Anasayfa » İSRAİL’İN TIKANIŞI VE İNSANLIĞIN UYANIŞI

İSRAİL’İN TIKANIŞI VE İNSANLIĞIN UYANIŞI

Yazar: yonetici
0 Yorum 215 Görüntüleyen

İSRAİL’İN TIKANIŞI VE İNSANLIĞIN UYANIŞI

 

Asıl Hedefte Türkiye Vardır!
İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Filistin’e yönelik alçak saldırılarına rağmen, tükenip tıkanmaya başlamıştı. Bu arada E. Tuğgeneral Naim Babüroğlu, “Yüzyılın projesinin ayak sesleri” başlıklı yazısında, ABD’nin adım adım sinsi ve Siyonist Türkiye planını işlemeye başladığını yazmıştı. “İsrail’in başlattığı uluslararası hukuka aykırı ve insanlık suçlarıyla dolu yıkıcı saldırılar giderek artmaktaydı. İsrail’in hedefi sadece Gazze sanılmasındı. İsrail Başbakanı Netanyahu hedeflerini şöyle açıklamıştı: “Bu uzun bir savaştır, Orta Doğu’yu yeniden şekillendirmeden bırakmayacağız!”
İsrail’in, Filistin ve Gazze üzerinden başlattığı savaş suçlarıyla dolu saldırısı, ABD ve İsrail’in Orta Doğu’yu yeniden şekillendirme hedefi için sadece bir halkadır. Türkiye’miz de bu Siyonistlerin hedefleri arasındadır. İsrail’i engelleyebilecek bazı ülkeler vardı: Irak, Suriye ve Libya… Bu ülkeler, Arap ülkelerinin de desteğiyle ABD tarafından parçalandı. ABD’nin etkili eski Dışişleri Bakanı Kissinger 2014 yılında, Amerikan NPR radyosuna verdiği demeçte, “1919-1920 yıllarında yapılan ittifaklarla kurulan ulusal sınırlar bir bütün olarak yıkılmalıdır” çağrısı yapmıştı. Böylece, Doğu Akdeniz’e çıkışı olan bir Kürdistan devleti amaçlanmıştı. AKP iktidarlarının da gaflet katkısıyla maalesef kısmen başarıldı. Sevr Antlaşması’nda yer alan, fakat 100 yıl önce Kahraman Kadro tarafından çöpe atılan Siyonist proje, tüm hızıyla uygulanma aşamasındadır.
Türkiye, maalesef dünyada en fazla göçmeni barındıran ülke konumundadır. 6 Şubat 2023 deprem felaketi de, sınır kentlerindeki Türk vatandaşlarının göçüne yol açmıştır. ABD, bunu bir fırsat olarak görüp Yüzyılın Projesi’ni hızlandırmıştı. Kissinger’ın dediği gibi, Yüzyılın Projesi’nin sonuna yaklaşılmıştır. Akdeniz’e açılan bir Kürdistan maalesef hazırdır. Ve bugün: Irak, Suriye, Libya parçalanmıştır. Filistin dağıtılmıştır. ABD Projesi’ne göre sırada, İran ve Türkiye vardır.
Ama İsrail, iyice sıkışıp bocalamaya başlamıştı!
HAMAS yöneticilerinden Usame Hamdan, Gazze’de 3 İsrailli esiri “yanlışlıkla” öldüren Netanyahu hükümetinin stratejik yenilgiden taktiksel yenilgiye geçtiğini açıklamıştı. HAMAS, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılar tamamen durmadığı sürece esir takası konusunda herhangi bir müzakere sürecine girmeyeceklerini hatırlatmıştı. Hamdan, Lübnan’ın Başkenti Beyrut’ta basın toplantısı yapmıştı. İsrail güçlerinin HAMAS’ın elindeki 3 İsrailli esiri “yanlışlıkla” öldürmesine değinen ve esir ailelerine seslenen Hamdan, “Başbakan Binyamin Netanyahu ve hükümetinin maceracılığı yüzünden esirleri asla canlı olarak kurtaramayabilirsiniz” diye uyarmıştı. Ayrıca “İsrailli esirlerin öldürülmesiyle ilgili basında yer alan bilgiler, ordunun yenilgiden yenilgiye uğradığını, stratejik yenilgiden taktiksel yenilgiye geçmeye başladığını ve Gazze’de kendi oluşturdukları bataklığa gittikçe daha çok saplandığını da” vurgulamıştı.
“Esirler Ancak Savaş Bitince Serbest Kalabilir!” Çıkışı…
HAMAS, İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları tamamen durmadığı sürece esir takası konusunda herhangi bir müzakere sürecine girmeyeceklerini açıklamıştı. HAMAS’tan yapılan yazılı açıklamada, “HAMAS, halkımıza karşı saldırılar tamamen durmadığı sürece esir takası konusunda herhangi bir müzakere sürecini açmayacağı yönündeki tutumunu teyit ediyor” ifadeleri kullanılmıştı. Açıklamada, HAMAS’ın söz konusu tutumunu, tüm arabuluculara ilettiği aktarılmıştı. Hamdan, İsrailli esirlerin ancak savaş sona erdikten sonra ve Filistinlilerin belirleyeceği şartlarla yapılacak bir takas anlaşmasıyla canlı kurtarılabileceğini tekrarlamıştı.
ABD’nin Kızıldeniz’de çaresizlik itirafı!
Kızıldeniz’de hareket eden ABD, İngiltere ve AB ülkesi gemilere saldıran Yemen’deki Husi’ler yüzünden, Batılı müttefiklerine ortak dayanışma çağrısı yapan Amerika iyice sıkışmıştı. Hindistan kâfirinin bunlara desteği de işe yaramayacaktı. Öyle anlaşılıyor ki ABD, “Kızıldeniz’de ve Basra Körfezi’nde ticaret gemilerimiz tehdit ediliyor” gerekçesiyle İran’a ve Yemen’e saldırı için bir bahane aramaktaydı. Ancak İran’a yönelik bir saldırı 3. Dünya Savaşı’na yol açacaktı. Bu arada ABD, Avrupa ülkelerine: “Süveyş ve Kızıldeniz yolu tıkanırsa, Afrika’yı dolaşıp Ümit Burnu’ndan Körfez’e ve Güney Asya ülkelerine ulaşmak, yolu 3 misli uzatacak ve gıda fiyatları katbekat artacaktır” mesajını da vermeye çalışmaktaydı.
İnsanlık Siyonizm’e karşı uyanmaya başlamıştı; dünya genelinde Filistin’e destek yürüyüşleri yoğunlaşmıştı!
İsveçli müzik grubu Kofia’nın ‘Leve Palestina’ şarkısı, Filistin davasının marşı ve Siyonizm’e karşı bir haykırış olarak uluslararası meydanlarda milyonların kalbini kazanmıştı. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Kofia grubunun tüm dünyada popülerleşen ve Filistin yanlısı protestoların simgesi haline gelen George Totari’nin yazdığı “Leve Palestina, Krossa Sionismen” (Çok yaşa Filistin, kahrolsun Siyonizm) şarkısı, bir marş gibi tüm dünyaya yayılmıştı.
Dünyanın doğusundan batısına kadar farklı milletler, Siyonist rejim saldırılarının hedefi olan Filistin’e destek yürüyüşleri başlatmışlardı. Siyonist rejimin Gazze Şeridi’ndeki saldırıları yoğunlaşırken, dünya genelinde milyonlarca gösterici, Filistin’e destek için sokaklara çıkmışlardı. 2023 İsrail-Hamas Savaşı dünya çapında protestolara, gösterilere ve nöbetlere yol açmıştı. Bu etkinlikler; ateşkes talepleri, ablukanın sona erdirilmesi, İsrailli rehinelerin geri verilmesi, savaş suçlarının protesto edilmesi ve Gazze’ye insani yardımın engellenmemesi gibi çatışmayla ilgili çeşitli konulara odaklanmıştı. İsrail’in Gazze’deki eylemlerine karşı protestolar, özellikle El-Ahli Arap Hastanesi’ndeki patlamanın ardından, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da oldukça büyük boyutlara ulaşmıştı. Savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana (Ocak 2024) ölü sayısı 20 bini, yaralılar 60 bini aşmıştı.
Maalesef bazı Avrupa ülkelerinde Filistin’e ve Filistin davasına kamuoyu desteği suç sayılmış; Fransa, Almanya, Birleşik Krallık ve Macaristan gibi ülkeler Filistin yanlısı siyasi söylemleri kısıtlamıştır. Almanya; bağış toplanmasını, Filistin bayrağının asılmasını ve kefiye giyilmesini yasaklamıştı. Çatışma, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki İsrail ve ABD elçiliklerinde büyük protestolara yol açmıştı.
İsrail’de bile yerel protestolar yoğunlaşmıştı.
İsrail’deki İsrail vatandaşları savaş politikalarıyla ilgili kamusal protestolara katılmaktaydı. İsrail’deki savaş karşıtı Yahudi aktivistler, aşırı sağcı çeteler tarafından hedef alınmıştı. Arap İsrailliler, ifade özgürlüğüne yönelik bir baskı olduğunu ve bireylerin sosyal medya paylaşımları ve beğenileri nedeniyle tutuklandığını vurgulamıştı.
ABD: 14 Kasım’da Washington, DC’de İsrail’e destek mitingi yapılmıştı.
Saldırıdan sonraki on gün içinde ABD’de konuyla ilgili 400’den fazla protesto ve nöbet düzenlendi. Tahminen 180.000 gösterici ve protestocu vardı ve İsrail ve Filistinlilerle ilgili etkinliklere katılanların sayısı aşağı yukarı eşitti. ABD’li seçilmiş yetkililer, ezici bir çoğunlukla İsrail’i destekleyen etkinliklere daha fazla katıldı. Tüm savaş karşıtı protestoların tahminen üçte biri, zaman zaman şiddete başvuran karşı protestocularla karşılaştı.
Demokrat temsilcilerin Kongre çalışanları, temsilcilerinden ateşkesi desteklemelerini talep eden seçmenlerden, çok sayıda telefon ve e-posta aldıklarını açıklamıştı. 4 Kasım 2023 tarihinde Washington, DC’deki National Mall’da, Washington’a Ulusal Yürüyüş (Özgür Filistin Yürüyüşü) yapıldı.
ABD’nin başkenti Washington’da bulunan Beyaz Saray çevresinde toplanan çok sayıda kişi, Filistin’e destek gösterisi yapmıştı. Göstericiler, kefenlenmiş sembolik çocuk cenazeleri dizerek İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto edip ayrılmıştı.

 

 

MAKALEYİ OKUMAK veya DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi