Anasayfa » TÜRKİYE-GENÇLİK NEREYE?!

TÜRKİYE-GENÇLİK NEREYE?!

Yazar: yonetici
0 Yorum 134 Görüntüleyen

        

           Yapılan Araştırmalardaki Çarpıcı Sonuçlar
     TÜRKİYE-GENÇLİK NEREYE?!

 

Üniversite öğrencilerinin çok farklı
gerekçelerle kızlı erkekli aynı evlerde yaşamaları, üniversitelerin büyük
şehirlerde olduğu dönemlerde bilinen, fakat gündeme gelmeyen, en azından
siyasetin gündeminde yer almayan bir konuydu. Sosyal problem haline gelmediği
için büyük şehrin yoğunluğu ve yorgunluğu içerisinde toplumun tepkisini
çekmiyordu. Üniversite, sayısı artıp Anadolu’ya, özellikle, küçük şehirlere
yayılmaya başlayınca, bu hayat tarzı dine, ahlaka ve geleneksel değerlere daha
sıkı bağlı olan yöre halkını rahatsız etmeye başladı. Mahalle kültürünün bir
kontrol mekanizması olarak görev icra ettiği bu şehirlerin mensupları,
üniversite öğrencilerinin kızlı erkekli aynı evlerde yaşamalarına itiraz ederek
seslerini yükselttiler. Konu, siyasetin gündemine düşünce, konunun
tartışılması, hayat tarzına, özel hayata müdahale ekseninde şekillenmiştir. Bu
noktada önemli olan, konunun sosyolojik durumunun ne olduğu ve bu ülkede böyle
bir hayat tarzının neden yaygınlaşıp tehlike boyutuna ulaştığıdır. 
Bu hayat tarzının meşruiyet kazanmaya başlamasında, gençlerin temel değerler
konusunda bir kırılma yaşayıp yaşamadığı anlaşılmadan sorunun çözülmesi mümkün
değildir. O nedenle geçen yazıda, değerlerin ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı,
önemi ve değerleri koyma hakkının kime ait olduğu üzerinde durmuştuk. Burada,
SEKAM’in Türkiye’deki gençlikle ilgili yaptığı saha araştırmasına ilişkin
verilerden yararlanarak gençliğin aile değerlerine bakışını ele alıp
inceleyeceğiz.


Aile Değerleri


Aile, toplumun devamını sağlayan; bireylerin kimlik ve kişiliklerinin
oluşmasında, toplumsallaşıp topluma uygun üyeler haline gelmelerinde
alternatifi olmayan özel örgütlü, çok önemli bir grup, bir birlik, bir
topluluk, bir yapı ve bir kurumdur. Ferdin toplumla teması, doğuşuyla katıldığı
ailesi aracılığıyla ve ailesinde başlamaktadır. Çocuk ile ailesi arasında
başlayan etkileşim, çocuğun o topluma uygun bir üye oluşuna imkân sağladığı
gibi, ferdin ailesi tarafından eğitilip-öğretilmesi de toplumun sürekliliğine
katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla aile, ferdin kişiliğinin inşa olunduğu yer
olup toplumun yapıtaşıdır. Toplumun temeli olan ve bir erkek ile bir kadının
evlenme kararlarıyla/anlaşmalarıyla başlayan aile, toplumsal meşruiyete dayanan
beraberlik üzerinde şekillenerek fonksiyonlarını yerine getirmeye başlar.
Ailenin neslin devamını sağlama, nesli koruma, toplumsallaştırma, fizyolojik
bazı ihtiyaçların karşılanması, cinsel davranışın düzenlenmesi, psikolojik
tatmin, kültür aktarımı, ekonomik dayanışma, eğitim, sevgi ve arkadaşlık
inşası, toplumsal statü sağlama, kişilik inşası, kimlik inşası gibi çok önemli
fonksiyonları bulunmaktadır. Üniversite öğrencilerinin kızlı erkekli olarak
aynı evde yaşamaları, ailenin neslin devamını sağlama, nesli koruma ve cinsel
davranışı düzenleme fonksiyonları ile doğrudan ilgilidir. 
Her toplumun dinî, kültürü ve hukuk sistemi, o toplumdaki fertlerin cinsel
ihtiyaçlarını tatmin etmelerinin yol ve yöntemini belirlemiştir. Aile kurumu,
bu bağlamda alternatifsiz bir konumda yer almaktadır. Nikâh, aileyi oluşturan
ve cinsel hayatı düzenleyen bir anlaşma/sözleşme ve toplumsal bir beyan olarak
devreye girmektedir. Nikâh, toplumun onayladığı bir birlik akdi ve ilanı
demektir. Toplumdan topluma uygulanış şekli farklılaşsa bile nikâh her zaman
var olmuş, aileyi başlatan, cinselliği düzenleyen bir kurum olarak varlığını
koruya gelmiştir. O nedenle nikâhsız yaşama/birliktelik doğal aile yapısı
olmayıp gayrı meşru bir hayat tarzıdır.
Üniversiteli kız ve erkeklerin aralarında hiçbir nikâh akdi olmadan, üstelik
grup halinde aynı evde yaşamaları, doğrudan doğruya aile değerleri ile alakalı
bir durumdur. Üniversite gençlerinin böyle bir hayat tarzını benimsemeleri,
dini, ahlaki, geleneksel ve aile değerleri ile doğrudan bağlantılıdır. Üniversiteli
gençlerin aileye, aile değerlerine, evlilik kurumuna, zinaya, çapkınlığa,
cinsel ilişkiye yükledikleri anlam, anlaşılmadan kız ve erkek birlikte
yaşamalarının nedenini anlamak mümkün olmayabilir. Üniversiteli Gençlerin Aile
Değerlerine Bakışı 


SEKAM’in Gençlik araştırması kapsamında gençlere, aile kurumu, önemi, evliliğin
anlamı, nikâh ve cinsellik ile ilgili birçok soru sorulmuş ve bu soruların,
farklı değişkenlere ve farklı sorulara göre çapraz sorgulaması yapılarak
gençliğin aile değerlerine bakışı ortaya konmaya çalışılmıştır (Tablo 1-
Tablo12.)
Üniversiteli gençlerin uğrunda en çok mücadele etmeye değer şeyler arasında,
aile/Çocuklar/gelecek nesiller (birinci tercih düzeyinde), %18’lık bir oranla
ikinci sırada yer almaktadır (Tablo 1). Aile, ancak üçüncü tercih düzeyinde
%20’lık bir oranla birinci sırada önemli olmaktadır. Gençler açısından
Özgürlüğün birinci derecede önemli olması ile üniversiteli gençlerin kız ve
erkek olarak aynı evde yaşamaları arasında bir bağlantı bulunmaktadır.
Üniversiteli olmayı, özgür olmak olarak anlayan yeni neslin, kısıtlayıcı
şartlara ve ortamlara tepki vermesinin, özgürlüğe yüklenen anlamla yakın
alakası vardır. Bununla beraber, Gençlerin %78’i evliliği önemli ve gerekli
görmekte; %85’i ise evliliğe “modası geçmiş bir kurum” olarak
bakmamaktadır(Tablo 2-Tablo 3). Bu iki soruya verilen cevaplardan hareketle
gençlerin %15- %22 arasında değişen bir kesiminin aileyi önemsemediğini ve
modası geçmiş bir kurum olarak gördüğünü söyleyebiliriz.


Tablo 1: Uğrunda En Çok Mücadele Etmeye Değer Şeyler
      
Değerler                             
1.Tercih            
2.Tercih 3.Tercih
                                          
Sayı % Sayı % Sayı %
Özgürlük/Barış/Eşitlik       
2177 39,9 786 15,4 504 10,1
Adalet/Hak/Hakikat                   
820 15,0 1593 31,3 706 14,1
Meslek/Kariyer                   
396 7,3 520 10,2 701 14,0
Aile/Çocuklar/Gelecek        
988 18,1 1151 22,6 990 19,8
Para/Ekonomik İmkânlar        
169 3,1 343 6,7 622 12,4
Din/Ahlâk
                                
752 13,8 544 10,7 927 18,5
Tuttuğum Spor Kulübü        
30 0,5 30 0,6 120 2,4
Sevgilim
                                          
124 2,3 125 2,5 440 8,8
Tablo 2: Evliliğin önemine ilişkin görüşler
Evlilik Hakkındaki Görüşünüz Nedir?
                                                           
SAYI  %
Evlilik önemli ve
gereklidir                        
4028 77,9
Modası geçmiş bir kurumdur/Gereksiz 115 2,2
Esarettir                                               
150 2,9
Olsa da olur, olmasa
da                        
877 17,0
Toplam                                               
5170 100,0
Tablo 3: Evlilik Modası geçmiş bir kurum mudur?
“Evlilik Modası Geçmiş Bir Kurumdur”
                                   
SAYI %
Kesinlikle katılıyorum 194 3,8
Katılıyorum                        
269 5,3
Kararsızım                        
305 6,0
Katılmıyorum                        
1538 30,1
Kesinlikle katılmıyorum 2804 54,9
Toplam                        
5110 100,0
Araştırma kapsamında evli gençlere yöneltilen Evlenirken hangi nikâhı
kıydırdınız? sorusuna gençlerin %95’inin hem resmi ve hem de dini nikah olmak
üzere iki nikahı da birden kıydırmış olması gençlerin, nikaha verdikleri önemin
ve yükledikleri dini boyutun bir göstergesidir. Gençler nikâhla ilgili bu
tutumları ile nikâha kutsallık yüklemişlerdir. 
Üniversiteli gençlerin kızlı erkekli aynı evde yaşamalarını değerlendirebilmek
için gençlerin, zinaya nasıl baktıkları, ne anlam yüklediklerini bilmek yararlı
olacaktır. Gençlerin %85’i, zinayı nikâhsız cinsel ilişki olarak, %13’ü de
zinayı, tecavüzle karıştırarak, nikâhsız zorla cinsel ilişki olarak
tanımlamıştır (Tablo 4). Dolayısıyla gençler yaklaşımları ile rızaya dayalı
nikâhsız cinsel ilişkiyi, zina olarak değerlendirmişlerdir. Bu, sıhhatli bir
yaklaşımdır ve sevindiricidir.
Tablo 4: Zina Nedir?
Zinanın
Anlamı           
Sayı %
Nikâhsız
Cinsellik           
4572 85,4
Eşler Arası Zorla İlişki 85 1,6
Nikâhsız Zorla
İlişki            
695 13,0
Toplam                        
5352 100,0
Zinayı bu şekilde tanımlamış ve benimsemiş olan gençlerin, özü aynı, şekli
farklı aşağıdaki sorulara/yargı cümlelerine verdiği cevaplarda, kafasının
karışık olduğu anlaşılmaktadır:
Evlilik Öncesi Cinsel İlişki Konusunda Görüşünüz Nedir?
Çapkınlık size göre ne ifade ediyor? 
Bekâr kişilerin cinsel ilişkileri konusunda ne düşünüyorsunuz? 
Bekârların cinsel ilişkileri yasalar açısından suç olmalı mı?
Evli kişinin bir başkasıyla cinsel ilişkisini nasıl değerlendirirsiniz?
Evlenmeyi düşündüğünüz kişinin birisiyle cinsel beraberliği olduğunu öğrenirseniz
ne yaparsınız?
Erkeğin bekâreti önemli değildir, önemli olan evlendikten sonraki sadakatidir.
Kadının bekâreti önemli değildir, önemli olan evlendikten sonraki sadakatidir.

Gençlerin %65’i Evlilik öncesi cinsel
ilişkiye karşı çıkmakta, %20’si erkekler için kabul edip kızlar için kabul
etmemekte, %12’si her iki cins içinde normal kabul etmektedir (Tablo 5). Bu
sonucu destekleyen bir başka bulgu, çapkınlığa olan bakıştır. Gençlerin %62’si,
her iki cins için de çapkınlığa karşı çıkmakta, %24’ü erkekler için kabul edip
kızlar için kabul etmemekte, %14’ü her iki cins için de normal kabul etmektedir
(Tablo 6). 
Gençlerin zina anlayışında, kişinin bekâr olup-olmamasının önemli bir kıstas
olduğu, konu ile ilgili sorulan sorulara verilen cevaplardan ortaya çıkmaktadır.
Gençlerin %43’ü, bekârların evlilik dışı cinsel ilişkilerinin yasalar açısından
suç kabul edilmesini beyan ederken, %78’i de evlilerin evlilik dışı cinsel
ilişkilerinin yasalar açısından suç kabul edilmesini beyan etmektedir (Tablo 7,
Tablo 8). Bu sonuçlar, bir boyutu ile sevindirici bir boyutu ile de üzücüdür.
Sevindiricidir çünkü gençlerin kahır ekseriyeti evlilik kurumunu önemsiyor;
üzücüdür önemli bir kesiminin zinaya yükledikleri anlam, evli veya bekâra göre
değişmekte ve çifte standart kullanılmaktadır.


Tablo 5: Evlilik öncesi cinsel ilişki
Evlilik Öncesi Cinsel İlişki Konusunda Görüşünüz Nedir? %
                                                                                   
SAYI %
Hem erkek hem de kız için kesinlikle kabul edilemez 3438 65,1
Erkek için kabul edilebilir ama kız için kabul edilemez 1074 20,3
Hem erkek hem de kız için normal
karşılanmalı            
637 12,1
Diğer                                                                                   
134 2,5
Toplam                                                                       
5283 100,0
Tablo 6: Çapkınlığın değerlendirilmesi
Çapkınlık size göre neyi ifade ediyor?
                                                                       
SAYI  %
Erkek için normal-kadın için kabul edilemez 1302 24,1
Erkek ve kadın için
normal                                   
750 13,9
Her iki cins için de kabul
edilemez                       
3357 62,1
Toplam                                                          
5409 100,0
Tablo 7: Bekârların cinsel ilişkileri yasalar açısından suç kabul edilmesi
Bekârların cinsel ilişkileri yasalar açısından suç olmalı mı?
                
SAYI  %
Evet                
2297 42,8
Kararsızım     1184 22,1
Hayır                
1883 35,1
Toplam     5364 100,0

Tablo 8: Evli kişinin bir başkasıyla
cinsel ilişkisinin yasalar açısından suç kabul edilmesi
Evli kişinin bir başkasıyla cinsel ilişkisi yasalar açısından suç olmalı mı?


                 
SAYI %
Evet                 
4181 78,0
Kararsızım     
574            
10,7
Hayır                
602           11,2
Toplam     5357 100,0
Bekâret konusunda da benzer bir tavırla karşılaşılmaktadır. Bekâret konusunda
gençlerin önemli bir kesimi, cinsiyete bağlı olarak düşünmekte ve çifte
standartçı bir yaklaşım sergilemektedir. Erkeğin bekâreti önemli değildir,
önemli olan evlendikten sonraki sadakatidir görüşüne gençlerin %57’si destek
verip, %30’u karşı çıkarken; Kadının bekâreti önemli değildir, önemli olan
evlendikten sonraki sadakatidir görüşüne gençlerin %23’ü destek verip, %64’u
karşı çıkmaktadır. Aynı eylem türünün cinsiyete bağlı olarak bu denli
değişmesi, kadının bekâretini önemseyen ama erkeğin bekâretini önemsemeyen ve
erkeğin evlilik dışı ilişkisini çapkınlık adı altında bir şekilde onaylayan
yanlış, çarpık bir yaklaşımın, gençler tarafından da paylaşıldığı anlamına
gelmektedir. Daha da ilginç olanı kadın bekâretiyle ilgili bu soruya
yaklaşımda, katılımcıların cinsiyetlerine göre önemli bir farklılık göstermemiş
olmasıdır.


Tablo 9: Erkeğin bekâreti önemli değildir, önemli olan evlendikten sonraki
sadakatidir
                                   
SAYI  %
Kesinlikle katılıyorum 1495 29,1
Katılıyorum                        
1426 27,8
Kararsızım                        
697 13,6
Katılmıyorum               
  659 12,8
Kesinlikle katılmıyorum  855 16,7
Toplam                         
5132 100,0
Tablo 10: Kadının bekâreti önemli değildir, önemli olan evlendikten sonraki
sadakatidir
                                            
SAYI %
Kesinlikle katılıyorum        
583 11,3
Katılıyorum                         
621 12,0
Kararsızım                          
667 12,9
Katılmıyorum                         
1077 20,8
Kesinlikle katılmıyorum       
2224 43,0
Toplam                               
5172 100,0

Gençlerin bazı kesimlerinin, aile
kurumunun amacı ve aile değerleri ile ilgili bu temel yaklaşımı, genelde
gençlerin, özelde, üniversiteli gençlerin kızlı erkekli aynı evde yaşamalarında
bir sakınca olmadığı gibi bir sonucun doğmasına sebebiyet vermektedir. Nitekim
konu çerçevesinde gençlere yönetilen “Genç bir kız ile erkek istedikleri
şartlarda aynı evde yaşayabilirler” ve “Üniversite öğrencilerinin kızlı-erkekli
aynı evlerde yaşamaları kendilerinden başka hiç kimseyi ilgilendirmez”
şeklindeki iki soruya verdikleri cevaplar (Tablo 11, Tablo 12), bu düşüncemizi
teyit etmektedir.
“Genç bir kız ile erkek istedikleri şartlarda aynı evde yaşayabilirler”
sorusuna verilen cevaplar gözden geçirildiğinde (Tablo 11), toplamda %23’lük
bir kesimin, genç bir kız ve erkeğin istedikleri şartlarda aynı evde
yaşamalarını onaylamakta, %15’i de kararsız davranmaktadır. Tedbir alınmadığı
takdirde kararsız olanların, gelecekte bu durumu onaylama ihtimali çok
yüksektir. Bu durumda, yaklaşık %38 civarında bir kesim, evli olmayan genç kız
ve erkeklerin aynı evi istedikleri gibi paylaşabileceklerini onaylayacaklardır.
Bu da, gençlerin önemli bir kesiminde, geleneksel aile değerleri, namus
anlayışı ve nikâhın önemiyle ilgili önemli bir değişimin meydana
geldiğini/geleceğini göstermektedir.


Tablo 11: “Genç Bir Kız İle Erkek İstedikleri Şartlarda 
Aynı Evde Yaşayabilirler” Görüşünü Değerlendirme
Katılım
Düzeyi                  
Sayı %
Kesinlikle Katılıyorum      389 7,5
Katılıyorum                        796 15,4
Kararsızım                         
775 15,0
Katılmıyorum                      1455 28,2
Kesinlikle Katılmıyorum     1752 33,9
Toplam                             
 5167 100,0
 “Üniversite öğrencilerinin kızlı-erkekli aynı evlerde yaşamaları
kendilerinden başka hiç kimseyi ilgilendirmez” yargı cümlesini değerlendirme
tarzları dikkate alındığında, gençlerin, %36’lık bir kesimi, farklı düzeylerde
de olsa bu yargı cümlesine katılmakta; %13’luk bir kesiminin de kararsız
kaldığı görülmektedir (Tablo 12). Olumlu bir zihniyet değişimi olmadığı
takdirde, gelecekte, kararsızlar da kızlı erkekli üniversite öğrencilerinin
aynı evde kalmalarını onaylayacakları gerçeğini göz önüne aldığımızda, bu oran
%49’lara yükselecektir. Bu da, gençliğin yarısının, zinaya giden yolları ve
zinayı meşru görmeye başlayacağı ve aile kurumunun buna bağlı olarak çökeceği
anlamına gelecektir. 
Tablo 11 ve Tablo 12 karşılaştırıldığında gençliğin önemli bir kesiminde
meşruiyet kavramının muhataba, faile göre değiştiği görülmektedir. Genç bir kız
ve erkek için gayrı meşru olan bir fiilin, üniversite öğrencileri söz konusu
olduğunda meşruiyet kazanmış olmasıdır. Bu çifte standartçı yaklaşım, gençliğin
önemli bir kesiminin genetik kodlarına sinmiş gibidir.
Tablo 12: Üniversite Öğrencilerinin Kızlı-Erkekli Aynı Evlerde Yaşamalarını
Değerlendirme
“Üniversite öğrencilerinin kızlı-erkekli aynı evlerde yaşamaları kendilerinden
başka hiç kimseyi ilgilendirmez”
Katılım
Düzeyi                       
Sayı %
Kesinlikle
Katılıyorum           
805 15,6
Katılıyorum                            
 1037 20,2
Kararsızım                               
679 13,2
Katılmıyorum                           
1147 22,3
Kesinlikle
Katılmıyorum          
1477 28,7
Toplam                                      
5145 100,0
Sonuç: Kafası Karışık Bir Nesil
Yukarıdaki sorulara verdikleri cevaplar, gençlerin doğrudan ve dolaylı bir
şekilde aile kurumundan ve zinadan ne anladığını ve zinanın mahiyetini nasıl
algıladıklarını ortaya koymaktadır. Gençliğin önemli bir kısmının, aile
değerleri konusunda ciddi bilgi eksikliğine sahip olduğu ya da aile değerlerine
karşı duyarsızlaştığı söylenebilir. Gençlerin belli konulardaki düşünceleri
muhataba, faile göre değişmekte, konunun mahiyeti, muhtevası göz önüne
alınmamaktadır. 
Bugün Türkiye’de tartışılan vaka, bir sonuçtur, sebep değildir. Ana sorun,
Lozan’da, Türkiye’deki sistemin ve devlet yapısının, Hayım Nahum doktrinine
göre Batı kültür ve medeniyet değerleri üzerine kurulması ile başlamıştır. O
tarihten bu yana İslam kültür ve medeniyetine göre şekillenmiş bir milletle
Batı kültür ve medeniyetine göre şekillenmiş sistemin kavgası vardır. Bu kavga,
zaman içerisinde genç nesiller üzerinde şizofren etkisi yaparak, melez
değerlerin ve melez bir kimliğin oluşmasına sebebiyet vermiştir.
Tedbir alınmadığı takdirde, Aile değerleri konusundaki bu kafa karışıklığı veya
duyarsızlık, gelecekte daha derinleşecek ve çok daha büyük sosyal, toplumsal
sorunlara neden olabilecektir.
Not: SEKAM’ın Türkiye Gençlik Araştırması raporu, 30 Kasım 2013 Cumartesi günü,
İstanbul Ticaret Üniversitesi Eminönü yerleşkesinde Kamuoyuna sunulacaktır.
Kaynaklar
SEKAM, Türkiye’de Gençlik, Gençliğin Özellikleri, Sorunları, Kimlikleri ve
Beklentileri, İstanbul, Eylül, 2013.
SEKAM, Üniversite Öğrencilerinin Hayat Tarzı ve Toplumsal Değerler, İstanbul,
Kasım, 2013.

 























BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi