Fransa'ya
ambargo ve boykot konusunda, vatandaşlarla Hükümet ayrı düşünüyor. Başbakan
Erdoğan'ın yasa kabul edilir edilmez açıkladığı yaptırımlar uzmanlar tarafından
yetersiz ve etkisiz olduğu gerekçesiyle eleştirilirken, şimdi de Ekonomi Bakanı
Zafer Çağlayan'ın 'ambargo yok' açıklaması 'Aman İsrail'e yapılan yaptırıma
benzemesin' endişesine yol açtı. Mavi Marmara saldırısından sonra İsrail ile
Türkiye arasındaki ticaret hacmi yüzde 35 artmıştı.
Fransız şirketlerini savundu
Ekonomiden
Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Suudi Arabistan'da yaptığı açıklama ile
herkesi şaşırttı. Fransa'ya karşı halk tarafından ambargo ve boykot çağrıları
yükselirken, Bakan Çağlayan'ın anlaşılmaz bir şekilde Fransız şirketlerini
savunması hayret uyandırdı. Öte yandan kamuoyunda şaşkınlığa neden olan bir
açıklama da, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dan geldi. Babacan, yasa
teklifinin geçmeyeceği konusunda Cumhurbaşkanı Gül'e ve Başbakan Erdoğan'a söz
verildiğini ancak bunun yerine getirilmediğini söyledi.
Sözde
soykırım inkârına para ve hapis cezası öngören yasayı kabul eden Fransa'ya
yönelik yaptırımlar konusunda kafalar iyice karıştı. Fransa'ya ambargo ve
boykotta, devlet ile sokaktaki vatandaş arasında tavır çatlağı oluştu. Başbakan
Erdoğan'ın yasa kabul edilir edilmez açıkladığı yaptırımlar zaten uzmanlarca
yetersiz ve etkisiz olduğu gerekçesiyle eleştirilirken, şimdi de Ekonomi Bakanı
Zafer Çağlayan'ın 'ambargo yok' açıklaması 'Aman İsrail'e yapılan yaptırıma
benzemesin' endişesine yol açtı Mavi Marmara saldırısından sonra İsrail ile
Türkiye arasındaki ticaret yüzde 35 artmıştı.
Çağlayan'dan garip açıklama
Ekonomi
Bakanı Zafer Çağlayan, Suudi Arabistan'ta yaptığı açıklama ile herkesi
şaşırttı. Tarihsel husumetle hareket eden ve kendi çıkarları için haksız yere
bir millete iftira atan Fransa'ya karşı halk tarafından ambargo ve boykot
çağrıları yükseltilirken, Bakan Çağlayan'ın anlaşılmaz bir şekilde Fransız
şirketlerini savunması hayret uyandırdı. Toplumun her kesiminden Fransız
ürünlerine yönelik boykot dalga dalga yayılırken Çağlayan, Fransa'ya
Türkiye'nin herhangi bir ambargo ya da ticarette kısıtlamasının söz konusu
olmadığını söyledi. Çağlayan, "Türkiye'de de Fransız yatırımları var.
Ülkemize güvenmiş tüm yatırımcılarımızın başımız üstünde yeri var, yeni
yatırımcı gelirse de başımız üstünde yeri var. Ancak milletimizin hassasiyeti
konusunda haksız bir konuda tepkisini dile getiriyoruz. Ülkemize yatırım
yaparak Türk ve Türkiyelileşmiştir" diye konuştu.
Başbakan ne demişti?
Bakan
Çağlayan'ın açıklaması, hükümetin aldığı yaptırım kararıyla ortaya çıkan
çelişkiyi de gözler önüne serdi. Fransa'yı her alanda sıkıştıracak ve aldığı
kararın yanlışlığını ortaya koyacak şekilde kararlar alınması beklenirken,
yaptırımların daha bir ilk hafta içinde askıya alacak şekilde bir davranış
sergilenmesi kamuoyunda büyük eleştiri konusu oldu. Halbuki Başbakan Erdoğan
haksız, isabetsiz diye şiddetle kınadığı Meclis kararının ardından, Fransa'ya
yönelik bir dizi ekonomik yaptırım kararını açıklamıştı. Bu yaptırımlar
arasında, başkan Zafer Çağlayan'ın Bakanlığı ile Fransa ekonomi
bakanlığı arasında yapılması planlanan 2012 Türkiye-Fransa ekonomik ve ticari
ortak komitesine katılmayacakları kararı da vardı. Başbakan ayrıca ikili
düzeyde gerçekleştirilen ekonomik, siyasi, askeri düzeyde seminer, gibi
faaliyetlerin de iptal edildiğini ifade ederek, AB Projeleri çerçevesinde
ülke eşleştirmelerinde Fransa ile ortak hiçbir projeye katılmayacaklarını
duyurmuştu.
Bize söz vermişlerdi
Öte
yandan kamuoyunda şaşkınlığa neden bir açıklama da, Başbakan Yardımcısı Ali
Babacan'dan geldi. Yasa teklifinin geçmeyeceği konusunda Cumhurbaşkanı Gül'e ve
Başbakan Erdoğan'a söz verildiğini ancak bunun yerine getirilmediğini söyleyen
Babacan, "Bu sözlerin verildiğini bizzat duydum. Siyasette söz çok
önemlidir. Hele hele bu devlet başkanı seviyesinde veriliyorsa bu devleti
bağlar, ülkeyi bağlar ama sorduğunuzda 'benim seçimim var' diyor" dedi.
İsrail gibi olmasın!
Mavi
Marmara saldırısından sonra özür ve tazminat şartı yerine getirilmediği için
İsrail'e karşı bir dizi yaptırım uygulamaya koyan Hükümet'in bir arpa boy yol
almadığı görülmüştü. Çünkü tüm yaptırımlara karşın, Ocak-Eylül 2011
döneminde İsrail'le gerçekleşen ticaret hacmi 2010'un aynı dönemine göre yüzde
35 arttığını gösteriyordu. Resmi rakamlara göre, 2011 Eylül- Ocak dönemine göre
İsrail'e yapılan ihracat 1 milyar 808 milyon dolar, oradan yapılan ithalat 1
milyar 569 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Karamollaoğlu: Tutarsız bir politika
Saadet
Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu, Fransa'ya karşı
yaptırımlar konusunda hükümetin tavrının tutarsız ve çelişkili olduğunu
vurgulayarak, ekonomisi ve dış politikası batının yörüngesinde olan bir yönetimin
zaten farklı bir anlayış ortaya koymasının mümkün olmadığını söyledi.
Karamollaoğlu, "Yaşanan bu durum hiç de şaşırtıcı değildir. Ekonomisi faiz
ve borçtan kurtulamayan, batıyla olan ticari ilişkileri sayesinde ayakta
durmaya çalışan bir yönetim, ekonomik yaptırımlarla nasıl sonuç alabilir?"
diye sordu.

28 Şubata Milli Bakış
Haberi Oku
ILIMLI İSLAM NE DEMEK? ETKİLERİ, TARAFTARLARI, TARAFTARLARININ OLAYLAR KARŞISINDAKİ TAVIRLARI
Haberi Oku
Batı sözden anlamıyor, onlara caydırıcı güç gerekiyor!
Haberi OkuMedine'de Büyük Elçilere Verdiği Konferanslar
Haberi Oku
Özel Harekat "Sizi Koruyamayız" Dediği Halde Siirt’e Gitti!
Haberi Oku
Bizzat şahid olduğum bir hatıramı, Hoca’mızı sevenlerle paylaşmak istiyorum.
Haberi Oku