Yazar: yonetici
0 Yorum 18 Görüntüleyen

BİR HAYAL UĞRUNA HAYATINI KARARTANLAR!

 

Bugünkü Batı medeniyetinin fikri temelini oluşturan materyalist düşünce sistemi, “MADDE”nin aslını bilmedikleri ve yaratılış gerçeğini kabullenmedikleri için tıkanıp kalmış, artık sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve hatta teknolojik sorunlara çözüm üretemez noktaya dayanmıştır. Tabiat ve Kâinat dediğimiz mükemmel ve muhteşem yapının, canlı ve cansız bütün varlıkların, İlahi Nur’un farklı tecelli ve tezahür boyutları, Ezeli ve Ebedi Kudretin sonsuz ve kusursuz san’at ve sıfatlarının harika yansımaları olduğu bilindiğinde ise, tüm sorular yanıtlanacak ve bütün sorunlar aşılacaktır!

“Yüce Allah, Göklerin ve Yerin (ve içlerindeki her şeyin) Nurudur!”

Kur’an-ı Kerim’de, Nur Suresi 35. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

“(Asla unutmayınız, kâinata ve tabiata ibret gözüyle bakınız ki;) Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun misali (bir örneği), içinde (parlak ışıklı) fitil bulunan bir lamba benzeridir; (o) lamba da bir sırça (cam fanus-ampul) içerisindedir; (o) sırça (ampul ise), sanki incimsi bir yıldızdır ki; (içindeki parlak ışık) doğuya da batıya da ait olmayan (benzeri bulunmayan) kutlu bir zeytin ağacından tutuşturulmuş (gibidir; bu öyle bir ağaç ve nurani bir kaynaktır ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı (enerji akımı) ışık verir. (Açıkça elektrik enerjisine benzetilmektedir. Bu,) Nur üstüne nur (aydınlık, kolaylık ve huzur)dur! Allah, (gerçeği arayan ve çabalayanlardan) kimi dilerse onu Kendi nuruna (hidayet ve hikmet yoluna) yöneltip-iletir. Allah insanlar için (işte böyle) örnekler verir. Allah, her şeyi Bilendir. [Not: Bu ayet; kâinatın ve bütün varlıkların, İlahi Nurun farklı tecellilerinden ve atomik enerjinin değişik dalga boyutu tezahürlerinden yaratıldığına; ayrıca elektriğin alternatif akımına ve sinüs dalgasına işaret etmektedir.]” (Nur: 35)

Yani katı, sıvı ve gaz halindeki bütün “madde”ler… Cemadat (toprak ve madenler), nebatat (bütün bitkiler), ve hayvanat (suda, karada ve denizde yaşayan bütün hayvan türleri)… Ve bütün İNSAN nesli… Ve bunların da ötesinde NURANİ ve RUHANİ tüm varlık çeşitleri ve âlemlerin hepsi Ezeli ve Ebedi olan İLAHİ NUR’un farklı tezahürleridir, Allah’ın esma ve sıfatlarının harika yaratılış eserleridir!

Ne var ki yüce yaratılış hikmetinden habersiz, gafil ve cahil insanlar dünyanın (Tabiat ve Kâinatın) sadece dış yüzünü, gölge ve görüntü yönünü bilmektedir.

“Onlar dünya hayatının sadece dış (görünüşü)nü bilirler (maddenin gerçeğinden ve içyüzünden habersizdirler). Ahiretten ise onlar (daha da) gafildirler. [Not: Dünya’nın, Kâinat’ın ve tüm varlıkların; Cenab-ı Hakkın “Nur”unun farklı yoğunluktaki enerji dalgaları, Esma ve sıfatlarının tezahür ve tecelli yansımaları Ve her an İlahi sanat ve kudretle yaratılan görüntü boyutları olduğu gerçeğine dikkat çekilmektedir.]” (Rum: 7)

Yani şu dünya hayatı, bütün ihtişamıyla Tabiat ve Kâinat… Ve içlerindeki her türlü maddi ve nurani mahlukat… Evet bunların hepsi, TV görüntüleri misali ruh ekranına yansıtılan gölge ve görüntüler olmaktadır. Hakiki ve daimî MEVCUD sadece Cenab-ı Hak’tır. Asıl amaç ise, O’nun rızasına ve Cennet denen rıdvanına ulaşmaktır. Çıkar ve makam gibi fani gölgeler için bâki bir hayatı ve hepsinden önce Allah’ın rızasını terk edenler en nasipsiz insanlardır.

Kaldı ki, her şey Kaderde ve kayıt altındadır!

Şu hadis-i şerif bu gerçeği ne güzel anlatmaktadır:

“…Şunu kesinlikle bil ki, bütün insanlar, sana yararlı olmak (imkân ve iktidara kavuşturmak) için toplansalar, Allah’ın takdir ettiği dışında hiçbir fayda sağlayamazlar ve yine bütün insanlar, aleyhinde toplansalar, Allah’ın takdir ettiği dışında sana hiçbir zarar ulaştıramazlar!..” (Hadis – İbni Hanbel C.1, 293; Tirmizi, Kıyamet bahsi, 59)

Herkes kendi niyetinin ve tıynetinin akıbetine ulaşacaktır!

“Yine bir hadis-i şerifte şu gerçek aktarılmaktadır:

“Sizden hiç kimse yok ki; şu anda cennetteki ve cehennemdeki yeri (Allah tarafından bilinip) yazılmamış olsun… Ancak siz (üstün yaratılış gayeniz ve göreviniz gereği Hakk ve hayır yolunda) çalışıp çabalayın. Ama herkes (ve her şey) ne maksatla yaratılmış (aklını, vicdanını, imkân ve fırsatlarını hangi yolda kullanmış) ise ona muvaffak ve müyesser kılınacaktır!” (Buhari, Kader, 4)

Başka bir hadis-i şerifte şu çarpıcı gerçekler anlatılmaktadır:

“Bazı kimseler bir ömür boyu (zahiren) ibadet ve istikamet üzere çalışıp çırpınır. (Ama niyeti ve tıyneti bozuk ve karanlıktır. Allah’ın rızası yerine dünyalık arzuları ağır basmaktadır.) Ve sonunda itiraz ve isyankârlığa kalkışıp hidayeti kararmaktadır!” (Müslim, Kader, 8)

İsrâ Suresi 15. ayeti bu konuda hepimizi uyarmaktadır:

“Kim (hidayete uyar) doğru yolu (arayıp) bulursa, kendisi için (Hakkı ve hayrı) bulmuş olacaktır. Kim de (nefsine ve iblise kapılıp) sapıtırsa kendi zararına sapıtmış olacaktır. Günahkâr olan hiç kimse bir başkasının günah yükünü taşımayacaktır. (Ve zaten) Biz, (aydınlatıcı ve uyarıcı) bir Resul (elçi ve davetçi) göndermedikçe (hiçbir kavme ve kişiye asla) azap edici olmayız (kendilerini sorumlu tutmayız).”  (İsrâ: 15)

Her şeyin en doğrusunu bilen Cenab-ı Allah şu gerçeği hatırlatmaktadır:

“(Ey Nebim!) Kesin olarak biliyoruz ki, onların söyledikleri Seni gerçekten üzüyor. Doğrusu onlar Seni yalanlamıyorlar, ancak o zalimler (inatla ve şeytanlık damarıyla) aslında (inkâr ve nifak kastıyla) Allah’ın ayetlerine başkaldırıyorlar. (İtiraz ve isyanları bundandır. Ve asıl düşmanlıkları Banadır!) [Her asırda; Hz. Peygamberi ve Onun izindeki İslam tebliğcilerini yalanlayan kimse; aslında Allah’ın ahkâmına kin tutmakta ve gerçeği fark ettiği halde ısrarla saldırıp çok inatçı Yahudiler gibi “cühud”luk, yani çıfıtlık ve fesatçılık yapmaktadır.] (En’am: 33)

Allah (CC) bir kişiyi cennetlik veya cehennemlik yazdığı için öyle olmamaktadır; aksine onun hangi amelleri hangi gayelerle işleyeceğini ve müstahak olduğu neticeyi bildiği için öyle yazmıştır!

Bu durum bir hadiste şöyle açıklanmıştır:

“Bir çocuk anne karnında 4 aylık (120 günlük) olduktan sonra kendisine ruh üflenir ve ilgili meleğe onunla ilgili (Allah aklını ve fırsatlarını hangi yönde kullanacağını ve hangi sonuçlara ulaşacağını bildiği için) şu dört şeyi yazması emredilir: 1- Rızkı, 2- Eceli, 3- Ameli ve 4- Said (iman ve cennet ehli) veya Şaki (inkâr ve cehennem ehli) olduğu (kayda geçirilir). Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah’a yemin ederim ki, sizden bir kimse cennete bir arşın (adım) yaklaşıncaya kadar saadet ehlinin amelini işler (ama gayesi ve gayreti Allah için olmadığından) sonunda kitap (Allah’ın kader bilgisi kayıtları) ona galip gelerek ateş ehlinin (niyet ve) ameline dönüp cehenneme girer.

Ve yine sizden bir kimse cehenneme bir arşın (adım) yaklaşıncaya kadar ateş ehlinin amellerini işler (ama sonunda; iman olgusu ve vicdan duygusu ağır bastığından dolayı pişmanlıkla tevbe eder) ve Kitabı (Allah’ın ezeli ilmiyle yazdığı kader kayıtları) üstün gelerek cennetliklerin amelini işlemeye döner ve oraya girer.” (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi Kader bahsi)

Materyalist (Maddeci ve Menfaatçi) Batı Medeniyeti Artık Tıkanmıştır!

“Şimdi Arizona Üniversitesi’nde ve Amerika’da birçok üniversite Şubat 2014 yılında bir araya geldiler ve pozitivist bilim anlayışının sınırlarını tartıştılar. Nasıl ki Aristoteles’in bilim anlayışı Newton’a kadar devam etti. Newton, Aristoteles’in bilim anlayışını tahtından indirdi. Ama Newton’un bilim anlayışı bütün başarısına ve görkemine rağmen 1920’lerin sonunda, 30’ların başında kuantumla ilgili sorunlara cevap getiremedi. Her şeyin katı madde olmadığını, sürekli böyle değişken bir enerji boyutlarının, çekim alanlarının bulunmasını, ancak kuantum fiziğiyle izah edebilirler.

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

Yorum Yap

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi