Anasayfa » DEVRIM VE FERRARI'nin YARIŞMA SONUCU!

DEVRIM VE FERRARI'nin YARIŞMA SONUCU!

Yazar: yonetici
0 Yorum 169 Görüntüleyen

DEVRIM VE FERRARI'nin YARIŞMA SONUCU!

TRAFİKÇİ TEMEL FIKRASI, AKP İLE SAADET FARKI VE ERBAKAN'IN HATIRLATTIKLARI

Trafik komiseri Temel, helikopterle otobanı kontrol
etmektedir. Ters bir durumda merkeze rapor  verip gerekli önlemlerin
alınmasını istemekle görevlidir. Bu sırada, Mercedes markası takılmış bir
Anadol arıza yapıp yolun sağına çekmiş, kendisine yardım edecek birini
beklemektedir.
 

Derken Mor bir Ferrari durur ve Anadol marka
arabayı ilk benzin istasyonuna kadar çekebileceğini söyler.

Ancak; “Eğer alışık olduğum şekilde hızlı
gider de sıkıntı verirsem, selektör yaparak beni uyarırsın, yavaşlarım”
diye tembihler.

Anadol, mor ferrarinin arakasına bağlanır ve
yola çıkarlar; Ferrari hızlanmaya başlar. Sürati arttıkça, Anadol selektör
üstüne selektör yapar ve Ferrari yavaşlar. Bu şekilde devam ederken ferrarinin
yanından son model bir devrim otomobili geçer. Ferrari ve
Devrim kapışırlar. Ferrarinin arkasına bağlı Anadol sürekli selektör
yapmaktadır. Çünkü o hıza dayanamayarak nerdeyse parçalanacak durumdadır. Ama
Ferrari dinlemez, çünkü “Devrim”le kapışmışlardır.

İşte bu esnada, kapışmayı helikopterle havadan
izleyen Temel merkeze telsizle anons geçer:

Bulundukları mevkiyi belirterek, olayı şöyle
anlatır: “Otabanda bir Devrimle bir Ferrari sürat yarışı yapmaktadır.
Devrim çok rahat ve önde, Ferrarinin motoru tutuşmuş dumanları çıkmaktadır.
Anadol ise her ikisine birden sürekli selektör yaparak yol istemekte ve
sollamaya çalışmaktadır.!”

Bu fıkradaki Devrim otomobili yerine Milli
Devleti, Mor Ferrarinin yerine İsrail'i, Mercedes markası takılmıs Anadol'un
yerine ise AKP'yi koyarsanız, Türkiye'nin gidişatını daha rahat okuyacaksınız.

Erbakan Hocam, siz ne harikasiniz… AKP'yi
bile siyonizme çektirmeyi başarırsınız!.

Ve tabi, hem Hoca'yı, hem de Siyonist
odakları sollayacağı sanılan AKP'ye de kahkaha atmalısınız!

Bu arada Recep Tayyip ve taifesini hala
“Mücahit ve Milli Görüşçü kahraman” sanan ve hatta bunu bir sürü
safsatalarla ispatlamaya çalışan zavallıları da normal karşılamalısınız. Çünkü
madenlerde ve maddi cisimlerde zıt-aksi kutupların (eksi ve artının) birbirlerini
cezp edip yaklaştıklarını, ama ruhani ve manevi varlıklarda ise aynı kutupların
birbirleriyle uzlaşıp uyuştuklarını hatırlamalısınız. Yani bu dava döneklerini
ve işbirlikçi hainleri muhterem ve muhteşem görenlerin; karakterlerinin de,
kriterlerinin de ve tabi kıymetlerinin de aynı ayarda olduğunu hesaba
katmalısınız..

Evet, müminler müminleri, hainler hainleri,
zalimler zalimleri sevip sahiplenmekte ve kendilerine yakın hissetmektedir.

Milli Görüşün 40.Yıl Kutlaması ve
Erbakan'ın Hatırlattıkları

Abdi İpekçi spor salonunda 28 Şubat 2009
tarihindeki anlamlı ve muhteşem kutlamalar Muhterem Hocamızın katılımlarıyla
yapılmıştı.

İsrail siyonizminin dehşetlerine, Barbar Batı
emperyalizminin vahşetlerine ve işbirlikçi tereslerin gizli hıyanetlerine
nedense hiç değinilmeyen konuşmalar, sanki Erbakan Hoca'ya hiç zaman ve fırsat
bırakmamak ve Ankara'ya döneceği saat kesinlikle bilinen uçağa yetişmek üzere
salondan ayrılmasını sağlamak üzere, sırıtacak ve vicdanları sıkacak şekilde
uzatılmıştı.

Zatı Muhteremlerin, aslında bilmedikleri ve
benimsemedikleri “MİLLİ GÖRÜŞÜ”, bu evrensel projelerin mimarı
Erbakan Hoca'ya anlatmaya ve kendilerini o şuurlu ve coşkulu topluluğa
kanıtlamaya çalışmaları, bize Hacca gidip, Hz. Peygamber Efendimize
“telkin duası” okuyan saf arkadaşımızı hatırlatmıştı.

Bu arkadaşımız, bize gelip, Hac esnasında
okumak için sürekli üzerinde taşıyabileceği küçük ebatlı bir cep dua kitabı
rica etmişti. Kendisine tedarik ettiğimiz kitapçığın son kısmında ise, vefat
edenlerin kabri başında okunan “telkin duası” varmış ve isim olarak
da örnek olsun diye “Muhammed” ismi yazılıymış…

Bu arkadaşımız hac dönüşü hatıralarını
anlatırken:”Bir gün, Mescidi Nebi'de, Peygamber Efendimizin kabri
şerifinde dua ederken, Arap görevliler, az daha beni öldüreceklerdi..”
deyince, merak edip okuduğu yeri göstermesini istedik.

Bize “Telkin Duası”nı gösterince,
kendisine:

“Aziz dostum, siz Hz.Peygamber Efendimize
iman telkin etmeye ve İslamın inanç esaslarını öğretmeye kalkışmışsınız. Suud
Polisleri sizin bu işi, Arapça anlamadığınız ve saygısızlık amacı
taşımadığınızı bilmediklerinden, haklı olarak aşırı tepki göstermişler”
dedik..

Evet, Erbakan Hoca'ya, Milli Görüşü anlatmaya
kalkışanlar da, Hz. Peygambere “telkin duası” okuyanlara
benzemekteydi…

Ve nihayet, hasretle ve hararetle beklenen
tarihi konuşmasını yapan ve “yaklaşan yerel seçim öncesi, siyasi ağırlıklı
bir konuşma”dan ziyade, temeli Hak ve Batılı tanımak ve hayırlı tarafa
tabi olmak olan iman esaslarını, İslami ve insani sorumluluklarımızı;
Türkiye'nin, bölgemizin ve insanlık aleminin sorunlarını ve çözüm yollarını
anlatan Hocamız, bazıların saflıkla, bazılarının da sahtekarlıkla yaptıkları şu
saptırmalara özellikle dikkat çekiyordu.

“Bize bile gelip söylüyorlar, ben bunları
dinliyorum. Neymiş “Bu Erbakan öyle dahi bir adam ki, iki partiyle birden
çalışıyor.

Bir, AKP'yi kurmuş, onunla çalışıyor, bir de
Saadet partisi ile çalışıyor; böylece bir takım planlar uyguluyor”
iddiasında bulunuyorlar. Yahu, Erbakan dediğiniz adam ben isem, işte buradayım.
Peki, “ben buradayım” ne demek? Şurada oturuyorum anlamında değildir.
Ya, Saadet Partisi Gençlik Teşkilatının kalbinin içindeyim demektir”

Evet, bu talihli iltifatı ve bu tarihi itirafı
duyan Milli şuurlu Gençlik… İzzetli ve onurlu Gençlik… Aziz Hocalarıyla
buluşma heyecanıyla nasipli ve huzurlu gençlik ve kutlu davasına sadık bu ekip,
haklı olarak coşuyor ve sloganlarıyla şeytanları çatlatıyordu.

Ve Furkan feraseti ve iman basiretiyle,
Hocasının yukarıdaki sözlerinden şunu anlıyordu:

Siyonist merkezlerin; AKP'yi Milli Derin
Devletin güdümüne girmekten, Türkiye'yi ise Erbakanın istikametinden koparmak
için verdikleri hiçbir taviz işe yaramıyor, hatta daha büyük tavizler vermek
zorunda bırakıyordu. Çünkü süper bir akıl ve çok yüksek bir stratejik mantık,
son andaki manevra ve manipülasyonlarla Siyonist çetenin, AKP eliyle başlattığı
bütün hıyanet girişimlerini, aziz Milletimizin ve mazlum insanlık aleminin
lehine çeviriyor, ırkçı emperyalist zalimlere ve işbirlikçi hainlere ise,
sadece bu işlerin beygirliği kalıyordu. Böylece “Cenabı Hak dilerse,
kafir, zalim ve fasıklar eliyle de Dinini ihya eder” hikmeti ortaya çıkıyordu.
Allah, Şeytan'ın taifesi olan Siyonist şebekeyi de, işbirlikçilik şerefine(!)
erişenleri de israf etmiyor, kendi muradına ve kader programına hizmet
ettiriyordu. Ve tabi bu hizmetten iblisin ve İsrail'in hissesi ne ise, AKP'nin
de nasibine o düşüyordu.

Ve hele Sn.Numan KURTULMUŞ'un 22 Mart
2009'daki Çağlayan mitinginde: 

a) Konuşmasına, en asgari bir nezaket
gereği olarak, malum mazeretlerine ve yüksek kemaline rağmen İstanbul'a teşrif
buyuran ve yanında oturan Milli Görüş Lideri Muhterem Erbakan'a bir
“hoşgeldiniz” dileklerini ve saygı ifadelerini bile belirtmeden
başlaması ve bitirirken dahi Aziz Hocamıza vefa ve şükran duygularını ağzına
almaması..

b) Normalde saat 16:00'da bitmesi gereken
Mitingi,  eften büften meseleler ve şiirlerle ta 16:30'a kadar uzatmaları
ve sanki Hocaya sıra gelemeden topluluğun dağılmasını sağlamaya çalışır gibi
davranmaları ve buna rağmen Hocanın konuşmasını kısa kesmesi için ikazda
bulunmaları bunları nasıl bir asalet ve fazilet ehli olduklarını gösteriyordu.

İşte Hocamızın o tatlı ve hakikatli
konuşmasından alabildiğimiz notlar. 

Milli Selamet partimizin il gençlik teşkilatı
mensuplarını tebrik ediyorum. (Not: Hocamız Saadet yerine Milli Selamet Partisi
demesi, acaba sadece dil sürçmesi miydi, yoksa Milli Görüşü kimse asli
çizgisinden ayıramaz mesajımı vermekteydi?) (İsim vermeden) SP'nin Genel
Başkanınıda tebrik ve takdirlerimi sunuyorum. 

Şu 4 konu hakkında maruzatta bulunarak siz
hasretle özlediğim aziz gençliği kucaklamak istiyorum. (Bize gelip, Hocam bize
Milli Görüşü anlatan Kitaplar verin, diyen ve özür dileyen önemli insanlar
hatta parti başkanları olduğunu görüyorum.)

1.                 
Allah Kemal sıfatı gereği olarak Kainatı ve insanı yaratmıştır. İnsanlar iradei
cüziye ile hayrı ve şerri yapabilecek yetenekle donatılmış, hayrı ve hakkı
tercih ederse Meleklerden bile üstün kılınmıştır.

2.                 
Bu imtihan sırrının gereği olarak, yeryüzünde hak ve batıl yaratılmıştır. Ve
Saadet ancak hakkın hakimiyetiyle mümkün olacaktır.

“Batıl tek merkezden yönetilmektedir. Son
350 senedir, Batılın hâkimiyeti altında insanlık ezilmekte, sömürülmekte ve
inlemektedir.”

Kabbalist Yahudiler şu sapık ve ırkçı
düşünceye inanıyorlar:

1.                 
Yahudiler seçkin ve efendi olarak gönderilmiş bir halktır. Başkaları ise bize
köle olmak üzere yaratılmıştır.

Bu nedenle:

·                    
Bütün Yahudiler İsrail'e toplanacak.

·                    
Arzı Mev'ud (Türkiyenin yarısını, Irak, Suriye, Mısır ve Arabistan topraklarını
içine alan bölge) İsrailin olacak

·                    
Mescidi Aksa yıkılıp Süleyman mabedi yapılacak

·                    
Ve sonunda Hz. Mesih gelip dünya hakimiyetimizi tescil edip noktalayacak diye,
bekleniyor ve bu maksatla her türlü haksızlık ve saldırganlık mübah görülüyor.

Bu maksatla:

1.                 
Para gücünü (Doları)

2.                 
İnsan gücünü (organizeli masonik örgütleri) elimize geçirmiş bulunuyoruz, kimse
önümüzde duramaz deniliyor.

Batı emperyalizmi ve Siyonizm, terbiye
edilmemiş bir aygır gibi insanlığı tekmeleyip duruyorlar. Siyonizm timsahın üst
çenesi ABD, alt çenesi AB, kuyruğu İsrail, gövdesi ise işbirlikçi İslam
yöneticilerdir. 

1990 dan önce insanları ikiye ayırıyorlardı:
Sağcı mısın, solcu musun? Diye sorarlardı.

Ama Sovyetlerin çözülmesinden sonra:

1.                 
Sen Siyonist İsrailci ve işbirlikçi misin?

2.                 
Yoksa Milli Görüş çizgisinden misin diye sormak lazımdır.

Bize ziyarete gelen çok önemli şahsiyetler
Hocam, eğer Milli Görüş bu ise, biz zaten fikren ve kalben Milli görüşçüyüz…
diyorlar.

Bizde onlara: Elbette, geçte olsa bu gerçeğin
farkına vardınız!

Ve şayet buradan Milli Görüşçü olmazsanız,
öldükten sonra zaten mecburen olacaksınız!?


Siyonist
İsrail'in Kuruluş Aşamaları:

Theodor Herzl siyonizmin siyasi hâkimiyet planlarını yaptı,

Emanuel Karaosso Osmanlının yıkılışını hazırlayıp en büyük engeli ortadan
kaldırdı.

Haim Nahum ise Anadolunun İslamdan uzaklaştırılması stratejisini tavsiye edip
uygulattı.

Lozan'ın perde arkası patronlarına: “Türkiyeyi ve Türk Milletini ortadan
kaldırmak savaşla ve zorbalıkla mümkün değildir” gerçeğini anlattı. 

Haim Nahum doktrininin esasları:

1.                 
Bunları aç ve muhtaç hale sokmak

2.                 
İşsiz ve çaresiz bırakmak

3.                 
Borca batırmak, batıya esir yapmak.

4.                 
Dininden uzaklaştırmak, maneviyatını ve ahlakını bozmak

5.                 
Bölüp parçalamak, kamplara ayırmak

6.                 
Bu parçaları birbiri ile boğuşturmak

7.                 
Yumuşak lokma yapmak ve İsrail'e vilayet olmaya hazırlamak

İyi niyetli halkımıza şunlar öğretiliyor: “CHP din düşmanıdır. O nedenle
AKP'ye sahip çıkmak ve iktidara taşımak lazımdır. Zaten AKP'yi de perde
arkasından Erbakan Hoca kurup yönetmektedir. SP'yi de o idare etmektedir.
Bunlar aynı gaye ve gayret içindedir” denilerek gerçekler
çarpıtılıyor… Oysa bir kişi veya kesim, eğer şuurlu bir Milli Görüşçü
değilse, farkında olsun veya olmasın, Siyonizmin askeridir, ona hizmet
etmektedir” gerçeğini asla unutmamak gerekir.

Milli Görüşün Kimyası:

1.Hakkı üstün tutmak

2.Maneviyatçı olmak

3.Nefse hakim bulunmaktır.

İşbirlikçiler ise:

1.Materyalist ve menfaatçidir.

2.Kaba kuvvetçidir ve güçlünün kölesidir.

3.Nefse esirdir, dinini ve ahretini değil, dünyasını önemsemektedir.

Milli Görüşçüye üç büyük ilahi hediye verilir:

1.Hidayet (Hak ile Batılı seçme) ve hakkın
tarafına geçme

2.Feraset (Hak dava içindeki ve Müslüman
cephedeki Münafıkları fark etme)      

3.Dirayet (İnancının ve insanlığın gereğini
yerine getirme ve görevini ciddiyet ve cesaretle yürütme)

Milli Görüşün 40.Yıl Tarihçesi:

a)                 
II. Dünya Savaşı sonrası Churchill Türkiyeye gelip İsmet İnönü'ye, çok partili
hayata geçmesi gerektiği tavsiyesini yaptı.

b)                 
Türkiye yıllarca; sağ-sol diye aynı batıl görüşün, farklı görünüşlü
partileriyle oyalandı.

c)                 
1969'da Milli Görüş kurulup tarihi hizmetlerine başladı.

a.                 
1.5 yıl MNP

b.                 
8 yıl MSP

c.                 
15 sene RP

d.                 
4 Yıl FP ile hak davaya ve milli çıkarlarımıza sahip çıktı.

e.                 
22 Temmuzdan günümüze ise, 8 yıldır SP olarak hizmet vermektedir.

Bugün AKP'ye Milli Görüş sanılarak oy
verilmektedir. Bu yanılgı düzeltilirse Milli Görüşün oy oranı  yüzde
70'tir.

Şimdi SP 3.şahlanışını yapmaya
hazırlanıyor.

Bugün her partiden önemli şahsiyetler hatta
liderler bize gelip “Ne varsa sizde vardır. Başka türlü ülkenin kurtuluş
imkânı kalmamıştır diyorlar. Çünkü maalesef Türkiye Milli olan neyi varsa
hepsini yitirmiş bulunmaktadır.

Unutmayın, kasanın anahtarı bizdedir! Huzur
ve Saadetin programı elimizdedir. Bakınız: Çağlayanda muhteşem bir miting
yaptık, Herkes Davosta sırt üstü yere yıkılmıştır. (Yani Siyonistler Recebi
kahraman yapma ve Saadetin önünü tıkamak için bu tavize yanaşmak mecburiyetinde
kalmışlardır.)

Tayyip çıkıp şu kadar okul ve hastane
yaptık diye övünüyor. Bre adam, aynı dönemde İngiltere Ugandada senden çok
dershane ve hastane yaptı. (Yani sen ülkemizdeki dini ve milli eğitimin
önündeki engelleri, imam hatip ve başörtüsü problemini kaldırmadıkça,
materyalist kafalı ve Siyonist uşağı yetiştiren okulların, misyoner
kurumlarından ne farkı kalır?)

Artık bekleyecek vaktimiz yoktur. Rahmetli
Necip Fazıl: Ne zaman ki statlar (ve spor salonları)  maç niyetleriyle
değil, milli mesuliyetli gençlerle dolup taşarsa o vakit kurtuluş
yakındır” diyordu. İşte bu gece bunu yaşıyoruz. Bu akşam burada bir
ihtilal ve bir inkılap yapıldığına şahit oluyoruz!.”

















BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi