız mı?! Milli Çözüm’den koptuktan sonra kirli düğümlerden kurtulamazsınız. Çünkü: Has somunun tadına varanların artık samanla tatmin olmaları imkânsızdır.
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..
