Anasayfa » SIRITAN SENARYO

SIRITAN SENARYO

Yazar: yonetici
0 Yorum 177 Görüntüleyen

SIRITAN SENARYO..

AKP hükümetiyle bazı askeri yetkililerin, başörtüsü problemi ve
İmam-Hatip meselesi gibi konularda zıtlaşmaları…

Ama ülkemizin geleceğini ve güvenliğini tehdit eden talihsiz gelişmeler
karşısında uzlaşıyor olmaları, halkımızın devlete ve hükümete olan itimat ve
itibarını giderek zedeliyor ve zayıflatıyor…

İlgili ve yetkili makamların, sanki ordumuzun ve devlet onurumuzun
yıprandığını fark etmiyormuş gibi davranmaları da, bizleri ayrıca düşündürüyor?

Şu hale bakın; Bir AKP Milletvekili, hem de Meclis Araştırma Komisyonu
yetkilisi çıkıyor: “Atatürk’ün asker elbiseli resminden, Meclis Muhafız
Birliğinden” rahatsız olduğunu söyleyip efeleniyor Bir komutan ise, AKP
iktidarını ima ederek “irtica ve rejimin yıpratılmasına izin verilmeyeceği”
yolunda açıklamalar yapıyor…

·   Oysa: Dış güçlere dayatılan ve geleceğimizi karartan,
endişe verici gelişmeler karşısında; vurdumduymaz bir ortak tavır takınan,
hatta bu hıyanet kokan gelişmelere kılıf hazırlayıcı açıklamalar yapan, AKP ve
TSK’nın bazı otokrat yetkililerinin, incir çekirdeğini doldurmayan konularda
zıtlaşmaları… Ama, güvenliğimizi ve geleceğimizi dinamitleyen talihsiz
kararlarda uzlaşmaları acaba her iki tarafta da, toplumu ve tabanını oyalamak
için danışıklı dövüş gösterisi mi sahneleniyor? Sorusunu aklımıza getiriyor Ve
yine hiç gereği yokken Sn. Cumhurbaşkanı Sezer’in başörtüsüne çatması… Nur
Sertel ve Sami Evren gibilerin AKP bahanesiyle İslam’a sataşmaları, acaba
ürkütülen Müslümanları AKP’ye yönlendirmek için kasıtlı ve planlı mı
yapılıyor?

Şimdi merak ediyoruz:

·   a- Denktaş pasifize edilerek devre dışı bırakılıp,
Kıbrıs Rumlara teslim edilirken.. Annan planı gereği adadan işgalci diye
askerimiz çekilip, geri kalan bir bölük ise resmi tören dışında hiçbir müdahale
yapamaz hale getirilirken… Ve Annan haritasına göre Kuzey Kıbrıs’ın savunması
artık imkânsız duruma sokulurken..

·   b- Kuzey Irak’ta adım adım Kürdistan kurulurken..

·   c- Kerkük’te, ABD destekli Peşmergeler Türkmenleri
katlederken ve Kerkük yeni bir Kıbrıs haline getirilmeye çalışırken… Hiç
kızmayan ve tavır koymayan…

·   ç- İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu’nun İsrail’le
imzaladığı “İstihbarat İşbirliği” ile bütün milli ve gizli sırlarımız, hatta
MİT teşkilatımız Siyonistlerin hizmetine sunulurken..

·   d- MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, sanki PKK ağzıyla
ordumuza saldırırken..

·   e- Yabancı Elçilik Mensupları,karış karış Anadolu’yu
dolaşıp etnik ve mezhep ayrımcılığını körüklerken, hiç oralı olmayan, üstüne
alınmayan…

·   f- Fatih Kaymakamlığına bağlı bir memur statüsünde
olması gerekirken ve vatana hıyanetten ülkemizden sürülen ama daha sonra Özal
tarafından affedilip geri getirilen Bartholomeuos, ABD’ye gidip BİZANS
sergileri açarken… Ve dünya Yahudi Kongresi Başkanıyla görüşüp “İslami
uyanışa karşı birlikte hareket edeceklerini” açıklarken… Patrikhane ayrı bir
devlet gibi davranıp, Ankara’dan izin bile almadan yabancı papazlar atanırken…

·   g- Kürtçeden sonra Çerkezler ve Ermeniler de bağımsız
dil taleplerini seslendirirken… Ve şu anda MİT’in resmi raporlarına göre,
Doğu ve güneydoğuda tam 3 bin yabancı ajan cirit atarken[1]

·   h- Ve bu sonuca ulaşmak ve kanuni alt yapısını
hazırlamak üzere maalesef AKP ve CHP’nin işbirliği ile 4 Haziran 2003 de ikiz
yasalar diye bilinen ve “bütün halklar kendi kaderlerinin tayin hakkına
sahiptir” maddesini içeren anlaşmayı imzalarken…

·   i- Yerel yönetimler ve Kamu Reformu projesi altında
Sevr gereği, Türkiye bölünmeye hazırlanırken… Bağımsızlığımızı AB’ye
devredecek anayasa değişikliği yapılırken… Deniz Kuvvetleri devir teslim
töreninde artık “uluslar arası hukuka” yemin edilirken?

·   j- Baş Savcı, Mersin’de “Anayasa mahkemesini
siyasallaştırma girişimlerinin tehli sonuçlar doğurabilecek noktalara
ulaştığını ve hükümetin yargıya olan güveni yıpratmaya çalıştığını”
haykırırken, hiç aldırmayan ve morali bozulmayan…

·   k- Süleymaniye’de subaylarımızın başına çuval
geçirilirken…Kıbrıs’tan da askerimiz bu maksatla çıkarılıp, ordumuzun havası
indirilmeye uğraşılırken..

·   l-Türk Silahlı Kuvvetleri; Anadolu’nun değil, İslamı
düşman seçen NATO’nun silahlı güçleri haline getirilmek istenirken…

·   m- Milli Savunma Bütçesi AKP eliyle ve dış güçlerin
tertibiyle üçte bir oranında azaltılırken… Bazı emekli generaller, Siyonist
sömürü sermayesine ve mason tarikatına intisap edip, askerlik şerefini
lekelerken…[2]

·   7 nci Uyum paketiyle MGK Genel Sekreterliğini işlevsiz
hale getiren AKP, meclise sevk ettiği tek maddelik bir tasarı ile de, TSK’ya
lojistik destek sağlayan ve (Ulusal Kriptoloji Enstitüsü) gibi milli ve gizli
stratejiler üreten birimleri bünyesinde barındıran TÜBİTAK’ı siyasallaştırmak
ve orduyu zor durumda bırakmak amacını taşıyan, hıyanet odaklarının sinsi
emellerine bilerek veya bilmeyerek hizmet ederken…

·   Kıbrıs AB’ye girince, garantörlük falan hepsi geçersiz
olacağından: hiç değilse İngiltere’nin adanın 10 kadarını, üs olarak resmen
alması gibi, Devletimizin de en az Kıbrıs’ın 10 kısmını Türkiye tapusuna
geçirmesi gerekirken..

·   Kitap haline getirilse 20 ciltlik ansiklopedi çıkacak,
9 bin sayfalık karanlık ve karmaşık bir Annan planı, gözü kapalı imzalanırken
ve sn. Başbakan içeriğini bilmediği bir metin için BM’ye garanti verirken…

·   Kuzey Kıbrıs, Türkiye’yi, İslam ülkelerini ve Orta
Asya Cumhuriyetlerini kontrol altında tutmak ve istediği an saldırıp kuşatmak üzere;
Amerika’nın en büyük askeri üssü haline getirilmeye hazırlanırken…

Ve hatta NATO’nun genişleme masa sorumlusu Bayan Stefani Babst, Ege
Üniversitesinin hazırladığı uluslar arası bir panelde: Büyük Ortadoğu Projesi
çerçevesinde NATO’nun İzmir’de yeni bir üs kurması gerektiğini ve bu konudaki
girişim ve gelişmelerin kendilerini ümitlendirdiğini söylerken.[3]

Evet, bütün bu hıyanet ve rezalet yaşanırken;

·   Hiç sesi çıkmayan, hatta başımıza çuval geçiren ABD’li
Albayın yılbaşı eğlencelerine, özel subaylar gönderip kutlayan… Mersin
Limanındaki şımarık conilere haddini bildiren Binbaşımızı sürgün gibi başka
göreve atayan ve G.K. 2’nci Başkanı Org. İlker Başbuğ’u 45 kişilik heyetle,
hala İsrail’e yollayan bu asker ve sivil yetkililer, Hurşit Tolon Paşa’nın
Milli ve haysiyetli uyarılarından niye bu kadar rahatsız oluyorlar? Halkımızın
haklı taleplerine ve Denktaş’ın tarihi tepkilerine niye kulak asmıyorlar?

·   Geçmişte “Aman taksime cami yapılıyor.. İlahiyat ve
Diyanet yetkililerine ve bazı Hoca Efendilere Başbakanlıkta iftar veriliyor”
diye bir avuç suda fırtına koparanlar, şimdi Ülkemizin altına dinamitler
koyulurken, Kıbrıs ve Kuzey Irak elimizden kayarken, niye susuyorlar?

·   “Benim ılımlı ve itidalli tavırlarımın, sesin
gürlüğüne değil, aklın öncülüğüne inanan biri gibi davranmamın bazılarınca;
‘Bana vaad edilmiş bazı makam ve menfaatler karşılığı, Kıbrıs gibi milli
konularda sessiz ve tepkisiz kaldığım’ şeklinde yorumlanması yanlıştır.”

“Kıbrıs konusunda şahsi kanaatlerimizle, hükümetin icraatları bazen
uyuşmayabilir ve bu durumda karar vermek siyasi iradeye bırakılır.”

“Annan Planına “evet” denilirse Kıbrıs elimizden çıkar mı ?” sorusuna da:

“Gönlümüzün değil, aklımızın rehberliğinde yürümemiz lazımdır” ifadeleri,
basın toplantısında son soruyu yönelten ve kamuoyuna tercümanlık eden
gazetecinin: “Kıbrıs gibi hassas konularda ve hele böylesi kritik bir aşamada,
Atatürk’ün de son vasiyeti doğrultusunda, Milletimizi rahatlandıracak ve
umutlandıracak bir açıklama yapmamız gerekmiyor mu?..”

Çağrısına yanıtı olmaktan çok uzaktır.

“Laiklik ve demokrasi gibi kurum ve kavramlar; ülkenin korunması ve
millete huzur sağlanması için bir araçtır. Amaç; ülkenin bağımsızlığı ve
Milletin birlik ve bekasıdır. Bizdeki gibi araçlar uğruna, amaçların feda
edildiğine, maalesef tarih şahit olmamıştır.

Kıbrıs, Ege ve Güneydoğu elimizden kayarken, bazıları hala “laikliği
koruyacaklarını” vurgulamaktadır?

İsrail Siyonist’inin Arafat’a yapmadıklarını, bunlar Denktaş’a yapmıştır.

·   Hatırlanacağı üzere Baykal seçim tahminini şunlara
dayandırıyordu. “Doğu ve Güneydoğuda komutanlar bile AKP’yi destekliyor”[4]

Şimdi tekrar soruyoruz:

Hiçbir partide Milli ve haysiyetli tavır takınan bir tek siyasetçi
kalmasın ve bu amaçla CHP de Deniz Baykal ve ekibinden kurtarılıp Yahudi
dönmesi ve IMF temsilcisi Kemal Dervişe aktarılsın, bunun için de yerel
seçimlerde başarısızlığa uğratılsın diye, Pentagon’un emriyle, AKP adaylarını
destekleyenler, kime hizmet ediyorlar?

·   İstanbul Milletvekili Emin Şirin’in TBMM Başkanlığına
verdiği soru önergesinde belirttiği gibi;

·   Başbakan Recep Tayip Erdoğan ABD Savunma Bakan Yrd.
Siyonist Wolfowitz’e bir mektup yazıp: ”G.K.B. Hilmi Özkök’le gizli ve özel bir
toplantı yapacağını… Bunun için kendisine yardımcı olunmasını…

Ve Türkiye’nin Birinci Dünya Toplumunun (yani Siyonist ABD
boyunduruğunun) bir üyesi yapılması yolunda, generallerle bu güne kadar hiç
olmadık biçimde birlikte ve ortak çalışacaklarını” bildirmesi doğruysa, acaba
milletimiz hayali senaryolarla ve danışıklı kavgalarla oyalanıp, hayati
haklarımız hatta Aziz Vatanımız, şahsi makam ve menfaatler karşılığı, peşkeş mi
çekiliyor?…

·   Ama elbette; Mili Güçlerce, bu talihsiz ve tehli
gelişmeler dikkatle izleniyor…

·   Ve bu ülkeyi sahipsiz zannedenler aldanıyor.

 

 

 


 

[1] Güler
Kömürcü 12.03.2004 Akşam

[2] Umur
Talu 12.03.2004 Sabah

[3] Güler
Kömürcü 09.04.2004 Akşam

[4] Pres
Türk Ulusal Haber 25.03.2004


BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi