Anasayfa » Erbakan Hoca’nın Tarihi İran Ziyaretinin Özeti: ”İRAN VİRAN OLMAYACAK VE YENİ BİR DÜNYA KURULACAKTI!”

Erbakan Hoca’nın Tarihi İran Ziyaretinin Özeti: ”İRAN VİRAN OLMAYACAK VE YENİ BİR DÜNYA KURULACAKTI!”

Yazar: yonetici
0 Yorum 78 Görüntüleyen


Erbakan Hoca’nın Tarihi İran Ziyaretinin Özeti: “İRAN VİRAN OLMAYACAK VE YENİ BİR DÜNYA KURULACAK”TI!



ABD ve İsrail’in, İran’ın nükleer reaktörlerine ve askeri tesislerine bir hücum
hazırlığı içinde bulundukları… Bu maksatla Uçak Gemilerini ve lazerli saldırı
sistemlerini Basra Körfezine konuçlandırdıkları… Ve İran saldırısına test
manevrası ve deneme tatbikatı olmak üzere Kuzey Kore’ye ders vermeye ve haddini
bildirmeye kalkıştıkları… Ardından Suriye işgalini ve 27 İslam ülkesini
parçalamayı amaçlayan BOP hedefini kolay gerçekleştirmek üzere AKP iktidarına “İsrail’den
özür havucu”
 ve “PKK ile barış umudu” uzatarak
oyaladıkları talihsiz bir süreçte rahmetli Erbakan Hoca’nın 2009 senesinde,
yani vefatından 1 yıl kadar önce, ilerlemiş hastalığına ve çok ciddi sağlık
sorunlarına rağmen, İran’a gerçekleştirdiği tarihi ziyareti hatırlatmamız
lazımdı. Çünkü başka türlü, Milli haysiyet ve hassasiyet sahibi Erbakan’la
Milli Görüş gömleğini çıkaran ve Yahudi Lobilerine yanaşan Erdoğan’ın farkını
anlatmak imkânsızdı.

İslâm düşmanlığına “Arap karşıtlığı” kılıfı geçiren,
gerçek niyetini ve mahiyetini mertçe ortaya koyma cesareti bile gösteremeyen
Aydınlık yazarı Okan İrtem, Soner Yalçın’ın yalan ve yamukluklarla dolu kitabı
üzerine hazırladığı; “Erbakan ve Talebeleri” makalesinde:[1] “Arap
yanlısı Erbakancı İslâm yıkılırken; ABD ve İsrail’in Erdoğancı İslâm’ı gün
yüzüne çıkıyordu.”
 Şeklindeki asılsız saptamaları ve hala Erbakan’la
Erdoğan’ı temelde aynı gösterme saptırmaları da tam bir safsataydı.

Erbakan’ın milli ve cesaretli tavrı ABD’yi ve Yahudi
Lobilerini her zaman korkutuyordu!

Yeni açıklanan Wikileaks belgelerinde, Ocak 1974’te
kurulan MSP-CHP koalisyon protokolüne Erbakan tarafından konulan “yeraltı
kaynaklarının millileştirilmesi”
 kararından ABD’nin duyduğu
rahatsızlık açıkça görülüyordu. Bu örnek, Erbakan’ın “milli” tavrıyla,
özelleştirme gerekçesiyle bütün varlıklarımızı haraç mezat satanların zihniyet
farklılıklarını da ortaya koyuyordu. 
Wikileaks’in
arşivine yeni eklediği Amerikan belgeleri, ABD’nin 1974’te koalisyon ortağı olan
Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’a bakışını ortaya koyması bakımından hayli ilginç
bulunuyordu. Ocak 1974’te kurulan CHP-MSP koalisyonunun ilanından bir gün önce,
ABD’nin Ankara büyükelçiliğinden Washington’a gönderilen kriptolar, ABD’nin
kemikleşen Erbakan korkusunun nedenlerini deşifre ediyordu. MSP lideri Erbakan
ile CHP Genel Başkanı Ecevit’in üzerinde anlaştığı koalisyon protokolünde,
Erbakan’ın öncelikli olarak yeraltı zenginliklerinin millileştirilmesi
konusundaki hassasiyeti Wikileaks belgelerine tüm açıklığıyla yansıyordu.
Amerikan elçiliğinden gönderilen kriptolarda, stratejik bir maden olması
nedeniyle özellikle bor madenleri konusunda Erbakan’ın son derece hassas olduğu
belirtiliyor, ayrıca, Erbakan’ın, petrolün de millileştirilmesi gerektiğine dair
tutumuna da dikkat çekiliyordu.

Koalisyon protokolünün imzalanacağı 25 Ocak 1974
tarihinde saat 08:43’te geçilen kriptoda Macomber, “MSP ve CHP’nin
üzerinde anlaştığı protokol bugün saat 09:00’da imzalanacak. Bu arada,
Dışişlerini uyarmalıyım ki protokolde petrol ve bor madenlerinin
millileştirilmesi ve afyon ekiminin yeniden düzenlenmesiyle ilgili birçok madde
bulunuyor”
 uyarısında bulunuyordu. Aynı gün öğleden 15:01’de
geçilen başka bir kriptoda ise, “Bor madenlerinin millileştirileceği
protokole genel olarak bakıldığında Türk dış politikasında önemli bir kaymanın
yaşanmayacağı görülüyor. Sadece protokolde Kıbrıs’ta bağımsız bir federal
devlet çağrısı dikkat çekiyor”
denilirken, ekonomi yönetiminin Necmettin
Erbakan’da olacağına dair bir uyarıya da yer veriliyordu. Yani, kriptolar
açıkça Erbakan’ın milli bir ekonomi yönetiminden duyulan rahatsızlığın ifşasına
dönüşüyordu. Özetle, Erbakan’ı Amerikalı Carter’lar ve Alman Hans’lar
anlıyor, yamuk kafalı Hasan’lar ve Okan’lar hala anlamıyordu ve içine sindiremiyordu!

Erbakan İran'a niye gitmişti?

İngiliz The Times gazetesinin, “İsrail
ordusunun, yeni hükümetin emir vermesi durumunda İran'ın nükleer tesislerine
geniş çaplı hava taarruzu başlatma hazırlığı içinde bulunduğunu”
iddia
ettiği bir süreçte, (18.04.2009) Erbakan Hoca’nın İran’a davet edilmesi tarihi
ve stratejik bir önem taşıyordu.

İsrail ordusundan isminin açıklanmasını istemeyen üst
düzey bir yetkili, “İsrail, ordusuna yeşil ışık yakıldığında,
İran'ı birkaç gün, hatta birkaç saat içinde vurabileceğinden emin olmak
istiyor. Bu olasılığa her düzeyde hazırlanıyor. İran'a tehdidin sadece sözlü
olmadığı mesajını vermek istiyor”
diye konuşmuştu. Bu hazırlıklar
çerçevesinde İsrail'in üç Awacs erken uyarı radar uçağı alacağı ve halkı olası
misillemeye hazırlamak için ulusal ölçekte tatbikat planladığı belirtilen
habere göre, İsrailli yetkililer, İran'da binlerce uranyum zenginleştirme
santrifüjünün bulunduğu doğudaki Natanz’da, 250 ton gaz depolanan tünellerin
bulunduğu orta kesimlerdeki İsfahan’da, ağır su reaktörünün inşa edildiği
Arak’da ve seyyar konvoyların aralarında bulunduğu ondan fazla hedefe
saldıracaklarını söylüyordu. İsrailli haber kaynağı buna karşın, son dönemde
Tahran'a karşı daha uzlaşmacı bir ton benimseyen Amerikan yönetiminin, en
azından üstü kapalı da olsa, bir onayını almadan İsrail'in taarruza
kalkışmayacağını vurguluyordu. İşte böyle kritik bir ortamda Erbakan Hoca’nın
İran ziyareti tarihi bir önem taşıyordu. Ve yine Hoca’nın İran dönüşü ardından
ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen’in, gizlice İsrail’e, sonra
Kuzey Irak’ta Barzani kuklasıyla görüşmek üzere Erbil’e, ardından da Türkiye’ye
sürpriz bir ziyaret gerçekleştirmiş olması ve bunların sır gibi saklanması da,
Siyonist cephenin paniklediğini gösteriyordu. Ve hele o süreçte kanser hastası
Türkan Saylan’ın çağdaşlaşma çırpınışlarını “kahramanlık”, Erbakan Hoca’nın
Yeni bir Dünya kurma kararlılığını “oyunbozanlık” olarak göstermeye çalışan
bazı medya mensuplarının sahtekârlığı ve çifte standardı ise iyice sırıtıyordu.
Çünkü hiçbir engel ve çengel, insanları inandığı ve hayatını adadığı yoldan
geri koyamıyordu.

Erbakan Rafsancani’den sonra Hatemi ile bir araya
gelmişti                                                

Bir haftalık planlandığı halde, yoğun ilgi nedeniyle
10 günde tamamlanan ve en yüksek seviyede devlet protokolü uygulanan İran
gezisi boyunca 54. Hükümet Başbakanı ve Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin
Erbakan, önce eski İran Cumhurbaşkanlarından Ali Ekber Haşimi Rafsancani ile yaklaşık
iki saatlik bir görüşme gerçekleştirmiş ve yine İran eski Cumhurbaşkanlarından
Hatemi ile de bir araya gelmişti. İki liderin görüşmesinde Türkiye ile İran
arasındaki ilişkilerin artırılması, D-8 ve yeni bir dünyanın kurulması
konusunda görüş alışverişinde bulunulduğu bildirilmişti.  Erbakan ayrıca,
Tahran Şehir Konseyi'nde de bir konuşma yapmış ve ilgiyle izlenmişti. İranlı
liderler: “Başta D-8’ler olmak üzere Muhterem Erbakan’ın projeleri İslam
Dünyasının tek kurtuluş çaresidir” kanaatlerini belirtmişlerdir.

“D-8 zatıâlinizin eseridir”

Sözlerine, “Ümit ederim ki, bütün
Müslümanlar, İslam dünyası ve yaşadığımız zor bölge ve insanlık, zatıâlinizin
derin tecrübe ve yol gösterici fikirlerinden faydalanmasını bilecektir”
 diye
devam eden İran eski Cumhurbaşkanı Hatemi, “D-8 zatıalinizin
eseridir. Benim Cumhurbaşkanlığım döneminde D-8 hususunda üç tane çok olumlu
toplantı gerçekleştirildi. Ancak geldiğimiz noktada D-8'in olması gereken yere
gelemediğini ve D-8 üyesi ülkelerin çok daha büyük çabalar sarf etmesi
gerektiğini”
 kaydetmişti. Türkiye ile İran'ın güçlü ve stratejik
işbirliği içerisinde olması gerektiğini söyleyen Hatemi’nin, 54. Hükümet
Başbakanı Erbakan döneminde iki ülke ilişkilerinde çok iyi bir dönem
yaşandığını hatırlatıp, “Türkiye ile İran el ele verdiğinde,
dünyadaki her hayırlı gelişmeye büyük bir ivme kazandıracaktır. Ülkelerimizin
İslam uygarlığının gelişmesinde büyük katkıları olmuştur. İran ve Türkiye
arasındaki güçlü bir işbirliği insanlığa da büyük faydalar sağlayacaktır”
 şeklindeki
sözleri dikkat çekmişti.

Erbakan: “D-8'ler 'Yeni Bir Dünya'nın anahtarı
olacak”

54. Hükümet Başbakanı ve Millî Görüş Lideri Prof. Dr.
Necmettin Erbakan ise konuşmasında: “İnsanlığın savaş ve sömürü
kıskacından kurtuluşunun tek yolunun, zulüm ve sömürü yerine adaleti ve barışı
esas alan 'Yeni Bir Dünya'nın kurulması olduğunu söyleyerek; BM, Dünya Bankası,
IMF, UNESCO gibi kuruluşların Yalta Konferansı'ndan sonra teşkil edildiğini ve
bu uluslararası kuruluşlar eliyle dünyanın tek bir merkezden yönetildiğini
belirtmişti. Böylece ırkçı emperyalizmin insanlığı bir taraftan ekonomik olarak
sömürdüğünü, diğer taraftan da savaş ve işgallerle gözyaşına boğduğunu
vurgulayan Erbakan, “D-8'ler nüfus itibariyle en büyük bloktur. Ciddi bir
işbirliğiyle dünyaya yön verebilecek bir güçtür. Biz D-8'lerle 'yeni bir
dünya'nın çekirdeğini oluşturduk. Güçlü ve kararlı bir D-8 'Yeni Bir Dünyanın'
yolunu açacaktır. İnsanlık yeni bir dünyayı özlemle beklemektedir”
 demişti.

Hatemi: “İran geziniz bizim için çok
değerli”

Erbakan'ın İslam dünyası için önemli bir lider
olduğunu söyleyen Hatemi, Erbakan'ın fikirleriyle İslam dünyasına yol çizen bir
devlet adamı olduğunu ve kendisini ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu
ifade etmişti. Hatemi, bu memnuniyetini “Zatıâlinizin İran
gezisi bizim için çok değerlidir”
 sözleriyle dile getirirken,
bu ziyaretin Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler açısından da büyük önem
taşıdığının altını çizmişti.

İran ziyaretinin 4. gününde Meclis Başkanı Larijani
ile görüşen Erbakan, Azad Üniversitesini de ziyaret etmişti: “Batı
hayranlığını terk etmeliyiz!”

Millî Görüş Lideri ve 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr
Necmettin Erbakan, İran gezisinin dördüncü gününde İran Meclis Başkanı Ali
Larijani ile görüştükten sonra Larijani tarafından İran Meclisi'nin Genel Kurul
salonuna davet edilerek, parlamenterlerle de görüşmeler gerçekleştirmişti.
Sabah saat 08:30'da İran Parlamentosu'na gelen Necmettin Erbakan, 290 üyeli
Mecliste büyük bir ilgiyle karşılanmıştı. Beraberindeki heyetle birlikte önce
Meclis locasındaki yerini alan Erbakan, oturumu yöneten Meclis Başkanı Larijani
tarafından Genel Kurul salonuna davet edilmişti. Larijani'nin 'Hoş geldiniz,
şeref verdiniz” sözleriyle Genel Kurul salonuna giren Necmettin Erbakan
İranlı milletvekillerinin ilgi odağı olmuştu. Erbakan, yaklaşık 40 dakika Genel
Kurul çalışmalarını izlerken, milletvekilleriyle de tanışma ve konuşma fırsatı
bulmuştu.

Larijani: “Şahsım ve milletvekillerimiz sizi çok
iyi tanıyor, takdir ve takip ediyoruz!”

Millî Görüş Lideri Erbakan daha sonra İran Meclis
Başkanı Ali Larijani'yi makamında ziyaret etmişti. Yaklaşık iki saat süren
Erbakan-Larijani görüşmesinde Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler ve
dünyadaki son gelişmeler değerlendirilmişti.  Genel Kurul'daki izlenimleri
ile sözlerine başlayan Necmettin Erbakan, “Kendimizi evimizde
gibi hissettik. Şahsınızın ve milletvekillerinizin göstermiş olduğunuz ilgiye
teşekkür ediyorum.  Birçok milletvekili ile kısa da olsa görüşme
fırsatımız oldu. Ayrıca Türkiye'den kendi talebemizi de burada milletvekili
olarak görmek bizi mutlu etti”
 demişti.

İran Meclis Başkanı Larijani de, ziyaretten duyduğu
memnuniyeti; “Meclis'imizin milletvekillerimizin size olan
ilgisi bizim için çok tabi bir durumdur. Sizi şahsım olarak çok iyi tanıyor ve
takip ediyorum. Aynı şekilde milletvekillerimiz de İslam dünyasına yaptığınız
hizmetlerden dolayı sizi çok iyi biliyor ve takdir ediyor”
sözleriyle
dile getirmişti. Erbakan'ın başbakanlığı döneminde Türkiye ile İran arasındaki
ilişkilerin en yüksek seviyeye çıktığını, doğalgaz boru hattı ile sözleşmenin
Erbakan döneminde yapıldığını hatırlatan Larijani’nin, “Zatıâlinizin şu
dönemde ülkemizi ziyaretiniz işbirliğimizin artmasına katkı sağlayacağına
inancım tamdır” değerlendirmesi önemliydi.Erbakan ise “Birlikte
yapacağımız çok iş var” demişti.

Erbakan Hoca görüşmenin ikinci bölümünde şu konulara
dikkat çekmişti:

“Yeryüzünde birbirine çok yakın iki ülke
gösterin” dense, Türkiye ve İran buna en güzel örneği teşkil eder. Bu itibarla
İran ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişmesi çok tabidir. İki Müslüman
kardeş ülke dünyanın en stratejik noktasında ve enerjide önemli bir coğrafik
pozisyonda bulunmaktadır. Biz de kardeşimiz İran'daki gelişmeleri yakından
takip ediyoruz. Türkiye ile kardeş ülke İran arasındaki ilişkiler her geçen gün
gelişmektedir. Bugün iki ülke arasındaki ticaret hacmi 10 milyar doları
aşmıştır. Ama bunlar yetmez. Daha yapacağımız çok iş var. Çünkü tarihin en
büyük dönüm noktasında bulunuyoruz. Bu nedenle zaman kaybına tahammülümüz
yoktur. Çok daha güçlü bir işbirliğine gitmemiz ve bütün insanlığa saadet
getirecek yolu elbirliğiyle açmamız gerekmektedir”

Bir milyarlık nüfusuyla D-8'lerin çok büyük bir güç
olduğunu da hatırlatan Erbakan, D-8'leri 'yeni bir dünya'nın kapısı olarak
tanımladı. Erbakan, çağımızda ekonomik satın alma gücünün çok büyük bir güç
olduğunun altını çizerek, “Siyasi irade olursa yola çıkıldığı zaman
hedeflere varılır ve Allah insanlığa barış, huzur ve adalet getirecek olan bu
yolda yardım eder.  Yeter ki biz bu yolda kararlı bir şekilde yürümek
isteyelim. Bizim İran seyahatimiz işte bu kararlılık ve istekten
doğmaktadır” diyerek bu ziyaretin önemini belirtmişti.

Erbakan, Azad Üniversitesi'nde…

Millî Görüş Lideri ve 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr.
Necmettin Erbakan'ın Tahran'da gerçekleştirdiği ikinci önemli ziyaret noktası
ise İran'ın en büyük üniversiteleri arasında yer alan Azad Üniversitesi
olmaktaydı. İran genelinde 350 şubesi ve 1.5 milyon öğrencisi ile bu ülkenin
yüksek öğreniminde çok önemli bir yere sahip olan Azad Üniversitesi'ne gelen
Erbakan Hoca, burada üniversitenin rektörü Prof. Dr. Abdullah Jasbi tarafından
karşılanmıştı. Rektör Jasbi, özel bir araçla Erbakan'a, büyük bir kampus
alanına sahip olan üniversiteyi fakülteleri tek tek gezdirerek bilgi
aktarmıştı. İran'ın saygın isimlerinden birisi olan Azad Üniversitesi Kurucusu
ve Rektörü Prof. Dr. Abdullah Jasbi, öğretim üyelerine ve basın mensuplarına
Erbakan'ı tanıtan bir konuşmayla sözlerine başlamıştı. Erbakan'ın 40 yıldır
Türk siyasetinde yer aldığını ve dünya siyasetine yön veren bir lider vasfı
taşıdığını hatırlatan Jasbi, Erbakan'ın çok önemli bir bilim adamı olduğuna da
vurgu yapmıştı. Türkiye'de Gümüş Motor'la Milli ve yerli sanayinin temelini
attığını kaydeden Jasbi, Erbakan'ın gençlerin eğitimine büyük önem verdiğini de
hatırlatmıştı. Rektör Jasbi, “Sayın Erbakan büyük bir düşünür
ve İslam filozofudur. Erbakan, devlet adamlığının yanı sıra aynı zamanda İslam
dünyasının tanınmış bir bilim adamıdır. Böylesine büyük bir bilim ve fikir
adamının üniversitemizi ziyareti bize onur kazandırmıştır. Kendisini
üniversitemizde ağırlamaktan kıvanç duyuyoruz”
 diyerek
saygılarını aktarmıştı.

Erbakan ise; Azad Üniversitesinde yaptığı konuşmada,
eğitimin özellikle de yüksek öğrenimin önemine dikkat çekerken, fikir
kirlenmesi karşısında Müslümanların kendi akademik çalışmalarına hız vermesi
gerektiğini vurgulamıştı.“Bugün en mühim meselemiz batı hayranlığı
hastalığını tedavi etmektir. Şimdi bilinçli bir şekilde 'sanki batı üstünmüş'
gibi bir propaganda yapılıyor. Buna biz fikir kirlenmesi diyoruz. Artık bu
ifsadı önlemek için gereken her şeyi yapmamız lazım geliyor”
 diyen
Necmettin Erbakan, Azad Üniversitesindeki çalışmalara yakından şahit olduğu
için büyük bir bahtiyarlık duyduğunu hatırlatmıştı.

“Zulüm dünyasının yerine saadet dünyasının kurulması
için yapılacak çalışmaların başında üniversitelerin akademik üretimleri ile
okul kitaplarının içeriğinin geldiğini anlatan”
 Erbakan, Müslümanların kendi felsefelerini oluşturması, Batı kaynaklı
fikir kirliliğinden kurtulması ve kendi düşünce sistemini güçlü kılması
gerektiği üzerinde özellikle durmuşlardı.

Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, İran'ın
'ilim merkezi' Kum Şehrinde konferans vermişti

Millî Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof.
Dr. Necmettin Erbakan, Tahran'daki temaslarından sonra İran için çok büyük bir
öneme sahip olan Kum şehrine geçmişti.  Kum'da da büyük bir ilgiyle karşılanan
Erbakan, Ayetullahlarla yaptığı görüşmelerde ilimsiz gelişme olamayacağını ve
Müslümanların ilmi gelişmesinin 'Yeni Bir Dünya'nın kurulması açısından da
büyük önem taşıdığını dile getirmişti. Erbakan'la yapılan görüşmelerde, Saadet
Partisi'nin Gazze'nin İsrail tarafından işgali sırasında dünyada ses getiren
Çağlayan Mitingi'nden dolayı özellikle teşekkür edilmişti. Kum'a gelişinde
şehrin girişinde vali yardımcısı tarafından karşılanan Erbakan, yoğun görüşme
trafiği nedeniyle gece geç saatlere kadar şehirde konuk edilmişti. Hz.
Masume'nin türbesini de ziyaret eden Erbakan'a Kum halkı da sevgi
gösterilerinde bulunmuştu. Erbakan'a gün boyu eşlik eden Kum Vali Yardımcısı
Ali Kumi, Tahran’a dönerken de Erbakan'a şehir dışına kadar eşlik etmişti.
Erbakan ayrıca, İslam Medeniyeti konulu bir de konferans vermişti.

Âlimler milletlerin kahramanlarıdır!

Kum'da Ayetullahlarla görüşmelerde bulunun Erbakan ilk
görüşmesini Irak'ta bulunan Ayetullah Sistani'nin Temsilcisi ve damadı olan
Ayetullah Şehristani ile gerçekleştirmişti. “Erbakan gibi büyük bir
devlet ve bilim adamını Kum'da görmekten dolayı büyük bir şeref duyduklarını
belirten”
 Ayetullah Şehristani, Erbakan'ın Türkiye ve insanlık
için yaptığı çalışmaları dikkatle izlediklerini söylemişti. Taklitçi batı hayranlığının
Müslümanların ilimde ilerlemelerinin önündeki en büyük engel olduğunu kaydeden
Necmettin Erbakan ise: “Müslümanlar garp ve İslam nedir tam
olarak bilmiyor. Garbı daha ilerici görüyor. Hâlbuki İslam medeniyeti çok daha
üstün ve ilerici konumda bulunuyor. Üniversitelerimizdeki batı hayranlığını
kaldırmadıkça ilerlemek de mümkün olmayacaktır. Öyleyse yapacağımız çok iş var.
Yerimizde duramayız;  çok çalışacağız ve ileri gideceğiz”
 diyerek, “âlimlerin
milletlerin birer kahramanı olduğunu”
 belirtmiş, insanlığa saadet
getirecek olan 'yeni bir dünya'nın kurulması için ilmi gelişmenin şart olduğunu
kaydetmişti. Erbakan ikinci görüşmesini ise “Men Türkem” diye
sözlerine başlayan Azeri Türkü olan Ayetullah Musevi Erdebili ile idi. Kum
şehrini eskiden beri merak ettiğini söyleyen Erbakan, Kum'un çok önemli bir
şehir olduğunu müşahede ettiğini kaydetmişti.  Erbakan ile Türkçe konuşan
İran'ın eski Yüksek Yargı Başkanı Ayetullah Erdebili, Türkiye'den böylesine
büyük bir misafiri ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirmişti.

Muktedai: “Erbakan ömrünü Müslümanların
kardeşliğine, mazlumların dirilişine ve insanlığın saadetine adamış bir
şahsiyettir!”

Erbakan bir başka önemli görüşmesini ise Kum'daki
Medreseler Birliği Başkan Yardımcısı ve Savcılar Kurulu eski Başkanı Ayetullah
Muktedai ile gerçekleştirmişti. Aynı zamanda Yüce Divan eski Başkanı olan
Muktedai, Erbakan'a Kum şehriyle ilgili bilgi vermişti. “Sayın Başbakan
Kum şehrine hoş geldiniz” diye sözlerine başlayan Muktedai, “Burası
İslam dünyasının ilmi merkezidir, Müslümanlar kardeştir ve aralarındaki
dayanışmayı her alanda güçlendirmelidir. Muhterem Başbakan Erbakan, ömrünü
Müslümanların kardeşliğinin tesisine adamış devlet ve dava lideridir. Türkiye
ve İran arasındaki ilişkiler de zatıâlilerinin başbakanlığı döneminde büyük bir
gelişme sürecine girmiştir”
 diyerek memnuniyetini
bildirmişti.

Ayetullahlar: “Çağlayan'daki Gazze haykırışınızı
asla unutmayacağız!”

Ayetullah Muktedai, Filistin konusuna da değinirken
Saadet Partisi'nin Gazze işgali sırasında Çağlayan'da yaptığı 1 milyonluk büyük
mitingi de hatırlatarak; Erbakan'ın liderliğini yaptığı hareketin İslam dünyası
için büyük bir anlam taşıdığını kaydeden Muktedai, “Filistin'e
gösterdiğiniz ilgiyi ve bütün dünyada ses getiren Çağlayan mitinginizi ve
haykırışınızı asla unutmayacağız. Sizin bu haykırışınız İslam dünyasında da
büyük bir uyanışa vesile olmuş, Gazze'deki Müslüman kardeşlerimize büyük bir
destek sağlamıştır”
 demişti.

Hemadani: “İlminizden ve büyük tecrübenizden
faydalanacağız”

Erbakan'ın daha sonraki görüşmesini Ayetullah Nuri
Hemadani ile yapmıştı. Erbakan'ın başarılarını çok yakından takip ettiklerini
söyleyen Hemadani, İslam dünyasının, tarihi ve kültürel büyük bir uygarlığa
sahipken, bugün maalesef bu yerini kaybettiğini hatırlatmıştı. “İnşallah
Sayın Başbakan'ın bu ziyareti Müslümanların tarihteki ilmi gücüne yeniden
kavuşmasına büyük katkı sağlayacaktır”
 diyen Ayetullah
Hemadani,   Erbakan'ın ilminden ve büyük tecrübesinden faydalanmaktan
dolayı mutlu olduklarını vurgulamıştı. Ayrıca, Gazze'nin işgaline karşı
Türkiye'de gösterdikleri hassasiyet dolayısıyla Millî Görüş Lideri Erbakan'a
teşekkür ederken, Çağlayan'daki Gazze Mitingi'ni hayranlıkla ve sevinç
gözyaşlarıyla izlediklerini anlatmıştı.

Erbakan: “İslam dünyasına karşı 20. Haçlı
seferini başlattılar!”

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ise
Ayetullah Muktedai ile yaptığı görüşmede Kum şehrini “dünyanın en büyük
ilim merkezi' olarak nitelendirip ilmi çalışmaların önemini anlatarak
insanlığın tarihin çok önemli bir dönüm noktasında bulunulduğunu vurgulamıştı. “İslam
dünyası 20. Haçlı seferiyle karşı karşıyadır” diyen Erbakan, Sovyetlerin
dağılması ve komünizmin yıkılmasından sonra 1990'da İskoçya'da yapılan NATO
toplantısında İngiltere eski Başbakanı Teacher'ın “Düşmanı olmayan
ideolojiler yaşayamaz. Doğu bloku yıkılmıştır ancak yeni düşmanımız
İslam'dır”
 sözlerini hatırlatmıştı. Bu toplantıdan sonra
İslam dünyasının kan gölüne dönüştürüldüğünü, Müslüman ülkelere yönelik savaş
ve işgallerin başladığını anlatan Erbakan, Müslümanların gerçek bir işbirliğine
ihtiyacı olduğunu kaydedip insanlığın 'yeni bir dünyayı' hasretle beklediğini
ve bunun nasıl gerçekleşeceğini anlatmıştı ve Kum Valisi'nin onuruna verdiği
akşam yemeğine katılmıştı.

Erbakan’ın, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’la
görüşmeleri

Erbakan Hoca, ertesi gün İran Cumhurbaşkanı Mahmut
Ahmedinecad ile görüşmüşlerdi. Merakla beklenen buluşma yerel saatle saat
12:15'te gerçekleşmişti. Yaklaşık 1.5 saat süren görüşmeye İran ve uluslararası
medya kuruluşları büyük ilgi göstermişti. Erbakan ve Ahmedinecad, 1.5 saatlik
heyetler arası görüşmenin ardından baş başa ikili görüşmelere geçmişlerdi.
Erbakan'ı, “Zatıâlinizle görüşmekten kıvanç duyuyorum. Tahran'a hoş
geldiniz” sözleriyle, sıcak bir şekilde karşılayan İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
Ahmedinecad, “Sayın Erbakan, İran'da bilinen, tanınan ve çok
sevilen bir devlet adamıdır. Herkes Erbakan'ın ne kadar kararlı ve dirayetli
bir devlet adamı olduğunu görüyor ve biliyor”
 diyerek, kendisinin
de Erbakan'ın Türkiye Müslümanları ve İslam dünyası için yaptığı çalışmalarını
yakından takip ve takdir ettiğini söylemişti.

Sözlerine, “Türkiye'de herkes Ahmedinecad
Bey'in hayranıdır. Bunu bir iltifat olsun diye söylemiyorum; bir gerçek olduğu
için söylüyorum”
 diye başlayan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, İran'ın
dünyada sergilediği şahsiyetli duruşuyla önemli bir ülke olduğunu söyleyerek,
insanlığın saadet dünyasına acilen ihtiyacı olduğunu hatırlatıp, zulüm, açlık,
sömürü ve savaştan başka bir şey vermeyen bugünkü ırkçı emperyalizmin
işbirlikçi zihniyetlerin desteğiyle ayakta durduğunu belirtmişti. Erbakan, “Müslümanların
kaybedecek zamanı yoktur. Zaman bizim için çok kıymetli. Ne yazık ki, birçok
Müslüman ülkede yöneticiler menfaatleri dolayısıyla ırkçı emperyalizmle
işbirliği yapmaktadır. Hem Müslüman ülkeler, hem de ezilen ve sömürülen
ülkeler, bu işbirlikçiliği terk etmelidir”
 demişti. Büyük
İsrail'in kurulması için her şeyin yapıldığını ve şimdi de bu amaçla 20. Haçlı
seferinin başlatıldığını anlatan Necmettin Erbakan, Irak ve Afganistan'ın bu
amaçla işgal edildiğini, Filistin'de bu amaçla kan ve gözyaşı akıtıldığını,
Fas'tan Endonezya'ya kadar İslam ülkelerini içerisine alan Büyük Ortadoğu
Projesi'nin bu amaçla gerçekleştirilmek istendiğini yinelemişti. Erbakan Hoca,
tüm bu gelişmelerle birlikte nihayetinde Mısır, Suudi Arabistan, Suriye ile
birlikte İran ve Türkiye'nin de işgal edilmek istendiğini belirterek; “Peki
bütün bunlar karşısında biz Müslümanlar ne yapıyoruz? İslam Konferansı'nı
topluyoruz 'nihai bildiri' yayınlıyoruz. 'Amerika biran önce Irak'tan çıksın'
diyoruz. Onlar da bu nihai bildiriler karşında televizyonlarının başında
kahvelerini içerken bize gülüyor. Nihai bildirilerle bu işler olmaz. Gerçek
'İslam Birliği'ni kurmak zalimlerin anladığı insanlığın tek kurtuluş
reçetesidir”
 demişti.

“Önceki gelişimizde D-8'leri kurduk, şimdi Yeni
Bir Dünya kuracağız”

Kendisi Başbakan olunca ilk işinin D-8'in kurulması
olduğunu ve bu amaçla ilk ziyaretini İran'a yaptığını hatırlatan 54. Hükümetin
Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, “Fakat maalesef D-8'lerin
bugün ismi var, cismi yok. Hâlbuki D-8'ler gerçek İslam Birliği'nin
çekirdeğidir. Ben 12 sene önce İran'a geldiğimizde Sayın Rafsancani ile
birlikte D-8'leri kurduk. Şimdi de İran'a geldim çünkü sizinle koordinasyonla
Yeni Bir Dünya'nın kurulması için ciddi bir çalışma dönemi başlattım. Ben
böylece size karşı kardeşlik vazifemi yapıyorum. Sizin şuurlu desteğinizle
'Yeni Dünya' mutlaka kurulacaktır. Bu dünya bugünkü gibi bir zulüm dünyası
olarak kalmayacak, adil bir düzene dayalı saadet dünyası olacaktır”
 sözleriyle
tarihi İran ziyaretinin asıl hedefini göstermişti.

Ahmedinecad: “D-8'lerin kurulması çok büyük bir
olaydı”

Erbakan'dan sonra söz alan İran Cumhurbaşkanı Mahmut
Ahmedinecad da, “Siyonizmin insanlığın baş düşmanı olduğunu, azınlık
bir grup olmasına rağmen siyonizmin çok teşkilatlı bir çalışma içerisinde
bulunduğunu, Amerika ve Avrupa başta olmak üzere dünya medyası ve sermayesini
kontrol altında tuttuğunu”
 kaydetmişti. D-8'in önemine de dikkat
çeken Ahmedinecad’in; “D-8'in kurulması dünya siyasetinde çok önemli ve
çok büyük bir olaydır. Siz D-8'leri kurdunuz, bizim de bu yolu takip etmemiz ve
D-8'leri çok daha güçlendirmemiz lazımdır. Aslında bu çok kolay bir iş değil.
Çünkü siz bu işi yaparken karşınızda dünya Siyonizm’ini buluyorsunuz. Fakat bizler
istersek bütün zorlukların üzerinden geliriz. Allah'ın izniyle yeni bir dünya
için yol açıktır. Çünkü sizin gibi insanların çalışmalarıyla milletler
uyanıyor. El ele vererek ifade ettiğiniz yeni dünyayı kurmak zorundayız”
ifadeleri oldukça samimi ve seviyeliydi.

Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümet Başbakanı Necmettin
Erbakan'a dönerek: “Bu yolda birlikteyiz” mesajı da veren İran
Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’in: “Sizinleyiz. Sizinle birlikteyiz ve
ellerimiz ellerinizdedir. Yeni bir dünyanın kurulması için yapmamız gereken ne
varsa her şeyi yapacağız. Çok ağır bir yük omuzluyoruz, ama Allah'ın yardımıyla
zafer yakındır”
 sözleri dikkat çekiciydi. Ve kendisine bir hediye
takdim eden Erbakan’a Ahmedinecad'ın: “Bizim için altından değerlisiniz!”
iltifatları bir kadirşinaslık örneği idi.

Erbakan-Shahrodi görüşmesi

Milli Görüş Lideri'nin gerçekleştirdiği çok önemli
görüşme ise İran Dini Lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'dan sonra
protokolde üçüncü sırada yer alan Yüksek Yargı Başkanı Ayetullah Shahrodi
ileydi.  Yaklaşık 60 dakika süren Erbakan-Ayetullah Shahrodi görüşmesinde
de D-8'ler ve İslam Birliği gündeme gelmişti. Ayetullah Shahrodi, İslam
Birliği'nin kurulması için bütün gayretini sarf edeceğini söylerken, “Biz
eğer sizin ifade ettiğiniz gibi İslam Birliği'ni kurar ve yeni bir dünya ile
saadet yolunu açabilirsek Müslümanlar tarihteki saygın yerini yeniden
alacaktır”
 demişti.

Erbakan, Hamaney görüşmesiyle İran ziyaretini
tamamlamıştı

Erbakan Hoca, İran'ın en önemli ismi olan İran Dini
Lideri Seyyid Ali Hamaney'le bir araya gelmişti. Askeri erkandan üst düzey
yetkililer ile İran'ın çeşitli bölgelerinden yöneticilerin de iştirak ettiği
Erbakan-Hamaney görüşmesi yaklaşık 1.5 saat devam etmişti. Hamaney görüşmesiyle
birlikte Erbakan'ın İran temaslarındaki resmi görüşmeleri de sona ermişti. İran
Dini Lideri Ali Hamaney; Erbakan ile tekrar görüşme fırsatı bulduğu için çok
memnun olduğunu söylemişti. “Sayın Erbakan'ın yüksek fikirlerinden
oldukça istifade ettik”
 diyen Hamaney, dünyada barışın sağlanması
ve yeni bir dünyanın kurulması çalışmalarının geciktirilmeden yapılması
gerektiğini belirtmişti. “Erbakan'ın bugüne kadarki
çalışmalarından nasıl memnun kaldıysam, bu açıklamalarından da o derece memnun
kaldım”
 diyerek Erbakan ile bundan önce yaptığı görüşme ile bu
görüşme arasında Müslüman ülkelerin aleyhine önemli olaylar cereyan ettiği gibi
lehine de önemli gelişmeler olduğunu dile getiren İran Dini Lideri Hamaney,
Erbakan'a çalışmalarında başarılar dilemişti.

İnsanlık tarihi bir dönüm noktasındaydı ve zulmün
yıkılışı yaklaşmıştı!..

54. Hükümet Başbakanı ve Millî Görüş lideri bu önemli
görüşmeden sonra on gün boyunca ikamet ettiği İstiklal Hotel'de yaptığı bir
basın toplantısı ile İran gezisini değerlendirmişti. Uluslararası ajanslar ile
İran medyasının büyük ilgi gösterdiği basın toplantısında, İran'a
yaptığı bu seyahatinin çok önemli dünya olaylarının cereyan ettiği tarihi bir
döneme rastladığına dikkat çekmişti.
 Artık insanlığın, ya ırkçı emperyalizmin
kölesi olmaya devam edeceğini veya hakkı üstün tutan saadet dünyasının
kurulacağını kaydeden Erbakan, “Bugünkü zulüm dünyası yerine
barışın, huzurun, adaletin hüküm süreceği saadet dünyasının kurulması için
kardeş iki ülke olan Türkiye ve İran'ın çok güçlü bir işbirliği içerisinde
olmasına bütün dünyanın ihtiyacı vardır. Böyle önemli bir gaye için İran
seyahatimize dair daveti kabul edip severek İran'a gelmek tarihi bir görev
sayılmıştır. Öyle inanıyorum ki, on günlük ziyaretim boyunca yaptığım görüşmeler
bakımından hemen hemen hiçbir devlet adamı böyle bir programla
karşılanmamıştır. Görüşmeler en üst düzeyde gerçekleşmiş bulunmaktadır. Beni
mutlu eden en mühim şey, bütün görüşmelerimizde sıcak, kalbi ve samimi bir
şekilde karşılanmak ve ağırlanmaktır. İran da görüştüğümüz bütün kıymetli
yöneticilerin Türkiye'ye olan sevgisini görmek de ayrı bir bahtiyarlıktır”
 demişti.

İranlı yöneticilerin 'yeni bir dünya'nın kurulmasını
candan arzu ettiklerini görmekten de mutluluk duyduğunu ifade eden Necmettin
Erbakan, İran gezisinin amacını işe şu sözleriyle özetlemişti. “İran
seyahatimizle üç hedefimiz olmuştur; Türkiye ile kardeş İran arasındaki
ilişkilerin azami derecede güçlendirilmesi konusunu ele almak, Ortadoğu'daki
kanlı vahşete nasıl son veririz konusunda fikir teatisinde bulunmak, Irkçı
emperyalizmin yürütmek istediği köle düzenine karşı dünya barışı için saadet
dünyasını nasıl kurarız konusunda görüşlerimizi paylaşmak,  tarihi İran
gezimizin hedefleri olmuştur.” 
“Ortadoğu'daki vahşete lafla
değil, fiilen son verebilmek gerekiyor” diyen Erbakan, siyasi iradenin
önemine dikkat çekerek, Türkiye ve İran'ın bu siyasi iradeyi birlikte ortaya
koyması gerektiğini, bu ülkeleri diğer ülkelerin izleyeceğini belirtmesi” çok
önemli ve cesaretli mesajlar içermekteydi.

Erbakan’ın: “Zulüm ve sömürü değil; barış
ve saadet dünyası istiyoruz”
 sözleri, dünya mazlumlarının
duygularına tercümanlıktı.

Erbakan'ı dostluk mesajlarıyla karşılayan Hamaney,
dünyanın hali hazırdaki durumu ve yapılması gerekenler hakkında, Erbakan'dan
kendilerini aydınlatmasını rica etmişti. Dünyadaki son gelişmeler ve Türkiye
ile İran arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi hakkında görüşlerini anlatan
Erbakan, “Bölgemizde ve Ortadoğu'da barışın tesisi ve dünyadaki
meselelerin giderilip zulmün ve savaşların durdurulması gerekmektedir.
Savaşların, işgallerin ve sömürünün insanlığı ezdiği bu dünyanın yerine adalet
ve barış dünyasının ivedilikle kurulması şart. İnsanlığın kaybedecek vakti
kalmadı”
 demişti. Erbakan’ın, yeni dünyanın nasıl olması
gerektiği ve yeni dünyanın nasıl kurulacağına ilişkin düşüncelerini de İran
Dini Lideri Hamaney ve görüşmede hazır bulunan erkâna anlattığı bildirilmişti.

Bu arada, Sn. Mehmet Şevket Eygi’nin:

“Türkiye ile İran saldırmazlık paktı imzalamalıdır” başlıklı yazısı yayınlandığı sırada Erbakan Hoca özel bir davetle
gittiği İran ziyaretine başlamış bulunuyordu. Sn. Mehmet Şevket Eygi’nin haberi
olduğu halde, kendi temenni ve tekliflerine de uygun düşen bu girişimden hiç
bahsetmemesi, birkaç cümlelik tebrik ve teşekkürü bile esirgemesi, kendisinin
samimiyet seviyesini yansıtıyordu. Ve zaten Erbakan’ın onca hayırlı
girişimlerini ve başarılı neticelerini tebrik ve takdir ettiği hiçbir yazısı
hatırlanmıyordu!

“Siyonistlerin ana stratejilerinin maddelerinden biri,
ne yapıp yaparak Türkiye ile İran'ı çatıştırmaktır. İsrail'in kurtulması,
yaşaması, Ortadoğu'yu ele geçirmesi için bu şarttır. “Durup dururken bunu
nereden çıkarttın?” diyenler olabilir. Gerekçe göstermeyeceğim, iddiamda
ısrar edeceğim. Büyük Ortadoğu projesinin ana gayesi nedir? Bu bölgedeki
yüzölçümü, nüfusu, imkânları büyük devletleri küçük devletçiklere parçalamak,
bunların her birinin kendi ordularını kurmasını, birbirlerine düşman olarak
bakmasını sağlamak, tek kelimeyle bölgeyi balkanlaştırmaktır. İkinci madde de,
gerçek İslâm'ın yerine ılımlı, evcil, light bir İslâm türetmektir. Ankara'daki,
içinde Avusturyalı bir Cizvit papazının da bulunduğu hadisleri ayıklama işi bu
planın bir parçasıdır.

Türkiye ve İran iki kardeş ülkedir. Çatışmaları,
savaşmaları büyük bir felaket doğurur. Emperyalistler, vaktiyle İran ile Irak'ı
da birbirine düşürerek çok uzun, çok kanlı, çok tahripkâr, çok bitirici bir
savaş çıkartmışlardı. İran Irak savaşını ABD'nin, İsrail'in, Haçlıların ve
Siyonistlerin kışkırtıp teşvik ettiğinden kimsenin en ufak bir şüphesi
olmamalıdır. Türkiye ve İran'ın alabildiğine ticarî, iktisadî, turistik,
kültürel ilişkiler içinde olması gerekir. Böyle bir şey her iki tarafın da
menfaatinedir. Türkiye'de Sünnîlik, İran'da Şiîlik kültürleri dominanttır. O
halde kesinlikle, iki taraf da bu konuda fitne ve fesada yol açacak çalışmalar,
propagandalar yapmamalıdır.

Türkiye ile İran neler yapabilir?

1. Vize kaldırılmalı, iki devletin vatandaşlarına pasaportla
gidip gelebilme fırsatı sağlanmalıdır.

2. İki devlet arasında saldırmazlık paktı
imzalanmalıdır.

3. Sünnîlik Şiîlik konusunda olumsuz, yıkıcı
propaganda yapılmamalıdır.

4. İki devlet birbirini rakip görmekten sakınmalıdır.

5. Kürt nüfus konusunda iki devlet olumlu, yapıcı,
barışçı bir siyaset uygulamalıdır.

6. İran'ın yarısı Türk'tür, Türkçe bilmekte ve
konuşmaktadır. Buna mukabil Türkiye'de Farsça bilen çok azdır.
Üniversitelerimizde Farsça bölümleri açılmalı ve iyi Farsça konuşan ve yazan
gençler yetiştirilmelidir. Bunlar ileride iki devletin ticarî, iktisadî,
turistik, kültürel münasebetlerinin gelişmesinde büyük rol oynayacaklardır. İslâm
düşmanları, Irak'ta, Pakistan'da, Afganistan'da Sünnîlerle Şiîleri çatıştırmaya
gayret ediyor. Camilere atılan bombalarda onların parmakları olduğundan
kimsenin en ufak bir şüphesi olmamalıdır.”
[2]

Not: Sn. Eygi’nin bu yazısındaki bazı tespit ve
tavsiyeleri ise, “acaba İran’la aramızı barıştırmayı mı, yoksa
karıştırmayı mı amaçlıyordu? Özellikle şu kritik ortamda bu tür yaraları
kaşımak ve gündeme taşımak ne derece doğruydu?”
 Sorularına yol açacağı
düşüncesiyle yazıdan çıkarılmıştır.

Mason Celal Bayar’ın bayağı yaklaşımı ve Erbakan’ın
Milli Kalkınma sevdası

“Sayın N. Erbakan'ın dünya görüşüne
katılmayabiliriz, ama yiğidi öldür hakkını yeme. Kaldı ki birisi yurduma,
insanıma yararlı bir iş yapmışsa onu takdir eder, alkışlarım. (…)
“Ergüder Gediz Albayım aktarmıştı: “Cumhurbaşkanı arşivini tararken
gözüme bir yazı ilişti. Yazı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a yazılmıştı ve özet
olarak şunlar kayıtlıydı:

“İstanbul Teknik Üniversitesi Öğ. Üyesi Necmettin
Erbakan, uçak motorunun prototipini başarmıştır. İzin ve imkân verilirse seri
üretim yapabiliriz” 
bilgileri
sunulmaktaydı. Bu mektubun en ilginç yönü ise kâğıdın altına Celal
Bayar'ın “ABD'den zaten uçak alıyoruz, yerli üretime gerek
yoktur”
 notunu yazmasıydı.[3]

Şimdi, sadece mason, Sabataist ve İslâm şeriat karşıtı
olduğu için Celal Bayar ve Süleyman Demirel gibileri kutsayıp alkışlayan, ama
samimiyetle inanan, Emperyalizm'e ve Siyonizm'e karşı duran ve bir ömür ülkesi
ve devleti için çırpınan Erbakan Hoca'ya her fırsatta sataşan şu
Kemalist-Ulusalcı takımı, elbette iflah olmayacak ve milletimizden asla yüz
bulmayacaktı!



[1] 2 Nisan 2013 Aydınlık

[2] 19.04.2009 / Milli Gazete

[3] Yeniçağ / Mevlüt O. Yılmaz

 















BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi