• Tahrife uğramış, akıl ve ahlak dışı uydurmalar katılmış olan İNCİL VE TEVRAT’IN, KUR’AN İLE UYUMLU KALMIŞ BAZI KISIMLARI

    Tahrife uğramış, akıl ve ahlak dışı uydurmalar katılmış olan İNCİL VE TEVRAT’IN, KUR’AN İLE UYUMLU KALMIŞ BAZI KISIMLARI

    22 Ağustos 2018

     
    | Devamı


    Tahrife uğramış, akıl ve ahlak dışı uydurmalar katılmış olan İNCİL VE TEVRAT’IN, KUR’AN İLE UYUMLU KALMIŞ BAZI KISIMLARI



    Ey Allah’ın ğadabına ve kahrına uğramış, fesatlık ve münafıklığı meslek edinip şeytanın peşine takılmış, her türlü haksızlık ve ahlaksızlığı mubah sayıp en çirkin kötülüklere bulaşmış Siyonist Yahudiler!..

    Ve ey, azıp sapıtmış, şirk ve şekavete dalmış, başka ülkeleri sindirip sömürerek barbar Batı medeniyetini kurmayı başarmış Haçlı Hristiyan emperyalistler!

    Kabalist hahamlarınızın ve papazlarınızın, Allah adına, Hz. Musa’nın ve Hz. İsa’nın ağzından uydurup Tevrat ve İncil’e (Kitabı Mukaddes’e) soktukları, Siyonist ve emperyalist amaçlarına mazeret ve meşruiyet kazandırdıkları; akla, mantığa, vicdana, ahlaka ve insafa aykırı safsatalara inanıyor ve sahipleniyorsunuz da, her türlü tahribat ve tahrifata rağmen hala bozulmadan duran, İslam’a ve insanlık onuruna da uygun bulunan şu bölümler üzerinde niye düşünmüyor ve gerçeği görmüyorsunuz?

    • Yahudileri üstün ve seçkin insan; başkalarını köle, aşağı ve hayvan gösteren,

    • Dışkıyla beslenen ve hastalık üreten domuz etini serbest bırakan,

    • Öz kızı, oğlu, anası ve bacısıyla ensest ve çirkef ilişkileri, överek anlatan,

    • Köpek ve eşek gibi hayvanlarla cinsi münasebeti caiz bulan,

    • Mazlum milletlere ve ülkelere sömürü amaçlı saldırı ve katliamları teşvik edip kışkırtan,

    • Hz. İsa’yı, Hz. Meryem’i, Hz. Üzeyr’i ve Hz. İshak’ı Yüce Allah’a denk ve eş koşup, teslis safsatasıyla “Allah üçtür” deyip saptıran,

    • Dünyanın konforlu hayatını, haram ve hileli kazancı, menfaatçiliği kutsallaştıran

    Böylesi haksızlık, ahlaksızlık ve saçmalıkların, hâşâ, Allah kelamı ve Peygamber talimatı olamayacağını niçin ve nasıl anlamıyorsunuz?

    Elinizdeki Kitabı Mukaddes’ten, aşağıda göstereceğimiz bölümlerle, tamamen zıt ve fasit eklemeler arasındaki çelişkiyi hala fark etmiyor musunuz?

    İşte sizlere ve hakikati arayan kimselere yardımcı olmak ve kolaylık sağlamak için; İncil ve Tevrat’taki, aslını koruyan ve İlahi mesajları yansıtan bölümleri tespit edip, ilgili Kur’an ayetleriyle birlikte dikkatlerinize sunuyoruz.

    • Allah Bir'dir

    Sizin İlahınız tek bir İlah'tır; O'ndan başka İlah yoktur... (Bakara Suresi, 163)

    ... O Allah, birdir. (İhlas Suresi, 1)

    İncil

    ...Tanrımız olan Rab tek Rab'dir. Tanrın olan Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev... 'Tanrı tektir ve O'ndan başkası yoktur' demekle doğruyu söyledin. (Markos, 12: 29-32)

    Tevrat

    Ya RAB, bir benzerin yok, Sen'den başka Tanrı da yok!.. (1. Tarihler, 17: 20)

    RAB, kendisi Allah'tır, O'ndan başkası yoktur bilesin diye sana bu gösterildi. (Tesniye, 4: 35)

    Allah her şeyin Rabbi’dir

    Tartışmasız, sizin İlahınız gerçekten birdir. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi'dir, doğuların da Rabbi'dir. (Saffat Suresi, 4-5)

    İncil

    … Ey Efendimiz! Yeri göğü, denizi ve onların içindekilerin tümünü yaratan Sensin. (Elçilerin İşleri, 4:24)

    Yalnızca Allah’a kulluk etmek gerekir

    De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim..." (Al-i İmran Suresi, 64)

    İncil

    ... 'Tanrın olan Rab'be tap, yalnız O'na kulluk et' diye yazılmıştır. (Matta, 4: 10)

    Tevrat

    Ama siz yollarımdan sapar, kurallarımı, buyruklarımı bırakır, gidip başka ilahlara kulluk eder, taparsanız, size verdiğim ülkeden sizi söküp atacağım… (II. Tarihler, 7: 19-20)

    • Allah yüceltilmelidir

    ... Şüphesiz 'izzet ve gücün' tümü Allah’ındır... (Yunus Suresi, 65)

    Arş’ın sahibidir; Mecid (pek yüce)dir. (Buruc Suresi, 15)

    Rabbinin yüce ismini tesbih et. (A'la Suresi, 1)

    İncil

    Onur ve yücelik sonsuzlara dek tüm çağların Kralı olan ölümsüz, görünmez tek Tanrı'nın olsun... (Pavlus'un Timoteos'a 1. Mektubu, 1: 17)

    Tevrat

    Ya RAB, büyüklük, güç, yücelik, zafer ve görkem Senin'dir. Gökte ve yerde olan her şey Senin'dir. Egemenlik Senin'dir, ya RAB! Sen her şeyden yücesin. Zenginlik ve onur Sen'den gelir. Her şeye egemensin. Güç ve yetki Senin elindedir. Birini yükseltmek ve güçlendirmek Senin elindedir. Şimdi, ey Tanrımız, Sana şükrederiz, görkemli adını överiz" (I. Tarihler, 29: 11-13)

    Ey bütün halklar, RAB'bi övün, RAB'bin gücünü, yüceliğini övün. (I. Tarihler, 16: 28)

    Allah'a şükretmelidir:

    Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü Kendisi'ne ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur... (Sebe Suresi, 1)

    Tevrat

    Kapılarına şükranla, avlularına hamd ile girin; O'na şükredin, ismini takdis edin. (Mezmurlar, 100: 4)

    RABBE ismine hamdedin... (Mezmurlar, 113: 1)

    ... Ben Sana şükrederim ve hamdederim... (Daniel, 2: 23)

    Sana şükrederiz, ey Allah; şükrederiz... (Mezmurlar, 75: 1)

    • Allah'ın isimleri

    O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O'dur. O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Melik'tir; Kuddûs'tur; Selam'dır; Mü'min'dir; Müheymin'dir; Aziz'dir; Cebbar'dır; Mütekebbir'dir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir. O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hâkimdir. (Haşr Suresi, 22-24)

    Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir ve öldürür. O, her şeye güç yetirendir. O, Evvel'dir, Ahir'dir, Zahir'dir, Batın'dır. O, her şeyi bilendir. Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istiva eden O'dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve ona çıkanı bilir. Her nerede iseniz, O sizinle beraberdir, Allah, yaptıklarınızı görendir. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. (Sonunda bütün) işler Allah'a döndürülür. Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar. O, göğüslerin özünde (saklı) olanı bilendir. (Hadid Suresi, 2-6)

    Tevrat

    O Allah ki, gökleri ve yeri, denizi ve içlerindeki her şeyi yaratan... (Mezmurlar, 146: 6)

    RAB büyüktür, ve çok hamde layıktır; Ve O'nun büyüklüğüne akıl ermez. (Mezmurlar, 145: 3)

    RAB Rauf'tur ve Rahim'dir; Çok sabırlıdır ve inayeti büyüktür. RAB herkese iyidir...(Mezmurlar,145:8/9)

    RAB bütün yollarında adildir, Ve bütün işlerinde inayetlidir. (Mezmurlar, 145: 17)

    RAB Kendisi'ni sevenlerin hepsini korur; Ve bütün kötüleri helak eder. (Mezmurlar, 145: 20)

    RAB Rahim'dir ve Rauf'tur. Çok sabırlıdır ve inayeti çoktur. (Mezmurlar, 103: 8)

    ... Allah'ın ismi ezelden ebede kadar mübarek olsun; çünkü hikmet ve ceberrut O'nundur. Ve vakitleri ve zamanları değiştiren O'dur; kurallar kaldırır, ve kurallar diker: hikmetlilere hikmet, ve anlayışlılara bilgi verir; derin ve gizli şeyleri O açar; karanlığın içinde ne vardır bilir, ve ışık O'nun yanında yer tutmuştur." (Daniel, 2: 20-22)

    Bilin ki, RAB, O Allah'tır; Bizi yaratan O'dur, biz O'nunuz; O'nun kavmiyiz ... (Mezmurlar, 100: 3)

    Allah va’adinden dönmeyendir:

    ... Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir?.. (Tevbe Suresi, 111)

    Tevrat

    ... Bütün varlığınızla ve yüreğinizle biliyorsunuz ki, Tanrınız RAB'bin size verdiği sözlerden hiçbiri boş çıkmadı; hepsi gerçekleşti... (Yeşu, 23: 14)

    • Allah her yerdedir:

    ... Dikkatli olun; gerçekten O, her şeyi sarıp-kuşatandır. (Fussilet Suresi, 54)

    Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir. (Bakara Suresi, 115)

    Tevrat

    Eğer göklere çıksam, Sen oradasın... Seherin kanatlarını alsam, denizin sonlarına konsam; orada da Senin elin bana yol gösterir... (Mezmurlar, 139: 8-10)

    Allah gizlinin gizlisini bilir

    Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur. Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir. (Taha Suresi, 6-7)

    Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)

    Tevrat

    Oturuşumu ve kalkışımı Sen bilirsin; düşüncemi uzaktan anlarsın, yolumu ve yattığım yeri ayırt edersin, Ve bütün yollarımı iyi bilirsin. Çünkü dilimde bir söz yokken, işte, ya RAB, Sen onu tamamen bilirsin. (Mezmurlar, 139: 2-4)

    • Allah'ı bırakıp putlar edinenler kâfirdir:

    (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkâr edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur." (Ankebut Suresi, 25)

    Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer; seçim onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, yücedir. (Kasas Suresi, 68)

    Allah'tan başka taptıklarınız sizler gibi kullardır. Eğer doğru iseniz, hemen onları çağırın da size icabet etsinler. (Araf Suresi, 194)

    İncil

    Onlar Tanrı'yla ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaradan'ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. Oysa Tanrı sonsuza dek övülmeye layıktır... (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 1: 25)

    Tevrat

    Siz ise Beni bıraktınız, ve başka ilâhlara kulluk ettiniz... Gidin ve seçtiğiniz ilâhlara feryat edin; sıkıntı vaktinizde onlar sizi kurtarsınlar. (Hakimler, 10: 13-14)

    İsrailliler RAB'bin gözünde kötü olanı yaptılar, Baallar'a taptılar. Kendilerini Mısır'dan çıkaran atalarının Tanrısı RAB'bi terk ettiler… Çünkü RAB'bi terk edip Baal'a ve Aştoretler'e taptılar. (Hakimler, 2: 11-13)

    İnsanların değil Allah’ın hoşnutluğunu dilemelidir:

    Sizi hoşnut kılmak için Allah'a yemin ederler; oysa mü'min iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve Elçisi daha layıktır. (Tevbe Suresi, 62)

    İncil

    Tersine, Tanrı tarafından Müjde'yi emanet almaya layık görüldüğümüz için, biz insanları değil, yüreklerimizi sınayan Tanrı'yı hoşnut edecek şekilde konuşuyoruz. (Pavlus'un Selaniklilere 1. Mektubu, 2: 4)

    • Allah'ın indirdiği Hak söze göre hareket edilmelidir:

    Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azab apansız size gelip çatmadan evvel. (Zümer Suresi, 55)

    Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Ahzab Suresi:2)

    İncil

    Bunun için her türlü pisliği ve her tarafa yayılmış olan kötülüğü üstünüzden sıyırıp atarak, içinize ekilmiş ve canlarınızı kurtaracak güçte olan sözü alçak gönüllülükle kabul edin. (Yakub'un Mektubu, 1: 21)

    Tevrat

    Ve ümitlerini Allah'a bağlasınlar, Ve Allah'ın işlerini unutmasınlar, Ancak O'nun emirlerini tutsunlar. (Mezmurlar, 78: 7)

    Allah'ın ahdini tutmadılar, Ve O'nun şeriatinde yürümek istemediler. (Mezmurlar, 78: 10)

    Benim kanunlarımda yürür, ve hakkı yapmak için hükümlerimi tutar; salih olan odur... (Hezekiel, 18: 9)

    Allah'a yönelmelidir:

    Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel. (Müzzemmil Suresi:8)

    Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler... (Ra'd Suresi, 22)

    Tevrat

    "RAB'be ve O'nun gücüne bakın, durmadan O'nun yüzünü arayın!" (I. Tarihler, 16: 11)

    • İşitip-uygulamak kulluk görevidir:

    Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. (Zümer Suresi, 18)

    Aralarında hükmetmesi için, Allah'a ve Elçisine çağırıldıkları zaman mü'min olanların sözü: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır. (Nur Suresi, 51)

    İncil

    Çünkü Tanrı Katında aklanacak olanlar Yasa'yı işitenler değil, Yasa'yı yerine getirenlerdir. (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 2: 13)

    Tevrat

    Ve ümitlerini Allah'a bağlasınlar. Ve Allah'ın işlerini unutmasınlar, Ancak O'nun emirlerini tutsunlar. (Mezmurlar, 78: 7)

    Allah her şeyi bir kader ile yaratıp meydana getirmektedir:

    Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık. Bizim emrimiz, bir göz kırpma gibi yalnızca 'bir keredir.' (Kamer Suresi, 49-50)

    Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak Hakk ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr ediyorlar. (Rum Suresi, 8)

    Tevrat

    Her şeyin zamanı, ve gökler altında her işin vakti var. (Vaiz, 3: 1)

    Biliyorum ki, Allah'ın yaptığı her şey ebediyen olacaktır; ona bir şey katılamaz, ve ondan bir şey eksiltilemez... (Vaiz, 3: 14)

    • Her şey bir kitapta yazılıp tespit edilmiştir:

    Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi:61)

    Tevrat

    Gözlerin beni cenin iken gördü; Ve daha onlardan hiçbiri yokken, benim için tayin olunan günlerin hepsi Senin kitabında yazılmıştılar. (Mezmurlar, 139: 16)

    Haksız yere insan öldürmek cinayettir:

    ... Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır. (Furkan Suresi, 68)

    İncil

    ... Adam öldürme, zina etme, hırsızlık yapma, yalan yere tanıklık etme, kimsenin hakkını yeme, annene babana saygı göster. (Markos, 10: 19)

    Tevrat

    Katletmeyeceksin! (Çıkış, 20: 13)

    ... Vakti gelsin diye kendi içinde kan döken şehir, ve kendisini murdar etmek için kendi aleyhine putlar yapan şehir! Sen döktüğün kanınla suçlu oldun... (Hezekiel, 22: 3)

    ... Memlekette hakikat, ve iyilik, ve Allah bilgisi yok. Lanet ve yalan, ve adam öldürme ve hırsızlık, ve zinadan başka bir şey yok; zorbalık ediyorlar, ve kan üzerine kan dökülüyor. Bundan ötürü memleket yas tutacak. (Hoşea, 4: 1-3)

    • Zina çok çirkin bir edepsizliktir:

    Zinaya yaklaşmayın gerçekten o çirkin bir hayâsızlık ve kötü bir yoldur. (İsra Suresi, 32)

    Tevrat

    Zina etmeyeceksin. (Çıkış, 20: 14)

    İncil

    İsa şöyle devam etti: "İnsanı kirleten, insanın içinden çıkandır. Çünkü kötü düşünceler, cinsel ahlaksızlık, hırsızlık, cinayet, zina, açgözlülük, kötülük, hile, sefahat, kıskançlık, iftira, kibir ve akılsızlık içten, insanın yüreğinden kaynaklanır. Bu kötülüklerin hepsi içten kaynaklanır ve insanı kirletir." (Markos, 7: 20-23)

    • Hırsızlık ve hile yasak edilmiştir:

    Ey Peygamber! Mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Mümtehine Suresi, 12)

    Tevrat

    ... Çalmayacaksınız; ve hile ile davranmayacaksınız... (Levililer, 19: 11)

    Yalan şahitlik etmemelidir:

    Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir. (Furkan Suresi, 72)

    Ey iman edenler! Kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun... (Nisa Suresi, 135)

    Tevrat

    Yalan haber taşımayacaksın; haksız şahit olmak için kötüye el vermeyeceksin. Kötülük için çokluğun peşinde olmayacaksın; ve bir davada adaleti bozmak için çokluğun ardınca saparak söylemeyeceksin; ve fakiri davasında kayırmayacaksın. (Çıkış, 23: 1-3)

    Kötüyü suçsuz çıkaran ve salihi kötüleyen... (Süleyman'ın Meselleri, 17: 15)

    Onun için RAB'den korkun, dikkatle yargılayın. Çünkü Tanrımız RAB kimsenin haksızlık yapmasına, kimseyi kayırmasına, rüşvet almasına göz yummaz. (II. Tarihler, 19: 7)

    • Kimsenin hakkını yememelidir:

    Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır. (Rum Suresi, 38)

    Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da... (İsra Suresi, 26)

    Tevrat

    "Sağıra lanet etmeyeceksin, ve körün önüne tökez koymayacaksın; ve Allah'ından korkacaksın; Ben RAB'BİM. Hükümde haksızlık etmeyeceksiniz; fakirin hatırını saymayacaksın, ve kudretlinin hatırına itibar etmeyeceksin; ve komşuna adaletle hükmedeceksin" (Levililer, 19: 14-15)

    Kimseye haksızlık etmez, ancak borçlunun rehinini geri verir, ve soygunculuk etmez, aç olana ekmeğini verir, ve çıplak olana esvap giydirir; faizle para vermez, ve murabaha kârı almaz, elini kötülükten alıkor, iki adam arasında hakikate göre adaleti yapar. (Hezekiel, 18: 7-8)

    Anne-babaya saygı göstermelidir:

    Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle-davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanadını ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge."(İsra Suresi, 23-24)

    Tevrat

    Babana ve anana hürmet et... (Çıkış, 20: 12)

    Muhtaçların korunması emredilmiştir:

    ... "Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir." (Bakara Suresi, 215)

    Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)

    Tevrat

    Garibe haksızlık etmeyeceksin, ve ona gadretmeyeceksin; çünkü siz Mısır diyarında gariptiniz, hiçbir dul kadını, ve öksüzü incitmeyeceksiniz. Eğer onları incitirsen, ve bir yolla Bana feryat ederlerse, onların feryadını mutlaka işiteceğim... (Çıkış, 22: 21-23)

    Zaifin ve yetimin davasını görün; Düşküne ve yoksula adalet edin. Zaifi ve fakiri çekip kurtarın; onları kötüler elinden azat edin. (Mezmurlar, 82: 3-4))

    Çünkü kendi kardeşinden sebepsiz rehin aldın, çıplakların bile esvabını soydun. Yorguna su içirmedin, Ve aç olandan ekmeği esirgedin. Ve kuvvetli adama gelince, toprak onun oldu; ve orada itibarlı adam oturdu. Dul kadınları eli boş gönderdin, ve öksüzlerin kolları kırıldı... (Eyüb, 22, 6-9)

    • İnfak etmek, imanın gereğidir:

    Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Al-i İmran Suresi, 92)

    (Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Bakara Suresi, 273)

    ...Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyaçtan artakalanı."... (Bakara Suresi, 219)

    İncil

    ... İki mintanı olan, birini hiç mintanı olmayana versin; yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın... (Luka, 3: 11)

    İhtiyaç içinde olan kutsallara yardım edin. Konuksever olmaya bakın. (Pavlus'un Romalılara Mektubu:12: 13)

    Aralarında yoksul olan yoktu. Çünkü toprak ya da ev sahibi olanlar bunları satar, sattıklarının bedelini getirip elçilerin buyruğuna verirlerdi. Bu da herkese ihtiyacına göre dağıtılırdı. (Elçilerin İşleri, 4: 34-35)

    İnfakta gösterişe düşmemelidir:

    Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler… (Nisa Suresi, 38)

    Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın…(Bakara Suresi, 264)

    Sadakaları açıkta verirseniz ne iyi; fakat gizleyip fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır... (Bakara Suresi, 271)

    İncil

    Dikkat edin! Yapmanız gereken doğru işleri gösteriş için insanların gözü önünde yapmayın... (Matta:6:1)

    Bu nedenle, birisine sadaka vereceğiniz zaman bunu ilan etmek için önünüzde borazan çaldırmayın. İkiyüzlü kişiler, insanların övgüsünü kazanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır! Siz sadaka verdiğiniz zaman, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin. Öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın... (Matta, 6: 2-4)

    • İyilikte bulunanların karşılığını Allah verecektir:

    Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah Katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir. (Bakara Suresi, 110)

    İncil

    Onlara, iyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin olmalarını, cömert ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur. Böylelikle gerçek yaşama kavuşmak üzere gelecek için kendilerine sağlam temel olacak bir hazine biriktirmiş olurlar. (Pavlus'un Timoteos'a 1. Mektubu, 6: 18-19)

    Rızkı veren Allah-u Taala Hazretleridir:

    Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır. (Hud Suresi, 6)

    Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette(ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir. (Ra'd Suresi,: 26)

    İncil

    Bu nedenle size şunu söylüyorum: `Ne yiyip ne içeceğiz?' diye canınız için, ya da `Ne giyeceğiz?' diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler… Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir?.. Öyleyse, 'Ne yiyeceğiz ?' `Ne içeceğiz?' ya da `Ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler... Siz önce O'nun egemenliğinin ve O'ndaki doğruluğun ardından gidin, o zaman size tüm bunlar da verilecektir. (Matta:6: 25-27, 31-33)

    Tevrat

    Hepsinin gözleri Seni bekler; ve zamanında yiyeceklerini onlara Sen verirsin. Elini açarsın; ve her yaşayanı dileğine göre doyurursun. RAB bütün yollarında adildir, ve bütün işlerinde inayetlidir. (Mezmurlar, 145: 15-17)

    • İbadetler ihlâsla yerine getirilmelidir:

    İşte (şu) namaz kılanların vay haline! Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar. (Ma'un Suresi, 4-5-6)

    İncil

    Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın. Onlar, herkes kendilerini görsün diye havralarda ve caddelerin köşe başlarında dikilip dua etmekten zevk alırlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz ise, dua edeceğiniz zaman odanıza girip kapıyı örtün... dua edin... (Matta 6: 5-6 )

    İsa ders verirken şöyle dedi: "Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan, meydanlarda selamlanmaktan, havralarda en seçkin yerlere ve şölenlerde başköşelere kurulmaktan hoşlanan din bilginlerinden sakının. Dul kadınların malını mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun dua eden bu kişilerin cezası daha da ağır olacaktır." (Markos, 12: 38-40)

    Tevrat

    ... Ağızlarında Sen yakınsın, fakat gönüllerinden uzaksın. (Yeremya, 12: 2)

    • Sadece samimi dualar kabul edilir:

    Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez."(Araf Suresi, 55)

    Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma. (Araf Suresi, 205)

    O, Hayy (diri) olandır. O'ndan başka İlah yoktur; öyleyse dini yalnızca Kendisi'ne halis kılanlar olarak O'na dua edin. Âlemlerin Rabbine hamdolsun. (Mü’min Suresi, 65)

    Ey iman edenler! Sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir. (Bakara Suresi, 153)

    ... "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim Mevlamız'sın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." (Bakara Suresi, 286)

    İncil

    Her türlü dua ve yalvarışla, her zaman Ruh'un yönetiminde dua edin... (Pavlos'un Efeslilere Mektubu:6:18)

    Kendinizi duaya verin. Duada uyanık kalın ve şükredin. (Pavlos'un Koloselilere Mektubu 4:2)

    Biz ise kendimizi duaya ve Tanrı sözünü yaymaya adayalım. (Elçilerin İşleri, 6: 4)

    Dua ettiğinizde, putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar, söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar. Siz onlara benzemeyin!.. Bunun için siz şöyle dua edin: '... Adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun. Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla. Ayartılmamıza izin verme. Kötü olandan bizi kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek Senindir. (Matta, 6: 7-13 )

    Tevrat

    YA RAB, duamı işit; yalvarışlarıma kulak ver; sıdkın ile, adaletin ile bana cevap ver. (Mezmurlar:143: 1)

    Ellerimi Sana açıyorum; Canım kurak yer gibi, Sana susamıştır. Bana tez cevap ver... Sabahleyin inayetini bana işittir; Çünkü ben Sana güveniyorum; Gideceğim yolu bana bildir; Çünkü canımı Sana yükseltiyorum. Düşmanlarımdan beni azat et, ya RAB; Sana sığınıyorum. Rızanı işlemeyi bana öğret; Çünkü Sen benim Allah'ımsın... Doğruluk diyarında bana yol göster... Adaletin ile canımı sıkıntıdan çıkar. Ve inayetin ile düşmanlarımı helak et... (Mezmurlar, 143: 6-12)

    • Allah dua edenlerin duasına icabet edendir:

    "Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben onlara pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad olurlar." (Bakara Suresi, 186)

    Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi'ne dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz. (Neml Suresi, 62)

    İncil

    Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır. (Matta, 7: 7-8)

    Bunun için size diyorum ki, duayla dilediğiniz her şeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir. (Markos, 11: 24)

    Tevrat

    Sıkıntıda çağırdın ve seni kurtardım; gök gürlemesi örtüsünde sana cevap verdim... (Mezmurlar:81: 7)

    • Allah korkusu çok önemlidir:

    Ki onlar (o peygamberler) Allah'ın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 39)

    Ve onlar Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar. (Rad Suresi, 21)

    Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (Secde Suresi, 16)

    Tevrat

    Adı Eyub idi; ... kâmil ve doğru idi, Allah'tan korkar ve kötülükten çekinirdi. (Eyüp, 1: 1)

    RAB korkusu temizdir; ebediyen durur; RABBIN hükümleri haktır: hepsi doğrudur. Altından. Çok saf altından da ziyade özlenir; baldan ve süzme gümeç balından tatlıdır. (Mezmurlar, 19: 9-10)

    RAB'be korkuyla hizmet edin, titreyerek sevinin. (Mezmurlar, 2: 11)

    Ne mutlu RAB'den korkana, O'nun yolunda yürüyene! (Mezmurlar, 128: 1-2)

    Allah Kendisi'nden korkana anlayış verir

    Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir. (Enfal Suresi, 29)

    Tevrat

    Hikmetin başlangıcı RAB korkusudur; emirlerini yapan her adamın iyi anlayışı vardır; onun hamdı ebediyen durur. (Mezmurlar, 111: 10)

    • Dünya hırsıyla mal yığıp biriktirmek yerilmiştir:

    .... Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve): "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın"(denilecek). (Tevbe Suresi, 34-35)

    Ki o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır. Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor. Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır. "Hutame"nin ne olduğunu sana bildiren nedir? Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir. Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar. O, onların üzerine kilitlenecektir; (kendileri de) dikilip-yükseltilmiş sütunlarda (bağlanacaklardır). (Hümeze Suresi, 2-9)

    Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette(ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir. (Ra'd Suresi, 26)

    Allah'ın, bol ihsanından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır; bu, onlar için şerdir; kıyamet günü, cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklardır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. (Al-i İmran Suresi, 180)

    İncil

    (Ey zenginler) Altınlarınız, gümüşleriniz pas tutmuştur. Bunların pası size karşı tanıklık edecek, etinizi ateş gibi yiyecektir. Son günlerde servetinize servet kattınız. (Yakub'un Mektubu, 5: 3)

    Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacak. (Matta, 6: 19-21)

    Şimdiki çağda zengin olanlara gururlanmamalarını, gelip geçici zenginliğe ümit bağlamamalarını buyur. Zevk almamız için bize her şeyi bol bol veren Tanrı'ya ümit bağlasınlar. (Pavlus'un Timoteos'a 1. Mektubu, 6: 17)

    Tevrat

    Gümüşü seven gümüşe, ve bolluğu seven mahsule doymaz; bu da boş. Mal çoğalınca onu yiyenler de çoğalır; ve gözler ile onları görmekten başka sahibi için ne faide var? (Vaiz, 5: 10-11)

    RAB'BİN gazap gününde gümüşleri de altınları da onları kurtaramayacak..." (Tsefanya, 1: 18)

    Doğruların kemali kendilerine yol gösterir; fakat hainlerin sapıklığı kendilerini helâk eder. Gazap gününde mal işe yaramaz; fakat salâh ölümden kurtarır. (Süleyman'ın Meselleri, 11: 3-4)

    RAB şöyle diyor: Hikmetli adam hikmeti ile övünmesin, ve yiğit kendi gücü ile övünmesin, zengin adam zenginliği ile övünmesin; ancak övünen şununla, anlayışlı olmakla, ve dünyada inayet, adalet, ve salâh işleyen RAB'bi bilmekle övünsün; çünkü Ben bunlardan hoşlanırım, RAB diyor. (Yeremya, 9: 23-24)

    • Aşırı mal sevgisi Allah’a şirktir:

    Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'ındır. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. (Zümer Suresi, 29)

    Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır. (Al-i İmran Suresi, 14)

    İncil

    Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı'ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz. (Matta, 6: 24)

    Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir. Bazıları zengin olmak hevesiyle imandan saptılar ve kendi kendilerine çok acı çektirdiler. Ama sen, ey Tanrı adamı, bu şeylerden kaç. Doğruluğun, Tanrı yolunun, imanın, sevginin, sabrın ve uysallığın ardından koş. (Pavlus'un Timoteos'a 1. Mektubu: 6: 10-11)

    • Alçak gönüllü olmak güzeldir ve gereklidir:

    Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) Kendisi'nin onları sevdiği, onların da Kendisi'ni sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. (Maide Suresi, 54)

    ... İşte sizin İlahınız bir tek İlah'tır, artık yalnızca O'na teslim olun. Sen alçak gönüllü olanlara müjde ver. (Hac Suresi, 34)

    İncil

    Her zaman alçak gönüllü, yumuşak huylu ve sabırlı olun. Birbirinize sevgiyle, hoşgörüyle davranın. (Pavlus'un Efeslilere Mektubu, 4: 2)

    Yine de bize daha çok lütfeder. Bu nedenle Yazı şöyle diyor: "Tanrı kibirlilere karşıdır, ama alçak gönüllülere lütfeder." (Yakub'un Mektubu, 4: 6)

    Tevrat

    Dinleyin, ve kulak verin; kibirli olmayın; çünkü RAB söyledi. (Yeremya, 13: 15)

    ...RAB'BİN hükümlerini yapmış olan dünyanın bütün alçak gönüllüleri, RAB'Bİ arayın; salâhı arayın, alçak gönüllülüğü arayın... (Tsefanya, 2: 3)

    • Dünyada kibirlenenler Allah katında küçük düşecektir:

    (Allah:) "Öyleyse oradan in, orada büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin." (A’raf Suresi, 13)

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin." (İsra Suresi, 37)

    "İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez." (Lokman Suresi, 18)

    İncil

    Aranızda en üstün olan, diğerlerinin hizmetkârı olsun. Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir. (Matta, 23: 11-12)

    Tevrat

    Övünen adamlara dedim: Övünmeyin; Ve kötülere: Boynunuzu kaldırmayın; Boynuzunuzu yukarı kaldırmayın; Dik başla söylemeyin. Çünkü ne Güneşin doğduğu yerden, ne battığı yerden, Ne de dağlar çölünden yükselme gelir. Ancak hâkim olan Allah'tır. Birini alçaltır ve birini yükseltir. (Mezmurlar, 75: 4-7)

    Kavminin arasında çekiştiricilik edip gezmeyeceksin... (Levililer, 19: 16)

    • Boş konuşmalardan yüz çevirmelidir:

    'Boş ve yararsız olan sözü' işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: "Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz" derler. (Kasas Suresi, 55)

    Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir. (Furkan Suresi, 72)

    İncil

    Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan ve içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır. Bazı kişiler bunlardan sapmış ve boş konuşmalara dalmışlardır. (Pavlus'un Timoteos'a 1. Mektubu, 1: 5-6)

    Akılsızca tartışmalar ve soy ağacı didişmelerinden, Kutsal Yasa ile ilgili çekişme ve kavgalardan sakın. Bunlar yararsız ve boş şeylerdir. (Pavlus'un Titus'a Mektubu, 3: 9)

    Bayağı ve boş sözlerden sakın. Çünkü bunlara dalanlar Tanrısızlıkta daha da ileri gidecekler. (Pavlus'un Timoteos'a 2. Mektubu, 2: 16)

    Tevrat

    Hikmetli adamın ağzının sözleri lâtiftir; fakat akılsızın dudakları kendini yutar. Ağzının sözlerinin başlangıcı akılsızlıktır; ve sözünün sonu kötü deliliktir. Ve akılsız adam sözü çoğaltır; fakat ne olacağını kimse bilmez... (Vaiz, 10: 12-14)

    • Boş tartışmalara girmemelidir:

    Ayetlerimiz konusunda ‘alaylı tartışmalara dalanlar’, onlar bir başka söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir… (En’am Suresi, 68)

    ... İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır. (Kehf Suresi, 54)

    Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir. (Zuhruf Suresi, 58)

    İncil

    Saçma ve cahilce tartışmalara girmeyi reddet. Bunların kavga doğurduğunu bilirsin. (Pavlus'un Timoteos'a 2. Mektubu, 2: 23)

    Akılsızca tartışmalar ve soy ağacı didişmelerinden, Kutsal Yasa ile ilgili çekişme ve kavgalardan sakın. Bunlar yararsız ve boş şeylerdir. (Pavlus'un Titus'a Mektubu, 3: 9)

    Rab'bin kulu kavgacı olmamalı. Tersine, herkese karşı sevecen ve öğretmeye yetenekli olmalı, haksızlıklara sabırla dayanmalı. Kendisine karşı olanları yumuşak huyla yola getirmeli. Gerçeği anlamaları için Tanrı belki de onlara bir tövbe yolu açar. (Pavlus'un Timoteos'a 2.. Mektubu, 2: 24-25)

    • İnsanları en güzel şekilde ve sabırla uyarmak, yumuşak davranmak etkilidir:

    Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.(Nahl Suresi, 125)

    Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 159)

    Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın. Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin. (Ğaşiye Suresi, 21-22)

    İncil

    ... Tanrı sözünü duyur. Zaman uygun olsun olmasın, bu görevi sürdür. İnsanları tam bir sabırla eğiterek ikna et, uyar, isteklendir. (Pavlus'un Timoteos'a 2. Mektubu, 4: 1-2)

    Yaşlı adama çıkışma, böylesine babanmış gibi öğüt ver. Genç erkeklere kardeşlerinmiş gibi, yaşlı kadınlara annenmiş gibi, genç kadınlara da tam bir yürek temizliğiyle kız kardeşlerinmiş gibi öğüt ver. (Pavlus'un Timoteos'a 1. Mektubu, 5: 1-2)

    İmanlılara, yöneticilerle yönetimlere bağlı olmaları, söz dinlemeleri ve iyi olan her şeyi yapmaya hazır olmaları gerektiğini hatırlat. Kimseyi kötülemesinler. Kavgacı değil, uysal olsunlar. Tüm insanlara her zaman yumuşak davransınlar. (Pavlus'un Titus'a Mektubu, 3: 1-2)

    Kardeşler, eğer biri suç işlerken yakalanırsa... böyle birini yumuşak ruhla yola getirin. Siz de ayartılmamak için kendinizi kollayın. (Pavlus'un Galatyalılara Mektubu, 6: 1)

    Ağzınızdan hiç kötü söz çıkmasın. İşitenler yararlansın diye, ihtiyaca göre, başkalarının gelişmesine yarayacak olanı söyleyin. (Pavlus'un Efeslilere Mektubu 4:29)

    • Kötülüğü iyilikle defetmelidir:

    İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. (Fussilet Suresi, 34)

    Ve onlar, Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Ra'd Suresi, 22)

    İncil

    Kötülüğe kötülükle, sövgüye sövgüyle değil, tersine kutsamayla karşılık verin. Çünkü kutsanmayı miras almak üzere çağrıldınız. (Petrus'un 1. Mektubu, 3: 9)

    ... Boş gezenleri uyarın, yüreksizleri cesaretlendirin, güçsüzlere destek olun, herkese karşı sabırlı olun. Sakın kimse kötülüğe kötülükle karşılık vermesin. Birbiriniz ve tüm insanlar için her zaman iyiliği amaç edinin." (Pavlus'un Selaniklilere 1. Mektubu, 5: 14-15)

    • Nefsimize yönelik kusurları affetmelidir:

    Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nur Suresi, 22)

    Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Al-i İmran Suresi, 134)

    Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan, insanın açıkça bir düşmanıdır. (İsra Suresi, 53)

    İncil

    Böylece Tanrı'nın kutsal ve sevgili seçilmişleri olarak yürekten sevecenliği, iyiliği, alçak gönüllülüğü, sabır ve yumuşaklığı giyinin. Birbirinize hoşgörülü davranın. Eğer birinizin ötekinden bir şikâyeti varsa, Rab'bin sizi bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın. (Pavlus'un Koloselilere Mektubu, 3: 12-13)

    Tevrat

    Sefihin öfkesi hemen belli olur; fakat basiretli adam utancı örter. (Süleyman'ın Meselleri, 12: 16)

    Çabuk öfkelenen akılsızlık eder... (Süleyman'ın Meselleri, 14: 17)

    Geç öfkelenen adamın anlayışı çoktur; fakat dar ruhlu adam sefaheti üstün tutar. (Süleyman'ın Meselleri, 14: 29)

    • Başkasına iyiliği emrederken kendini düzeltmeyi unutmamak gerekir:

    Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz Kitab'ı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız? (Bakara Suresi, 44)

    İncil

    Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği fark etmezsin? Senin gözünde mertek varken nasıl olur da kardeşine 'İzin ver de gözündeki çöpü çıkarayım' dersin? Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün. (Matta, 7: 3-5)

    Bu gibi şeyleri yapanları yargılayan, ama aynısını yapan ey adam, Tanrı'nın yargısından kaçabileceğini mi sanıyorsun? (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 2: 3)

    • İnşaallah, "Allah dilerse yapacağım" demelidir:

    Hiçbir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme. Ancak: "Allah dilerse" (inşaAllah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir." (Kehf Suresi, 23-24)

    İncil

    Dinleyin şimdi, "Bugün ya da yarın filan kente gideceğiz, orada bir yıl kalıp ticaret yapacağız ve para kazanacağız" diyen sizler, yarın ne olacağını bilmiyorsunuz. Yaşamınız nedir ki? Kısa bir süre görünen ve sonra kaybolan bir buğu gibisiniz. Bunun yerine, "Rab dilerse yaşayacağız, şunu şunu yapacağız" demelisiniz. (Yakub'un Mektubu, 4: 13-15)

    • Selam vermek barış ve berekettir:

    ... Evlere girdiğiniz vakit, Allah tarafından kutlu, güzel bir yaşama dileği olarak birbirinize selam verin... (Nur Suresi, 61)

    İncil

    O'nun evine girerken, evdekilere esenlik dileyin. (Matta, 10: 12)

    Korkmamak ve hüzne kapılmamak iman olgunluğuna işarettir:

    Ki onlar (o peygamberler) Allah'ın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah’ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 39)

    Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten, onun bize karşı 'taşkın bir tutum takınmasından' ya da 'azgın davranmasından' korkuyoruz." Dedi ki: "Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim; işitiyorum ve görüyorum."   (Taha Suresi, 45-46)

    Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel Vekil'dir" diyenlerdir. Bundan dolayı, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Ben'den korkun.(Al-i İmran Suresi, 173-175)

    İncil

    Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, size ne mutlu! İnsanların "korktuklarından korkmayın ve telaşlanmayın." (Petrus'un Birinci Mektubu, 3: 14)

    Tevrat

    Kuvvetli olun ve yürekli olun, korkmayın ve onların yüzlerinden yılmayın, çünkü seninle beraber yürüyen Allah'ın Rab'dir, seni boşa çıkarmaz ve seni bırakmaz. (Tesniye, 31: 6)

    Ve senin önünde yürüyen Rab'dir. O seninle olacak, seni boşa çıkarmaz ve seni bırakmaz, korkma ve yılgınlığa düşme. (Tesniye, 31: 8)

    Güçlü ve yürekli olun! Asur Kralı'ndan ve yanındaki büyük ordudan korkmayın, yılmayın. Çünkü bizimle olan, onunla olandan daha üstündür. (II. Tarihler, 32: 7)

    • Allah korkusu ve güzel ahlak önemlidir:

    Ey Ademoğulları! Biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size 'süs kazandıracak bir giyim' indirdik (var ettik). Takva ile kuşanıp-donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler. (Araf Suresi, 26)

    İncil

    (Ey kadınlar) Süsünüz, örgülü saçlar, altın takılar ve güzel giysiler gibi, dıştan olmasın. Gizli olan iç varlığınız, sakin ve yumuşak bir ruhun solmayan güzelliğiyle sizin süsünüz olsun. Bu, Tanrı'nın gözünde çok değerlidir. (Petrus'un Birinci Mektubu, 3: 3-4).

    Tevrat

    ... Allah'tan kork, ve O'nun emirlerini tut; çünkü insanın bütün vazifesi budur. Çünkü iyi olsun kötü olsun, her gizli şeyle beraber her işi Allah hükme götürecektir. (Vaiz, 12: 13-14)

    • Yalandan kesinlikle vazgeçmelidir:

    ... Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan kaçının, yalan söz söylemekten de kaçının. (Hac Suresi, 30)

    İncil

    Bunun için yalanı üzerinizden sıyırıp atın... (Pavlus'un Efeslilere Mektubu, 4: 25)

    Tevrat

    Çalmayacaksınız; ve hile ile davranmayacaksınız ve birbirinize yalan söylemeyeceksiniz." (Levililer, 19: 11)

    Yalan haber taşımayacaksın; haksız şahit olmak için kötüye el vermeyeceksin. Kötülük için çokluğun peşinde olmayacaksın; ve bir davada adaleti bozmak için çokluğun ardınca saparak söylemeyeceksin. (Çıkış, 23: 1-2)

    • Gönderilen elçileri kıskanmak ve karşı çıkmak cehalettir:

    "Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır. (Sad Suresi, 8)

    Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)

    ... "Bu Kur'an, iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?" (Zuhruf Suresi:31)

    İncil

    Sept günü olunca İsa havrada ders vermeye başladı. Söylediklerini işiten birçok kişi şaşıp kaldı. "Bu adam bunları nereden öğrendi?" diye soruyorlardı. "Kendisine verilen bu bilgelik nedir? Nasıl böyle mucizeler yapabiliyor? Meryem'in oğlu, Yakup, Yose, Yahuda ve Simun'un kardeşi olan marangoz değil mi bu? Kız kardeşleri burada, aramızda yaşamıyor mu?" Ve gücenip onu reddettiler. (Markos, 6: 2-3)

    İman etmek için mucize istemek şeytanın hilesidir:

    İnkâr edenler derler ki: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya." Sen, yalnızca bir uyarıcısın ve her topluluk için bir hidayet önderisin. (Ra'd Suresi, 7)

    Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız." "Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın. Veya öne sürdüğün gibi, gökyüzünü üstümüze parça parça düşürmeli ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza (şahid olarak) getirmelisin." “Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız." De ki: "Rabbimi yüceltirim; ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım?" (İsra Suresi, 90-93)

    İncil

    O zaman İsa adama, "Sizler, belirtiler ve harikalar görmedikçe iman etmeyeceksiniz" dedi (Yuhanna: 4: 48).

    Bunun üzerine, "Görüp sana iman etmemiz için nasıl bir mucize yaratacaksın? Ne yapacaksın?" dediler. (Yuhanna, 6: 30)

    • Peygamberlere ve elçilere iftira atmak, kâfirlerin adetidir:

    İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir. Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler. (Zariyat Suresi, 52-53)

    İncil

    Yakınları bunu duyunca, "Aklını kaçırmış" diyerek onu almaya geldiler. Kudüs'ten gelen din bilginleri ise, "Beelzebub onun içine girmiş" ve "Cinleri, cinlerin reisinin gücüyle kovuyor" diyorlardı. (Markos, 3: 21-22)

    • Peygamberler nefsü hevadan konuşmayan kimselerdir:

    Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir. Ona (bu Kur'an'ı)   üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir. (Necm Suresi, 2-5)

    "... Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım...." (Kehf Suresi, 82)

    İncil

    Ben kendiliğimden hiçbir şey yapamam. İşittiğim gibi yargılarım ve benim yargım adildir. Çünkü amacım kendi istediğimi değil, beni gönderenin istediğini yapmaktır. (Yuhanna, 5: 30)

    Böylece peygamberlerin sözleri bizim için daha da büyük kesinlik kazandı. Gün ağarıp sabahyıldızı yüreklerinizde doğuncaya dek, karanlık yerde ışık saçan çıraya benzeyen bu sözlere kulak verirseniz, iyi edersiniz. Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılarda bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insanın isteğinden kaynaklanmadı. İnsanlar Kutsal Ruh tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler. (Petrus'un İkinci Mektubu, 1: 19-21)

    Tevrat

    ... Onlar için kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım; ve sözlerimi onun ağzına koyacağım, ve ona emredeceğim her şeyi onlara söyleyecek. (Tesniye, 18: 18)

    Dünya hayatı geçicidir:

    Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi. (Ankebut Suresi, 64)

    Tevrat

    Senin önünde garibiz, yabancıyız atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir. (I. Tarihler, 29: 15)

    • İnkâr edenler kıyamet günü kör olarak haşredilecektir:

    Kim bunda (dünyada) kör ise, o, ahirette de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır.' (İsra Suresi, 72)

    ... Artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." (Taha Suresi, 124)

    Tevrat

    ... Ve insanlar üzerine sıkıntı getireceğim ve körler gibi yürüyecekler, çünkü RAB'be karşı suç işlediler... (Tsefanya, 1: 17)

    • Hesaba çekilme ve hak ettiğini görme kesindir:

    Gerçek şu ki, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir. (Hacc Suresi, 7)

    Yer düzlendiği, içinde olanları dışa atıp boşaldığı, ve 'kendi yaratılışına uygun Rabbine boyun eğdiği zaman. Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın. Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse, o, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek, ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır. Kimin de kitabı ardından verilirse, o da,   helak (yok olmay)ı çağıracak, çılgın alevli ateşe girecek. (İnşikak:3-12)

    Sur'a üfürüldü; böylece Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar. Yer, Rabbinin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında Hakk ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar. Her bir nefse yaptığının tam karşılığı verildi. O, onların işlediklerini daha iyi bilendir. (Zümer Suresi, 68-70)

    İncil

    Ve onlar mezarlarından çıkacaklar. İyilik yapmış olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar yargılanmak üzere dirilecekler. (Yuhanna, 5: 29)

    Tevrat

    Çünkü bütün milletler için RAB'BİN günü yakındır; ... sen nasıl ettinse, sana öyle edilecek; işlediğinin karşılığı kendi başına dönecek. (Obadya, 1: 15)

    • İnsan tek başına hesap verecektir:

    Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (bugün de) 'teker teker, yapayalnız ve yalın (bir tarzda)' Bize geldiniz ve size lütfettiklerimizi arkanızda bıraktınız. İçinizden, gerçekten ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçilerinizi şimdi yanınızda görmüyoruz. Andolsun, aranızdaki (bağlar) parçalanıp-koparılmıştır ve haklarında zanlar besledikleriniz sizlerden uzaklaşmıştır. (En’am Suresi, 94)

    İncil

    Böylece her birimiz kendi adına Tanrı'ya hesap verecektir. (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 14: 12)

    Allah herkese yaptığının karşılığını ödeyecektir:

    O gün sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılır. "Bugün yaptıklarınızla karşılık göreceksiniz." (Casiye Suresi, 28)

    Allah'a döneceğiniz günden sakının. Sonra herkese kazandığı eksiksizce ödenecek ve onlara haksızlık yapılmayacaktır. (Bakara Suresi, 281)

    İncil

    Tanrı, "herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir." Durmadan iyilik ederek yücelik, saygınlık ve ölümsüzlüğü arayanlara sonsuz yaşamı verecek. Ama bencil olanların, gerçeğe uymayıp haksızlığın peşinden gidenlerin üzerine gazap ve öfke yağdıracak. (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 2: 6-8)

    Tevrat

    Çünkü bütün milletler için RAB'BİN günü yakındır; ... sen nasıl ettinse, sana öyle edilecek; işlediğinin karşılığı kendi başına dönecek. (Obadya, 1: 15)

    • Dünyevi zenginlik ve mevkii, imanı olmayanlara fayda vermeyecektir:

    Şüphesiz inkâr edenler, onların malları da, çocukları da kendilerine Allah'tan (gelecek azaba karşı) hiçbir şey kazandırmaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar. (Al-i İmran Suresi, 10)

    Tevrat

    RAB'BİN gazap gününde gümüşleri de altınları da onları kurtaramayacak... (Tsefanya, 1: 18)

    Allah, insanlara süre tanıyıp, belirli bir vakte kadar ertelemektedir:

    Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler. (Nahl Suresi, 61)

    Senin Rabbin rahmet sahibi (ve) bağışlayıcıdır. Eğer, kazandıklarından dolayı onları (azabla) yakalasaydı, şüphesiz onlara azabı (bir an önce) çabuklaştırırdı. Hayır, onlar için bir buluşma zamanı vardır, onun dışında asla başka bir sığınak bulamayacaklardır. (Kehf Suresi, 58)

    İncil

    Bazılarının gecikmiş saydığı gibi Rab, vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü hiç kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor. (Petrus'un İkinci Mektubu, 3: 9)

    Gönderilen elçilere ve iman ehline, kâfirlerce zulüm edilmektedir:

    Andolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik. Onlara herhangi bir elçi gelmeye görsün, mutlaka onunla alay ederlerdi. (Hicr Suresi, 10-11)

    "Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de (elçilerin çağrısını) yalanlamışlardır. Elçiye düşen ise, yalnızca açık bir tebliğdir." (Ankebut Suresi, 18)

    Hani o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) en hayırlısıdır. (Enfal Suresi, 30)

    Mü'minler (düşman) birliklerini gördükleri zaman ise (korkuya kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resûlü’nün bize va’adettiği şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir." Ve (bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı. (Ahzab Suresi, 22)

    İncil

    Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Göklerin egemenliği onlarındır. Bana olan bağlılığınızdan ötürü insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşamış olan peygamberlere de böyle zulmettiler. (Matta, 5: 10-12)

    İnsanlardan sakının. Sizi mahkemelere verecekler, havralarında kamçılayacaklar. Hatta Ben'den ötürü valilerin ve kralların önüne çıkarılacaksınız. Böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz. (Matta:10:17-18)

    Elçileri içeri çağırtıp kamçılattılar ve İsa'nın adından söz etmemelerini buyurduktan sonra salıverdiler. Elçiler, İsa'nın adı uğruna hakarete layık görüldükleri için, Yüksek Kurul'un huzurundan sevinç içinde ayrıldılar. Her gün tapınakta ve evlerde ders vermekten ve Mesih İsa'yla ilgili müjdeyi yaymaktan geri kalmadılar. (Elçilerin İşleri, 5: 40-42)

    Tevrat

    Senden nefret edenleri utanç kaplayacaktır; Ve kötülerin çadırı yok olacak. (Eyüb, 8: 22)

    Allah yolunda hicret edip zulüm görenlerin mükâfatı yüksektir:

    Zulme uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz; ahiret karşılığı ise daha büyüktür. Bilmiş olsalardı. (Nahl Suresi, 41)

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cehd edenler (çaba harcayanlar) ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mü'min olanlar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır. (Enfal Suresi, 74)

    Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevap verdi: "Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp-çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah Katından bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah, karşılığın (sevabın) en güzeli O'nun Katındadır." (Al-i İmran Suresi, 195)

    İncil

    "Size doğrusunu söyleyeyim" dedi İsa, "Benim ve Müjde'nin uğruna evini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakıp da şimdi, bu çağda çekeceği zulümlerle birlikte yüz kat daha fazla eve, kardeşe, anneye, çocuğa, toprağa ve gelecek çağda sonsuz yaşama kavuşmayacak hiç kimse yoktur. (Markos, 10: 29-30)

    Bütün bunlar, Tanrı'nın adil yargısının bir belirtisidir. Sonuç olarak, uğrunda acı çektiğiniz Tanrı'nın egemenliğine layık sayılacaksınız. Tanrı adil olanı yapacak; size sıkıntı verenlere sıkıntı ile karşılık verecek, sıkıntı çeken sizleri ise bizimle birlikte rahatlatacaktır... (Pavlus'un Selaniklilere 2. Mektubu, 1: 5-8)

    • Gerçek iman edenlerin sayısı hep az olagelmiştir:

    Sen şiddetle arzu etsen bile, insanların çoğu iman edecek değildir. (Yusuf Suresi, 103)

    Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab'ın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen Hakk’tır. Ancak insanların çoğu iman etmezler. (Ra'd Suresi, 1)

    Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.' (En’am Suresi, 116)

    İncil

    Dar kapıdan girin. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır. (Matta, 7: 13-14)

    • Allah, iman edenleri özel olarak seçmiştir:

    Dedi ki: "Hamd Allah'ındır ve selam O'nun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?" (Neml Suresi, 59)

    İncil

    Ama biz, ey Rab'bin sevdiği kardeşler, sizler için her zaman Tanrı'ya şükran borçluyuz. Çünkü Tanrı sizi, Ruh'un aracılığıyla kutsal kılıp gerçeğe inanarak kurtulmanız için başlangıçtan seçti. (Pavlus'un Selaniklilere 2. Mektubu, 2: 13)

    Tevrat

    ... Allah'ın RAB Kendisi'ne hizmet etmek için, ve RAB'BİN ismi ile mübarek kılmak için onları seçti… (Tesniye, 21: 5)

    • Allah'ın iman edenlere lütfu geniştir:

    .... "Sen mü'min değilsin" demeyin. Asıl çok ganimet, Allah Katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu... (Nisa Suresi, 94)

    İncil

    İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir. (Pavlus'un Efeslilere Mektubu, 2: 8-9)

    Tevrat

    Sen sıkıntıda iken, ve bütün bu şeyler başına geldiği zaman, son günlerde Allah'ın RAB'BE döneceksin, ve O'nun sözünü dinleyeceksin; çünkü Allah'ın RAB çok acıyan Allah'tır; seni bırakmaz, ve seni helâk etmez, ve atalarına and ettiği onlarla olan ahdini unutmaz. (Tesniye, 4: 30-31)

    Dünyevi hiçbir iş, inananların Allah’ın rızasını aramalarını engellemeyecektir:

    (Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılâba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. (Nur Suresi, 37)

    İncil

    ... Tanrı'nın sözünü yayma işini bırakıp maddi işlerle uğraşmamız, doğru olmaz. (Elçilerin İşleri, 6: 2)

    • İman edenlerle birlikte olmak şereftir:

    Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme. (Kehf Suresi, 28)

    İncil

    ... Temiz yürekle Rab'be yakaranlarla birlikte doğruluğun, imanın, sevginin ve esenliğin ardınca koş. (Pavlus'un Timoteos'a 2. Mektubu, 2: 22)

    • İman edenlerin kardeşliği gerçektir:

    Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

    Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler... (Tevbe Suresi, 71)

    İncil

    Birbirinizi kardeşlik sevgisiyle, şefkatle sevin. Birbirinize saygı göstermekte yarışın. (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 12: 10)

    Tanrı'nın isteğini kim yerine getirirse, kardeşim, kız kardeşim ve annem odur. (Markos, 3: 35)

    • Allah'ın dinine sımsıkı sarılan amacına erişecektir:

    Kitab'a sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar, şüphesiz Biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz. (A’raf Suresi, 170)

    Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.(Zuhruf Suresi, 43)

    Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın... (Al-i İmran Suresi, 103)

    İncil

    O halde kardeşlerim, dayanın! İster sözle, ister mektupla olsun, size ilettiğimiz öğretilere sımsıkı tutunun. (Pavlus'un Selaniklilere 2. Mektubu, 2: 15)

    Hem başkalarını sağlam öğretiyle yüreklendirmek, hem de karşı çıkanları ikna edebilmek için imanlılara öğretilen güvenilir söze sımsıkı sarılmalıdır. (Pavlus'un Titus'a Mektubu, 1: 9)

    • İman edenlerin yaşamı ve ölümü Allah içindir:

    De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirim ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (En’am Suresi, 162)

    Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah’a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz." (Bakara Suresi, 156)

    İncil

    Hiçbirimiz kendimiz için yaşamayız, hiçbirimiz de kendimiz için ölmeyiz. Yaşarsak, Rab için yaşarız; ölürsek, Rab için ölürüz.. (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 14: 7-8)

    • Ataların dinine ve geleneklere uymak geçersizdir:

    Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)

    İncil

    Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan geleneğine uyuyorsunuz. İsa onlara ayrıca şunu söyledi: "Kendi geleneğinizi sürdürmek için Tanrı buyruğunu bir kenara itmeyi ne de güzel beceriyorsunuz! (Markos, 7: 8-9)

    Tevrat

    Sözlerimi dinlemek istemeyen atalarının fesatlarına döndüler; ve başka ilâhlara kulluk etmek için onların ardınca gittiler... (Yeremya, 11: 10)

    • Dinde fırkalara ayrılmak şeytan işidir:

    O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı)... (Şura Suresi, 13)

    (O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır. (Rum Suresi, 32)

    Kitap Ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar. (Beyyine Suresi, 4)

    Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

    İncil

    ... Hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşüncede ve aynı yargıda birleşin. (Pavlus'un Korintlilere Birinci Mektubu, 1: 10)

    • İnsanın yaratılışı hikmetlidir:

    Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.(Mü'minun Suresi, 12-14)

    Tevrat

    Senin ellerin her yanımdan bana şekil verdi, beni yarattı...   Sen balçık gibi bana şekil verdin... Bana deri ve et giydirdin, ve kemiklerle ve sinirlerle beni ördün. (Eyüb, 10: 8-11)

    Allah'ın Ruhu beni yarattı, Ve Kadir'in soluğu beni diriltti. (Eyüp, 33: 4)

    İşte, ben de senin gibi Allah'ın kuluyum; Ben de balçıktan teşkil olundum. (Eyüp, 33: 6)

    • Nefis daima kötülüğü emretmektedir:

    Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. (Şems Suresi, 7-9)

    ... Nefisler ise 'kıskançlığa ve bencil tutkulara' hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız, şüphesiz, Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 128)

    Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir... (Yusuf Suresi, 53)

    İncil

    Bu nedenle bedenin tutkularına uymamak için günahın ölümlü bedenlerinizde egemenlik sürmesine izin vermeyin. (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 6: 12)

    Benliğin işleri açıktır. Bunlar cinsel ahlaksızlık, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgınca eğlenceler ve benzeri şeylerdir. Sizi daha önce uyardığım gibi yine uyarıyorum, böyle davrananlar Tanrı'nın Egemenliğini miras alamayacaklar." (Pavlus'un Galatyalılara Mektubu, 5: 19-21)

    İsa şöyle devam etti: "İnsanı kirleten, insanın içinden çıkandır. Çünkü kötü düşünceler, cinsel ahlaksızlık, hırsızlık, cinayet, zina, açgözlülük, kötülük, hile, sefahat, kıskançlık, iftira, kibir ve akılsızlık içten, insanın yüreğinden kaynaklanır. Bu kötülüklerin hepsi içten kaynaklanır ve insanı kirletir." (Markos, 7: 20-22)

    • Kötü ahlak özellikleri nelerdir?

    Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık, alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan), hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkâr, zorba -saygısız, sonra da kulağı kesik; mal (servet) ve çocuklar sahibi oldu diye, kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır" diyen. (Kalem Suresi, 10-15)

    Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır. (Meryem Suresi, 59)

    İncil

    Her türlü haksızlık, kötülük, açgözlülük ve kinle doldular. Kıskançlık, öldürme hırsı, çekişme, hile ve kötü niyetle doludurlar. Dedikoducu, yerici... Küstah, kibirli, övüngen, kötülük üreten, ana baba sözü dinlemeyen, anlayışsız, sözünde durmaz, sevgiden yoksun ve acımasız insanlardır. (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 1: 29-31)

    Tevrat

    Ve ataları gibi inatçı ve âsi, yüreğini pekiştirmemiş, ve ruhu Allah'a sadakatsiz bir nesil olmasınlar. (Mezmurlar, 78: 8)

    Fakat bu adam, zorbalık eden, kan döken, ve bunlardan birini işleyip o vazifelerden hiçbirini yapmayan, ancak dağların üzerinde yiyen, ve komşusunun karısını murdar eden, düşküne ve yoksula haksızlık eden, soygunculuk eden, rehini geri vermeyen, ve gözlerini putlara kaldıran, mekruh şeyi yapan. (Hezikiel, 18: 10-12)

    Hilekârların düşüncelerini bozar, ve düzenlerini elleri yapamaz. Hikmetlileri kendi hilelerinde yakalar; ve eğrilerin öğüdü hemen yıkılır. (Eyüb, 5: 12, 13)

    • Göz, kalp ve kulaklar duyarsızlaşabilir:

    Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz." (Fussilet Suresi, 5)

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azab onlaradır. (Bakara Suresi, 7)

    Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa Biz, onu kavrayıp anlamalarına (bir engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık. Onlar, hangi 'apaçık-belgeyi' görseler, yine ona inanmazlar. Öyle ki, o inkâr etmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek: "Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir" derler. (En’am Suresi, 25)

    Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (A’raf Suresi, 179)

    İncil

    Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı, kulakları ağır işitir oldu. Gözlerini de kapadılar. Öyle ki, gözleri görmesin, kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın ve Bana dönmesinler. Dönselerdi, onları iyileştirirdim. (Matta, 13: 15)

    Gözleriniz olduğu halde görmüyor musunuz? Kulaklarınız olduğu halde işitmiyor musunuz?.. (Markos, 8: 18-19)

    Bu halka gidip şunu söyle: Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız, bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz. Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı, kulakları ağır işitir oldu. Gözlerini de kapadılar. Öyle ki, gözleri görmesin, kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın, ve Bana dönmesinler... (Elçilerin İşleri, 28: 26-27)

    • İnkârcıların kendilerini akıllı sanmaları bir aldanıştan ibarettir:

    Ve (yine) kendilerine: "İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin" denildiğinde: "Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?" derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler. (Bakara Suresi, 13)

    İncil

    Akıllı olduklarını iddia ederken akılsız olup çıktılar. (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 1: 22)

    İman etmeyenler bir nevi pisliktir:

    Allah'ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkânı) yoktur. O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar. (Yunus Suresi, 100)

    İncil

    Bunun için Allah kendi aralarında bedenleri rezil olsun diye, yüreklerinin şehvetleri içinde onları pisliğe teslim etti... (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 1: 24)

    • Kur’an’a ve İslam’a uymayanları dost edinmemelidir:

    Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve Elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları Kendi'nden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 22)

    Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir. (Mümtehine Suresi, 9)

    İncil

    Ama kardeş olarak tanınan biri ahlaksız, açgözlü, putperest, sövücü, ayyaş ya da soyguncu ise onunla arkadaşlık etmemenizi, böylesiyle yemek bile yememenizi şimdi size yazıyorum. (Pavlus'un Korintlilere Birinci Mektubu, 5: 11)

    Aranızda hiçbir cinsel ahlaksızlık, pislik ya da açgözlülük anılmasın bile. Kutsallara yaraşmaz bu... Hiç kimse sizi boş sözlerle aldatmasın. Bu şeylerden ötürü Tanrı'nın gazabı söz dinlemeyenlerin üzerine gelir. Onun için böyleleriyle oturup kalkmayın. (Pavlus'un Efeslilere Mektubu, 5: 3, 6-7)

    Allah katında bir gün, saymakta olduğumuz bin yıl gibidir:

    Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah, va'adine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin Katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. (Hacc Suresi, 47)

    İncil

    ... Rab'bin gözünde bir gün bin yıl ve bin yıl bir gün gibidir. Bazılarının gecikmiş saydığı gibi Rab, vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü hiç kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor. (Petrus'un İkinci Mektubu 3:8-9)

    • Hiç kimse başkasının günah yükünü yüklenmeyecektir:

    Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiçbir topluma) azap edecek değiliz. (İsra Suresi, 15)

    Tevrat

    Suç işleyen can, ölecek olan odur; babanın fesadını oğul taşımaz, ve oğlun fesadını baba taşımaz; salihin salâhı kendi üzerinde olur, kötünün kötülüğü de kendi üzerinde olur. (Hezekiel, 18: 20)

    İnsanlar kendi elleriyle yaptıkları kötülükler nedeniyle ceza görmektedir:

    Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır. (Allah,) Çoğunu da affeder. (Şura Suresi, 30)

    Tevrat

    Başımıza gelenlere yaptığımız kötülükler ve büyük suçumuz neden oldu. Sen, ey Tanrımız, bizi hak ettiğimizden daha az cezalandırdın ve bize sürgünden kurtulan böyle bir azınlık bıraktın. (Ezra, 9: 13)

    • Tevekkül ve teslimiyet, huzur vesilesidir:

    Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi 'yapayalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, O'ndan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler. (Al-i İmran Suresi, 160)

    Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir topluluk, size ellerini uzatmaya yeltenmişti de, (Allah,) onların ellerini sizlerden geri püskürtmüştü. Allah'tan korkup-sakının. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler. (Maide Suresi, 11)

    Tevrat

    Kendisine Tanrı korkusunu öğreten Zekeriya'nın günlerinde Tanrı'ya yöneldi. RAB'be yöneldiği sürece Tanrı onu başarılı kıldı. (II. Tarihler, 26: 5)

    Bütün yüreğinle RAB'BE güven, ve kendi anlayışına dayanma... (Süleymanın Meselleri, 3: 5)

    Ey orduların RAB'Bİ, Sana güvenen adam ne mutludur! (Mezmurlar, 84: 12)

    Yolları doğrultmak Allah’a aittir:

    Yolu doğrultmak Allah'a aittir, kimi (yollar) ise eğridir. Eğer o dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi. (Nahl Suresi, 9)

    Tevrat

    Bütün yollarında O'nu tanı, O da senin yollarını doğrultur. (Süleyman’ın Meselleri, 3: 6)

    • Kıyamet günü mutlaka gerçekleşecektir:

    "Kıyamet günü ne zamanmış" diye sorar. Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,' Ay karardığı, Güneş ve Ay birleştirildiği zaman; insan o gün: "Kaçış nereye?" der. Hayır, sığınacak herhangi bir yer yok. (Kıyamet Suresi, 6-11)

    Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar kökünden sökülüp savrulduğu zaman, ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman(Mürselat: 8-11)

    "Şüphesiz, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim." (Taha Suresi, 15)

    Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Rabbimin Katındadır. Onun süresini O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O, size apansız bir gelişten başkası değildir." Sanki sen, ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar. De ki: "Onun ilmi yalnızca Allah'ın Katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler." (A’raf Suresi, 187)

    Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün; dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengârenk yün gibi olacak. (Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz. (Mearic Suresi, 8-10)

    Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman... (Rahman Suresi, 37)

    İncil

    Ama o günlerde, o sıkıntıdan sonra, Güneş kararacak, Ay ışığını vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek... (Markos, 13: 24-25)

    Dikkat edin, uyanık durun, dua edin. Çünkü o anın ne zaman geleceğini bilemezsiniz. (Markos, 13: 33)

    Kendinize dikkat edin! Yürekleriniz sefahat, sarhoşluk ve bu yaşamın kaygılarıyla ağırlaşmasın. O gün, üzerinize bir tuzak gibi aniden inmesin. Çünkü o gün bütün yeryüzünde yaşayan herkesin üzerine gelecektir. (Luka, 21: 34-35)

    ... O gün gökler büyük bir gürültüyle ortadan kalkacak, maddesel öğeler yanarak yok olacak, yer ve yeryüzünde yapılmış olan her şey yanıp bitecek. Her şey bu şekilde yok olacağına göre, sizin nasıl kişiler olmanız gerekir? Tanrı'nın gününü bekleyip o günün gelişini çabuklaştırarak kutsallık içinde yaşamalı ve Tanrı yolunu izlemelisiniz. O gün gökler yanarak yok olacak, maddesel öğeler şiddetli ateşte eriyecektir. (Petrus'un İkinci Mektubu, 3: 10-12)

    Tevrat

    ... RAB'BİN günü yakındır. Güneş ile Ay kararıyor, ve yıldızlar ışıklarını gizliyorlar... (Yoel, 3: 14-15)

    ... RAB'BİN günü yakındır; her şeye Kadir olan tarafından bir yıkım gibi geliyor. Bundan ötürü bütün eller gevşeyecek ve her insan yüreği eriyecek; ve şaşıracaklar; onları ağrılar ve elemler tutacak; doğuran kadın gibi ağrı çekecekler; şaşkın şaşkın birbirlerine bakacaklar; yüzleri alev yüzü. Memleketi çöl etmek için, ve onun içinden suçlu olanlarını helâk etmek için, işte, RAB'BİN günü, acımayan gün, gazapla ve kızgın öfke ile geliyor. Çünkü göklerin yıldızları, ve onların yıldız kümeleri ışıklarını vermeyecekler; Güneş; doğunca kararacak, ve Ay parlak ışığını vermeyecek. (İşaya, 13: 6-10)

    Ah o gün! Çünkü RAB'BİN günü yakın, ve her şeye Kadir olan tarafından bir yıkım gibi geliyor. (Yoel, 1:15)

    RAB'BİN büyük günü yakındır, yakındır ve çok çabuk geliyor, RAB gününün sesi! Yiğit orada acı acı bağırır. O gün gazap günüdür, sıkıntı ve darlık günü, harabiyet ve viranlık günü, karanlık ve karaltı günü, bulutlar ve koyu karanlık günü. (Tsefanya, 1: 14-15)























    Bu Haber 495 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS