• MUTLAK VARLIK, GÖLGE VARLIK MESELESİ  ---"O'na benzeyen (hiç) bir şey yoktur."

    MUTLAK VARLIK, GÖLGE VARLIK MESELESİ ---"O'na benzeyen (hiç) bir şey yoktur."

    07 Aralık 2022

     
    | Devamı

    MUTLAK VARLIK, GÖLGE VARLIK MESELESİ

    ---"O'na benzeyen (hiç) bir şey yoktur." [1]

            

    Bu makalede, İslam tasavvufundaki "Varlığın Birliği-Vahdet-i Vücud" "Varlığa Şahitlik-Vahdet-i Şuhud" konuları ve bazı velilerin "Enel Hakk-Hakk benim!" sözleri gibi incelikler ele alınmaya ve değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu konular, Batı'da ve bizde çok değişik inanç ve görüş sahibi yazarlar tarafından işlenmesine rağmen, kanaatimizce, yaygın popüler görüşler doğru değildir ve bu konuların inceliklerini yansıtmaktan uzaktır ve yanlış anlaşılmalara sebep olmaktadır. Amacımız, bu hususlardaki temel bilgileri aktarmak, doğru bakış açısını ortaya koymak ve böylece, gerçeğe ulaşmak isteyenlere, yardımcı olmaktır. Konunun özü ve incelikleri, İslam kaynaklarından günümüz diliyle verilmeye çalışılmıştır... Söz konusu hususların çevresinde yapılan yanlış değerlendirmelerin ve ortaya koyulan eserlerin incelemesini ve eleştirisini yapmaktan ziyade; bu hususlardaki “doğru yaklaşımı” verebilmek hedeflenmiştir.

    Tasavvufî incelikleri ve İslami hikmetleri bilmeden "Varlığın Birliği", "Varlığa Şahitlik" gibi konuları ve bunları açıklayan kitapları tamamen anlamak imkânsızdır. Onun için, beyin kapasitesini aşan böyle hususlarda "kuru akıl"la değerlendirme yapma yanlışlığına düşmemek lazımdır. Söz (kaal) değil, "hal"den bahsedildiği için, bu tecrübeleri dile-söze dökmek kolay olmamaktadır. Tasavvuf büyüklerinin müthiş "halleri"ne nazaran çok basit kalan bazı "hallerimiz"i bile ifade edemediğimiz, dile dökemediğimiz göz önüne alındığında, bu "akıl ötesi" tecrübelerin "sır"rına biraz olsun yaklaşılabilir... Hatta dilimizdeki güzel tamlamalardan biri de "halden anlayan"dır. Ümit edilir ki, okuyucular da bu makalede bahsedilenleri "hal" olarak yaşamanın farkını takdir ederler ve halden anlarlar.

    Tasavvuf büyüklerinden birkaçının sözlerinden, bütün varlığın bir olduğu anlaşılabilmekte ise de bu haller birçoklarına cezbe ve sekr (manevi sarhoşluk) halinde, kendilerini yok bildikten sonra hâsıl olmaktadır. Kendilerini böyle yok bilmeleri, Allah'tan başka her şeyi unuttukları içindir.

    Bilgiler anlatılmak için harfler, sesler, semboller kullanılır. Bu harflerin, seslerin ve sembollerin anlatılan bilgi ve manalarla hiçbir benzerliği ve beraberliği yoktur. Şu var ki, onların aynası gibidirler. Bilgiler bunlarla meydana çıkar... "Bu harfler, sesler ve semboller bilgilerin kendileridir." denilemez. Burada kapsama veya beraberlik yoktur. Fakat anlamlar ile harfler, sesler ve semboller arasında; göstermek ve gösterilmek, anlatmak ve anlatılmak bakımından bir "bağlılık" vardır. Bu noktanın yazı boyunca gözden çıkarılmaması, okuyucuya çok yardımcı olacaktır.

    "VARLIK" KAVRAMI

    "Varlık" son derece kapsamlı bir kavramdır; "hayat" kavramı gibi geniş anlamlıdır. Bu yüzden nerede ve ne mana verildiği iyi anlaşılmalı ve ona göre yorumlanmalıdır.

    Varlık kavramını, zaman ve zaman muhtevası içinde imkân ve ihtimallere açılan -mümkün ve geçici olan- ve gerçekleşmelerle ortaya çıkan bütün "varlıklar" için veya kuşatıcı anlamda "varlık bütünü" kastıyla kullandığımız gibi; öncesi ve sonrası olmayan, zamanın ve varlığın kendisiyle var olduğu "Mutlak Varlık-Allah" kastıyla da kullanıyoruz. Bir de, zaman ve mekâna nispetle keyfiyetten uzak ve "Mutlak Varlık"a nispetle keyfiyet dairesine giren, "maddeyi aşan, maddeyi fıkırdatan ve en büyük özelliği, görülmez ve görünmez, bilinmez ve kavranmaz olan" ruh için... En genel haliyle "varlık" ikidir: Birisi, hakikatte var olan Mutlak Varlık-Allah’tır, ikincisi, gölge (zıl) gibi olan yaratılmışlardır. Yaratılmışlar da iki sınıftır: 1- Ölçülüp biçilebilir olanlar, 2- Ölçülüp biçilebilir olmayanlar. Buna göre varlık üçe ayrılır: "Halk Âlemi... Emr Âlemi... Zat Âlemi..."

    Halk Âlemi: Ölçülüp biçilebilir varlıklardır...

    Emr Âlemi: Halk âlemine nispetle her türlü keyfiyetten uzak ama Zat Âlemine nispetle keyfiyet dairesine giren, bölünme ve birleşme kabul etmez keyfiyet halindeki tecellilerdir. Örneğin; Ruh, Emr Âlemindendir. Mukaddes ölçü meali: "De ki, ruh Rabbimin emrindendir."

    Zat Âlemi: Görünür ve görünmez her türlü keyfiyetten uzaktır, O sanılan her şey, sadece O'na perde olup bir tecelli ve tezahür makamındadır. O, ötenin de ötesinde, sonsuz kere ötenin ötesinde olandır. Bütün varlıkların yaratıcısı "Mutlak Varlık"ın Zat ve sıfatlarını ifade eden Zat Âlemi... Mukaddes ölçü meali: "Biliniz ki, halk ve emr O'nundur." (A’raf: 54) ayetiyle açıklanmaktadır.

    Varlığın tükendiği bir sınır iddia etmek, varlığı yoklukla sınırlamak demektir... Bu, "yokluk varlığı kapsar" gibi çelişik bir hüküm değil midir?.. Bu hüküm, yokluğu üç boyutlu bir değer haline getirmez mi?.. Yok'un da bir var olduğunu bildikten sonra, varlık ve yokluk kavramlarının kullanıldığı yere göre manalandığını anlamak gerekir.



    ...



    MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..






    Bu Haber 100 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS