Anasayfa » '' MAYINLI YOLLARDAN GEÇTİK ''

'' MAYINLI YOLLARDAN GEÇTİK ''

Yazar: yonetici
0 Yorum 179 Görüntüleyen

                 'Mayınlı Yollardan Geçtik'

 

Şüphesiz Erbakan Hoca ile sayısız anılarınız olmuştur. Mesela çok süratli araba kullandırırdı bildiğimiz kadırıyla hatta arabanın kadranı ne gösteriyorsa bas evladım dediğini felan duymuştuk. Oldu mu böyle şeyler?  


Onu doğrudan bize demedi de Halil Ürün Bey’e söylemişti. Ramazan ayı münasebetiyle Konya’da iftar vardı bu arada da Karaman’da da bir mitingimiz vardı. Oraya ben biraz süratli gidince Konya Belediye Başkanı Halil Ürün Bey beni ikaz etmek zorunda kaldı; “İbrahim Bey biraz yavaş önümüzde virajlar felan var biraz tedbirli gidelim” dedi. O zaman Hocam dediki; “Bir insan cihada giderken arabanın kadranı ne gösteriyorsa o sürati yapmak mecburiyetindedir, çünkü cihada gidiyor bir an evvel varıp tebligatını yapması lazım, eğer evine dönüyorsa tedbirli gelmesi lazım” dedi. Orada Halil Ürün Beyi ikaz etmişti bize söylememişti ama biz Hocamın ne demek istediğini anladığımız için o süratı yapıyorduk.
 
-Peki Siz mi kullanıyordunuz?
 
Evet ben kullanıyordum, hatta birinde de Altınekin ilçesinde bir mitingimiz vardı mitingden sonra hocam Cihanbeyli’ye helikopterle geçecekti, helikopterde yer kalmadı. Ondan sonra Halil Ürün Bey’le Zülfikar Gazi Abiye dedi ki “Bizim İbrahim’in arabasına binin o inşallah bizden önce sizi miting meydanına yetiştirir orada biz gelene kadar bir selamlama konuşması yaparsınız” demişti ve biz elhamdülillah Hocamızın söyledikleri boşa çıkmasın O ne biliyorsa doğrusunu biliyordur diye biz Zülfikar Gazi Abi ve Halil Ürün Abi’yi helikopterden önce yetiştirmiştik. Ondan sonra da Hocamı alıp gelmiştik helikopterden. Buna benzer çok şeyler yaşadık.
 
-Evet, fiziken düşününce pek mümkün görünmüyor ancak böyle olaylar olmuş.
 
Hoca’nın biliyorsunuz böyle şeylerde kalpgözü açıktır. Hocam bilir biz de madem Hocam böyle diyor biz oraya yetişiriz inşallah deyip basıyorduk.
 
-Erbakan Hoca size nasıl davranırdı?
 
Hocam çok şefkatle davranan bir insandı. Bizlere hiç bir zaman şunu getir bunu götür demezdi “çocuklar şunu şöyle yapalım bunu böyle yapalım şu şöyle olsun hadi bakalım toplanalım gidelim diye hep öyle cümle kurardı çoğulcu bir cümle kurardı.
 
Ben bir gün 91 ittifak seçimlerinde meclise girdiğimiz esnada orda ittifak kurduğumuz diğer partilerden bizden seçilen bir kaç tane milletvekili oldu da sonra ayrıldılar. Biz grup toplantısını yapıp dönerken ben arabada Hocam dedim; bu insanlar bizim partimizden ve bizim sırtımızdan milletvekili oldular ama şimdi de ayrılıp gittiler kendi gruplarını da kuramadılar Elhamdülillah, biz bu insanları görünce bir husumet içimizden geliyor yani biz bu insanlara biraz da böyle şey bakıyoruz bizim üzerimizden milletvekili oldular bunlara selam bile verilmez gibi düşünüyoruz ama siz bu insanların boynuna sarılyorsunuz hal ve hatrını soruyorsunuz. Böyle arabada bir konuşma yapınca arabanın içinde bir sessizlik oldu. Sonra ben kendi kendime dedimki biraz edepsizlik yaptım herhalde hocama bu soruyu sormakla gibi düşünürken iki dakika sonra Hocam dedi ki; “Bak biz kimsenin cehennemde yanmasını ve cehenneme gitmesini istemeyiz biz o insanlara onlar bizim kardeşimizdir şefkatle davranalım ki gerçekleri görsün diye sarılıyoruz biz bunların boynuna”. diye öyle bir güzel cevap vermişti Hocam.
 
Buna benzer çok şeyler yaşadık.
 
-Erbakan Hoca programda olmayan bir köye uğrayıp insanlarla saatlerce konuştuğu söylenir… Hatta bir yerde arabanın arkalasından yolda mayın patladığını duymuştuk…
 
Biz Siirt Eruh üzerinden hocamı almaya giderken hocam yine helikopterle Siirt’en gelip Eruh’a geçecekti. Biz karayoluyla gittik ordaki özel tim polis arkadaşlar dediler ki “siz bu yoldan nasıl geldiniz.” Dedikki yav bu da yoldur neden gelmiyelim? Dediki “bu yoldan kimse geçemez bu yolda muhakkak ya bir mayın patlaması olur ya da dedi kurşuna dizerler siz ne cesaretle geçtiniz” demişti ama tabi biz Elhamdülillah bizim davamız hak bir dava alnımızda açık hatta benim arabamın plakasında da Erbakan yazıyordu o dönem her tarafa Erbakan yazısıyla giderdik. Hocam üç defa Siirt’ten Eruh’a helikopterle geçmek istedi sisten geçemedi. Tekrar Siirt’e geldi biz Siirt’e geri dönüp Hocam’ı aldık. Ordan da Çillo’ya geçiyorduk. Çillo’da bir medrese vardı oraya gidecektik. Yine burda özel harekattan polisler çok tepki göstermişti; Sayın Erbakan hava karardıktan sonra biz mümkün değil Siirt’in içinden gidemeyiz, çok tehlikelidir işte biz sizi korumakla mükellefiz demişti. Hocam’da “Tabi Allah razı olsun, çok teşekkür ederiz sizlere siz görevinizi yaptınız bundan sonra da hiç kimsenin bizi takip etmek gibi bir zorunluluğunuz yok hepinize teşekkür ederiz ama biz oradaki medreseye gidip oradaki arkadaşlarımızı ziyaret etmek zorundayız” demişti. Gece biz hareket ettikten yarım saat sonra da özel harekat timi peşimizden geldiler. Baktılar ki herhangi bir olumsuz birşey yok bir patlama yok peşimizden onlarda geldiler ve yarım saat sonra Eruh’tan bir başka araba geçerken mayın patlamasıyla havaya uçtuğunun haberi geldi.
 
– Yani sizin hocamla geçtiğiniz yerde mi?
 
Evet, bizim geçtiğimiz yerden bizden yarım saat sonra özel bir arabanın geçtiğini ve onun mayına basarak havaya uçtuğunu üç tane şehit olduğunu söylemişlerdi.
 
Konya’nın yine bir beldesinden dönüyorduk, belde başkanımızın yaptığı bir et kombina fabrikasının açılışından dönüyorduk. Akşam üstü yola çıktık Konya’ya başka bir toplantıya geliyorduk. Önümüzde de bizim Bilal Küçükarpacı kardeşimiz eskortluk yapıyordu bize. Tabi o önde gidiyor biz onun peşinden gidiyoruz, ona uyarak gidiyoruz. Tam böyle bir tepe noktasına geldiğimizde Bilal kardeşimiz öndeki bir arabayı solladı. Tabi biz onu takip ettiğimiz için biz de solladık ve tepeye çıktığımızda büyük bir tırla kafa kafaya geldik. O esnada -benim şuanda tüylerim diken diken oluyor- Hocam Allahuekber diye bir tekbir getirdi ve biz o tırdan kurtulduk. Biz kurtulduk ama nasıl kurtulduğumuzu bilemiyoruz. Arkamızdaki polis arkadaşların ifadesine göre “abi biz ağzımız açık kaldı nasıl bir kurtuluş yaptınız biliyor musunuz? orda” dedi. Biz bilmiyoruz dedik. Normal tırın önünden geçtik gibi gözüküyor demiştik de “hayır sanki görünmez bir el sizi tırın önünden aldı kaldırdı ve iki arabanın arasına koydu” evet şuanda emin olasınız tüylerim yine diken diken oldu. Hocamın o Allahuekber deyişi hiç bir zaman benim kulaklarımdan gitmemiştir. Ve arkadaki polis arkadaşların da o şehadetini gördükten sonra bir daha şükür secdesine kapanmışızdır. Çünkü ordaki dört tane polis arkadaşımız peşimizden geliyordu. “Abi sanki görünmez bir el sizi tuttu tırın önünden sizi kaldırdı ve iki arabanın arasına koydu ve böylece kurtuldunuz biz hayret ettik” gibisinden böyle bir hocamızın yine hidayetiyle kurtulduk.
 
Bir de Edirne Kırklareli’nde yine Ramazan ayında 94 belediye seçimlerinde tipiden ve kardan helikopterimiz gelemedi. Hocam Çanakkale’ye geçecekti. O esnada helikopterlerin tipiden ve kardan İstanbul’dan kalkamadığı haberi gelince o zaman bizim ibrahim hazırlığını yapsın arabayla gideceğiz demiş. Biz de hemen arabalarımıza zincir taktık. Çanakkale istikametine giderken yani her tarafta arabaların sağda solda kaydığını gördük. Eyvah dedim bizde bu rampayı çıkamazsak biz de kalırız. Üst tarafımızdan da kamyonlar tırlar geliyor ki bunların herhangi biri yolu kapatırsa da kalırdık orada. Hatta bizim önümüzdeki giden eskort kaydı arkamızdan gelen koruma çıkamadı ama biz o rampayı çıktık. Allah rahmet eylesin Nazır Özsöz’de yanımda oturuyor hocamın basın müşaviri. Hocam da gazetelerini okuyordu. Yarım saat bir saat yolda giderken göz atıyordu. Biz Kırklareli’yi çıktıktan bir müddet sonra yerler hala buz tabi süratte yapamıyoruz arabada zincir olduğu için yollarda kar buz bir müddet sonra Hocam dediki İbrahim sen hep böyle mi gideceksin? Dedim hocam yollar tehlikeli karda var buzda var arabamızda da zincir olduğu için 60-65’den fazla sürat yapamıyoruz. Sonra Hocam bir müddet sonra dedi ki “yok canım yolda herhangi birşey yok sen zincirleri sök” Yolda buzun üzerindeyiz. Yolların kenarlarında da 40-50 cm kar var kenarlarda. Sonra ben arabayı sağa çektim tabi ne gelen var ne giden var bi biz gidiyoruz Nazır Abi de indi arabadan. Dedim ki “Abi biz hocamın güvenliğinden mesulüz Allah etmesin Hocama birşey olsa dedim bu camia beni lime lime eder niçin tedbirini almadın diye. Ne yapacağız dedim? Dedi “Senin itikadın yok mu? dedi rahmetlik Nazır Abi. “Sen Hocaya itaat etmiyor musun itikadın yok mu? dedi. Var elhamdülillah abi dedim. “O zaman Hocam ne diyor zincirleri sök. Sök len dedi” Söktük tabi biz zincirleri emin olasınız biz beş yüz metre gitmedik. Beş yüz metre sonra ne kar vardı ne buz vardı. O şekliyle yolumuz açıldı tekrar. Ve Nazır Bey’e dedi ki “Nazır sen bizim Mehmet Karaman’ı ara vapura bir telefon etsin Erbakan Hocamız geliyor bir beş dakika bekleyin desin” dedi. Ve biz emin olasın vapura gittiğimizde tek bir arabalık yer vardı vapurda. Çanakkale’ye geçeceğiz İstanbul tarafından anadolu tarafına geçeceğiz. Bir tek arabalık yere bindik vapur yürüdü “abi dedi siz nerdeydiniz özel kalem müdürü bizi aradı beş dakikaya kadar hocam geliyor bir beş dakika bekler misiniz dedi hakkaten beş dakika olmadan geldiniz”
 
Elhamdülillah yani Hocamızın tabi biz gezdik gördük biz biliyoruz ki Hocam evliyaullahlardandır. Evliyaullahtan olduğu için de bu tür şeyler tabi bazı insanlara normal gelse de biz Hocamızın himmeti ve hidayeti ile bu işlerin olduğunun bilincindeydik.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi