Sabah
gazeteye geldiğimde masamın üzerinde bir tomar zarf buldum her zamanki gibi. Bu
seferki zarf yığını biraz daha fazla. Belli ki, birçoğu yeni yıl tebriği. Yeni
yıl tebriklerinin çoğunu nerdeyse kimin bile gönderdiğine bakmaksızın çöp
kutusuna atmaya hazırlanırken, bir zarf dikkatimi çekti. Zarf, ebat olarak
diğerlerinden biraz büyük. Dahası postaya TBMM'den verilmiş. Genelde
milletvekillerinin yeni yıl tebriklerini Ankara gazetecilerine gönderdiğini
bildiğim için, İstanbul'a gelen bu tebrik merakımı biraz daha celbetti.
Zarfı
açar açmaz ilk tepkim "Bu da ne!" demek oldu. Şaşkına dönmüştüm.
Zarftan çıkan sıradan bir yeni yıl kartı değildi. Kimin gönderdiği artık daha
da önem taşımıştı bu kartı. Ama önce kartın kapağındaki şifreyi çözmem
gerekiyordu. Şifre diyorum çünkü sembollerle yazılmış iki kelime vardı.
Semboller benim açımdan bildik semboller. Ama sembollerin yan yana getirilmesiyle
yazılan kelimeler de en az semboller kadar mühimdi. Kelimenin ikincisini okumak
zor olmadı. "Tolerance". Ama birincisini hala tam anlamıyla
çözememiştim. Birkaç dakika sonra nihayet sembollerin birinci kelimesini de
okuyabildim: Coexist.
Mor bir zemin üzerine, sembollerle yazılmış
mesaj "Coexist Tolerance" idi.
Kartın kapağını araladım. "Yeni yılınız kutlu olsun" diyen Mevlüt
Çavuşoğlu idi. 6 dilde yazılmıştı yeni yıl tebriği. Malum Çavuşoğlu AKP Antalya
Milletvekili. Ama O, "Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı"
titrini kullanmıştı. Dış kapak mesajı "Coexist Tolerance" olan kartta
iç kapak mesajı olaraksa Hz. Mevlana'nın "Şefkat ve merhamette güneş gibi
ol. Hoşgörüde deniz gibi ol" sözüne yer verilmişti.
Verilmek istenen mesaj iki kelimeyle ve
sembollerle işlenmiş karta.
Coexist, bir arada var olmak, birlikte yaşam demek.
Tolerance ise hoşgörü.
Sadece iki kelime deyip geçmek de yanlış
olacak. Bu iki kelime yeni küresel oluşumun iki anahtar kavramı. Hafifletilmiş,
ılımlı, uyumlu ve uyuşturulmuş İslam projesinin de zeminini bu iki kelime
oluşturuyor. İslamı adeta hapseden Dinlerarası Diyalog çalışmalarının da temeli
bu iki kelime. Coexist ve Tolerance kavramları İslami bütün kavramları yerle
bir etmeye matuf kavram emperyalizminin, siyasi teslimiyetin de adeta kıblesi.
Sembollerle kurgulanan proje
Gelelim
şu sembollere. İslamın hilali, Museviliğin Magan David'i (Davud'un kalkanı),
Hıristiyanlığın haçı. Bu üç sembolü yan yana son zamanlarda çok gördük.
Dinlerarası Diyalog ve Medeniyetler İttifakı projelerinde ve bu projelerin
Dinler Bahçesi, Dinler Parkı uygulamalarında Hilal, Haç ve David'in
yıldızı/kalkanı hep yan yana bize sunuldu. İmamlar, hahamlar ve papazlar aynı
masa etrafında çokça gösterildi. Artık vaka-i adiyeden bu kareler. Kamuoyu
neredeyse bu görüntülere alıştırıldı, tepkisizleştirildi.
Diğer semboller daha da ilginç. Coexist
ve Tolerance kelimeleri yazılırken hilal, haç ve İsrail yıldızının yanına
barış, eşcinsel hakları, pagan, taoizm, wicca/Bahaiciliğin sembolleri de
konulmuş. Önce hak din diye Hilalin yanına haç ve David yıldızı konuluyor.
Şimdi de bunlara yenileri ekleniyor. Coexist'i (birlikte yaşam)
sembollerle ifade eden yazıların bütün dünyada küpelere, t-shirtlere,
bilekliklere, duvarlara işlendiğini, fotoğraflarla güçlendirildiğini görünce bu
akımın nasıl küreselleştirildiğini de görebiliyorsunuz.
İslamın hilaliyle eşcinsel hakları yanyana
Düşünebiliyor musunuz İslam'ın hilali ile gay
haklarının sembolü yan yana.
Başbakan Erdoğan haklı olarak PKK'yı anlatırken paganizme vurgu yapıyor, ama
AKPM Başkanı seçildiği zaman Türkiye'de nerdeyse bayram edilen AKP'li Mevlüt
Çavuşoğlu yeni yıl tebriğinde Coexist yazarken İslam hilali ile pagan sembolünü
birlikte kullanabiliyor.
Ezana, başörtüsüne, minareye tolerans yok
Gay
haklarının sembolünün kullanıldığı bir kavram diğer taraftan Hazreti
Mevlana'nın sözüyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor. İktidar partisine bunun
izahı var mı diye soracağım ama, son dönemde Türkiye'de AB'ye uyum adına
eşcinsellere dernek kurma hakkı verildiğini hatırlayınca bu soru
anlamsızlaşıveriyor kafamda.
Paganlarla birlikte yaşam, eşcinsellerle
birlikte yaşam, Taocularla birlikte yaşam, doğaya tapan neopaganist wiccanlarla
birlikte yaşam. Kim hoş görebilir böyle bir hezeyanı sayın Çavuşoğlu.
Başörtüsüne, ezana, minarelere tolerans göstermeyip yasaklayan, Efendimiz Hazreti
Muhammed (s.a.v)'e karikatürlerle saldıran bir Avrupa'yı görün artık. İsrail'in
bir inanç öğretisi adına yaptıklarını görün artık.
Hazreti Mevlana'nın
gay haklarına, paganizme, Taoculuğa, İsrail'in yaptıklarına, her fırsatta
Efendimiz (s.a.v)'e hakaret eden Batıya hoş görüyle bakabileceğini nasıl
düşünebilirsiniz!
Kime, neye hizmet ediyorsunuz Allah aşkına!
Bırakın bu Dinlerarası Diyalog safsatalarını.
Allah (c.c) indinde tek din İslam'dır.

28 Şubata Milli Bakış
Haberi Oku
ILIMLI İSLAM NE DEMEK? ETKİLERİ, TARAFTARLARI, TARAFTARLARININ OLAYLAR KARŞISINDAKİ TAVIRLARI
Haberi Oku
Batı sözden anlamıyor, onlara caydırıcı güç gerekiyor!
Haberi Oku
Bizzat şahid olduğum bir hatıramı, Hoca’mızı sevenlerle paylaşmak istiyorum.
Haberi Oku
KKTC CUMHURBAŞKANI SİYASİ DANIŞMANI PROF. DR. ATA ATUN : Prof. Ata Atun, " Ecevit'in hük ...
Haberi Oku
Sen biliyor musun baba... Siz namaz kılarken Erbakan geldi.
Haberi Oku