• OSMANLI İSLAM NİZAMI VE TÜRKLERİN ADALET MİZANI

    OSMANLI İSLAM NİZAMI VE TÜRKLERİN ADALET MİZANI

    06 Mart 2019

     
    | Devamı


    OSMANLI İSLAM NİZAMI

    VE

    TÜRKLERİN ADALET MİZANI

          

    Afganistan asıllı bir Müslüman olan Tamim Ensari, “İslam’ın Bakış Açısından DÜNYA TARİHİ” isimli bir kitap hazırlamıştı. Oysa peşinen belirtelim ki, bu kitaba; “Haçlı Batı gözüyle, bir Müslümana yazdırılan İSLAM TARİHİ” denmesi daha uygun olacaktı. ÇünküArnold Toynbee ve Hendrick Van Loon gibi Batılı tarihçilerin etkisiyle hazırlandığını kendisi de ağzından kaçırmıştı. (Bak: Sh: 11) “Hz. Peygamberimizin Hira mağarasındaki Hz. Cebrail’le muhatap olmasını “bir hayal yansıması” (Sh: 43) olarak yorumlamaktan,“Acaba Muhammed’in sözleri kendisine mi, yoksa Rabbine mi aitti?” (Sh: 54) şeklindeki kafa karıştırıcı çarpıtmalara; Peygamber Efendimizin 10 bin kişilik düzenli ve disiplinli bir orduyla ve yüksek strateji oyunlarıyla, ama kansız ve savaşsız teslim aldığı Mekke’nin,“Müşriklerce kendiliğinden bağışlandığını” (Sh: 56) iddia eden saptırmalarına kadar, bir sürü kasıtlı yanlışlıklar barındıran bu kitabına, kısa ve öz bir tenkit yazmamız lazımdı. Yazar, “İslam; Çin, Hindistan ve Batı Medeniyetinin bir öğesi ve özeti sayılır” (Sh: 427) diyerek münafık niyetini ve kiralık mahiyetini ortaya koymaktaydı.

    Tamim Ensari yer yer, Türklere yönelik özel hıncını da kusmaktaydı. “Filistin’in kontrolünü ele alan Selçuklu Türkleri (ve Selahaddin Eyyubi) başka din mensuplarına hiç de hoşgörülü davranmıyorlardı.” (Sh: 174) şeklinde iftiralar atmaktaydı. “Haçlıların, Anadolu Selçuklularına ve Ortadoğu Müslümanlarına yaptıkları zulümleri abartılı…” (Sh: 178) bulan yazarın, “vahşi ve gaddar Moğollarla Türkleri aynı soydan sayma” çabası (Sh: 190) mide bulandırıcıydı. “İslam tasavvufunu, Budizmin ve Hint felsefesinin devamı sayma”(Sh: 207), İran İslam Devrimi Lideri Ayetullah Humeyni’yi “zalim”likle suçlama (Sh: 409), İhvanı Müslimin’in ve Hamas’ın tamamını “Yahudileri katletme amaçlı bir terör harekâtı”(Sh: 413-414) gibi sunma çabaları, yazarın ayarını ve amacını ortaya koymaktaydı. Amerika ve Avrupa’yı (tüm Batı’yı); “Tanrıyı (ve kutsal kuralları) siyaset ve sistemin merkezine koyan Protestan dindarların kontrolünde olan, adil ve insancıl bir düzen uygulayan” (Sh: 421) modern ve medeni dünya(!) olarak tanımlamaktan utanmayan yazar, Amerika’nın Afganistan işgalini bir huzur ve demokrasi transferi olarak yorumlamaktan da sakınmamıştı. (Sh: 422)

    Yaklaşık 500 sayfalık bu kitapta yer yer, orijinal yaklaşımlara ve doğru yorumlara da rastlanmakta, ama genellikle Haçlı ve Siyonist Batı’nın İslam’a şaşı bakışını yansıtmaktaydı. Özellikle Osmanlı Devleti’yle ilgili saptama ve saptırmalarının satır satır yanıtlanması, ciltlerce yer kaplayacaktı. Bu nedenle cümleleri kendi içinde düzeltmek ve okurlarımıza doğru bilgiler halinde arz etmek daha uygun olacaktı.

    Osmanlı’nın ortaya çıkışı ve Medeniyet İnkılabı

    İlahi kaderin cilvesiyle, zalim Moğol Cengiz’in torunu Hülagü'nün, Bağdat'ı yıkıp geçtiği 1258 yılında, Anadolu'daki Türk kabilesinden, Kayı aşiretinden bir gazi ailesinde Osman adında bir çocuk dünyaya geliyordu. Osman'dan sonra gelenler, “Osmanlı” ya da Batılıların telaffuzuyla “Osmanlılar” olarak anılıyor ve sonunda çok güçlü bir imparatorluk doğuyordu. Batılıların ve yandaşlarının “imparatorluk” dediği, ama gerçekte İslam kaynaklı bir Barış ve Bereket Medeniyeti olan Osmanlı Devleti’nin temelini Osman Bey atıyor, onun kudretli iradesi ve ferasetli cesareti sayesinde, Anadolu'daki küçük emirlikler bu kutlu devlete katılıyordu. Ataları Orta Asya'nın bozkırlarında Moğollardan kaçıp gelen 400 kişilik yiğit ve adil bir göçebe kabilenin soyundandı. Onlar için, “Sarayları atlarıydı, tahtları evleri ve hazineleri heybeleriydi” diyenler haklıydı. Başkentleri, o gece nereye kamp kuruyorsa orasıydı. Aslında Osman Bey’in kendisinden sonrakilere bıraktığı miras, sadece kutlu bir sürecin başlangıcıydı. Savaş döneminde, adamlarını sınır boylarına getiriyor ve Hristiyan krallar ve tekfurlarla savaşarak, hem yöre halkına hem kendi toplumuna huzur ve adalet sağlıyor, hem de ganimet biriktiriyordu. Savaşmadığı "Tatil dönemi"nde ise kontrol sağladığı alanlarda güven ve hürriyet sağladığı tüm yerleşik köylüden ve Bizans’tan kat kat düşük ölçüde vergi topluyordu.


    MAKALENİN DEVAMI İÇİN: 

     

    http://www.millicozum.com/mc/duyurular/osmanli-islam-nizami-ve-turklerin-adalet-mizani














     

     

    Bu Haber 1118 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS