• TARİH KAVRAMI VE OSMANLI MAHKEME KAYITLARI

    TARİH KAVRAMI VE OSMANLI MAHKEME KAYITLARI

    30 Haziran 2020

     
    | Devamı

    TARİH KAVRAMI

    VE

    OSMANLI MAHKEME KAYITLARI

          

    Tarih, bir milletin ortak beyni ve birikimi yerindedir. Darwinist kaynaklı bir soysuzluk ve solculuk takıntısıyla kendi geçmişini inkâra kalkışan ve tarihiyle bağlarını koparan toplumlar, hafızalarını kaybetmiş insanlar gibidir. Bu kafada olanların artık onurlu ve olumlu bir gelecek kurmaları da mümkün değildir. En önemli, en gerçekçi ve en güvenilir tarih kaynaklarının başında Kur’an-ı Kerim kıssaları gelir. Kur’an-ı Kerim’in KISSA içerikli surelere, yani geçmiş Peygamberlerin ve ümmetlerin ibretli ve hikmetli hayat hikâyelerine sıklıkla yer vermesi, İslam tarihçiliğinin temelini teşkil etmiştir. Yüce Kitabımızda “Kıssa” ve türevlerinin 30 kadar ayette geçmesi tarihi bilgi ve belgelerin önemine işarettir.

    Evet, milletlerin en önemli kuvvet ve medeniyet kaynaklarından biri de elbette tarihleridir. Tarih, milletin ortak karakter ve kabiliyetini ve yaşam kriterlerini gösterir. Toplumlar, millet olarak varlıklarını devam ettirebilmek için tarihlerine dayanmak mecburiyetindedir. Bir millette kök ve kültür duygusunu ve gelecek tasavvurunu uyandıran tarihtir. Bu duygu, birey veya toplumda bir millete mensubiyet ve aidiyet bilincini canlı tutar ve onu derinleştirir. İşte bu müspet Milliyetçiliktir. Tarih bilincine ise tarih bilgisi olmadan ulaşılması mümkün değildir. Ve tabi kuru tarih bilgisine sahip olmak da tarih bilincine sahip olmak demek değildir. Milletlerin ortak ruhunu, varlık ve bağımsızlık şuurunu meydana getiren, besleyen ve zenginleştiren kuru tarih bilgisi değil, tarihteki hadiselere ve geçmişten kalan her şeye, bugünün ihtiyaçlarına göre getirilmiş doğru ve doyurucu yorumlarla oluşan; hayata ve olaylara milli sorumluluğu ve ruhu ile iştirak etmekten doğan tarih bilincidir. Tarih bilinci geçmişten beslenmekle beraber geleceğe ve ileriye doğru giden düşünce ve projelerle güçlenir ve geleceğe yön vermede belirleyici bir unsur haline gelir.

    Bu tarih bilinci; tarih bilgisi yanında, geçmişle doğrudan temasa geçmeye de ihtiyaç gösterir. Geçmişle teması ise ancak tarihten bugüne kalan eserler sağlayabilir. Bu eserler sadece mekânı fethetmek suretiyle değil, mekânla birlikte zamanı da fethederek devamlılığı sağlayan eserlerdir. Bir milletin tarihini şekillendiren en önemli etkenlerin başında ise DİN gelir. Şanlı Türk Milletini de Hak Din İslam’la şereflendikten sonra, fıtratındaki asalet, hakkaniyet ve cesaret duyguları iman ve irfanla yoğrularak Selçuklu ve Osmanlı gibi örnek cihan medeniyetleri ve yüksek hukuk ve adalet sistemleri kurmaya yöneltmiştir.

    Tarihi sadece, geçmişteki olaylar ve olgular yığını olarak gören kimseler, tarih bilincinden yoksun demektir. Yani, tarihsel bilgi birikimine sahip olmak, tarih bilincine sahip olmak anlamına gelmemektedir. Tarih bilinci; geçmişimizle ilgili bilgileri bilimsel düşünce düzeyinde irdelemek; yüzyıllar boyunca yaşanan olgular yumağını akılcı bir yorumla çözebilmek demektir. Tarih bilinci, yakıtı tarih olan bir aydınlatma aracı gibidir. Onun ışığıyla günümüzü daha iyi anlayabilir, geleceği daha iyi görebiliriz. Başka bir deyişle ‘Tarih bilinci’, tarihi aklın yol göstericiliğinde inceleyip irdelemek ve geleceği bu temeller ve genel kaideler üzerine şekillendirmeye girişmektir. Her toplum ancak uzun bir zamanın ürünü olarak meydana gelir. Bu uzun zaman içinde bir içtimai düşünceye ve ortak bilgi ve kültür birikimine ulaşır ki bu kolektif bir bilinçtir. Kolektif bilinç ise, toplumun etrafında birleştiği değerler bütününü ifade etmektedir, bunun en önemli etkeni ise ‘Din’dir. Elbette ki toplum dediğimiz şey, bütünüyle bir noktada buluşmayıp, kendi içinde farklılıkları da barındıran sosyal bileşkelerdir. Ancak hiç şüphesiz asgari müştereklerden bahsedilebilir. Nihayette şunu diyebiliriz; toplumsal bilinci şekillendiren en önemli unsur müşterek geçmiştir; onun ruhu ve şuuru ise ‘Din’dir. Çünkü DİN, insanların ferdi, ailevi ve içtimai düşünce ve hareketlerini, bütün heves ve hedeflerini dönüştüren ve yönlendiren en önemli etkendir.

    İnsan ve toplum için genel bir tanım yaparsak; “tarih bilincine sahip varlık” demek yerindedir. Geçmişini bilen, merak eden, yanlış da olsa tarihini bilme gayreti gösteren, gelecek endişesi güden, geleceğe dönük bazı tahminler yürüten tek varlık insan neslidir. Bu bakımdan insanı tarih bilgisinden ve tarih bilincinden soyutlamak mümkün değildir. Toplumun oluşumunda tarih bilinci çok önemlidir. Çünkü bir toplumu, bir etnik grubu ve bir ulusu oluşturan unsurların başında dil, din ve toprak parçası gelir. Bu üç unsurun zaman içinde iç içe geçmesi, ortak menfaatler, ortak hizmetler ve ortak hedefler etrafında toplumun kenetlenmesi ise tarihin ta kendisidir.

    Geçmişi yorumlamak da geleceği kurgulamak da, ancak tarih bilinciyle mümkün ve münasiptir. Tarih bilinci, insanın hem geçmişi yorumlamasında hem de geleceği kurmasında, ona yön verecek, yol gösterecektir. Tarihi, kendi değerleri, hedefleri ve eylemleriyle kurduğunun bilincine varan insan, geleceği de kendi idealleri ve beklentileri yönünde aynı bilinçle belirlemek isteyecek ve yeni medeniyetler ancak böyle şekillenecektir. Tarih bilinci, insanın tarihsel sürece kendi şahsi bilinci ve birikimiyle katılma imkânı anlamına gelir. Ama elbette bireyin, tek bir kişinin tarihe istediği yönü tümüyle vermesi mümkün değildir. Ama çok büyük medeniyet devrimlerine bazen seçkin bir şahsiyetin önderlik ettiği de tarihi bir gerçektir.

    Tarih, insanların yaptıklarıyla oluşmuş olsa da, bu oluşan şeyde bireylerin niyetleri, gayretleri, hedefleri ve özlemleriyle uygun düşmeyen ve örtüşmeyen gelişmeler de görülmektedir. Çünkü insanların, kendi düşünce ve değerleriyle meydana getirdiği ve ardından tekil insandan bağımsızlaşıp nesnelleşen simgesel yapılar olarak, devlet yapıları, sanat anlayışları, bilim paradigmaları ahlâki ve felsefi yaklaşımları içerisinde, kendisinin de katkı sunduğu bir “tarih ve kültür dünyası” içinde yaşadığı bir gerçektir.

    İşte Osmanlı her yönüyle bizim geçmişimizdir, Cumhuriyet ise o temeller ve değerler üzerine kurulan bugünümüz ve geleceğimizdir!

    40 Ciltlik “İstanbul Kadı Sicilleri”nin yayımlanması tarihi ve talihli bir aşamadır.

    ...

    MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ



















    Bu Haber 3273 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS