Anasayfa » Sn. Boşbakanın Elaziz'ci Candaşları

Sn. Boşbakanın Elaziz'ci Candaşları

Yazar: yonetici
0 Yorum 186 Görüntüleyen

Elazığ Aldatılıyor ERBAKAN Ortak Ediliyor!

AKP’NİN KONGRESİ, BEYİNLERİN KANGRENİ

Sn.
Recep T. Erdoğan, AKP kongresinde: “Mustafa
Kemal’in, Menderes’in, Özal’ın ve Erbakan’ın” 
takipçisi
ve temsilcisi olduklarını açıklarken, iz’an ve vicdanın değil, his ve
heyecanların coşturduğu kalabalıklar duygu seline kapılıyordu. Sn. Boşbakan,
iki yalanı iki doğru ile sıvamaya çalışıyor, Hak ile batılı ustalıkla biri
birine karıştırıp pazarlıyordu. Menderes ve Özal’ın devamı ve aynısı olduğu
doğruydu. Ama hala, Akit’in’den Zaman’ına, Sabah’ından Yeni Şafak’ına bütün
yandaş yazarların ve Elaziz’ci Candaşlarının, Mustafa Kemal’i: “Sabataist (Yahudi dönmesi) hain
ve Süfyani Kafir (Deccalin temsilcisi)” 
sayıp
her fırsatta sataşırken, acaba Recep Bey bütün bunları yalancı çıkarırcasına,
kendi samimi duygularını mı açıklıyordu; yoksa korkaklığından ve ustalaştığı
riyakârlığından dolayı “idarei
maslahatcılık” 
mı yapıyordu?
Eğer Başbakan ve tüm yandaş ve candaşları doğru kanaatlerini yansıtıyorlarsa,
bunu olumlu bir gelişme ve çok geçte olsa Milli Çözüm seviyesine yükselme
olarak değerlendirmek gerekiyordu. Ancak
Yahudi madalyalı Erdoğan’a yalakalık yapmak için 
“Recep Tayyip ERBAKAN” diyecek kadar sapkınlaşan ve “
Başbakan kongre konuşmasında, Avrupa birliğini övmediği için Milli Gazete O’na
kızıp “hadi oradan!” manşetini attı
” diyecek kadar zıvanadan çıkan
zavallıların rüsvay olacakları zaman da yaklaşıyordu.

Boşbakan’ın “Erbakan’ın devamı olmak”
iddiasına gelince… Buna inanmak için:

1 – Önce Rahmetli Erbakan’ın, AKP ile
ilgili çok açık ve net beyanlarını yalanlamak ve Hoca’nın bunlara iftira
attığını ispatlamak lazımdır.

2 – Erbakan’ın bir ömür uğrunda mücadele
ettiği prensip ve projelerini “hevai
ve hamasi girişimler ve boş hevesler”
 olarak
red ve inkâr etmeden, AKP’nin Milli Görüşün devamı olduğunu söylemek, akla
ziyandır, vicdana aykırıdır.

* Çünkü
Erbakan İslam Birlikçisi ve D-8’ci, AKP Avrupa Birliği sevdalısıdır.

* Erbakan faizsiz Adil Düzenci, AKP
sömürücü kapitalizm işbirlikçisi ve Siyonizm madalyalıdır.

* Erbakan, “önce ahlak ve
maneviyatcı”dır, AKP zinayı serbest, domuz etini mübah sayıcıdır. Kısacası
Erbakan’la Erdoğan her konuda biri birinden tamamen farklıdır, ayrıdır ve
aykırıdır.

Milli Gazete yazarı Reşat Nuri Erol’un dediği gibi:“AK
Parti, Adil Düzeni iktidardan uzak tutmak için, (malum güçlerce) iktidarda
tutulmaktadır.”[1]

Hiçbir kuşku ve korkuya
kapılmadan, sağa sola kıvırmadan söyleyelim: Kur’ani hüküm ve hakikatleri inkâr
etmeden, İslami prensiplere ve insani değerlere isyan etmeden, AKP’nin haklı ve
hayırlı yolda olduğunu iddia etmek imkânsızdır. Erdoğan’ı Erbakan’ın devamı ve
hala “dava adamı” saymak, eğer kof hayallerin ve boş temennilerin yol açtığı
bir beyin yanılması değilse, mutlaka kasıtlı bir saptırma ve sahtekârlıktır.

AKP kongresinde “Yolumuz
Erbakan’ın yoludur”
 diyen
Recep Başbakan 11 yıldır ağzına bile almaktan korktuğu Erbakan’ı şimdi çok çiğ
ve çirkin biçimde istismar etmekten sakınmıyordu. Erbakan’ın bütün
fabrikalarını ve bu ülkeye kazandırdıklarını yok pahasına satıp savuran…
Haksızlık ve ahlaksızlığın yaygınlaşmasının önünü açan… Ve daha da beteri Milli
Görüşe ve tarihi projelerine düşman odakların himayesi altında bu tahribatları
yapan ve Hoca’ya hıyanet karşılığı riyaset makamına oturtulan bir insanın,
şimdi kalkıp bu riyakârlık ve istismarı hangi yüzle yaptığını soran Milli
Gazete’nin“HADİ ORDAN!” manşeti
yüreklerimize su serpiyordu.

2 Ekim 2012 tarihli Aydınlık’ta “Milli Görüş Diliyle AKP!”
başlıklı yazısında Mehmet Faraç’ın, Recep Erdoğan’ın, “Erbakan’ın devamı olduğu
iddiasını” yalanlayan ve Milli Görüşle AKP’nin farkını ortaya koyan Milli
Gazete’nin doğru tespit ve tenkitlerini aynen sıraladıktan ve üstelik bunların
hepsinin haklılığına kendisi de katıldıktan sonra, dönüp: “Erdoğan’la aynı marka gömleği
giyenler bunları yazınca keyifle okunuyor”
 diye gayzını kusması ve her fırsatta
AKP’yi Milli Görüşün devamı gibi sunup Erbakan kıcıklığını ortaya koyması,
acaba geri zekâlılıktan mı kaynaklanıyordu; yoksa edep ve erdem noksanlığı mı
onu böylesine şımartıyordu?

Bu arada Mehmet Altan gibi sabataycı kafalı, Milli Görüş ve
İslam kıcıklı adamlar, kötülüyor görünerek AKP’ye puan kazandırmak için “Erdoğan’ın kongre konuşmasıyla,
Milli Görüş iskelesine yaklaştığını”
 uyduruyordu.

Kongrede, Mossad ajanı
ve PKK yandaşı BARZANİ’yi, Sabra ve Şatilla kasabı SAMİR CACA’yı alkışlayan 
kalabalıklar, ne
yaptığını bilmiyordu!

Rahmetli Erbakan Hoca’nın 70 sayfalık giriş bölümünü bizzat
kendisi yazdığı ve önemine sık sık vurgu yaptığı Gizli Dünya Devleti Kitabında, “CIA’yı ve Amerika’yı bile
yönlendiren en etkin ve tehlikeli Siyonist kuruluşların başında gelen MOSSAD’ın
[2] ajanı ve PKK’nın yardımcısı olduğu ve
aslen Kürtleşmiş bir Yahudi ailesine mensup bulunduğu Harun Yahya imzalı
kitaplarda belgeleri ve fotoğrafları ile ortaya koyulan Mesud Barzani, Suriye’nin kuzeyinde yeni bir
Kürdistan oluşumuna destek sağladığını gizlemiyordu. Hatırlayınız, 2007 yılında
PKK’nın Şırnak saldırısı, ardından Dağlıca baskını ile onlarca Mehmetciği
kahpece katletmesi üzerine, TSK’nın Kuzey Irak’a operasyon tartışmaları sırasında: “Eğer sınırı geçerseniz, bunu
savaş sebebi kabul edip, derhal karşılık veririz” 
diye küstahlaşan Barzani için,
Sn. Recep T. Erdoğan: “O
adam haddini aşıyor, terör örgütüne yataklık yapıyor ve zaten bizim muhatabımız
sayılmıyor”
diye hava atıyordu. Ama işte o Barzani, sonra Devlet Başkanı
statüsüyle Türkiye’de defalarca ağırlanıyor ve şimdi AKP kongresinde“Türkiye
seninle gurur duyuyor!” 
diye
çılgınca alkışlanıyordu… Evet akıl ve vicdanlarına kilit vurulmuş, his ve
heyecanları coşturulmuş kalabalıklar, ne yaptıklarını bilmiyordu!..

Aynı Kongrede Hamas Lideri Halid Meşal’in
yanında, Siyonist Yahudilerle beraber, Sabra ve Şatilla kamplarına baskın
yapıp, çocuk kadın binlerce mazlum Filistinliyi katleden Lübnanlı Hristiyan
Falanjistlerin bu günkü lideri EMİN CEMAYEL’de coşkuyla alkışlanıyordu!..
Yetmez, aynı şuursuz ve sorumsuz alkışlar, o katliamlarda ŞARON canisiyle
birlikte, Falanjist kafirlerin çete reisi olan ve şimdi AKP’nin onur konuğu
olarak kongreye çağrılan SAMİR CACA da nasibini alıyordu!?.

———————————————————————————————–

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyordu:

“Andolsun biz cehennemi (dünyada zilleti,
ahirette azap ve zahmeti) insanların bir çoğu için yaratıp hazırladık. Ki
onların kalpleri var, (ama) bununla (gerçeği) kavrayıp akletmezler; gözleri
var, (ama) bununla (hakikati) görmezler; kulakları var, (ama) bununla (hak
daveti ve hikmeti) işitmezler. İşte bunlar, (aynen) hayvanlar gibidirler, hatta
daha da sapık ve şaşkın vaziyettedirler”
(Araf suresi. 179.Ayet)

——————————————————————————————–

Numan Kurtulmuş, daha
önce tükürdüklerini şimdi yalıyordu!

Şaşalı Kongrede AKP MKYK’ya seçilen eski Has Parti Genel Başkanı
Numan Kurtulmuş bakın daha önce Erdoğan ve iktidarına yönelik neler
yuvarlamıştı:

Arap Baharıyla ilgili:

– ABD, Fransa ve müttefiklerin yaptıkları operasyon, Kaddafi’yi
indirme operasyonu değildir, Libya’nın kaynaklarını ele geçirme operasyonudur.”

– Türkiye hangi hakla, Libya halkının yanında değil de maalesef
bu saldırının yanında yer alacaktır? Anlamak mümkün değildir.”

– Aynı Saddam’ı sildikleri gibi. Korkarız ki, Libya fiilen ikiye
bölünecek. Böyle bir programlamanın olduğunu da görüyoruz.”

BOP’la ilgili:

“Şimdi Sayın Başbakan, Cidde’de bir şey söylüyor, Dışişleri
Bakanı Ankara’da başka bir şey söylüyor. Ortaya konulan bu dış politika
zaaflarıyla Türkiye diplomasi tarihine, dış politika tarihine de belki yeni bir
kavram kazandırmış oluyor, buna reel politika demezler, derlerse dream politika
yani rüya, hayal politikası derler.”

NATO’la ilgili:

“Başbakan konuşmalarında ‘NATO’nun Libya’da ne işi var’ diyordu.
Şimdi ben de Sayın Başbakana soruyorum. NATO’nun orada ne işi var? Türkiye’nin
NATO’da ne işi var? NATO’nun bu operasyonda ne işi var? Libya’ya müdahale
taleplerine sert çıkmış ‘Böyle bir saçmalık olur mu?’ demişti. Ben de
soruyorum, böyle bir saçmalık olur mu? Kim sizi bu saçmalık fikrinizden
vazgeçirdi?’’

Kurtulmuş ayrıca, 15 Aralık 2011’de Avusturya’nın başkenti
Viyana’da “Arap Baharı ve Yeni Osmanlıcılık düşüncesi ya da varsayımlar”
başlıklı bir konferansa katılmıştı. Orada da şunları vurgulamıştı:

Arap Baharının dış etkenleri:

Bölge ülkelerinde Soğuk Savaş sonrası yeniden yapılandırma var.

Genişletilmiş BOP’un birinci dönemi bitti, ikinci kısmına
geçildi. BOP’un ikinci kısmı, bölge ülkelerine demokratik rejimlerinin
getirilmesidir.

Büyük İsrail’in önündeki engelleri temizlemek.

Füze kalkanı ve Suriye ile ilgili:

“Füze kalkanı bölgesel ve küresel savaşın ilk adımlarından
birisidir. Hiç gereği yokken çok pis bir savaşın riskini üstümüze aldık.”

“Türkiye’nin Suriye’nin içişlerine hiçbir şekilde fiilen
karışmaması gerekiyor.”

“Yeni Osmanlıcılık Batı’nın kumpası.”

Başkasının çizdiği rolü oynarsanız model değil, fotomodel
olursunuz!

ABD’nin Numan’la ilgili tespitleri:

Dönemin ABD elçisi James Jeffrey 25 Şubat 2010 tarihli WikiLeaks
belgesinde Kurtulmuş’u şu şekilde tarif ediyordu: “Diğer Saadet Partililerden
farklı, İngilizce bilen, ABD’de yaşamış, düşünceli ve cana yakın biri.”

Milli görüşçülere keramet gösterisi: “Kusura bakmayın ben siyaseti
dolambaçlı olan birisi değilim. Düz, ne biliyorsam söylerim. Bizim en büyük
sıkıntımız, aramızdaki sinsi ve gizli AKP’lilerdir.” 
Diyen Numan Kurtulmuş meğer
kendini tarif ediyormuş!

Bunlar hangi yüzle AKP’ye geçiyordu?

Kongre’de MKYK’ya alınarak Ak Parti’ye transfer olan bazı
isimler, yakın geçmişte Erdoğan ve AKP Hükümeti’ne sert eleştirileriyle dikkat
çekiyordu. 10 yıllık iktidar yorgunluğu sonrasında Erdoğan’ın ‘hücre
yenilenmesi” diyerek A Takımı’na transfer ettiği isimlerden Eski Demokrat
Parti Genel Başkanı Süleyman
Soylu
, 2008’de Tokat’ın Turhal ilçesinde AKP’yi çarkıfeleğe benzeterek“Çeviriyorsun,
boş geliyor. Bir daha çeviriyorsun, pas geliyor” 
diyordu.

Soylu, İsrail’in Gazze saldırıları ile ilgili olarak da şunları
söylüyordu: “Sen
Olmert’le görüşüyorsun, ertesi gün bu katliamlar oluyor. Ey Recep Tayyip
Erdoğan, boyun eydin, emir eri oldun, milletin ümitlerini boşa çıkardın. Boyan
döküldü Tayip Erdoğan”

“Bu Hükümetin hakkından ancak Demokrat
Parti gelir. Onların tek becerileri kavga çıkarmak, kaos oluşturmak, milletin
değerleri üzerinden çekişmektir. Yeter artık milletimi bölmesinler, milletimi
ayrıştırmasınlar, milletimin değerleriyle, inançlarıyla uğraşmasınlar”

Numan Kurtulmuş da, geçmişte AKP’ye ve Başbakan Erdoğan’a
sert eleştirilerde bulunuyordu. İşte o sert eleştirilerden birkaç başlık:

“Bizim en büyük sıkıntımız, içimizdeki
gizli ve sinsi AKP’lilerdir!”

“Harun gibi gelip, Karun’a
dönmüşlerdi”

“AKP değişim için geldi, statükocu
kesildi”

“Proje yok, üretim yok. Böyle siyaseti
herkes yapar. Ne diyorlar, ‘aman oylarınızı bölmeyin.’ Korkular üzerinden oy
devşiriyorlar.” “Ak Parti ve CHP oynadıkları demokrasi oyunundan
vazgeçip; ülkeyi sürükledikleri çıkmazı görsünler”

“NATO’nun füze sistemi, İsrail’in
güvenliği içindir”

“Bir taraftan Davos’ta ‘one minute’
diyen, diğer taraftan İsrail’in OECD üyeliğini destekleyen Türkiye’yi, İsrail
bu süreçte ciddiye almaya tenezzül etmedi”[3]

Zeki Ceyhan’ın çarpıcı tespitiyle: “pasif
AKP’liler, aktifleşiyordu!”

AKP Genel Başkanı Erdoğan partisine katılımlarla ilgili olarak
konuşurken “Gerek Süleyman beyi, gerek Numan beyi ve bazı arkadaşlarını “artık partimizin aktif elemanı
olarak görüyoruz”
diye övüyordu. Bu açıklama, söz konusu isimlerin “artık AKP’nin pasif elemanı
olmaktan çıkıp aktif elemanları haline geldiklerini” 
gösteriyordu. Yani bunlar zaten
önceden de aklen ve ahlaken AKP’liydi gerçeği ortaya çıkıyordu. Yıllarca
gönüllerinde AKP çatısı altında siyaset yapmak yatarken sanki “AKP’ye
karşıymış” gibi davranmak zorunda kalan kapaklar döne döne sonunda
tenceresini buluyordu! AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın artık AKP’nin aktif elemanları
olarak gördüğü bu isimler geçmişte sanki “AKP’li değillermiş” gibi
görünmek için kendilerini bir hayli zorluyordu. Ama önünde sonunda herkes
ayarını ve aradığını buluyordu.

Yandaş medyanın ve yalaka yazarların
“Manifesto” diye övdükleri, Başbakanın uzun kongre konuşması ise, “tamamını sıksan, derde derman 1
gram ana fikir çıkmaz”
 cinsinden,
rahmetli Erbakan Hocamızın tabiriyle, tam bir “fasa fiso”ydu. AKP Kongresi daha
önce Amerika’ya ve Oslo’da PKK’ya verilen sözler gereği, Türkiye’yi parçalama
girişimlerine karşı oluşacak tepkiyi törpüleme ve kamuoyunu hazır hale getirme
şovuydu. Ve Recep Bey’in konuşması Manifesto’dan ziyade çok acemi bir şarkı
türkü ve şiir konserini andırıyordu.

Dünyayı yöneten üç Siyonist Yahudi ailesinden biri olan ve
Avrupa banka ve borsalarını elinde tutan Rotschild’lerin bazı özel
toplantılarına çağrılacak kadar onlara yakın olan Milliyet yazarı MasonGüneri
Civaoğlu
 bile AKP kongresini
ve hükümetini hararetle destekleyip alkışlıyor ve Recep beyin kerametini şu
sözleriyle açığa vuruyordu:

“AK Parti ve Japon Modeli:

…Japonya mucizesinin bir nedeni de silahlı
kuvvet beslemeyişiydi. Savunmasını ABD’ye bırakmıştı. Bu muazzam para kaynağını
ekonomiye, teknolojik araştırmalara, eğitime yönlendirmişti. Sanayi
casusluklarını finanse etmişti. Türkiye’nin savunma giderleri ise dik açıyla
tırmanışta <PKK sorunu, düşük yoğunluklu savaştır. Kaynak yutan kara
deliktir.>”[4]

Yani Güneri Civaoğlu “Türkiye’nin bölünmesi
pahasına PKK ile uzlaşmak ve TSK’yı zayıflatmak gerektiğini” savunuyor ve
AKP’nin bu yöndeki cesur adımlarını kutluyordu ve Oslo müzakereleri için
cesaretlendiriyordu.

Terör örgütünü “masa”dan
önce, “hizaya” getirmek gerekiyordu!

Tam bu sırada, Kolombiya 50 yıldır mücadele ettiği FARC (Silahlı
Kolombiya Devrim Militanları) terör örgütüyle ve Oslo’da masaya oturmayı kabul
ediyordu. Ancak, daha önce Venezüella ve Ekvator gibi komşu ülkelerle anlaşıp
FARC’ın bütün ikmal yollarını tıkıyor, destek bağlantılarını koparıyor ve bu
terör şebekesini barış için yalvarmaya mecbur ediyordu. İşte bu süreçte ABD
Yahudi Lobileri hemen devreye girip, Türkiye-PKK görüşmelerine emsal sayılsın
ve meşruiyet kazandırılsın diye, Kolombiya-FARC görüşmelerinin Oslo’da
yapılmasını sağlıyordu.

PKK ile hangi şartlarda
masaya oturuluyordu?

a-  En onurlu ve olumlu
yöntem:

* PKK’yı
doğuran ve mazeret oluşturan ekonomik, sosyal ve kültürel haksızlık ve
yanlışlıkları ortadan kaldırıp, Güneydoğuyu çok yönlü kalkındırmak ve halkımızı
huzura kavuşturmak.

* PKK’yı
kullanıp kışkırtan ABD, AB ve İsrail’e mert ve net tavır almak, ağırlık ve
saygınlığımızı arttıracak ve bize caydırıcılık kazandıracak D-8 örneği yeni
yapılanmalara ciddiyetle sahip çıkmak.

* Bölge
ülkeleriyle de uzlaşıp anlaşıp, PKK’nın Kuzey ırak ve Kandildeki terör
yuvalarını, havadan ve karadan hücum edip bir daha kafasını kaldıramayacak
şekilde darmadağın edip belini kırmaktır. Çünkü terör örgütüyle yapılacak her
türlü müzakere devlet haysiyetimize aykırıdır.

b-  Veya devlet; PKK’yı
bitirme noktasına kadar sıkıştırır, terör örgütünün silahlı gücünü büyük ölçüde
kırmayı başarır, PKK silahları bırakmak karşılığında koparabildiği kadar taviz
almak amacıyla masaya oturmak için yalvarır noktaya taşınır. Bu durumda PKK’nın
TC. devletinin şartlarını kabulden başka çaresi kalmayacaktır.

c-  Yahut, Türkiye PKK ile
başa çıkamamıştır. Terör örgütü devleti çaresiz bırakmıştır. Masaya oturma
talebi devletin acizlik çağrısıdır. PKK silah bırakmayacaktır, devlet örgütün
“federatif” yapı ve bağımsızlık taleplerini kabul ederek masadan kalkacaktır.

d-  Veya, her iki taraf da
birbirine üstünlük sağlayamamıştır. Duruma göre biri birine saldırma veya
savunmada kalma taktikleri sürüp giderken ve BDP Milletvekili Altan Tan’ın
küstahça ifadesiyle, “Azdan
az, çoktan çok giderken”,
 karşılıklı
taviz ve taleplerle anlaşmaya oturulacaktır.

Oysa, Oslo’dan yansıyan dokümanlar “PKK’nın devletin hakimiyetini
kabul ederek masaya oturmadığını” 
ortaya
koymaktadır. Aksine sanki devlet kaybetmiş pozisyonda müzakereye başlamış gibi
bir tavır okunmaktadır. Ve bu süreçte terör eylemleri doruğa çıkmışken AKP’nin
masaya oturmaktan söz etmesi kafa karıştırıcıdır.

Şimdi lütfen, akıl ve
ahlak sahipleri, insaf ve vicdan ehli iyice düşünüp söylesin: AKP hangi
şartlarda, hangi amaçlarla ve hangi güçlerin tezgâhıyla, PKK ile masaya
oturuyordu? Ve işte kongre şovları bunları örtmeyi amaçlıyordu.

 


 

 

 

 

 

 

 

 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi