Anasayfa » TSK’nın Suriye müdahalesinden Oğuzhan Asiltürk Niye Gocunuyordu?

TSK’nın Suriye müdahalesinden Oğuzhan Asiltürk Niye Gocunuyordu?

Yazar: yonetici
0 Yorum 249 Görüntüleyen


Peki, TSK’nın Suriye müdahalesinden Oğuzhan Asiltürk niye gocunuyordu?

TSK’nın başlattığı ve başarılı sonuçlar alıp takdir kazandığı, emperyalizmin kukla şebekeleri PKK ve IŞİD’in kesinlikle engel olmaya çalıştığı ama patronları ABD ve İsrail’in bile mani olamayıp güya desteklemek zorunda kaldığı Suriye-Cerablus operasyonuna, ne hikmetse Oğuzhan Asiltürk de şiddetle karşı çıkıyordu!

“Bu olay, Türkiye’nin Amerika’yla, İsrail’le birlikte Üçüncü Dünya Savaşına girecek bir olayın içine fiilen karışmasıdır. Çok uzun bir sınır vardır, girilen sadece bir noktasıdır. “Efendim bir koridor açılacakmış, ona mani olacağız!” boş laftır… Bunun Türkiye’ye ne getireceğini sonradan herkes de görüp anlayacaktır… Bizim bu ortamda tarafsız ama kendimizi koruyacak bir strateji takip etmemiz lazımdır. Efendim “Şey, havan mermisi düşüyor filan.” Hâlbuki bunlar Türkiye’yi tehdit etmiyor, hiçbir şey de yok. Gereken de yapılıyor ve karşılık da veriliyor. Yani, milletle “Yav, çok büyük bir tehlike altındayız” demek yanlıştır… Öyle paldır küldür “Efendim biz şunları şöyle halledeceğiz” diye bir başka ülkenin sınırlarına böyle fiili müdahale kolay bir karar olmamalıdır, bu yanlıştır… Bu işi yani çocuğa söyleseniz kabul etmez. Türkiye’nin şu andaki durumu çok kritik bir durumdur. Ortadoğu’da, Amik Ovası’nda Peygamber Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam Hazretlerinin bildirdiği bir büyük çatışmaya gidiliyor. Türkiye burada ne kadar kendini koruyacak şekilde hareket ederse o Türkiye lehine olur”[1] diyen Oğuzhan Asiltürk hem gerçekleri çarpıtıyor, hem de tehlikeyi hafife alıyordu.

Oysa Suriye ve Irak sınırımızda ortalık duruluncaya ve taşlar yerine oturuncaya kadar, TSK’nın 10-15 kilometre derinlikte bir Güvenli Bölge oluşturmasıyla; Türk askerinin ABD’nin keyfi için Suriye içlerine kaydırılması çok farklıdır. Yıllardır yazıp uyardığımız gibi, birincisi mutlaka lazımdır, ihtiyaçtır; ama ikincisi batağa saplanmaktır, Haçlıya hizmetkârlıktır. Oğuzhan Asiltürk bu iki yaklaşımın farkını anlamayacak kadar feraset mahrumu değilse, neyin endişesini duymaktadır?

Yukarıdaki talihsiz sözleriyle Oğuzhan Asiltürk hem bu operasyonların perde arkasını ve amaçlarını kavrayamamakta, hem de bazı olayları kasten çarpıtmaktaydı. Çünkü asıl ve acil tehlike Kuzey Irak Kürt Bölgesinden Akdeniz’e ulaşacak yeni bir Kürt koridoru oluşturmaktı, bu Güneydoğumuzun da oraya iltihakıyla sonuçlanacaktı. İşte TSK bu sinsi ve Siyonist planı bozmak zorundaydı, ve hamdolsun başarmıştı. Üstelik Hazreti Peygamberimizin Amik Ovasında geçeceğini haber verdiği Armegeddon Savaşının hedef tahtasında resmen ve fiilen Türkiye vardı. Böyle kaçmakla kurtulamazdı, tarihi hesaplaşma kaçınılmazdı. Yoksa Oğuzhan Asiltürk Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin, bu savaşı müminlerin ve Türkiye’nin kazanacağı müjdesine ve Aziz Erbakan Hocamızın Siyonist-Haçlı güçlerinin silah sistemlerini etkisiz hale getirecek teknoloji harikası projelerine halâ inanmamış mıydı? Oysa Türkiye bu son Suriye operasyonuyla doğal savunma refleksleri istikametinde, ahlaki ve insani sorumluluklarından da taviz vermeden, prestijli harekâtlara girişebileceğini göstermişti. Çünkü doğru zamanlama ve uygun planlama ile girişilen sürpriz hamlelerle, tarihi ve talihli neticeler üretmek mümkün hale gelmekteydi. Bu harekât göründüğünden daha değerli ve gerekliydi, zira operasyonun teknik başarısının ötesinde siyasi ve diplomatik risk analizleri de titizlikle hesap edilmişti; böylece bölgede geleceğe yönelik kalıcı ve yapıcı bir aktör olma fırsatı da ele geçirilmişti. Demek ki hem iç hem dış politikada ilkesel ve kimliksel gereklerin birbirini beslemesi halinde Türkiye gibi potansiyeli yüksek ülkelerin hiç beklenmedik seferler ve zaferler kazanması içten bile değildir. Artık anlaşıldı ki, her konuda özellikle Milli Savunma hususunda, cesaretli ve haysiyetli, ama elbette dikkatli ve tedbirli davranmak, ama yüksek bir siyaset ve strateji uygulayıp, küresel ve bölgesel denklemin güç aktörleriyle uyuşur görünüp kendi çıkarlarını kollamak ve sağlamak; rakiplerin çıkar çatışmalarından ve aralarındaki çatlaklardan iyi yararlanıp kendi pazarlık gücünü artırmak mümkündür ve münasiptir. Amerika ve Rusya’dan, hiç birisine bağımlı olmadan, ama milli çıkarlar doğrultusunda mevcut bağlarını da koparmadan… Ve yine İran’la da bu tarihi ve stratejik yakınlık ve alâkadarlığını bozmadan; ve tabi bizi biz yapan, farklı ve şanslı kılan İslami ve insani özellik ve yükümlülüklerimizi de asla unutmadan atılacak her akıllı ve kararlı adım, mutlaka mutlu ve onurlu meyveler verecektir.

Oysa 27 Ağustos 2016 tarihli Milli Gazete 10. sahifesinde:“Cerablus’ta ‘Fırat Kalkanı’; IŞİD’E de PYD’ye de Göz Açtırmıyor!”manşetini atıyordu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’nin Halep kentine bağlı Cerablus ilçesinin IŞİD’den temizlenmesine yönelik başlattığı ‘Fırat Kalkanı’ harekatı üçüncü günde de tüm hızıyla devam ediyordu. Askeri harekatta tüm gelişmelerin en yakından hissedildiği Gaziantep’in sınır ilçesi Karkamış’ta ise halk antepfıstığı hasadı yapıyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri, son zamanlarda atılan havan mermilerinin hedefi olan Gaziantep’in Karkamış ilçesinin karşısındaki Suriye’nin Halep kentine bağlı Cerablus ilçesinin IŞİD’den temizlenmesi için askeri harekat başlatmıştı. Sınırı geçen zırhlı birliklerin de katıldığı harekatta Özgür Suriye Ordusu mensupları aynı gün akşam saatlerinde Cerablus’un kontrolünü ele geçiriyordu. Cerablus ilçe merkezi ve batı ile güneyindeki çok sayıda köyün kontrolünü ele geçiren ÖSO mensupları, ilerleyişini sürdürmeye devam ediyordu. Bu arada sınırın Suriye tarafında olan ve gelişmeleri takip eden Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları ise bir süre önce IŞİD’den arındırılan Menbiç bölgesinden Cerablus’a 6 kilometre uzaklıkta terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin silahlı kanadı YPG militanları bulunduğunu İnsansız Hava Araçları ile tespit ediyordu. Bunun üzerine harekatta yer alan zırhlı birlikler tarafından Fırtına obüsleriyle ateş altına alınan bölgedeki YPG’liler etkisiz hale getiriliyordu!

Ve yine Milli Gazete 7. sayfasında ise: “ABD’nin “Fırat Oyunu!”başlığı dikkat çekiyordu!

Sinsi ABD yönetiminin tam destek verdiği PYD için “Fırat’ın doğusuna çekilecekler” sözüne rağmen terör örgütü yeni alanlar kazanmayı çabalıyordu. PYD, ÖSO’nun Cerablus operasyonu sırasında DAEŞ militanlarının kaçışından istifade ederek 7 köyü ele geçiriyordu. ABD yönetimi Suriye’de PKK uzantısı terör örgütü PYD’yi güya Fırat’ın doğusuna geri gönderme güvencesi vermesine rağmen örgüt yeni hakimiyet alanları kazanmaya çalışıyor. PYD’nin hamlelerine Türk Silahlı Kuvvetleri top atışlarıyla karşılık veriyordu. ABD’nin tam desteğiyle 27 Aralık 2015’ten itibaren Fırat Nehri’nin batısında terör örgütü DAEŞ’le mücadele bahanesiyle hakimiyet alanını genişleten terörist PYD, bölgedeki işgalci varlığını güçlendirmeye çalışıyordu. Bazı Arap savaşçılarla birlikte ve ABD’nin hava desteği sayesinde Münbiç ilçesini 12 Ağustos 2016’da DAEŞ’ten alan terörist örgüt, ABD’nin Türkiye’ye verdiği güvencelere rağmen ilçenin kuzey kesimlerine genişlemişti. ÖSO’nun Cerablus’taki ilerleyişi ve DAEŞ militanlarının çekilmesi esnasında, PYD yeniden harekete geçiyordu. Örgüt, Sacu Nehri’nin kuzeyine tekrar geçerek dün Münbiç’in kuzeyindeki Amerinah, Mağara ve Balaban köyleri ile Şamaklı ve Çakmaklı tepelerine ulaşıyordu. Terör örgütü dün de aynı yönde Cerablus’un güneyine doğru ilerleyerek Cub el-Kusa, Debisah ve Ayn Beyda köyleri üzerinden Fırat Nehri kıyısındaki Amarina köyüne ulaşıyor, PYD böylece, dünden bu yana 7 köyü ele geçirmiş oluyordu.

İşte bu gelişmeler üzerine Rus ajansı “TSK’nın YPG’yi vurduğunu” duyuruyordu!

Rus ajansı Sputnik Türkiye’nin savaş uçaklarıyla Cerablus güneyindeki YPG mevzilerini bombaladığını açıklıyordu. TSK’nın Cerablus’a bağlı Tilemarne köyündeki YPG güçlerini toplarla ve savaş uçaklarıyla vurduğu ve terör çetelerinin panikleyip savrulduğu anlaşılıyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kilis sınır hattında konuşlu birliklerinden Fırtına obüsleriyle, Halep’e bağlı Azez ilçesindeki PYD hedeflerine gerçekleştirilen top atışları devam ediyorken savaş uçaklarımız da ABD destekli YPG mevzilerini dağıtıyordu. Böylece Milli Gazete de Oğuzhan Asiltürk’ten farklı ve tutarlı bir yaklaşım sergiliyordu!


TAMAMI İÇİN: http://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/ey-ust-aklin-karsisinda-takla-atanlar-batili-gavurlar-sadece-gucten-anlardi-prof-dr-necmettin-erbakan

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi