Yazar: yonetici
0 Yorum 15 Görüntüleyen

Ahlâki ve Ailevi Yozlaştırma,
Küresel Sermaye Diktatörlüğünün Bir Planıydı ve
İŞBİRLİKÇİ İKTİDARLAR BUNLARIN EN GÖZDE ORTAĞI MIYDI?

Dünyayı daha rahat sömürmek ve Siyonist saltanatlarını sürdürmek için, toplumları tam özgür(!) ve demokrat(!) köleler haline getirmek isteyen malum ve mel’un çevreler; ahlâki ve ailevi temelleri yıkıp yozlaştırmanın ve her türlü cinsi sapkınlığı meşrulaştırıp yaygınlaştırmanın şeytani planlarını yapmışlar ve bunları medya marifetiyle ve iş birlikçi iktidarlar eliyle pazarlayıp piyasasını oluşturmuşlardır. İşte AKP iktidarının imzaladığı ve LGBT’lilere resmiyet ve serbestiyet kazandırdığı İstanbul Sözleşmesi de bunun bir parçasıdır. Daha sonra Sn. Erdoğan’ın bu sözleşmeyi feshettiğini açıklaması tam bir aldatmacaydı. Çünkü İstanbul Sözleşmesi’nin bütün maddeleri 6284 sayılı kanun şeklinde zaten yasalaşmıştı.

Dünyada bağlantıları en güçlü isimlerden biri olarak öne çıkan ve Pedofili (Sübyancılık: Küçük yaştaki kız ve oğlan çocuklarına yönelik cinsi sapıklık.) taciri olarak tanınan ABD’li milyarder iş adamı ve Yahudi asıllı Jeffrey Epstein’in, tutuklanmasının ve güya canına kıyıp bu dünyadan ayrılmasının arkasında da bu şeytanlık yatmaktaydı. Derin ABD’nin kara kutusu olarak da bilinen Epstein’in karanlık irtibatlarının ortaya çıkmasından korkan kişiler ve çevreler tarafından öldürüldüğü ve intihar süsü verildiği konuşulurken, ölümünden iki gün önce vasiyetini imzalaması da kafa karıştırıcıydı! Amerikan medyasında, Jeffrey Epstein’in New York’ta tutulduğu cezaevinde intihar etmeden iki gün önce, bir vasiyet imzaladığına ilişkin haberler yer alıyordu. Aralarında reşit olmayan kız ve erkek çocuklarının da bulunduğu çok sayıda kişiye cinsel tacizde bulunmak ve seks amaçlı insan kaçakçılığı yapmakla suçlanan Amerikalı milyarder Jeffrey Epstein, sadece “hakkındaki kadın ticareti suçlamalarından yargılanmayı” bekliyordu.

Adli tabip, 10 Ağustos 2019 günü hücresinde ölü bulunan 66 yaşındaki eski bankerin, kendini asarak intihar ettiği sonucunu açıklıyordu. Her ne hikmetse o gün yattığı hücrenin kameraları kapatılmıştı. Cenazesinin bile kimseye gösterilmeden gömülmesi kafaları karıştırmıştı. Associated Press (AP) haber ajansı, Epstein’in servetinin mahkeme tarafından yapılan tespitlere göre 577 milyon doları aştığını bildiriyordu. Fakat bu servetin kime kalacağı bilinmiyordu. İlk olarak New York Post gazetesinde yer alan haberlere göre, eski bankerin ölümünden iki gün önce imzaladığı vasiyet gereğince bu servet bir vakfa devrediliyordu. Bu vasiyetnameye göre, sapık Epstein’in serveti “1953 Vakfı”na gidiyordu.

Jeffry Epstein’in Mal Varlığını Aktardığı “The 1953 Trust” İsimli Vakfın Perde Arkası

Epstein’in 10 Ağustos 2019’daki hapishane intiharından sadece iki gün önce imzaladığı vasiyetname ile; düzinelerce mağdura tazminat ödenmesini zorlaştırabilecek bir fona, 577 milyon dolardan fazla değerdeki varlıklarını aktarıyordu. Çocuk cinsel istismarı mağdurlarını temsil eden Avukat Jennifer Freeman, “Bu, Epstein’in kirli sistemi manipüle etmenin son hareketi, hatta ölümü de böyle esrarengiz!” şeklinde açıklama yapıyordu.[1] Jeffrey Epstein, ayarladığı 10-15 yaş arası çocukları, önce Siyonist Yahudi baronlara sunuyor, sonra da diğer patronlara ve siyasi kodamanlara pazarlıyordu.

1953 isimli vakıf; faaliyetleri, yapısı ve yararlanıcılarının bilgileri kamuya kapalı paravan bir vakıf özelliği taşıyordu. Mal varlığının devredildiği kişilerin listesi, buradaki vesayet mahkemesi dosyalarında gizli tutuluyordu. Burada asıl önemli olan ise vakfın yeri, ABD’ye bağlı Virgin Adalarının en büyük adalarından St. Thomas Adası’ydı… Off-shore hesapları, kara para aklama ve vergi cenneti olmakla meşhur adalardan sayılması yanında, dikkat çeken diğer husus ise vakfın ismi oluyordu. Kimilerine göre doğum yılı olsa da adayla ilgili en çok dikkat çeken şey, Rockefeller’in adadaki varlığı ve hâkimiyeti olmaktaydı! David Rockefeller’in ağabeyi Laurance Rockefeller, 1953’te bu adaya yerleşiyor ve 8000 dönüm alana sahip oluyordu. Buradaki bankaların da çoğu, Rockefeller ailesine ait bulunuyordu. Siyonizm için ezoterik ifade ve rakamlar önemli olduğu bilindiğine göre bu tarihe gönderme yapılmış olabileceği konuşuluyordu.

Virgin Adaları; bir ABD bölgesi olup ancak bir devlet olmadığı için, çok özel bir yasal sisteme ve mükemmel bir altyapıya ve erişilebilirliğe sahip bulunuyordu. ABD bayrağı altında vergisiz bir varlık sunabilen tek yargı alanı burası oluyordu. Örneğin, ABD İç Gelir Kanunu; ABD Virgin Adaları’nın vergi kanunu olarak uygulanıyor, ancak vergi muafiyeti ve teşvik programlarına izin veren ve Rockefeller’e hizmet eden birkaç önemli istisna göze çarpıyordu. Yaklaşık 23 bin kişinin yaşadığı “Britanya Virgin Adaları”nda ise yasal düzenlemeler çerçevesinde kurumsal gelir vergisi ödenmezken, sadece kâğıt üzerinde kurulan şirketler üzerinden işlem yapılabiliyordu. Uluslararası yatırımcılar “paravan şirketler” üzerinden varlıklarını bu adalara rahatlıkla aktarabiliyordu. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) 2013 verilerine göre, Britanya Virgin Adaları en çok doğrudan yatırımın (FDI) yapıldığı 4’üncü, aynı zamanda en çok doğrudan yatırım yapan 6’ncı ülke konumunda sayılıyordu. Bu da yaklaşık 153 kilometrekare yüz ölçümü olan adaların para akışında “transit ülke” durumunda olduğunu gösteriyordu. Jeffry Epstein’in 1 milyar dolara yakın varlığının aktarıldığı, Rockefeller’in “1953 Vakfı”, bütün dünyadaki LGBT’leri destekleyen fonlara da pay ayırıyordu.

Jeffry Epstein’in Bağlantıları ve Mal Varlığı!

Epstein, 1982’de süper zenginler ve özellikle süper Yahudi milyarderleri için danışmanlık şirketi kuruyor ve 1 milyar dolara yakın serveti olan şahıs ve ailelerin servetine servet katacak projelere aracılık ediyordu. Kaynaklarda 1982’de Amerika’da milyar doları olan 13 kişi olduğu söyleniyor,[2] yani Siyonist çetenin Amerika şubesi olan aileler, en başta da Rockefeller ilk sırada bulunuyordu. Dahası bu şirketler enteresan bir şekilde “power of attorney” yani vekâlet ve temsil yetkisini bu adama teslim ediyor ve Epstein “bu firmaların paralarını istediği gibi yönetiyor” görünüyor, ancak bir günah keçisi olarak kullanıldığını fark etmiyordu. 2001-2005 yılları arasında FBI araştırması ile 14-15 yaşlarında kız çocuklarını (10-12 yaşlardan bile söz ediliyor) istismar eden bu Amerikalı milyoner, -haddini aşmaya başlayınca- gözden çıkarılıyor ve harcanıyordu. ABD Anayasasının onayladığı bir anlaşmada “mevcut ve potansiyel tüm suç ortaklarının, suçlamadan muaf tutulması” maddesi yer alıyordu. Zamanın Miami savcısı; “Sen suçunu kabul et, karşılığında da bu davayı kapatalım, bu işle ilişkili diğer isimleri araştırmayalım.” diyor ve Epstein bu teklifi kabul ediyordu. Yani Epstein’in malikânesinde 11-14 yaşında kızları istismar etmiş olsa bile, bu anlaşma dâhilinde suçlama getirilemiyordu.

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

Yorum Yap

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi