Anasayfa » SP KONGRESİNDE MESULİYET VE SAMİMİYET İMTİHANI

SP KONGRESİNDE MESULİYET VE SAMİMİYET İMTİHANI

Yazar: yonetici
0 Yorum 116 Görüntüleyen

 

SP KONGRESİNDE MESULİYET VE SAMİMİYET İMTİHANI

 

Sürekli dışlayan ve suçlayan taraf lehine hala “biat, itaat” davetleri; ama hakarete uğrayan, hizmet yolları tıkanan ve iftira atılan tarafa “kardeşlik, özveri ve kucaklaşma”tavsiyeleri!… Fırsatçı ve fesatçıların tahripçi tavırlarını tenkit edenlere “parti disiplini, davanın selameti” öğütleri; ama mağdurlara sadece “sabır ve teslimiyet” telkinleri!… İnsafla söyleyin, bunlar art maksatlı ve birilerine yaranma hesaplı olmasa bile, gerçekten tutarlı ve duyarlı bir gayret midir? İşte pek çok yazısını zevkle takip ve istifade ettiğimiz Sn. Milli Gazete yazarımız bakın neler söylemektedir:

“Unutmamak gerek ki bu dünya bir imtihan dünyası! Hepimiz imtihandan geçiyoruz! Bu imtihanda nefislerimizi ne kadar geri plana çekip, kontrol altına alabilirsek o kadar başarılı olacağımız aşikâr! Dilek ve temennimiz odur ki aramızdaki her türlü anlaşmazlık konusunu elimizin tersi ile bir kenara itelim ve kucaklaşarak yola devam edelim! Diyoruz ki aramızdaki anlaşmazlık konularının tez zamanda ortadan kalkması için bol bol dua edelim! Herkes başkasını suçlamadan önce kendi nefsini bir hesaba çekerse aramızdaki anlaşmazlık konusu kalır mı?

Yıllardır üzerimizde oynanmadık oyunun kalmadığı nasıl bir gerçekse bu oyunlara karşı direnirken zaman zaman birbirimizi yersiz yere incittiğimiz, kırdığımız da öyle bir gerçek! Unutmamalıyız ki biz kucaklaştığımız sürece güçlü oluruz! Kucaklaşmayı unutup birbirimizin aleyhine adımlar atmaya başladığımız anda ise tüm gücümüzü yitiririz! Yani davamızda başarılı olmamız için öncelikle kucaklaşıyor olmamız şarttır! Evet, hem zor günlerden geçiyoruz hem de daha zor günler bizi bekliyor! Kabul etmek gerekir ki yaşadığımız sıkıntıları hangi camia yaşayacak olsa bugün bizim yaşadıklarımıza benzer sorunları yaşamak zorunda kalırdı! İmtihanımız devam ediyor! Ve şeytan boş durmuyor! Her birimizi bir türlü ele geçirmeye çalışıyor! Bu noktada ihlâs ile şeytanın şerrinden Allah’a sığınalım ve birbirimiz ile vakit geçirmeksizin kucaklaşalım diyoruz! Birbirimize ne kadar kırılmış, gücenmiş olsak da bize bizden daha yakın kimsenin olmadığını unutmayalım!”[1]

“Milli Görüşçüler açısından gün “kucaklaşma” günüdür! Anlaşmazlık konularımız ne olursa olsun, hepsini bir kenara bırakıp birbirimizi “sevgiyle kucaklama” günüdür! Çünkü bizim “ilkelerimiz” var! “Kurallarımız” var! O halde bu önemli günlerde rahmetli Erbakan Hocamıza bir kez daha kulak vermek ve O’nun çizdiği rota üzerinde yürümeye devam etmek bizim için elzemdir! Demek ki ne yapacakmışız? Kendimiz için yaşamayıp, kardeşimiz için yaşayacak ve menfaati öldürecekmişiz, değil mi? İşte şimdi bu gün tam da “bu güzel işi” yapma günüdür! İstiyoruz ki tüm kardeşlerimiz bu konuda “birlik ve beraberlik” içinde olarak şeytana meydan okusunlar! Ve şeytanı sevindirecek tutum ve davranışlardan büyük bir özenle kaçınsınlar![2]

Elhak, doğru tespitler ve değerli tavsiyeler… Ancak, Sn. Ceyhan’ın tavsiyeleriyle“haklı değil güçlü olan hangi ekipse, kimlerin kazanacağı kesinse, onlara taraf olalım, davamızı ve camiamızı temelinden sarsan haksızlık ve yanlışlıklara karşı sessiz kalalım ve buna da “uzlaşma ve kucaklaşma kılıfı saralım” demeye getirmiyorsa, Saadet Partisi’ndeki sorunların temelini ve kurtuluş önerilerini göstermesi gerekmektedir. Milli Görüş Davasının önderi ve şahsi manevisi olan Erbakan Hoca’ya “Cihat için toplanan paraları mala çevirip çocuklarına bıraktı, şimdi onlar da bu beytülmalın üzerine yatmış vermiyorlar” iddiasında bulunanlar, eğer doğru söylüyor ve bunu ispatlayabiliyorlarsa, böyle bir Erbakan’dan ve davasından vazgeçilmelidir. Yok bunlar iftira ve kuru isnatlarsa, hala bu müfsit ve müfteri adamlara hürmet, muhabbet, hatta biat ve itaat edebiyatı neyin nesidir? Ilımlı İslam ve diyalog safsatasıyla dinimizi yozlaştırmak ve beyinlerini yıkadıkları insanları ABD’nin ve siyonizmin gönüllü hizmetkârları yapmak için kurgulanıp kullanılan ve Milli Görüş’e karşıtlığını her fırsatta açığa vuran Cemaat’in televizyon ve gazetelerinde, bu hizmet kılıflı hıyanetlere övgüler dizen ve bu haliyle Milli Görüş’ün hedeflerini, yani kendi partisini ve projelerini fiilen inkâr etmiş durumuna düşenlerin, malum kişilerin vitrin mankeni konumundaki genelbaşkanlık hevesleriyle hangi hayırlı sonuçların elde edileceği zannedilmektedir? Elbette birlik ve dirlik gereklidir ve önemlidir. Öyleyse seçilmiş fiili hükümet olmalarına rağmen, mazlum Filistin halkının beraberliği ve güçlenmesi hatırına, bütün yetkilerini devretmeye hazır olduğunu açıklayan HAMAS yöneticilerinin feragat ve fedakârlığını bizim SP’nin “imtiyazlı HAVAS kesimi”  niçin göstermemekte ve bu yönde hiçbir teklif ve temenni dile getirilmemektedir?

HAMAS birlik için fedakârlık yapıyordu!

Bilindiği gibi Gazze hükümeti, Filistin’de birlik için tüm yetkilerini devretmeye hazır olduğunu açıklıyordu. Gazze’deki Filistin hükümeti Sözcüsü İhab el-Gusayn, uzlaşı hükümetinin kurulmasının hemen ardından Gazze hükümetinin yetkilerini bu hükümete devredeceğini belirtiyordu. Fetih ve HAMAS hareketleri arasında milli mutabakata varılmasının ardından konuşan Gusayn, “Filistin milli mutabakatı kapsamında, yeni hükümetin kurulmasının ardından, Gazze hükümeti bütün görevlerini ve idari yetkilerini devretmeye hazır” diyordu. Hükümet sözcüsü Gusayn, uzlaşı komisyonlarının Filistin’deki ayrılığın sonlanması konusundaki aşamaları görüşüp hayata geçirmek ve halkta “bu defa uzlaşı ve başarıya ulaşılacak!” kanaatini güçlendirmek amacıyla yakında toplanacağını dile getiriyordu.

Yanlaş anlaşılmasın ve bir art niyet aranmasın diye hatırlatalım; Biz geçen kongrede Sn. Mustafa Kamalak’ı desteklemiş, itimat ve itibar ederek nasıl davranmaları konusunda fikrimize müracaat eden yüzlerce kardeşimize kendisini tavsiye etmiştik. Ama O, maalesef Parti’ye çöreklenmiş malum ekibin emirberi ve Fethullah Gülen’in takdircisi olmayı, Hak davanın ve sadık kadrolarının yiğit temsilcisi,  Adil Düzen ve D-8 projelerinin sahibi Erbakan’ın samimi takipçisi olmaya tercih etmiştir.  Yani bizim tepkimiz, Sn. Kamalak’ın şahsiyetiyle veya bazıların duyulan öfke damarıyla alakalı değildir. Sonuçta; her şeye rağmen Milli Görüş çizgisinde, Hakkın ve hayrın hizmetinde sadık ve sağlam kalabilme şerefine eriştirilmiş bütün delegelerimiz, elbette inancının ve vicdanının sesini dinleyecek, hiç kimsenin hatırına ahretini feda etmeyecek, niyet ve gayretinin karşılığını göreceği şuuru ve sorumluluğu ile hareket edecektir.

Bu kongremizin hayırlara vesile olması, camiamıza yeni umutlar ve ufuklar açması temennisiyle.

Ahmet AKGÜL


[1] 1 Mayıs 2014, Milli Gazete, Zeki Ceyhan

[2] 2 Mayıs 2014, Milli Gazete

MİLLİ ÇÖZÜM MAKALELERİ İÇİN TIKLAYINIZ…

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi