Anasayfa » DÖRT KİTABIN ORTAK MESAJI

DÖRT KİTABIN ORTAK MESAJI

Yazar: yonetici
0 Yorum 160 Görüntüleyen

DÖRT KİTABIN ORTAK MESAJI

Bütün semavi dinlerin, ilahi kitap ve sahifelerin; hem iman esasları ve ibadet amaçları.. Hem de genel ahlak ve adalet kuralları temelde aynı olmakla beraber, sadece ibadet şekillerinde, muamelat biçimlerinde ve hukuk (şeriat) ölçülerinde.. Değişen ve gelişen toplumsal hayat standartları ve insanlığın ihtiyaçları gereği olarak, tabii ve tedrici bir mükemmelleşme süreci yaşanmıştır.

 

Kutsal kitapların asıllarının, kalıpları farklı olsa da, kaynakları aynıdır. Çünkü hepsi de Allah’ın kelamıdır.

 

Sözleri farklı olsa da, özleri aynıdır. Çünkü aynı ilahi gerçeği anlatmaktadır.

 

Ama ne var ki:

 

“Size emretmekte olduğum söze (ilahi hükme ve habere) başka bir şey katmayacaksınız ve ondan hiçbir şey eksiltip çıkarmayacaksınız.”[1] Emrine aykırı olarak, zamanla tefrit (kısaltma ve kısırlaştırmalar) ve ifrat (aşırılıklar ve yeni katmalar) ve tahrifatlar (aslını bozmalar ve kalem oynatmalar) sonucu yozlaşan (özünden ve saf halinden uzaklaşan) ve yobazlaşan (kaba softalığa ve şekilcilik hastalığına bulaşan.) Hak Dinleri Hz. Mehdi ve Hz. Mesih (İsa A.S) yeniden özüne ve asli hüviyetine kavuşturacaktır.

 

Barnabas İncilindeki:

 

“Kendi geleneklerini (ve nefislerinin hoşuna giden ve kutsallık giydirilen) davranış biçimlerini (ve bozuk yaşam şekillerini) esas alıp, Allah’ın kanunlarını, sadece göstermelik bir merasim durumuna ve istismar konumuna düşürdüklerinden dolayı, muallimleri (HZ.İsa) onları azarladı”[2] haberleri de Hak din mensuplarının bozulmasını anlatmaktadır.

 

Kur’an’daki:

 

“İman edenlerin (ve Müslümanlık iddiası güdenlerin):

 

Allah’ın zikredilip hatırlanması ve Hak (olarak)tan inmiş bulunan (Kur’an’ın) (okunup araştırılması) için;

 

Kalplerinin saygı ve korku ile yumuşaması zamanı (hala) gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilmiş (olup ta) üzerlerinden uzun bir zaman geçince kalpleri katılaşmış (ve kitaplarının yolunu bırakmış ve kendi nefsü hevalarına kapılmış) kimseler gibi olmasınlar. Ki onların çoğu fısku fucura (günah ve sapıklığa) dalmışlardı.”[3] ayeti; maalesef Müslümanların da, zamanla, Yahudi ve Hrıstiyanlar gibi kitaplarının özünden ayrılacaklarını, Hak ve hayır yolundan uzaklaşacaklarını ortaya koymaktadır.

 

Evet, aslında bütün ilahi kitapların kaynağı aynıdır.

 

Bakınız, Kur’an’daki:

 

“Andolsun, cin ve insanlardan birçoğunu cehennemlik yaptık. Onların kalpleri vardır, bununla (gerçeği) kavrayıp anlayamazlar. Gözleri vardır, onlarla (ibret alarak) görüp bakamazlar. Kulakları vardır bununla işitip (hakikatı) duyamazlar. Bunlar, hayvanlar gibidirler, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar, (yaratılış amacından ve ahiret hazırlığından) gafil olanlardır.[4] Ayetleriyle, Kitabı Mukaddesteki:

 

“ Onların putları gümüş ve altındır.

 

(Dünyaya tapmaktadırlar)

 

Ağızları vardır, söylemezler.

 

Gözleri vardır, görmezler.

 

Kulakları vardır, işitmezler.”[5] Ayetlerini okuyup ta…

 

Ve yine Kur’an’daki:

 

“Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tesbih eder. O’na hamd ederek tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz (yerdeki ve gökteki bütün varlıkların) tesbihlerini (Allah’ın emri ve takdiri ile hareket ettiklerini, onların kendilerine mahsus ibadet, zikir ve hizmetlerini) kavrayamıyorsunuz”[6] ayetiyle bunların aynı Allah’ın kelamı olduğunu kavramayanlar, nasipsiz insanlardır.

 

Eski Ahitteki:

 

“Rab’be hamd edin. O’na göklerden, yücelerden hamd edin.

 

Ey bütün Melekleri, O’na hamd edin.

 

Ey bütün askerleri (Allah’ın emrindeki hizmetçileri) O’na hamd edin.

 

Ey Güneş ve Ay ve bütün nur yıldızları O’na hamd edin”[7] ayetleri üzerinde kafa yorup ta..

 

Kur’an’daki:

 

“Kıyamet günü, (akraba ve arkadaşlar) Birbirine gösterilir. O günün azabına karşılık olmak üzere, her mücrim (suçlu ve şımarık kişi) kendi oğullarını fidye vermek ister. Hem eşini ve kardeşini, hatta (dünyada) ona arka çıkan bütün aşiretini ve (elinde olsa) yeryüzündekilerin hepsini; kurtulmak için (vermek ister, ama kabul edilmez)[8] ayetleriyle

 

Tevrat’taki:

 

“Zenginliklerine güvenenlerden ve servetlerinin çokluğu ile övünen (ve günaha girenlerden) hiç biri, (kıyamet günü) öz kardeşini fidye ile kurtaramaz..

 

(Kendi günahlarının karşılığı olarak ta) Allah’a kefaretini veremez”[9]

 

Ayetlerini karşılaştırıp ta, bütün bunların aynı kaynaktan geldiğini anlamamak imkansızdır. Kur’an, Tevrat, İncil ve Zebur’un, aynı meselede, aynı gerçekleri ifade ettiklerine yüzlerce örnek gösterilebilecek olan bu konuyu, sadece Kur’an da özel dikkat çekilen 19 başlık halinde hatırlatmakta yarar vardır:

 

1- Allah’ın varlığı ve Birliği:

 

Kur’an:

 

“O Allah birdir.”[10]

 

“Sizin ilahınız; Ondan başka ilah olmayan tek ilah dır.”[11]

 

Tevrat:

 

“Ya Rab, Sen’den başka Tanrı da yok, bir benzerin de yok.”[12]

 

İncil:

 

“Tanrımız olan Rab, tek Rab’dir.”[13]

 

Zebur:

 

“(Ey Rab) Çünkü hayatın kaynağı sendedir.[14]   

 

 2- Sadece Allah’a ibadet etmek:

 

Kur’an:

 

“… Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim..”[15]

 

“Ben insanları ve cinleri yalnız Bana kulluk etsinler diye yarattım.”[16]

 

Tevrat:

 

“…Buyruklarımı bırakır da, gidip başka ilahlara kulluk eder, taparsanız, sizi barındırdığım ülkeden söküp atacağım”[17]

 

İncil:

 

“Tanrı olan Rab’be tap. Yalnız ona kulluk et.”[18]

 

Zebur:

 

“O’nun zevki Rabbin şeriatinde ( ve yalnız ona itaat etmekle)dir.”[19]

 

3- Hidayet Allah’ın elindedir:

 

Kur’an:

 

“Dilediğini (ve layık gördüğünü) hidayete erdirir. Dilediğini (ve müstehak olanı) dalalete bırakır”

 

“Yolları doğrultmak Allah’a aittir.”[20]

 

Tevrat:

 

(Tuttuğun) “ Bütün yollarında, sen onu tanı(ki) O’da senin yollarını doğrultur.”[21] 

 

Zebur:

 

“İnayet (ve hidayet) de Senindir Ya Rab.”[22]

 

4- Allah’a güven ve teslimiyet:

 

Kur’an:

 

“Öyleyse Müminler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.”[23]

 

Tevrat:

 

“Bütün yüreğinle Rab’be güven ve kendi anlayışına dayanma.”[24]

 

“Rabbe yöneldiği sürece, Tanrı onu başarılı kıldı.”[25]

 

İncil:

 

“Meryem dedi ki: Canım (kalbim) Rabbi yükseltir. Ve kurtarıcım-sığınağım Allah ile ruhum sevinir.”[26]

 

Zebur:

 

“Ancak Rabbe sığınırım.”,   “Bana acı Ya Rab, çünkü sıkıntıdayım.”[27]

 

5- Allah’ın Yüzü (Rızası):

 

Kur’an:

 

“Ve onlar Rablerinin yüzünü (rızasını) isteyerek, sabrederler.”[28]

 

Tevrat:

 

“Rabbe ve O’nun kudretine bakın, durmadan O’nun yüzünü arayın.”[29] 

 

Zebur:

 

“Ben ise salahla (salih ve halis iman ve amellerle) senin yüzünü göreceğim ve (öldükten sonra bu rüyadan uyandığımda) didarını doya doya seyredeceğim.”[30] 

 

6- İnsanları ilah edinmek:

 

Kur’an:

 

“Allah’tan başka taptıklarınız, sizler gibi (aciz ve fani) kullardır.”[31]

 

Tevrat:

 

“Siz ise, Beni bıraktınız ve başka ilahlara kulluk ettiniz.”[32]

 

İncil:

 

“Onlar, Yaradanın yerine, yaratığa tapıp kulluk ettiler.”[33]

 

7- Takva Elbisesi:

 

Kur’an:

 

“Takva (elbisesi) ile kuşanıp donanmak ise, bu daha hayırlıdır.”[34]

 

Tevrat:

 

“Allah’tan kork, O’nun emirlerini tut. Çünkü insanın vazifesi ve (şeref elbisesi) budur.”[35]

 

İncil:

 

“Bütün güzelliğiniz dış görünüşten ibaret olmasın. Gizli olan iç dünyanız, sakin ve yumuşak bir ruhun solmayan güzelliği, sizin takva süsünüz ve özelliğiniz olsun.”[36]

 

Zebur:

 

“Ve Rabbin inayeti, ezelden ebede kadar, kendisinden korkanların üzerinedir.”[37]

 

8- Yalandan Sakınmak:

 

Kur’an:

 

“… Öyle ise, iğrenç bir pislik olan putlardan ve (şeytani sistem olan tağutlardan) kaçının, yalan söylemekten de sakının.”[38]

 

Tevrat:

 

“Çalmayacaksınız, hile yapmayacaksınız ve birbirinize yalan söylemeyecek ve aldatmayacaksınız.”[39]

 

Zebur:

 

“Allah’ım, Sen, yalan söyleyenleri helak edersin.”[40]

 

İncil:

 

“Kurtuluş için, yalanı kendinizden sıyırıp atın.”[41]

 

9- Herkes Ektiğini Biçecektir:

 

Kur’an:

 

“Her ümmet, kendi kitabına çağrılır. Bu gün yaptıklarınızla karşılık bulacaksınız.”[42]

 

Tevrat:

 

“Sen nasıl ettinse, sana öyle edilecek, işlediğinin karşılığı kendi başına dönecek.”[43]

 

Zebur:

 

“İyi insan fakiri barındırır ve yardımcısı olmayan hakiri kurtarır. Yoksula ve düşküne acır. (Bunların iyiliği karşılıksız kalmayacaktır)[44] 

 

İncil:

 

“Tanrı, herkese yaptıklarının karşılığını verecektir.”[45]

 

10- Dünyanın Faniliği:

 

Kur’an:

 

“Bu dünya hayatı, sadece bir oyun (ve gelip geçici) tutkulu bir oyalanmadır. Gerçekten Ahiret yurdu ise, işte asıl hayat o dur.”[46]

 

Tevrat:

 

“Yeryüzündeki günlerimiz, gölge gibidir, kalıcı değildir.”[47]

 

Zebur:

 

“Gerçekte her şey (ve herkes) bir soluk (nefes) tir ve sadece bir gölge gibidir.”[48] 

 

11- Zamanın İzafiliği:

 

Kur’an:

 

“Doğrusu, senin Rabbin katında bir gün, saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”[49]

 

İncil:

 

“Rabbin gözünde, bir gün, bin yıl.. Bin yıl, bir gün gibidir.”[50]

 

12- Kaderin Kesinliği:

 

Kur’an:

 

“Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık.”[51]

 

“Yerde ve gökte (ezelden ebede) zerre ağırlığınca (her atom parçacığına kadar) hiçbir şey Rabbinden saklı kalmaz. Bunun daha küçücüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kader programında) kayıtlı olmasın.”[52]

 

Tevrat:

 

“Biliyorum ki, Allah’ın yazdığı her şey ebediyen olacaktır. O’na hiçbir şey katılamaz ve O’ndan: hiçbir şey eksiltilip çıkarılamaz.”[53]

 

13- İmansızların Basitliği ve Pisliği:

 

Kur’an:

 

“Allah’ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkanı) yoktur. O akıl erdiremeyen (imansızların) üzerine iğrenç bir pislik kılar.”[54]

 

İncil:

 

“(Allah imansızları) yüreklerinin şehveti içinde, onları pisliğe teslim etti.”[55]

 

14- Gerçek Din Yerine, Atalardan Gördükleri “Gelenek”lere Uyma:

 

Kur’an:

 

“Ne zaman onlara: Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: Hayır biz atalarımızdan gördüğümüze              (geleneklerimize) uyarız derler.”[56] 

 

Tevrat:

 

“Sözlerimi dinlemek istemeyenler, atalarının fesatlıklarına döndüler ve (Allah’tan) başka ilahlara kulluk etmek için, onların ardınca gittiler.”[57] 

 

İncil:

 

“İsa onlara şunu söyledi: Kendi geleneğinizi sürdürmek için, Tanrı buyruğunu bir kenara itmeyi ne güzel beceriyorsunuz.”[58] 

 

15- Gerçek Müminlerin çok az bulunması:

 

Kur’an:

 

“(Ey Resulüm) Sen şiddetle arzu etsen de, insanların çoğu iman edecek değildir.”[59]

 

İncil:

 

“Siz dar kapıdan girin. Çünkü kişiyi helake götüren kapı geniş, yolu rahattır. Sonsuz yaşama götüren kapı ise dar, yolu sıkıntılıdır. Bu yolun yolcuları ise çok azdır.”[60]

 

16- Suçun ve Cezanın Şahsi Olması:

 

Kur’an:

 

“Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez.”[61]

 

Tevrat:

 

“Suç işleyen, cezasını kendi çekecek. Babasının fesadını oğul taşımaz. Oğlun fesadını baba taşımaz. Salihin salahı, kendi üzerine olur. Kötünün kötülüğü de kendi üzerine olur.”[62]

 

17- Gurur ve Kibrin Kötülüğü:

 

Kur’an:

 

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme Çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.”[63]

 

Zebur:

 

“Övünmeyin, böbürlenmeyin, kibirlenip boynunuzu yukarı dikmeyin. Her şeye hâkim olan ancak Allah’tır. O birini alçaltır, diğerini yükseltir.”[64]

 

Tevrat:

 

“Kavminin arasında çekiştiricilik edip gezmeyeceksin ve asla kibirlenmeyeceksin.”[65]

 

İncil:

 

“Aranızda en üstün olan, diğerlerinin hizmetkârı olandır. Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.”[66]

 

18- Cesaret ve Metanet Ehlinin Üstünlüğü:

 

Kur’an:

 

“Onlar, insanlar kendilerine: “size karşı düşmanlarınız toplandılar (ve ittifak yaptılar) artık onlardan korkun” dedikleri halde, imanları artanlar (yalnız Allah’tan korkanlar) ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diyerek (cesaretli olanlardır)[67] 

 

Tevrat:

 

“Ve senin önünde yürüyen Rab’dir. O, seninle olacak… Seni boşa çıkarmaz, yalnız ve yardımsız bırakmaz. Korkma ve yılgınlığa kapılma”[68]

 

Zebur:

 

“Mümin parasını faize yatırmaz, suçsuza ve hak sahibi olana (haksızlık etmek üzere) rüşvet almaz ve (Tanrıdan başkasından korkmaz)[69]  

 

İncil:

 

“Doğruluk uğruna acı çekseniz bile size, ne mutlu… Dayanın.. İnsanların korktuklarından korkmayın ve telaşa kapılmayın…”[70]

 

19- Ahlaksızlık Örnekleri:

 

Kur’an:

 

“Şunların hiç birine itaat etme (ve kıymet verme.): (yalan yere) yemin edip duran, aşağılık ve bayağı (bir ahlaka sahip bulunan), (herkesi) alabildiğine kötüleyip ayıplayan, söz getirip götürerek (fesat çıkaran), hayrı engelleyip (devamlı karşı çıkan), saldırgan, her günaha dalan, zorba, zalim ve saygısız olan, sonra da kulağı kesik (kabadayılık ve barbarlık yapan ve insanların gizli yanlarını araştıran), servet ve evlat sahibi (yetkili ve rütbeli) oldu diye, kendisine ayetlerimiz okunduğunda: Bunlar eskilerin uydurma masallarıdır” diye (gururlanan kimselere)[71] 

 

Tevrat:

 

“Fakat bu adam; zorbalık eden, kan döken, kötülükleri işleyip, kulluk görevini terk eden, ancak dağların üzerinde yiyen (eşkiyalıkla geçinen), komşusunun karısını kirletip murdar eden, düşküne ve fakire haksızlık eden, rehini (borcunu ve emanetini) geri vermeyen, gözlerini putlara diken ve mekruh şeyi isteyen… (kimse ise Tanrının rahmetinden kovulmuştur)[72] 

 

İncil:

 

“Her türlü haksızlık, ahlaksızlık, kötülük ve açgözlülükle doldular. Kıskançlık, öldürme hissi, çekişme, hile, hıyanet ve kötü niyetle mahvoldular. Dedikoducu, kınayıcı, küstah, kibirli, övünen, kötülük üreten, ana-baba sözü dinlemeyen, anlayışsız, sözünde durmaz, sevgisiz, saygısız ve insanlara acımasız kimselerdi.”[73]

 

Allah’tan gelen bütün kitaplar böylesine ortak ve mutlak esasları, imani, insani ve ahlaki kuralları öğretmesine rağmen, sonradan karıştırılmış, ekleme ve eksiltmeler yapılmış ve yozlaştırılmıştır.

 

 

 

YAHUDİLİK

 

Bu günkü Yahudi felsefesinde, Eski Ahid’i bir kenara bırakmış ve Yahudilerin her türlü hayat anlayışlarını tesbit etmiş bulunan Kutsal Kitap; Talmud’dur. Talmud, yalnız Yahudilerin anlayabildiği gizli ibareler manzumesidir. Talmud’a göre Tanrı Yehova Yahudi milletini üstün ve imtiyazlı bir millet olarak yaratmıştır. Diğer insanlar, insan bile değildir. Onlar, köpek ve domuz cinsinden sayılmaktadır. Tanrı Yehova, eğer yahudileri yaratmamış olsaydı, dünyada bereket olmaz, güneş doğmaz ve yağmur yağmazdı. Bu itibarla bütün insanların, bu üstün vasıflı kimselere kölelik etmeleri yaratılışın zaruri bir icabıdır. Tanrı, bütün insanları sömürme hakkını, kendi öz evlatları olan Yahudi milletine vermiştir. Yahudiler dışındaki insanlara merhamet haramdır. Başkasının malı Yahudi’ye helal kılınmıştır. Bir Yahudi Melekten de üstün bir yaratılışa sahiptir. Dünya hayatı, Yahudilerin dünyaya hükmettiği gün düzene girecektir. Onun için de, Yahudi olmayanlar, devir devir imha edilmelidir. Dünyadaki tek geçerli idare şekli, Yehova’nın kuracağı teokratik düzendir. Tek kutsal krallık ise, Yehova’nın, Yahudi milletinin eli ile dünyada kuracağı Siyonist hâkimiyetidir. İnsanlığın, yani Yahudi ırkının, dünya saadeti ancak bu sayede elde edilebilir görüşü yaygındır ve bu anlayış, Tevrat’ın özüne ve hükümlerine aykırıdır. Değil ilahi, ilmi ve insani bir yanı da bulunmamaktadır.

 

Yahudi düşüncesinde milletin yegâne tanrısı mili ilah Yehova’dır. Yehova, Yahudilerin özel ilahıdır.

 

 

HRİSTİYANLIK

 

Bu günkü Hristiyanlıkta Allah inancı Teslis Akidesi üzerine kurulmuştur. Teslis, Baba-0ğul ve Ruhu’l-Kudüs inanışını teşkil etmektedir. Baba Allah’tır. Oğul İsa’da Onun oğludur. Kutsal Ruh ise; bu iki tanrıdan çıkmış aynı derecede tanrıdır. Üçü de ezeli ve ebedidir. Tanrılık bakımından aralarında fark yoktur. Bu üçlü inanışın, Hristiyanlıktan önce başka dinlerde de modelleri görülmektedir. İsa’nın insanların günahlarına kefaret olmak üzere, çarmıha gerilip idam edilmesi de, bu inancı besleyen temel felsefelerden biridir. Bu haliyle Hristiyanlığın, Hz. İsa’ya gelen İncilin yolundan ayrıldığı ve yozlaştığı açıkça görülmektedir.

 

Dünyadaki yaygın Hristiyan inancına göre; insanoğlu doğuştan günahkârdır. Her çocuk kirli doğar. Bu, İlk insanın, işlediği suç ve günahın veraset yoluyla insanlığa geçmesinden ileri gelir. Tanrının adaleti bunu gerekli kılmıştır. Aynı Tanrı, merhamet sıfatı ile, insanlığı bu günah yükünden kurtarmak istemiş ve biricik oğlu İsa’yı insan kılığında yeryüzüne göndermiştir.  

 

İsa’da temiz kanını çarmıhta akıtarak, insanların günah kirini temizlemiş ve umumi kurtuluş vizesi olmuştur. İsa’dan sonra doğanların kirleri de, vaftiz adı verilen kutsal ayinle giderilmektedir. Hz. İsa’yı idam ederek günah işleyenlerin günahları ise muallâkta kalmıştır. Tarih boyunca Hristiyanlık adına işlenen cinayetlerle, dünyanın her yerinde biçare insanlara tatbik edilen zulüm ve işkence hareketlerini izah etmeye kalkışmak, insan mantığını durdurur. Bu itibarla Hristiyanlıktaki insan sevgisi sadece bir fanteziden ibaret kalmıştır.

 

Hristiyan inanışına göre dünya hayatı esastır. Dünyada iyi ömür süren, rahat ve refah içinde yaşayan, Ahirette de mesut olur. Dünya hayatında iyi insan, kilise ve din adamları nezdinde temiz olan insandır. Bu itibarla her Hristiyan, zaman zaman günahlarını papazlara itiraf etmek ve böylece günahlardan kurtulmak mecburiyetindedir.

 

 

 İSLAM DİNİ

 

İslam Allah nizamının ve ilahi kanunların değişmez adıdır. Tevhid düşüncesinin son peygamber aracılığı ile, yeniden diriliş ve düzenlenişinin ifadesidir. Tek kelime ile her asrın ve tüm insanlığın dinidir. Bütün hayatı içine alan umumi ve daimi bir dindir. Tekamülün zirvesi, akıl ve mantığın merkezidir. İslam’ın kainat içinde değer verdiği en üstün varlık; insandır.

 

İslam’a göre insan; Alemin efendisi ve Allah’ın Halifesi olarak yaratılmıştır. Her doğan çocuk, İslam fıtratı üzere tertemiz doğar. İyi veya kötü oluşu, yetiştiği çevresinin ve beslendiği hayat felsefesinin karakteri ile doğru orantılıdır.

 

Kur’an-ı Kerim, Adem oğlunun en güzel bir biçimde ve şerefli bir varlık olarak yaratıldığını beyan buyurmaktadır.[74] Herkes eşit haklara sahiptir. Üstünlük yalnız Allah’a yakınlıkta ve takvada aranmıştır.[75]  

 

İslam dini, her türlü imtiyazı kaldırmış, renk, dil ve din ayrımı yapmadan herkese eşit muameleyi şart koşmuştur. İslam’ın insanlık için koyduğu değişmez prensipler, insanlığa kurtuluş formüllerini öğretmiştir. Farklı din ve kökenden bütün insanların aynı ölçüler içinde ve bir arada mutlu yıllar yaşadığı ancak İslam devrinde görülmüş bir hakikattir. Tarihte insanlık adına İslam’a sürülecek herhangi bir leke göstermek mümkün değildir.

 

Bu yüce din, yalnız kendi mensuplarının değil, tüm insanların en büyük sığınağıdır. Bunun örnekleri tarih sayfalarını doldurmaktadır.

 

Ne var ki, İslam’ın temel kaynağı Kur’an’ı Kerim ve O’nun ilk örnek tefsiri ve tatbiki olan hadisi şerifler, “Hiç şüphesiz zikri (Kur’an’ı) Biz indirdik, biz.. Onun koruyucuları da Biziz”[76] Ayetinin ifadesiyle bizzat Allah tarafından korunmasına rağmen, İslami anlayış ve yaşayış maalesef yozlaşmış ve Müslümanlar Kur’an’ın özünden ve Resulüllahın izinden sapmışlardır.

 

Cenab-ı Hak’kın korumayı vaat ettiği; Kur’an’ın ilahi lafzı ve kelamıdır. Yoksa, Müslümanların Kur’ana yaklaşımını, anlayışını ve yaşayışını garanti etmiş sanılmamalıdır.

 

Özetle Müslümanlar da, diğer ehli kitabın akıbetine uğramışlardır. Ancak ne var ki, yeniden dinin aslına yönelecekleri bozulmamış bir kitabımız vardır.

 

Öyle ise, “De ki ey ehli kitap Bizimle sizin aranızda müşterek ve müsavi (olan) bir kelimeye (Tevhit akidesine) gelin… Allah’tan başkasına kullukta bulunmayalım. Ona hiçbir şeyi (ve kimseyi) ortak koşmayalım. Ve Allah’ı bırakıp, bazımız bazılarımızı Rab yerine koymayalım.”[77] Emrine ve davetine uyarak imani, insani ve ilmi gerçekler etrafında toparlanmak, zulme, küfre ve sömürüye karşı ortak bir cephe kurmak zamanıdır.

 

Buraya kadar verilen bilgiden, üç dinin bazı temel konulardaki görüşleri, ana hatları ile, ortaya konmuş oldu. Ancak, bu farklılıkların aşağıdaki şekilde maddeleştirilmesinde bir takım pratik faydalar vardır. Bu temel farklar şunlardır:

 

1- Bu günkü Yahudilikte Allah inancı Teşbihe (Allah’ı yaratıklara benzetme), Hristiyanlıkta Tecsim (Allah’a insan gibi maddi cisim verme) ve teslise (üçleme, Baba-Oğul-Ruhu’l Kudüs akidesine), İslam’da ise Tevhide dayanır.

 

2- Şu andaki yerleşik ve yaygın kanaate göre: Yahudi Tanrısı Yehova; Yahudi milletinin, teslise dayalı üçlü inanış ise sadece Hristiyanların tanrısıdır. Hâlbuki İslam’daki Allah, bütün insanların ve varlık âleminin Rabbi’dir.

 

3- Hz. Musa ile Hz. İsa’nın Peygamberlikleri hususi (kendi çağına ve toplumuna özel), Hazreti Muhammed’in (s.a.v) Peygamberliği ise umumi ve daimidir.

 

4- Yahudi ve Hristiyanlık sadece Beni İsrail’e gönderilmiştir. İslam dini ise, son din olarak, bütün insanlığa gönderilmiştir.

 

5- Tevrat ile İncil tahrif edilmiş (katmalar, kısaltmalar ve çıkartmalar yapılarak asli özelliği ve orjinelliği değişmiş), Kur’an ise zamanımıza kadar hiç değişmeden ilk şekli ile gelebilmiştir. İslami anlayış ve yaşayış bozulsa da, yeniden Kur’an’a dönme imkânı elimizdedir.

 

6- Yahudilik ve Hristiyanlıkta Ruhban sınıfı ve imtiyazlı din adamları vardır. İslam’da ise herkes Allah’ın kuludur ve eşit şekilde imtihandadır. Şartlarını taşıyan her Müslüman İmamdır. Her Müslümanın dini, ahlaki, sosyal ve siyasi sorumlulukları vardır.

 

7- Kitab-ı Mukaddes’te insan günahkâr doğar, İslam’da ise insan tertemiz doğar. Bozulma ve yozlaşma sonradan olmaktadır.

 

8- Hristiyan din adamları evlenemezler. İslam’da bu, insan tabiatına aykırı kabul edilmiştir. Hatta evlilik emredilmiştir. İslam, insan hayatını körleten şeyleri de, kirleten şeyleri de yasaklamıştır.

 

9- Kilise günahları bağışlayabilir. İslam’da ise af yetkisi yalnız Allah’ın elindedir. Dua ve tövbe konusunda Allah’la kul arasına hiç kimse giremez…

 

10- Hristiyanlıkta Aforoz vardır. İslam’da ise hiç kimse başka bir insan tarafından lanetlenemez. Hak ettiği hukuki cezalar dışında, hiç kimse temel insan haklarından mahrum edilemez.

 

11- İslam Dini, Muamelat ve şeriat (Hukuk ve günlük hayat) konularında asla değişmeyen temel ve genel esaslar koymuş… Net ve Özet kavramlar getirmiştir..

 

Ancak, değişen ve gelişen hayat şartlarına ve medeniyet standartlarına göre, yeni ve yeterli kurum ve kurallarının bu temel doğrulara göre ilim erbabınca ve kıyas yoluyla ortaya konulmasını istemiştir.

 

Yani İslam Dini:

 

1- Hukukta içtihat dönemini

 

2- Yönetimde ise Cumhuriyet dönemini başlatmıştır. 

 

 

 


 


[1] Kitabı Mukaddes Eski Ahit (Tevrat) Tesniye Bölümü. Bab:4 Ayet:2

 

[2] Barnabas İncili 12. Bab.Sh:67 Kültür-Basım Birliği-İST

 

[3] Hadid:16

 

[4]Araf:179

 

[5]Kitabı Mukaddes- Eski Ahit Mezmurlar. 115. Mezmur Ayet:4,5,6

 

[6] İsra:44

 

[7] Mezmurlar 148. ayet:1,2,3

 

[8] Meariç:11-14

 

[9] Mezmurlar 49. ayet 6,7,8

 

[10] İhlas:1

 

[11]Bakara:163

 

[12] 1.Tarihler17:20

 

[13] Markos.12:29

 

[14] Mezmur:36 ayet:9

 

[15] Ali İmran:64

 

[16] Zariat:55

 

[17] 2.Tarihler 7-19

 

[18] Matta:4:10

 

[19] Mezmur:1 Ayet:2

 

[20] Nahl:9

 

[21] Süleyman Meselleri:3:6

 

[22] Mezmur:62 ayet:12

 

[23] Ali-İmran:160

 

[24] Süleyman Meseleleri 3:5

 

[25] 2. Tarihler 26:5

 

[26] Luka 1:46-47

 

[27] Mezmur:31 ayet:7-9

 

[28] Rad:22

 

[29]1.Tarihler. 16:11

 

[30]Mezmur. 17. ayet:15

 

[31] Araf:194

 

[32] Hakimler 10:13

 

[33] Pavlusun Romalılara Mektubu-1:25

 

[34] Araf:26

 

[35] Vaiz. 12 :13

 

[36] Petrus’un Mektubu. 3:4

 

[37] Mezmurlar

 

[38] Hac:30

 

[39] Çıkış 23:12

 

[40] Mezmur 7 Ayet:11

 

[41] Pavlus’un Efeslilere Mektubu 4:25

 

[42] Casiye:28

 

[43]Obadya. 1:15

 

[44]Mezmur:73 Ayet: 12,13

 

[45] Pavlus’un Romalılara Mektubu. 2:6

 

[46] Ankebut:64

 

[47] 1. Tarihler. 29:15

 

[48] Mezmur:30 Ayet:5-12

 

[49] Hac:47

 

[50] Petrus’un İkinci Mektubu: 3: 8-9

 

[51] Kamer:49

 

[52] Yunus:61

 

[53] Vaiz 3:14

 

[54] Yunus:100

 

[55] Pavlus’un Romalılara Mektubu.1:24

 

[56] Bakara:170

 

[57]Yaremya 11:10

 

[58] Markos:7:8-9

 

[59] Yusuf:103

 

[60] Matta.7:13-14

 

[61] İsra:15

 

[62] Nazekiel:18:20

 

[63] İsra:37

 

[64] Mezmurlar. 75:4-7

 

[65] Leviler:19:16

 

[66] Matta:23:11-12

 

[67] Ali-İmran:173-175

 

[68] Tesniye:31:8

 

[69] Mezmur 15: Ayet:15

 

[70] Petrus’un Birinci Mektubu 3:14

 

[71] Kalem: 10-15

 

[72] Hazekiel: 18:10-12

 

[73] Pavlus’un Romalılara Mektubu :1:29-31

 

[74] Tin:4 / İsra:70

 

[75] Hucurat:14

 

[76] Hicr:9

 

[77] Al-i İmran:64

 



 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi