Anasayfa » ERBAKAN HOCAMIZIN VEFATINDAN SONRA MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER OLARAK KONGRE SÜRECİNDE NETÜR SORUMLULUKLAR TAŞIMALIYIZ ?

ERBAKAN HOCAMIZIN VEFATINDAN SONRA MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER OLARAK KONGRE SÜRECİNDE NETÜR SORUMLULUKLAR TAŞIMALIYIZ ?

Yazar: yonetici
0 Yorum 147 Görüntüleyen
MİLLİ GÖRÜŞÇÜLERİN TARİHİ SORUMLULUKLARI

       1- İnancımız ve çağdaş ihtiyaçlarımız doğrultusunda Erbakan Hoca’nın isabetli yorumları ve uygulamalarıyla oluşan MİLLİ GÖRÜŞ düşüncesine ve ADİL DÜZEN’e; ülkemizin, İslam ve insanlık âleminin çok acil ihtiyacı vardır.

 

 
2- Milli Görüş’ün tek adresi olan Saadet Partisi’nin, bugün düşürüldüğü acziyet ve hezimetin asıl sorumluları olan; ne kamuoyunda ne de tabanımızda artık kendilerine güven duyulmayan kişi ve ekiplerden kurtulması mutlaka lazımdır.

 

 
3- Aziz Hocamızın daha sağlığında iken, hem Numan Kurtulmuş’un yerine, hem kendisi yerine Saadet Partisi Genel Başkanlığına teklif buyurduğu, ama tevazu ve teslimiyetinden dolayı uzak durduğu ve o makama Hocamızı layık bulduğu bilinen ve yine vefatından kısa bir süre önce “kendisinin aramızdan ayrılması durumunda Genel Başkan yapılması ve etrafında toplanılması için” nasihat ve talimat verdiğine muhterem Recai Kutan Bey ve benzeri şahsiyetlerin şahadet ettiği, yüksek bilgili, birikimli ve seçkin bir beyefendiye destek verilmesi; Hocamıza ve davamıza vefamızın, ülkemiz ve milletimize hizmet aşkımızın bir gereği ve görevi sayılmalıdır.

 

 
4- Aziz Hocamızın şerefli evladı ve camiamızın yüz akı, Sn. Fatih Erbakan Bey’in de, Mart 2011 Ankara Anadolu Otelde söylediği: “Rahmetli Babamızın ve Hocamızın vasiyet ve tavsiyesine aykırı olarak, Yüksek İstişare Heyeti ve partimizin yetkili birimleriyle görüşülüp, üzerinde mutabakata varılmadan birilerinin kendisini Yeni Lider ilan ettirme gayretleri yanlıştır ve böylesi şahsi kaprislere kapılmamalıdır” anlamındaki uyarılarının muhatabı olan Oğuzhan Asiltürk ve ekibinin,

 

 
· Şimdi taşıdığı şerefli soyadından dolayı kendisini öne çıkarıp yararlanmak heveslerine asla alet olmayacağı umulmaktadır,

 

 
· Fatih Bey’in taşıdığı tarihi ve vicdani sorumluluğun gereğini yapacağı, bizzat Hocamızın tavsiye ve tayin ettiği Sn. Mustafa Kamalak Bey’in yanında ve tabi yetkili bir pozisyonda, biraz daha deneyim ve donanım sahibi olarak mutlu geleceğe hazırlanması en hayırlı olanıdır.

 

 
5- Camiamızda hizmet ve samimiyetle sivrilip sevilen, başından beri davamıza ve Hocamıza sadakat gösteren, çok değişik ve etkili kesimlerde de saygı gösterilip güvenilen; ama maalesef partimize çöreklenmiş malum kişilerce sürekli dışlanıp-suçlanıp itilen, ilim ve itibar ehli kadroların da yeniden devreye sokulmasının ve hizmetlere kuvvet ve katkı sağlanmasının zamanıdır.

 

 
6- Sn. Genel Başkanımızın, Muhterem Recai Kutan Bey gibi, kendilerine itimat ve itibar edilen dava kurmaylarımızla kesinlikle irtibat halinde olması, önemli açıklamalarını Onların da hazır bulunduğu ortamlarda yapması daha inandırıcı ve toparlayıcı olacaktır.

 

 
7- Türkiyemiz, maalesef BOP çerçevesinde, resmen olmasa da, fikren ve fiilen bölünme aşamasına gelip dayanmıştır. Milli vicdanın ve sorumluluk taşıyanların bu talihsiz gidişata fırsat vermeyeceği, ama stratejik bir sabırla şartların olgunlaşmasını beklediği hesaba katılmalıdır. Maalesef basiretsiz ve gayri milli politikalar sonucu Türkiye de siyaset ve meclis tıkanma noktasına gelip dayanmıştır. Bazı muhtemel ve mutlu gelişmeler sonucu, sadık ve sağlam ellerdeki bir Saadet Partisi, kendi partilerinden kopan milletvekilleri için sığınılacak bir liman konumunda olacak, tarihi ve talihli hizmetlere merkezlik yapacaktır.

 

 
8- Şevket Kazan 14 Temmuz 2010 tarihinde Star TV’de gözyaşı dökerek yaptığı konuşmada:

 

 
“Biz gidiyoruz yav… Biz ömrümüzün sonuna gelmişiz. Numan Bey’e kolaylık sağlıyoruz, Numan Bey’e zemin hazırlıyoruz, Numan Bey’in Türkiye çapında değil, dünya çapında bir lider olması için çırpınıyoruz, çırpınıyoruz yav… Ama bunu kendisinin anlamaması bizi fevkalade üzüyor…” demişti.

 

 
Saadet partisi GİK üyesi ve Oğuzhan Asiltürk ekibinden Abdulvahap Ekinci’nin Elazığ Saadet Partisi İl Binasındaki toplantıda 100 kişinin huzurunda yaptığı konuşmada:

 

 
“Erbakan Hoca’nın Numan Kurtulmuş’un Genel Başkan olmasını istemediğini, ancak teşkilatların Numan Kurtulmuş Genel Başkan olsun isteklerine müdahale etmediğini bildiğini”, bütün katılımcıların önünde söylüyordu.

 

 
Tabi bu açıklamayı; “Numan Kurtulmuş’un gerçek niyeti ve mahiyeti ortaya çıktıktan sonra sırf partililere hava olsun diye söyledikleri ve niçin bunları daha önce dile getirmedikleri ve hele Oğuzhan Asiltürk ve Şevket Kazan’ın neden Numan’ın Genel Başkanlığına yardım ettikleri ve iki yıl boyunca onca tahribatına rağmen, asla tenkit ve ikaz etmedikleri de soru işaretleri oluşturuyor ve kafa karıştırıyordu.

 

 
Abdulvahap Ekincinin; Numan Kurtulmuş’un Genel Başkanlığını Erbakan Hoca’nın istemediğini bilmesi, bu durumun GİK üyesi çoğu kişi tarafından da bilindiğini gösterdiği halde ve tabi Şevket Kazan’ın bundan haberinin olmaması mümkün olmadığına göre, Şevket Kazan’ın Star TV’de “Biz Numan Bey’in Türkiye çapında değil, dünya çapında bir lider olması için çırpınıyoruz” demesi üzerinde durmak gerekiyordu. Acaba Şevket Kazan, “BİZ” dediği hangi kesim ve kişilerle Numan kurtulmuşu Türkiye değil dünya çapında bir lider yapmaya ve Milli Görüş’ü rayından saptırmaya çalışıyordu? Öyle ya Erbakan Hoca Numan’a soğuk baktığına göre Şevket Bey’in “BİZ” dediği hangi gizli ve kirli kesimler oluyordu?

 

 
İşte, Sn. Fatih Erbakan Bey’in: böylesine dava samimiyetine aykırı ve kuşku uyandırıp kafa karıştırıcı davranışları artık kesinleşen ve haklı olarak şüphe edilen Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk’le değil, Sn. Mustafa Kamalak Bey’le birlikte hareket etmesi, Onun da, davamızın da manevi menfaati icabıdır.

 

 
Sonuç:

 

 
“(Sonunda) azmettiğin zaman, artık Allah’a tevekkül edip (hayırlı işe giriş)” (Ali İmran: 159)

 

 
Ayetinde emrolunduğu gibi, Allah’ın rızası ve insanların huzur ve hatırı yolunda, haklı ve hayırlı bir niyet ve gayretle, her türlü hazırlığını yapıp, sonunda başarı için sadece Allah’a güvenmek, müminlerin şiarıdır.

___________________________________________
MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ OKURLARINDAN YORUMLAR
YORUMLAR 1-)
 

EVET, MİLLİ GÖRÜŞ’E BİR LİDER LAZIM
 yazar Milli Görüşçü Sadıklar, Temmuz 09, 2011

Bu şuurlu tavrınızdan, cesur ve onurlu duruşunuzdan dolayı sizleri kutluyoruz.

EVET, MİLLİ GÖRÜŞ’E BİR LİDER LAZIM!

1.Kur’anı Kerimi ve prensiplerini, Hz. Peygamber Efendimizin sünnetini ve hayat sistemini, Asrı Saadeti, İslam tarihini ve günümüze nasıl yön vereceğini çok iyi bilen, anlayan ve uygulayan.

2.Erbakan Hocamızın kutlu hayat hikayesini, yüksek siyaset ve stratejisini ve evrensel projelerini çok iyi bilen, benimseyen; Onun seminer ve sohbetlerinde yetişmiş olan ve elinde Hocamızdan tasdikli belge ve takdirnameleri bulunan..

3.Milli Görüş davasını, manasını, amacını ve üstün farkını detaylarıyla bilen, bunları içine sindiren ve bir ömür boyu sapmadan bunlara sahip çıkan ve yaşayan.

4.Adil Düzen Projesini, geçiş sürecini, uygulama biçimini teferruatıyla bilen, her türlü platformda bunları ilmi, siyasi, ekonomik ve ahlaki gerekçeleriyle rahatlıkla savunup tartışan.

5.İlk gençlik yıllarından itibaren, hem de gönüllü ve sürekli olarak, Milli Görüş davasına her kademede, Türkiye’nin ve İslam ülkelerinin her yerinde hizmet sunan.. Anarşi dönemlerinde, 12 Eylül sürecinde ve kapatılan partilerimizin yeniden kurulması gayretlerin hep Aziz Hocamızın yolunda ve camiamızın hayrına çalışmalara katılan…

6.Partimize kasıtlı olarak sızdırılan veya sonradan azdırılan gaflet ve hıyanet ehlini, herkesten önce fark edip camiamızı uyaran; öngörülerinin tamamına yakını aynen çıkan; ancak davamıza çöreklenen nifak takımınca kara listeye alınıp dışlanan, suçlanan ve iftiralara uğrayan

7.Ama bütün bu saldırı ve mahrumiyetlere rağmen asla davamızdan, Hocamıza sadakatten ve Milli Görüşü savunmaktan geri durmayan.

8.Her türlü makam ve menfaat teklifine ve çeşitli tehditlere rağmen, asla Milli Görüşten ayrılan döneklere ve batıl düşüncelere kaymayan; istikametinden ve hedefinden caymayan..

9.Özellikle, “Bunlar da Milli Görüş’ün devamıdır ve Erbakan Hoca’nın bir planıdır” diye yutturulmaya çalışılan, şu BOP hizmetçisi ve Siyonizm işbirlikçisi AKP’ye… Ve yine ılımlı İslam diye Dinimizi yozlaştırıp emperyalizme hizmet ettirmeye yönelen Cemaate asla meyletmeyen ve tahribatlarını yazıp konuşmaktan sakınmayan.

10.Yani inancı ve davası uğruna nefsi çıkarını ve rahatını feda etmekten kaçınmayan.

11.İslam’ın mesajını, Milli Görüş davasını ve Erbakan hakikatini çok iyi bilmek yanında; Siyonist ve emperyalist dünya düzenini, bunların arkasındaki Yahudi lobilerini ve masonik merkezleri de çok iyi tanıyan ve yukarıda saydığımız konuların her birisi hakkında ilmi konferanslar sunacak ve bilimsel kitaplar yazacak kadar birikimli bulunan.

12.Yeni bir Dünya medeniyetinin merkezi ve motoru olacak Türkiyemizde, Milli birlik ve dirliğimizin korunması; ertelenen SEVR’in ve gizlenen LOZAN’ın özel maddeleri gereği ülkemizin federasyonlara ayrılıp parçalanmasına kesinlikle karşı çıkılması hususunda, oldukça dikkatli ve duyarlı davranan.

13.Ve bu nedenle Milli ve vicdani gayret güden çok farklı kesimlerde de kendisine itimat ve itibar edilip, saygı duyulan

BİR LİDERE İHTİYAÇ VARDIR!

Bu özellikleri taşıyan bir şahsiyete sahip çıkmak, iz’an ve insaf ehli dava erlerimizin, hem tarihi görevi, hem de imtihanıdır.

Yardım Allah’tandır ve Zafer Yakındır!

Ayet mealleri:
“Mücrimler (sorumluluktan kaçan suçlu günahkarlar) istemese de (Allah) HAKKI gerçekleştirip (üste çıkarmak) ve BATILI geçersiz kılmak (istiyor)” (Enfal:)“Velev kafirler hoşlanmasa da, Allah kendi nurunu tamamlamaktan başka bir şey murad etmiyor.”
“Müşrikler (ve münafık kesimler) kerih görüp (engel olsa da) O(Allah) Dinini bütün (batıl düzen ve) dinlere üstün kılmak üzere, elçisini hidayetle ve Hak dinle gönderiyor” (Tevbe:32-33)
___________________________________________

YORUMLAR 2-)

 

EY MİLLİ GÖRÜŞÇÜ DAVA KARDEŞLERİM…SİZİ ANLAMAKTA ZORLANIYORUM!!!
yazar Asrı Saadet, Temmuz 22, 2011

 
Dün yaşadığım bir olay ,bu yazıyı yazmama sebeptir…Yani bardağı taşıran son damla…

Yıl 1990 …Milli Görüşle ve Erbakan Hocamızla tanıştığımda henüz 17 yaşındaydım.Gelin gittiğim aile Milli Görüşçü idi.Hasbelkader kendimi Milli Görüşün tam ortasında buluvermiştim.Eşim davamızı anlatmıştı,bende onunla birlikte teşkilatlarda çalışmaya başladım.Yıllar akıp gidiyordu ve Refah Partisi 1996 da iktidara geliyordu .
Ama içerde ,teşkilatlarda yolunda gitmeyen birşeyler vardı.En zor zamanlarda,binbir yoklukla ve sıkıntıyla Allah rızası için ihlasla çalışan kadrolar dışlanıyor ve ne idüğü belirsiz kadrolar işbaşına getiriliyordu.Rahatsız edici bir durum du bu… ve bölünme öncesi içten içe kaynamaya başlamıştı teşkilatlar…
Birgün eşim bir hışımla eve geldi.Artık partiye gitmeyeceksin dedi.neden bu kadar kızmıştı anlayamadım.
Birgün ,davadan bir kardeşimiz,abi niye gelmiyorsunuz teşkilata,bak iktidar olduk.Yıllardır çalıştık,şimdi uzaklaşılır mı.Şimdi meyvelerini yeme zamanıdır,bak sizin iş makinalarına da ihale filan alırsınız türünden şeyler söylemiş.Yahu demiş eşim ,ben ihale almak için çalışmadım ki,bu Hak davadır dedim,Allah rızası için çalıştım.
Neyse uzatmayayım,niyetimiz haliste olsa Hak davamızdan kopmuştuk .Şeytan kandırırken , haklı gerekçelerle de kandırabiliyor insanı…Onun için şeytan olsa gerek…
Hocam iktidar olduktan 45 gün sonra da abim şehit oldu.Kopma dönemimizle eşzamanlı…Biraz da canımızın acısına düşmüştük galiba…
Abimin şehadetinden 25 gün sonra 3.çocuğum dünyaya geldi.Abimin adı Necmettin olduğu için,doğal olarak oğlumun adı da Necmettin olmuştu.
Oğlum 1.5- 2 yaşlarında iken bir rüya görmüştüm.ayrıntılarına girmeden anlatayım.Oğlumu çarşıda kaybediyorum.Uzun bir taş merdiveni var çarşının.. .Aşağıya iniyor ben de arkasından iniyorum ama NECMEDDİN kayıp,ve ortalık zifiri karanlık…Merdiven o kadar uzun ki,in in bitmiyor ,ve indikçe karanlık.Korku ve endişe içerisinde bir süre bekliyorum.Sonra sağ tarafımdan ,biraz uzaktan insanın gözünü alan bir aydınlık…Işığa doğru yaklaşıyorum.Yaklaşık bir metrekarelik,etrafı yeşil demirlerle çevrili bir mezar.Mezarın üzerinde oturan bir zat.Mezar kendisinin miş.Ama o üzerinde oturuyor..Boynunu bükmüş ,zikirle meşgul… Ben onu seyre dalıyorum…Birden başını kaldırıyor.Elinde katlanmış bir kağıt parçası.Bana uzatıyor.Elinden kağıdı alıyorum ,tam okuyacakken uyanıyorum……
YIL 2007
Yıllar yılları kovaladı.Biz hayatımızın en kötü günlerindeyiz.Maddi ,manevi kayıplardayız.Ama nedenini niçinini bilmiyoruz.Şaşkınlık ve çaresizlik.Eşimle can sıkıntısı işte, bir akşam,televizyon başında ,o kanal,bu kanal gezerken Tv 5 te Erbakan Hocamızı görüyoruz.ESAM TÜRKİYE konferanslarından birini veriyor Hocamız. Biz o dakikadan itibaren ekrana kilitleniyoruz…Program sonunda ikimzde gözyaşlarına boğulduk.Eşim ,Hocam Özür diliyorum.Ben nasıl bıraktım seni.özür diliyorum,özür diliyorum diye diye ağlıyor… O gün işte ,hayatımızda bir milattı…Ve yeniden davamıza dört elle sarılacaktık…
Buraya kadar sıkıldınızmı bilmiyorum ama bundan sonra yazacaklarım hepimizi ilgilendiriyor Milli Görüşçü Kardeşlerim…

Hemen o gece bilgisayarın başına oturdum ve arama motoruna Necmettin Erbakan yazdım…İşte MİLLİ ÇÖZÜM ve AHMET AKGÜL ismiylede böylece tanışmış oldum. Okuyordum ,okuyordum ,okuyordum.
Okudukça ,kimi zaman hayrete,kimi zaman dehşete düşüyordum.Yıllardır bizi davamızdan uzaklaştıran sebepler, cevaplarınıi bir türlü bulamadığım sorular ,işte hepsi burdaydı…

İki yıl boyunca geçmiş sayılarınıda okuduğum dergilerle besleniyordum.Ama henüz teşkilata gidecek cesareti kendim de bulamıyordum.
YIL 2009
Yerel seçimler yapılmış ve %.5 almıştık yanılmıyorsam.O kadar üzgünüz ki anlatamam.Neyse .Eşime dedim ki:Ben partiye gidiyorum.Artık bu kadar oturduğum yeter.Kolları sıvamak vaktidir.Sağolsun izin verdi.Kendisi, üstüste yaşadığı sıkıntılardan dolayı,bir takım sağlık problemleri yaşıyordu.Teşkilata gidecek durumda değildi.(Git ama sevabının yarısını isterim ) dedi bana.
Partiye gitmeden önce kendi kendime söz verdim.Bundan sonra davamda ne çıkarsa karşıma sabredeceğim.Eskiden olduğu gibi birilerine kızıp cepheyi terketmeyeceğim…
Pazartesi günü ,40 yıllık solcu olup ta,2 yıl boyunca, Milli Çözümden okuduklarımı anlatarak,adeta nakış nakış işleyerek Saadet partili yaptığım,İngilizce Öğretmeni Billur arkadaşımı da alıp partiye gittim.O gün Kayseri teşkilatından kardeşlerimle tanıştık ,kaynaştık,saatlerce konuştuk.İşin garip tarafı,Refah Partisi zamanından hemen hemen kimse yoktu neredeyse…Bir ilginç şey daha söyleyeyim.Teşkilatlara gelmemiştim ama 2007 den 2009a kadar etrafımda davamı anlatmadığım kimse kalmamıştı,iki yıl boyunca ancak, 40 yıllık bir solcuyu ikna edebilmiştim…Halbuki çevremdeki insanların birçoğu namazında abdestinde insanlardı…
Arkadaşlara dedim ki,Ben yıllardır davadan uzak kaldım,dolayısıyla teşkilatçılığı yeniden öğrenmem lazım.En iyi yapabildiğim şey şoförlüktür.Düldülümle emrinize amadeyim…Beni yönetime aldılar.Dış ilişkiler birimine…Kaybettiğim 10 yılın açığını kapatmak istercesine çalışıyordum.İlçelere gidiyorduk.İl divanlar yapılıyor.Haftalık toplantılar için ,Türkiye ve dünya gündemi hazırlıyor,arkadaşlara okuyordum.Bu arada Milli Çözümden alıntılar yapıyordum.Onları da okuyordum.Bir gün İl Sorumlumuz geldi ,İlçe çalışması yapacağız.Ben götüreceğim ilçeye… Yolda giderken ,bir soru sordum kendisine.Amanın bu ElAzizci dedi başkanıma.ElAziz ismini duymamış hiç Başkanım.Dedi ki :Kardeşimiz aramızda yeni.Çokta gayretli .Elaziz filan bilmem ben ama biz kendisini çok seviyoruz… Sağolsun…
Dedim ki:Hocam ben Elazizci değilim.Sadece Ahmet Akgül okuyorum….Yok okuma dedi…Niye ki ,2 yıldır okuyorum ,yazdıklarında Kur'ana ve sünnete aykırı birşey göremedim.Varsa siz söyleyin…Yok ta sen anlamazsın onu dedi…Bu olayın üstünden çok değil ,1-2 ay filan geçti.İl divan yaptık.Toplantı sonunda,İlçe başkanımızla, bana Akgül okuma diyen İl sorumlumuz arasında şu konuşmaya kulak misafiri oldum.
-Z.Hocam.Ben yeni bir sohbet başlattım.Bayanlara kitap okuyacağım.Ne okuyayım? Ne tavsiye edersiniz?
-,Ahmet Akgül'ün (kitabın ismini şimdi hatırlamıyorum)kitabını al.Sebebini sorma ama üzerini kapla,isim gözükmesin.

Hayretler içerisindeydim.Daha 1 ay önce Ahmet Akgül dediğimde beni azarlamış,bir araba dolusu laf etmişti.

Kafamda soru işaretleri,hem Milli çözüm okuyorum,hem teşkilatta çalışıyorum.Haftalık toplantılarda M.Ç. den alıntıladığım konuları okuyorum.Herkes çok beğeniyor.Ama kaynağını duydukları an 220 volt elektriğe kapılmış gibi oluyorlar…
Neyse ;bunu da geçelim.
2009 Mart'ta seçimler olmuştu.Haziran ayıydı yanılmıyorsam.Ankarada yapılan kadın kolları aylık il bşk.toplantısı ,Kayseride yapılacak.Bizim için büyük organizasyon.Neyse üzerinde çalıştık 1 hafta filan.Kimi iller yatılı geliyor.Gelen illerin kimi otogarda karşılanacak,kimi havaalanında.Program günü geldi çattı.Daha yeniyim ya…Çok heyecanlıyım.Benim minibüs dökülüyor.Agd nin minibüsünü ödünç aldık.Bu arada teşkilattan beyler kılını kıpırdatmadı.Çok güzel bir toplantının ardından ,herkesi tekrar otogara götüreceğiz.Yaklaşık 250-300 kişi katıldı toplantıya.Herkesi gideceği yere götürdüm.Son kafile kaldı.Agd minibüsünü geri istedi.Çaresiz benim düldüle bindireceğim kalanları. 15-20 kişiyi doldurdum arabaya .İki bayan daha var .Biri genç,biri yaşlı.Yaşlı olan teyze ameliyatlıymış,arkada sıkışmasın diye onu öne oturttuk.Benim arabayı çalıştırdım ama mübarek bir türlü yerinden kalkmıyor.Biraz uğraştım,nihayet hareket ettikten sonra aramızda muhabbet başladı.İzmit'ten geliyormuş,herkes Ülker anne diye hitap ediyor.Çok hürmet gösteriliyor.Mübarek biridir,kalp gözü açıktır dediler…Ülker anne duymadı tabii bunları.Bir ara bir yerde durduk,herkes arabadan indi.Kimi alışveriş edecekmiş,kimi otobüs saatine kadar kayseriyi gezecekmiş,filan.
Aramızda şu konuşma geçti:
-Ülker anne ,sana birşey soracağım.Ama lütfen bana doğruyu söyle…
-Sor bakalım…
-Erbakan Hocam “O”mudur…Beklenenmidir…
-Tabii ki,”O”…Ona ne şüphe…
-Tamam Ülker anne..Başka sorum yok…
…………………………………………
Artık herkesi dağıtmıştım.Akşam bir toplantımız daha vardı.Ayşenur Tekdal Kayseri yönetimiyle özel toplantı yapacağını söylemişti.Toplantının yapılacağı eve gittik. Tanıştım , genel merkezden birçok isimle.Yaklaşık 20 saattir ayaktaydım.Çok yorgun ama çok mutluydum.Hergün Erbakan Hocama bir adım daha yaklaşıyordum….

Yemek yedik.Çay içiyoruz…Bölge Başkanımız A. Hocama bir telefon geldi.Arayan Ülker anneydi.Selam söyleyin A.Hocam dedim ,kim diye sormuş.Şoförün de Hocam dedim.Bunun üzerine Ülker anne ,derhal ona ders kağıdı verin ,demiş.A.Hocam da yanımda yok deyince ,elinizle yazın virdleri dedi.Bir not defterine yazdılar, Kağıdı katladım,çantama koydum.Dersine başlamadan boy abdesti al.2 rekat namaz kıl.virdine başla dediler…Gece geç olmuştu.Dağıldık evlerimize….
'
O kadar yorulmuşum ki2 günde ancak kendime gelebildim.Yaşadıklarımı anlamaya ,duyduklarımı sindirmeye çalışıyordum.A.hocamı aradım ,ders aldığım kişi kimdir diye sordum.Sahte şeyhlerden,ya da akp yi destekleyenlerden biriyse çekmeyeceğim dersleri …Sultan Baba dedi…İlk defa duyuyordum ismini…
Abdest aldım,iki rekat namaz kıldım.Çantamdaki katlanmış kağıt parçasını elime aldım.kağıdı açtığım an bana birşey oldu. O güne kadar hiç hatırıma gelmeyen,10 yıl önce gördüğüm rüya canlanıverdi gözümde,tüm ayrıntılarıyla ve tecelli ediyordu…
Titriyordum ,ağlıyordum ve Rabbime şükrediyordum…Yaşadığım onca dünyalık sıkıntının ve derdin hiç bir önemi yoktu artık…10 yıllık karanlığın ardından aydınlığa çıkarmıştı Rabbim….Hocamı ve davamı bulmuştum…

Eğer Milli Çözüm okumasaydım,Ahmet Akgül Hocamı okumasaydımsmilies/grin.gifavamın ve Hocamın hakikatını anlayamayacak;zahiren değerlendirecektim belki birçok şeyi…

Özellikle de numan döneminde çok önemli bilgiler okuyordum M.Ç.den.Arkadaşlara bu numana güvenmeyin bak,Hocamıza karşı bazı yanlışları var dediğimde ;malumunuz yine tepki alıyordum.
M.Ç. 2 yıl önce cübbeli konusunda uyarıyordu.Teşkilatta arkadaşlar yine konuşuyorlar ,aman ne güzel konuştu Teke Tek te,bilmem ne diye…Arkadaşlar bu adamın fazla reklamını yapmayın ,daha sonra zarar verebilir bize diyordum,Cübbeli Milli görüşçüdür ,niye zarar versin diye tepki alıyordum…
Birgün, haftalık toplantıdayız yine M.Ç.den bir şiir okudum.Herkes çok duygulandı.Teşkilattan S. kızımız toplantı sonunda,bana bu yazıları nerden aldığımı sordu,söyledim.Ahmet Akgül sapkın dedi.
Sen sapkın ın manasını biliyormusun
,- Kuran’ı Kerim’de birtakım kimseler yoldan sapmışlar olarak tanıtılmışlardır. Onlardan bazıları şunlardır: imanlarını küfre çevirenler , müşrikler, kâfirler, asiler, kâfirleri kendilerine dost ve önder edinen Müslümanlar , insanları Allah yolundan alıkoyanlar, Allah’a veya Allah Resulüne (s.a.a) hakaret edenler, hakkı gizleyenler ve Allah’ın rahmetinden ümidini kesenler. demek değilmidir,
Sen hiç herhangi bir yazısını okudun mu diye sordum.Ama Erbakan Hocamın kesin emridir.O adam teşkilatlara sokulmayacak dedi.Nerden biliyorsun,kulağınla duydun mu ? Yok eşim söyledi.Eşin kulağıyla duydumu? …-Kem Küm…
Bir gün yine arkadaşlarla konuşuyoruz. Yine teşkilatlar huzursuz ,yine içten içe kaynama var.Gerekçesi açıklanmadan bir gecede İstanbul il başkanı Sadrettin bey görevden alınıyor.Bu sefer ,dedim ki :bakın bu numan 2. tayyip vak”ası ,bu adam gidecek,Hocam Genel Başkan olacak…-Yok canım,olur mu öyle şey …Hocamız çok yaşlı. Bu saatten sonra mümkün değil dediler…
Birkaç ay sonra numan ihanet etti,Hocam Genel Başkan oldu.Partide tüm gözler bana çevrilmişti…Bakmayın öyle,ermiş filan değilim….Sağlam bir kaynağım var, o kadar…
Cübbeli olayı malumunuz….
Hangi birini sayayım….
Şehir değiştirdik…Balıkesir…Edremit…Teşkilatı aradım. 100 binlik ilçede teşkilat binası yok…Başkan kim diye esnaftan sorup öğrendim.Başkanın iş yerine gittim.Milli Görüşçü hanımların telefonunu aldım.Görüştük,buluştuk.İlk toplantıyı 3 kişiyle yaptık.Arkadaşlar sağolsunlar,çalışmak istiyoruz ama hem bilgi eksikliğimiz var,hem de numandan sonra şevkimiz kırık dediler.Ben yine M.Ç.den okuduklarım ve teşkilat içinde kısa sürede öğrendiklerimle motive etmeye çalıştım onları.Birde baktık ki kısa sürede Milli Görüşçü hanımlarla bayağı bir teşkilatı oturtmuşuz.Her ay düzenli ilçe divan yapıyoruz.İl divanlara düzenli katılıyoruz. Derken seçim çalışmalarını başlattık. Yine (Oy Emanettir Oyuna Gelme) yazısını okudum onlara.Bu mükemmel bir çalışma,bunu çoğaltıp dağıtalım dediler.Ben bunu internetten indirdim.Genel Merkezin izni olmadan olmaz .Sorun yaşarız belki diye vazgeçirdim arkadaşları…
Partideyiz yine …Bu (Oy Emanettir) yazısı duruyor masanın üstünde.Bu ne diye sordum partide görevli hacı amcamıza…Bunu biz çoğaltıp dağıtıyoruz dedi… zannettim ki Altınoluk belde bşk. Erbah abimiz getirdi.Kendisi M.Ç.nin temsilcisiymiş aynı zamanda…Meğer Burhaniyeden gelmiş yazı,beylerinde hoşuna gitmiş,çoğaltıp dağıtıyorlarmış… Yazının kaynağını bilseler eminim yine elekrtik çarpmış gibi olacaklar…Yine itiraz ,iitiraz ve,itiraz…
Gelelim Fatih Erbakan meselesine…
Biliyorsunuz YİK Hocamızın siyasi yasağından dolayı Genel Başkan olamadığı için,Numanın iplerini elinde tutmak için,kurduğu bir üst kuruldur.Partiler kanununda böyle bir kurul mevcut değildir.Hatta Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya bir uyarı dahi göndermiş,yeni kongre yapılması gerekçesiyle ,Hocamı partide etkisizleştirme ve tamamen numanın,yani dış güçlerin oyuncağı haline getirme operasyonunda birlikte paslaşmışlardır. Gerisini biliyorsunuz zaten…
Yani YİK o gün gerekliydi…Bugün ise tartışmalı…
Sayın Asiltürk ün YİK başkanlığı seçiminin usülsüz gerçekleştirildiği konusunda,Sayın Fatih Erbakan; Anadolu Otelde gerçekleştirilen İl Başkanları toplantısında konunun altını çizmiş,ve bu yanlışlığın düzeltilmesini istemişti.
Kaç kişi biliyor bunu aranızdan?
Kongreye katılmadıkları için Aziz Hocamızın Asil evlatlarını suçlayıp ,haddini aşanlara gelince,
Siz kimsinizde RASULULLAH EFENDİMİZin(S.A.V.) soyundan gelen ,torunlarına dil uzatıyorsunuz.
…………………………….

Hani biz Milli Görüşçüler, yeryüzünde Hakkı üstün tutacaktık,adaleti üstün tutacaktık…
Daha biz parti içinde Hakkı ve adaleti üstün tutamıyoruz….
Hani Milli Görüşde nefis terbiyesi esastı.
Hani Milli görüşçü hidayet sahibiydismilies/cheesy.gifoğruyu ve Hakkı görebilirdi.
Hani Milli Görüşçü feraset sahibiydi:Hayrı,şerri ayırabilirdi.
Hani Milli görüşçü dirayet sahibiydi,inandığının arkasında dururdu.

Hani Hocamız derdi ya…Bir kere de beni siyonizmden önce siz anlayın diye…
Hiç düşündünüz mü dava kardeşlerim,Hocamız acaba bunu kime söyledi diye…
Sakın bize söylemiş olmasın!!!
………………………………….
Parti içindeki bir takım olumsuzlukları,ihanet içinde olanları ki,yukarıda uzun uzun birçok örneklerini de verdik;dile getiren
Ve bir nevi Derpem öncesi ,Ön uyarı sistemi gibi haber veren; Çok Değerli Ahmet Akgül Hocamıza yaptığınız fitneci ,ergenekoncu,ajan yakıştırmalarının ,yarın mahşerde hesabını nasıl vereceksiniz…
……………………..
EY MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER…
Biz “Mü'min yılan deliğinden iki kere sokulmaz “buyuran Peygamberin (A.S.V.) ümmeti değilmiyiz???
Daha kaç kez , yılan deliğinden sokulacağız…
Artık ÜMMETliğimizi ve de MİLLİ GÖRÜŞçülüğümüzü sorgulama vakti gelmedi mi?
……………………………
Şimdi yaşananları yeniden Kur'an ve sünnet çizgisinde değerlendirme vaktidir…
Kendimizi sorgulama vaktidir…
Beyinlerimiz bize süs olsun diye verilmedi…
Düşünme vaktidir…Taşları yerine oturtma vaktidir…
………………………………………
Bu yazıyı niçin mi yazdım…
Dedim ya…
Dün yaşadığım bir olay bardağı taşırdı…
………………….
Memleket yanıyor…Savaş ve kriz kapıda…Şehit haberleri hergün ocaklar söndürüyor…Yürekler dağlanıyor…İslam coğrafyası kan gölü…
………………….
.Velhasıl tüm dünyanın acilen Milli Görüşe ve Adil Düzene ihtiyacı varken…..
Şu halimize bakın…
Şu Milli Görüşçü olduğunu iddia edenlerin haline bakın Allah aşkına…
………………….
Akşama kadar feyste oturmuşuz…İki video,iki slogan ezberlemişiz..Döndürüp duruyoruz aramızda…Döndürdüklerimiz bu kadarla kalsa,Okey döndürenlerde var aramızda,farmville oynayanlar da…
Parti içinde ,Genel Merkezde neler dönüyor birtek onu bilmiyoruz…
Birde laf yarıştırıyoruz aramızda….
Kimimiz şair olmuşuz…kimimiz filozof..
……………………………….
Şimdi tekrar soruyorum,Ey Kıymetli Dava Kardeşlerim,
Bu halimizle yeni bir dünya kuracağımıza kendimiz inanıyormuyuz?
…………….
Bu şerefli orduda işgal ettiğimiz her birim,sadece türkiyenin değil,sadece islam aleminin değil,tüm insanlık aleminin kurtuluşu için canla başla çalışmamız gereken şerefli makamlardır.Biz işgal ettiğimiz makamların ,birimlerin hakkını vermezsek,bir o kadar da vebali vardır.Ayrıca bu sorumluluğumuzun bilincinde olmazsak ,Allah (C.C.) o makamlara bizden daha layık birilerini getirir…Kimse kendini, nefsimde buna dahil; bulunmaz hint kumaşı zannetmesin!!!
Bu duruma kısaca ayak kayması diyoruz hatırlayın!!!
Hatırlayın 40 yıllık sürede kimler kimler,ne samimi mücahitler,mücahideler,Ne ateşli hatipler…
Ya bu mümkün değil ,herkes gitse O gitmezdi dediğimiz isimler…
Biz de bunlardan biri olamazmıyız .Evliyaullahın bile korkarak yaşadığı bir dünya da biz kendimizden emin olabilirmiyiz.
………………………….
Neden mi bu kadar feveran ettim diye sorarsanız…Başta anlattığım gibi,uzun bir süre davamdan kopuk yaşadım…Şeytanın insanı nasıl haklı gerekçelerle kandırdığını gördüm…Rabbim hiç kimsenin ayağını kaydırmasın be canlar…Herşey %1.25 i sevdiğim içindi…
…………………………………………………
Birgün bir Milli Görüşçü abimize dedim ki: Ahmet Akgül hocamızın ve M.Ç.nin paylaşımlarını yaptığım için partiden beni de atarlar mı acaba?
Dedi ki:Haksızlık karşısında susupta dilsiz şeytan mı olalım.
Galielou dünya yuvarlak dediği için katledilmişti? Ama bu dünyanın yuvarlak olduğu gerçeğini değiştirmez ki!!!
_Öyleyse
-Dünya yuvarlak demeye devam…

Fiiemanillah

Balıkesir Edremit İlçe Bşk: Neslihan Aksoy

 

 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi