Yazar: yonetici
0 Yorum 25 Görüntüleyen

YENİ ANAYASA HAZIRLIKLARI
VE
GERÇEK DEĞİŞİMİN TEMEL KURALLARI

AKP Gn. Bşk. Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş 18 Mayıs 2026 tarihinde NTV’deki bir söyleşide:

“Şu anda yürürlükte olan mevcut Anayasa’yı TBMM’ye getirip, kelimesi kelimesine aynen kabul edip geçirsek bile, darbecilerin hazırladığı bir Anayasa ile yola devam etmek ayıbından daha iyi olduğuna inanıyorum!” şeklinde ifadeler kullanmıştı. Bu ifadeler, aslında hazırlayacakları Anayasa’nın özde aynı kalacağı, sadece sözde bir kısım değişiklikler sunacağının dolaylı itirafıydı.

Yaklaşık iki sene önce, Muhterem Üstadımız Ahmet Akgül, Sn. Devlet Başkanına ve ilgili yüksek kurumlara “yeni Anayasa yapılırken dikkate alınması gereken kuralları” içeren mükemmel bir yazı hazırlamış ve ulaştırmıştı. Biz bu önemli ve ilmi uyarıları tekrar gündeme taşımayı tarihi bir görev saydık.

Maalesef, Diyanet Başkanlığı mensuplarının, İlahiyat profesörlerinin, meşhur Tarikat ve Cemaat hocalarının, Medrese mollalarının, iktidar yanlısı İslamcıların ve muhalefet parti Başkanlarının; ya, hem inanç esaslarımıza, hem çağdaş ihtiyaçlarımıza, hem de evrensel kurum ve kavramlara uygun, yeni ve yeterli bir ANAYASA yapacak kapasiteleri bulunmadığı için… Veya imana ve ilim adamlığına yakışmayan kuşkular ve korkular taşıdıkları için, iktidarın açık çağrısına rağmen ortaya koyamadıkları Anayasal esasları, Üstad Ahmet Akgül hazırlamıştır.

“İktidarın Yeni Anayasa çalışmalarına katkı sunulması yönündeki genel çağrısı üzerine; Milli ve tarihi sorumluluk bilinciyle hazırladığımız, yaklaşık 50 (elli) maddeyi içeren önerilerimizdir.

Bu öneriler:

• T.C. Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti Genel Başkanlığı Makamına,

• TBMM Başkanlığına,

• T.C. Anayasa Mahkemesi Başkanlığına,

• T.C. Yargıtay Başkanlığına,

• T.C. Danıştay Başkanlığına,

• T.C. Sayıştay Başkanlığına,

• T.C. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığına,

• CHP Genel Başkanlığına,

• MHP Genel Başkanlığına,

• SP TBMM Grup Başkanvekiline de

Bilgilerine arz edilmek üzere iletilmiştir.

Anayasalar; bir ülkedeki toplumla devlet arasında ortak konsensüsle oluşan ve her kesimi bağlayıcılık özelliği taşıyan hukuki metinlerdir. Anayasaların; adil, milli, gerçekçi ve yeterli olması beklenir. Elbette bir ülkede hukukun ve huzurun hâkim olması için, sadece anayasaların doğru ve doyurucu olması yetmeyecektir; ilgili kanunların ve bunları uygulayanların da vicdani dürüstlüğe ulaşması gerekir. Yani sadece metrenin ve terazinin düzgün olması yetmez, onu kullanan elin de dürüst olması lazım gelir.

Hazırlanan yeni anayasa şu özellikleri taşımayacaksa, ondan hayırlı sonuçlar beklemek boşunadır:

1- Bu anayasa; temel insan haklarına, evrensel hukuk kurallarına ve çağdaş yaşam standartlarına uygun hazırlanmalıdır.

2- Ancak “Küreselleşme, dünya ile bütünleşme, demokratik ve laik çıtaları yükseltme” gibi jelatinli kılıfların arkasına sığınarak ülkemizi; Emperyalist ve Siyonist Gizli Dünya Devleti’nin güdümüne sokacak, Milli hâkimiyet ve hürriyet düşüncesinden koparacak ve Haçlı AB’nin himayesine taşıyacak “tuzak kavramlardan” mutlaka sakınılmalıdır.

3- Yeni anayasa; her türlü peşin önyargılardan ve ideolojik saplantılardan uzak, ilmi ve insani değerlere uygun yazılmalıdır.

4- Toplumun; farklı din ve düşünceden her kesimin özgürlük ve beklentilerini karşılamak, herkesin özgüvenini ve onurlu yaşam garantisini sağlayacak olmakla birlikte, milletimizin kahir ekseriyetini oluşturan insanlarımızın inancına, ihtiyacına ve ortak amacına uygun bir anayasa olması esastır; aksi halde Milli bünyeye uyum sağlayamadığından, eğreti bir elbise gibi kalacaktır.

5- Anayasa mutlaka “Milli” olmalıdır. Yani toplumun ananevi ve ailevi mirasına, dini ve ahlâki yapısına, tarihi ve tabii dokusuna ve Lider Ülke olma arzusuna olumlu yanıt verecek, yani doğal ve sosyal kanunlara münasip düşecek bir içerikte tasarlanmalıdır.

6- Ülkemiz ve Milletimiz üzerindeki sinsi emelleri öteden beri bilinen Haçlı zihniyetiyle şekillenen; “AB’ye uyum sürecine” ve Siyonist sömürü sermayesinin dünyayı ele geçirme projesi olan; “küreselleşme serüvenine” kolaylık sağlamak ve meşruiyet kazandırmak niyetiyle yapılacak bir anayasa, peşinen bir “ana-tasa”, yani huzursuzluk kaynağı olacaktır.

7- Hazırlanacak yeni anayasa, hassas dengeleri ve Cumhuriyet değerlerini gözetip kollayacak bir duyarlılık ve tutarlılık taşımalıdır.

8- Anayasa metninde çok farklı ve aykırı biçimlerde yorumlanmaya müsait, güç ve iktidar çevrelerince kendilerine göre yozlaştırılmaya münasip bulunan kapalı ve karmaşık ifadelerden uzak durulmalı; açık ve anlaşılır bir dil kullanılmalıdır.

9- Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası tapusu konumundaki Lozan Anlaşması’nın kazanımlarını geri alacak, ertelenmiş Sevr’in dayatmalarını hortlatacak ve Lozan’ın gizli maddelerine resmiyet kazandıracak terim ve tavizlere asla yanaşmamalıdır.

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

Yorum Yap

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi