• Safdirik Solcuların Sosyalist Devrimcileri  ve  “İYİ” İTTİHATÇILARIN SABATAİST DÖNMELERİ

    Safdirik Solcuların Sosyalist Devrimcileri ve “İYİ” İTTİHATÇILARIN SABATAİST DÖNMELERİ

    11 Eylül 2022

     
    | Devamı

    İkide bir, birtakım Darwinist solcuların Marx, Engels ve Lenin gibi komünistleri kutsamaları… Ve yine İttihatçı artıklarının Recep Tayyip’e oy ve itibar kazandıracağını bile bile, onu Abdülhamit Han’a benzetip, “İstibdat”cı diyerek sabataist dönmelere sahip çıkmaları… Acaba sadece Kur’an’ın Hukuk ve Adalet sistemine ve evrensel siyasetine düşmanlıklarının bir yansıması mıydı? Yoksa bu patavatsız politikalarının altında, İttihatçı masonlarla bir “GEN” yakınlığı da mı yatmaktaydı? Siyonist ve kapitalist Rothschild’lerle kuzen olan Karl Marx’ın, güya farklı ve aykırı kulvarlarda, ama aslında aynı şeytani planlara hizmet sunduklarını hâlâ kavrayamayan bu zavallılara hatırlatalım: Tanzimat’ı, Jön Türkleri ve İttihat Terakki’yi kullanıp Osmanlı’nın içten çözülmesine ve çökmesine yol açan Siyonist baronlar; önce İsrail’i, sonra Büyük İsrail’i kurmak hesapları yapmışlardı. Sultan Abdülhamit Han, işte bu şeytani planlarını 33 yıl engellediği için ona düşman olmuşlardı. Enver, Talat ve Cemal Paşalar da, aynı odakların maşalarıydı ve Enver’in Türkçülük kılıflı “Yahudi Hazar Devleti”ni canlandırma hayallerini bilmeden, yaşanan hıyanetleri algılamanız imkânsızdı!..

    Bu arada, birbirlerine karşıtmış sanılan, ama aynı bozuk düşünce yapısına sahip olan “Sağcı Türkçü”lerle, “Solcu düdükçü”lerin, İslam’a ve İslam davasına sadık şahıslara yönelik hücumlarda hep birbirlerine arka çıktıkları da dikkatlerden kaçmamaktaydı… Dinimize, tarihimize ve medeniyetimize duydukları kin ve nefret sebebiyle… Ve çok kirli ve hain projelerini engellemesi nedeniyle “Kızıl Sultan!..” diye karalamaya çalışan kiralık Ermeni dığalarından, münafık sabataist Yahudi cıfıtlarından ve Haçlı gâvurlarından çok daha aşağı ve bayağı bir tavırla Sultan Abdülhamit Han’a sataşan… Çok derin İslam ve Osmanlı düşmanlıklarını Sultan Abdülhamit üzerinden kusup duran Şeytanın Sözcü’sü Emin Çölaşan’larla Meral Hanımların çabaları ortaktı, çünkü çıbanları aynıydı!.. Bu nedenle HAZAR YAHUDİLİĞİ’ni ve bunların Türk Milliyetçiliğini nasıl istismar ettiklerini mutlaka bilmek lazımdı.

    (Yahudi) Hazar Devleti’nin yıkılışı

    650-965 yılları arasında Karadeniz’in kuzeyinde bugünkü Ukrayna topraklarından Hazar Denizi’nin doğusunda Kazakistan’a kadar uzanan bölgede, doğu ile batı arasındaki ticareti kontrol eden “Hazar” isimli büyük bir devlet yaşamıştı. Arthur Koestler’e göre Hazar Devleti, 740 yılında Yahudi inancını resmi din olarak kabul etmiştir.[1] Zannedildiği gibi Hazar Devleti tam bir Türk devleti değildi. Çünkü Hazarların hepsi Türk kökenli değildi. Halkın tamamı da Museviliği inanç olarak benimsememişti. Halk Müslüman, Hristiyan ve Putperestlerden oluşuyordu. Hazarların Kralı ve yönetici sınıfı Yahudi’ydi. Askerler ise büyük çoğunlukla Müslüman Türklerden oluşuyordu.[2] Hazar Devleti’nde yönetenle yönetilenin farklı inançta olduğu ikili bir yapı vardı. Yönetenler Yahudi, yönetilenler ise çoğunlukla başka etnik ve dini kimliğe sahip olan insanların oluşturduğu halk idi. Kudüs merkezli “Yahudi Krallığı Yehuda”  586'da Babil İmparatorluğu tarafından yıkılmıştı. Ondan sonra kurulan bağımsız bir Yahudi devleti olan “Hazar’ı” da 965 yılında Ruslar yıktı. Devlet yıkılınca birdenbire insanlar ortadan kaybolmadı. Yahudiler o dönemde de ticaretle ve parayla uğraştığı için bir kısmı ticaret yollarını takip ederek göç etti. Çoğunluk batıya gitti. Almanya içlerine kadar ulaştılar. Polonya ve Macaristan’ı Hazar Yahudilerinin kurduğu söylenir. Bir kısmı ise İpek Yolu’nu takip ederek Buhara ve hatta Afganistan’a yerleşti. Geride kalanlar Orta Asya’dan gelen Türk akınlarıyla kurulan “Altın Ordu” Devleti ve sonrasında Kırım Hanlığı’nda yaşamaya devam etti.

    Rusların Hazar Devleti’nden kalan toprakları kontrol altına alması zaman aldı. Rus Çarlığı topraklarını genişlettikçe bölgede kalan Yahudiler üzerindeki baskı artıyordu. Ruslar Yahudilerle beraber yaşamak istemiyor, onları yeni fethettikleri topraklardan sürüyordu. Rus İmparatorluğu, batıda Litvanya ve Polonya’nın bir kısmını ve güneyde Kırım’ı ele geçirdikten sonra dünyanın en büyük Yahudi nüfusunu kontrol eder olmuştu. Bu bölgede 5,2 milyon Yahudi yaşıyordu ve bölgenin ekonomisi, ticaretten üretime Yahudilerin tekelinde bulunuyordu.[3] II. Katerina, 1790 tarihinde İmparatorluğun batı kesiminde Baltık'tan Karadeniz'e uzanan “Pale” isimli bir yerleşim bölgesi ilan etti ve Yahudilerin bu bölgenin dışında yaşamalarını yasakladı. Pale bölgesi bugünkü Letonya, Litvanya, Polonya, Ukrayna, Moldova ve Rusya’nın bir kısmından oluşuyordu.[4] Çar I. Aleksandr (1821-1825) döneminde Yahudiler üzerindeki baskı daha da arttı, Yahudiler köylerden ve kırsal alandan uzaklaştırıldı ve tarımla uğraşmaları yasaklandı. (Belki de kasıtlı bir plan uygulanıyordu…) Böylece Yahudiler şehirlere doldu, işçi olmak ya da ticaretle ve el sanatlarıyla uğraşmaktan başka çareleri yoktu. I. Nikola (1825-1855) Yahudiler üzerine en kapsamlı hukuki düzenlemeleri getiren Çar’dır. 1835 yılında çeşitli antisemitik düzenlemeler yürürlüğe koyuldu. Bunun üzerine Yahudilere karşı yönelen pogromlarda artış oldu.[5] Pogrom kelimesi, Rusçada; “dinsel, etnik veya siyasi nedenlerle bir gruba karşı yapılan şiddet hareketleri” anlamına gelmektedir.



    ...



    MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..







    Bu Haber 108 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS