Anasayfa » Daha ne kadar ağlayacaksın?

Daha ne kadar ağlayacaksın?

Yazar: yonetici
0 Yorum 143 Görüntüleyen

Daha ne kadar ağlayacaksın?

İslam dünyasının,
Müslümanların hal-i pür melali için ağlıyoruz, üzülüyoruz, dualar ediyoruz,
müsebbiblerini lanetliyoruz. Dünya genelinde hüküm süren zalim siyasi ve
ekonomik düzenin her türlü melaneti yapmasına, her türlü sömürüyü, işgali, iç
karışıklığı desteklemesine sonsuz kınamalarda bulunuyoruz. Oturuyoruz lanet
ediyoruz, kalkıyoruz ağlıyoruz. Velhasıl-ı kelam, hala ve hala herhangi bir
şekilde ayağa kalkmak için gayret etmiyoruz da ağlıyoruz da ağlıyoruz.

Bu eziklik ve
yenilmişlik psikolojisini Türkiye olarak yaklaşık 150-200 yıldan beri
yaşıyoruz. İslam alemi için de benzer koşulların sürdüğünü söylemek mümkün.
Özellikle de birçoğunun bağımsızlığını 50-60 yıl önce aldığı düşünüldüğünde
hala adam akıllı bir toparlanma yaşanmadığını söylemek de yanlış olmaz.
Batı’nın üstünlüğünü öylesine kabullenmiş ve yenilgiyi kendimize öylesine
yakıştırmış durumdayız ki, ağlamak ve sızlanmak bizim başat bir özelliğimizmiş
gibi hissediyoruz.

Mazlum olmak elbette
ki beraberinde merhameti ve üzülmeyi de beraberinde getiriyor. Elbette ki
zalime lanet edecek, mazlumun tarafında olacağız. Ancak içinde bulunduğumuz
pasif durum, bizi sadece ve sadece ağlamak ve beddua etmekten öte bir davranışa
zorlamıyor. Müslümanın kaderi zalimin kurşunuyla ölmek olmadığı gibi zulüm
karşısında samimi de olsa sadece gözyaşı dökmek değil.

Eğer ki İslam
dünyası, dünya genelinde hüküm süren zalim ve sömürüye dayalı siyasi ve
ekonomik düzene entegre olmaktan, zalimlerle aynı masada yer kapmaktan, onlarla
aynı fotoğrafın bir parçası olmaktan vazgeçmeyecekse, maalesef zulümlerin,
acıların, gözyaşlarının da sonu gelmeyecektir. Zulüm, mazlum ayağa kalkmadıkça
son bulmaz. “Mazlumlar ayağa kalkmadıkça zalimler diz çökmez” sözü pankartlarda
güzel durduğu kadar zihinlere de yer etmedikçe, slogan atmaktan öteye
gitmeyecek bu başkaldırı.

İslam dünyası, mikro
ölçekte de Müslüman bir fert, yani her birimiz, dünya genelindeki bu çarpık
düzene karşı durmadıkça, zulme ortak olacağız. Ezikliğimizi ve yenilmişliğimizi
bir kader gibi algılamaya devam edip sadece ağlıyorsak, bir yerde bir yanlış
var demektir. İslam dünyasının her bir ferdi, bu çarpık küresel sisteme karşı
bir iddianın, bir idealin verdiği güvenle karşı durmadığı müddetçe, zalimlere
diz çöktürmek hayal bile olmayacak.

Tek bir çiçekle
bahar gelmeyeceğini iddia edenlere, her baharın tek bir çiçekle başladığını
inatla söylemek gerekecek. Hacca gitmeye niyetlenmiş karıncanın, kendisini
küçümseyenlere verdiği “yolunda ölürüm o zaman” cevabı, aklımızın bir yerine işlenmeli
artık. Bir iddianın, bir idealin peşi sıra gitmeden ve bunun bedelini ödemeden
ayağa kalkmayı bırakın, sadece ve sadece ağlamanın, dizlerimizi dövmenin
müdavimi olacağız bu gidişle.

“Siyonizm plan
yapıyor”, “Batı tezgah kuruyor”, amenna. Onlar kendi davaları ve amaçları
istikametinde hiçbir bahaneye sığınmadan çalışırlarken sen ne yapıyorsun peki?
“Bizi bize bırakmazlar” sözü bayrak olmuş dalgalanıyor İslam coğrafyasının
semalarında. Teslimiyet ve yenilmişlik duygusu ile sürekli bir bahane üretme hali
ve kaderimizin bu kirli planlara boyun eğmek olduğu algısı sarmış her yanı.
Onlar plan yapıp tezgah kuruyorsa sen neden boş duruyorsun peki? Sen neden
kendi davan uğruna çalışmıyorsun ey Müslüman?

Bir kere ağlamaya
başlarsak bunun sonu gelmeyecek çünkü. O kadar çok acı var ki, artık ağlamaya
bile vaktimiz yok. Zaman ayağa kalkma vaktiyken, daha ne kadar ağlayacaksın?



 

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi